Sevgili SenSevgili SenBilmem, Tehlikeli Oyunlar`daki Selim Amcayı hatırlar mısın. Hani onu terkeden karısını beklemek için istasyona giderdi hergün. Gelmeyecek birini beklemek için ve bile bile! İstasyona bakan meyhaneye oturur, bir ufak rakı açtırır, içinden karısının çıkmayacağını bildiği treni beklerdi. Tren gelince de bekleşen diğer insanlarla birlikte vagonlar arasında koşturur, telaşlı gözleriyle yolcuları tek tek süzer, kimbilir hangi aksilik yüzünden o gün gelememiş olmasının yarattığı hüzünle üzgün, tek başına evine dönerdi.Bence Oğuz Atay`ın en büyük tutunamayanı bu adamdı. Hatırlarsan hikayeler de yazmıştı bir zamanlar Selim Amca. Hatta bayağı kaptırmıştı kendini bu işe. Sonra ne oldu biliyorsun, tavan arasındaki tozlu bir sandıkta tıkıldı kaldı yıllarca hikayeler. Yalnızca çok sevdiği insanlara arasıra bu hikayelerden bahseder oldu... Bunları sana şunun için yazıyorum: Bir zamanlar yazdığı o hikayelerden bahsederken Selim Amcanın yüzünde beliren anlatımı unutamadım hiçbir zaman. Oğuz Atay bahsetmiyordu ama aynadaki yüzüm kadar net görebiliyorum o adamın yüzünü. İğrenç, yapışkan bir gülümseme, "Hay Allah biz de bir zamanlar bir şeyler yapmışız." bakışı, kendi çocuğundan bahseden bir babanın birdenbire aptallaşan suratına benzeyen bir yüz... Bu biraz da mahalledeki abilerin gençlik maceralarını anlatırken kapıldıkları heyecanı hatırlattı bana. Gözlerindeki ışık nasıl da acıma hissi uyandırırdı bende! Kendi geçmişlerinden bulup çıkardıkları kırıntılarla ayakta durma çabası. Ezilmişliklerinin, kaybetmişliklerinin acısını hafifleten abartılmış hikayeler. Neriman ablalar, Songüller, Birsenler... Canım insan! Tutunduğun dal çatırdadıkça daha sıkı tutunma refleksi. Hem içimi acıtmış hem korkutmuştur bu beni. Ama bu maalesef ölümden korkmak gibi bir şey işte. Ne kadar kaçsan da gelip seni buluyor. Her şeyi yakmak, bütün delilleri yok etmek gerekiyor bundan kurtulmak için. Sonra hayatındaki herkesi, yıllarca kafalarını edebiyat şaçmalıklarınla şişirdiğin insanları tek tek bulup öldürmen, onları kuyulara atıp bundan hiç kimseye söz etmemen filan da gerekiyor ki, zor işler bunlar. halim yok. "içimdeki bu sınav öncesi tedirginlik neden gitmiyor?" diye düşünmekten yoruldum artık. Ergenlik sivilcesi gibi bir şey olduğunu söylemişlerdi oysa. Bilmediğim bir şeyin peşinde koşturup duruyorum ve ne için? Yüzümde yılışık, yapışkan bir gülümseme, "Hay Allah, biz de bir zamanlar bir şeyler yapmışız." bakışı, üç beş kırıntıdan beslenen salak bir yaşama tutunma hevesi, gözlerdeki zavallı pırıltı... Bunun Nerimanlardan, Songüllerden, Birsenlerden ne farkı var allah aşkına? Dönüp dolaşıp "canım insan"a geliyoruz işte. Keşke daha iyi bir fikrim olsaydı ama yok. Ne güzel hayatı suçlayıp yaşıyordum eskiden. Üç beş kitap okudum kendimi suçlamaya başladım şimdi. Al sana edebiyat! Mutsuz olmak beni diğer insanlardan farklı yapmıyor, sadece mutsuz yapıyor işte. Hiçbir şeyin hakkını verememek ne kötü sevgili Sen! Böyle yarım yamalak kalmak... Bununla yaşamak zorunda olmak... Senin için çizilmiş sınırları görüp orada salak salak duvara bakmak... Sana bir daha yazar mıyım bilmiyorum, çünkü duvarlar "engel" oldukları sürece yazar insan, karşında "sonuç" olarak sırıttıklarında ne yazmanın ne de yaşamanın önemi kalıyor.
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Sevgili Sen isimli yazı, Sedat Alkaç tarafından 1/4/2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
• Celil Altun yazıyı favori listesine aldı...
Aralık
2
Aralık
1
Aralık
1
Aralık
1
Sevilmeyi Öğret Bana
• Nesrin Göçtürk Kaya • Hayata Dair Denemeler • 60 kez okundu. • 15 kez yorumlandı.
Aralık
1
Türküz Doğruyuz Da Çalışkanmıyız?!
• Ümit Coşkun • Hayata Dair Denemeler • 20 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
15
Temmuz
2
Haziran
2
Şubat
21
Serdar Yıldırım`dan Mektup Var
• Sedat Alkaç • Mektup Hikayeleri • 690 kez okundu. • 7 kez yorumlandı.
Ocak
21
Eylül
25
Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 31
• Sedat Alkaç • Yaşamdan Hikayeler • 1246 kez okundu. • 9 kez yorumlandı.
Şubat
21
Serdar Yıldırım`dan Mektup Var
• Sedat Alkaç • Mektup Hikayeleri • 690 kez okundu. • 7 kez yorumlandı.
Eylül
22
Serdar Yıldırım`ın Hikayesi 29
• Sedat Alkaç • Yaşamdan Hikayeler • 683 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Kasım
5
Ekim
20 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||