Sevgiliye Mektuplar (10)
Sevgili;
Karlar altındaki şehirde kim bilir kaç yasaklı sevda, yüreklerin yıllanmış buzullarını eritti de ruhu duymadı Ademoğlu’nun.
Dört duvar arasında ışık hüzmelerinin yayıldığı her haneden mutluluk kahkahaları yükselirken,biz gönül hanemizde neden hasretler biriktirdik hayranı olduğumuz dağların yüksekliğine nisbet yapar gibi.
Oysa çorak toprakları yeşillendirmek vardı günyüzü görmemiş gülyüzlerimizde.Bahar yağmurları yağdırmak ve yağmurlarda aşkla sırılsıklam ıslanmak vardı elele gökkuşağının altından geçmek için maratonlara çıkmışken.
Kıştan kalma buzkesen lodoslara inat,kırçiçekleri açtırmak vardı bozkırların ortasında...
Sevgili;
OYSA zamanı ters çevirebilirdik değil mi?
OYSA insanlığa meydan okuyabilirdik!
OYSA bütün ayıplanmışlıklara rağmen başımızı dik tutabilirdik!
OYSA sevdayı ölümsüz,sılayı gurbetsiz kılabilirdik!
OYSA bedenlerimizden sıyrılıp,ruhlarımızla varolabilirdik!
Sevgili;
Bilirim her saniye başı bir ’’ah’’ geçirirsin bakmaya doyamadığım kadife gözlerinden.
Ara ara yüreklenip kader denen duvarı herkese,herşeye ve bütün düzene rağmen sitemlerle yıkmak geçer gönlünden.
Et ve kemikten sıyrılıp,benliğinle yüreğimin ince sızısı köşene konmak ve herkeslerden sakladığım yarama derman olmak istersin özlemin boğazını düğümlediği öksüz saatlerde...
Sevgili;
Yalnızlıkla başetmek zor zanaattır en çok sevdiğin yabancıların kollarında geçirirken muhtemel zamanlarını.İşkence saatleri başlar düşünceler işgal etmişken yüreğinden öte beyninin her bir hücresini.
Sabahlara dek savaşımlarından yenik düştüğünde seher vakti Tanrı’ya sitem karışık bir dua yöneltirsin birbaşınalığın aşina olduğu gözyaşıyla ıslanmış yastıklarından doğrulup...
Sevgili;
Ne zor sahiplenmek
Ve ne imkansız sahiplenilmek değil mi?
Ne yardan geçti gönlün,ne serden...
Ne bir olabildin,ne ayrı kalabildin sevdiğinden...
Ne yaşayabildin, ne ölmeyi becerebildin bu dertten.....