Sevgilerinize Sahip Çıkabilme Gücünü Bulmanız Dileğiyle…
“Anne ve babalarımızı seçemiyoruz”, böyle bir cümle kuruluyor sürekli. Peki ya onlar da bizi seçmek istemezler miydi acaba?
Sonuçta belki sadece bizim doğumumuzda başrolleri oynasalar da böyle bir hakları olmalı, değil mi?
Bunu hiç düşündük mü? Biz bunu yeterince anlayabiliyor muyuz?
O meçhul işte!
Ve bugün kurduğumuz cümlelerle bunun cevabını bir nebze de olsun bulacağız. Çünkü hepimiz yaşıyoruz bunu. Hayatımızın içinde var.
Anne ve babalarımız bizler yani çocukları için şunu yaptı, böyle fedakârlık yaptı, diye yazmak istemezdim. Bunlar her ne kadar gerçek olsa ve sizler de bunu farkında olsanız bile...
Evet, ülkemizde aile olmak, bir evi maddi ve manevi olarak çekip çevirmek bayağı zor ve meşakkat ister oldu. Bazen öyle yerlerde tıkanıp kalıyoruz ki, bu nasıl olur diyor insan, ama oluyor işte.
Ve yaşanan her olayı siz çocukların bizimle birlikte aynı anda, aynı mekânda anlayıp algılayabilmeleri çok zor.
Belki de gün gelecek, sizler de ancak yaşayınca anlayacaksınız... Akıp giden zaman nehri içinde aile sandalını dalgalara karşı yönetmeye çalışırken, gün gelecek kayalara çarpacaksınız, gün gelecek içinize soğuk sular dolacak, bizim gibi...
Hoş olmayan yanı, sizlerin yanında olan kavgalarımız bazı evlerde sürüp gidiyor tabiî ki. Ama insan öfke anında kendisini frenleyemiyor ki. O anda istenmese de ağzımızdan bazı sözler çıkıyor. Tamam hatalıyız... Biliyoruz bunları anlamanız çok zor. Anne ve baba olarak tek dileğimiz, bizi anlayacağınız zamanın sizlerin de başınıza geldiği zaman olmaması...
Ve anlamanızı istediğimiz bir şey var. Sizler yetişkin birer insan olduğunuzda sizler de eş olarak, anne veya baba olarak sevginizi böleceksiniz. Evet böleceksiniz...
Sizler bir an evvel büyümeye çalışırken bu o kadar çabuk gerçekleşiyor ki. Şaşıracaksınız. Ama bilin ki sizler de bu zaman diliminde aynen bizlerin yaşadığı evrelerden geçeceksiniz. Zamanı geldiğinde sizin de çocuklarınız aynı ergenliğe erişip evlenip çoluk, çocuğa karışacak ve işte o zaman sizin de evlatlarınızdan başkasına bölecek bir sevginiz kalmayacak.
İşte o zaman bizi anlayacaksınız. Umarım o güne kadar bizler için emir hak baki olmaz. Bunu kimse bilemez. Başımıza ne zaman neler geleceğinin bir garantisi yok. Ama bir an durup düşünsek, anne baba olmadan onlara hak vermek bu kadar zor mu?
Ben şimdiki neslin çok akıllı ve bilinçli olduğunu düşünüyorum.
Ayrılıklardan etkilenmemeleri elbette imkânsız ama o kadar normal karşılayanlar da var ki...
Unutulmaması gereken çok önemli bir konu daha var. Kendilerinde bir hayat hakkı gören gençlerimiz, nedense aynı hayat hakkını anne ve babaları için gösteremiyorlar. Evet, aynı sabrı göstermemekte direniyorsunuz. İçlerinden birisi muhakkak suçlu sizin gözünüzde. Belki de sizinle daha iyi iletişim kuranlar iyi, diğeri suçlu sizce...
Tabi burada yalnızca çocuklar değil ebeveynler de hata yapıyorlar. Onlarla konuşmak yerine sadece birbirlerini suçluyorlar. Bu durum onları suçlamanızda siz gençler için yeterli bir sebep teşkil ediyor.
Evde ki patırtılar eksilmiyor tabi doğal olarak. Genelde anne ve baba arasında tahammül sınırları zorlanıyor. Hele çocuklar da katılıyorsa bu kavgalara sonu gelmez suçlamalar birbirini kovalıyor.
Çok nadir de olsa anlaşılarak boşanma gerçekleşiyor. Ama ülkemizin gerçeklerinden biri olan sorunsuz boşanma, hemen, hemen imkânsız gibi. Belki hayat şartları, belki bireyler buna izin vermiyorlar.
Ama bilinen bir gerçek var. Bu olanlar sırasında elbette çocuklar çok yıpranıyor. Çocukların farkında olmadığı, olamadığı şey, anne ve babaların da haddinden fazla yıprandığı... Bu kararlar siz minicikken alınıyorsa tabi ki bunu anlamanız beklenemez. Fakat siz çocuklarımızın yetişkin birer birey olduğunda eminim o zaman daha farklı olacak. Bizleri daha iyi anlayabileceksiniz ama sanırım zamana ihtiyacı olacak. Bu zamanı senelere yaymak gerekmemeli. Bu anlayışı gösterebilmek her iki tarafın da hoşgörü sınırlarını zorlamamalı. Yani her iki taraf için, ebeveynleriniz ve siz çocuklar olarak, herkese iş düşüyor.
Ve emin olun geleceğe dair hiç birimizin garantisi yok. Yüce yaradan sormaz ki. En çok sevdiğin mi, yoksa daha az gördüğün, senin görmediğin ve sana ulaşmasına izin vermediğin mi, diye sormaz ki... Aniden bir gün gittiğinde onu bulamayabilirsin... Yanındakini de elinde tutamazsın.
Evet, bu zor hayat şartları içinde anne ve babalarımızın sevgi ve desteğine hepimizin ihtiyacı var. Ama göz ardı edilen de bir gerçek var ki onların da ( bizlerin yani ) siz çocuklarının desteğine ihtiyacı var. Aynen sevgisine ihtiyacı olduğu gibi... Bunu anlayıp kavrayabilmek önemli. Her ne yaşanmış olursa olsun, onları anlayabilmek önemli... Çünkü onlar bizim anne ve babamız... Sonuçta aynı şeyleri yaşamama garantiniz de yok. Kimse böyle bir garanti veremez. Güzel evlilikler gibi kötü yaşanmış evlilikler de olası.
İşte o zaman geldiğinde, aynen onların zamanında size baktıkları, sevdikleri, koruyup kolladıkları gibi, ihtiyaçları olduğunda ebeveynlerin yanlarında olabilmek önemli olan. Bunu başardığımız zaman kendimiz için ve gelecekteki yavrularınız için hayatta yapamayacağımız hiçbir şey olmayacak...
İnsan ne yaparsa, iyi de olsa kötü de olsa kendine yapıyor. Yeri geliyor, “Öfkeyle kalkıp zararla oturuyoruz.” Yeri geliyor, bazı badireleri zararsız atlatıyoruz. İşte burada hep bizim seçimlerimiz etken oluyor. Mutlu olmayı seçmek de elimizde, mutsuz olmayı seçmek de...
Sevmek en güzeli, en kıymetlisi, en ölçülmezi...
Ama asla sevilmeyi beklememek lazım...
Analar babalar severler, hem de çok severler. Çocukları onlar için hayatlarının eseridir. Eserlerine sahip çıkarlar. Ama bazen de hani bir çocuk elindekinin kıymetini bilmez ya, aynen öyle, çocuklarını en çok da onlar üzerler. İşte bu üzüntüleri affedebilmek, çocukların yapacağın en güzel şey olsa gerek...
Umarım sizler sevgilerinizi korumayı başarabilirsiniz…