kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Deneme / Sevgi ve Aşk Denemeleri

Sevgiyi Paylaşıyor muyuz?


Sevgiyi Paylaşıyor muyuz?

Sevgiyi Paylaşıyor muyuz?

”Yaşamaya zaman ayırın, zira zaman bunun için yaratılmıştır…
Düşünmeye zaman ayırın, başarının bedeli budur…
Sevmeye zaman ayırın, güçlü olmanın kaynağı budur…
Etrafınıza bakmaya zaman ayırın, günler bencilliğinize yetmeyecek kadar kısadır…
Terbiyeli olmaya zaman ayırın, insan olabilmenin sembolü budur”
Goethe

Merhaba!
Siz, siz olun insani değerlerinizi öldürmeyin! Ağlamaksa ağlamak, gülmekse gülmek, hüzünlenmekse hüzünlenmek, sevmekse sevmek. İnsan bir makina değil, duygusuyla, merhametiyle, sevgisiyle insandır.

Ve nitekim yaşamak. Tek bir dokunuşta, bir bakışta gizli, hissetmekle kalan sahici değerler... Yapay değerlerimizde büyüttüğümüz, her şeyi lükste, parada, maddiyatta aramanın, hırsın, bencilliğin, çürümüşlüğün gerçek değeri ne ola ki.

Hayatımıza o kadar çok karmaşa ve ucuz değerler girdi ki; her gün biraz daha kaos, biraz daha karmaşa içinde yaşamın farkına varmadan kaybolup gidiyoruz. O kadar acele yaşıyoruz ki hayatı. Bir tabloya bakarken, ya da bir şiiri okurken bile neyi anlattığını, üzerinde durup düşünmeye fırsat bulamıyoruz.

Geldiğimiz yüzyılda insanlar artık sadece yaşamlarını daha zengin bir ortamda sürdürme kaygısı taşıyorlar. Asıl değerlerin yerini (saygı, sevgi, dostluk, güven, paylaşım gibi) maddi değerler almış. Oysa ki sevgi, vefa, dostluk duygusu kutsal değerlerdir maddi değerlerle, maddi çıkarlarla ölçmek onu aşağılamaktan başka bir şey değildir.

O kadar çok sevgi var ki yarım kalan, bu acelecilikten sevgileri bile yaşayamıyor ve paylaşamıyoruz. Birbirimize yeterince vakit ayıramıyoruz. Yaşamın yanı başımızda su gibi akıp geçtiğinin farkına varamıyoruz. Dostluklar bile sahte ve çıkar ilişkilerinden öteye geçmiyor. Farkında mısınız, ne kadar çok özlüyoruz doğal dostlukları ve sevgileri?
Belki basit ama işte ders almamız gereken bir hikaye.

"İnka tapınaklarına çıkmak isteyen Avrupalı bir grup arkeolog, birkaç yeli rehberle yola koyuluyor. Dağın tepesindeki tapınaklara giden uzun yolu, kısa bir sürede yarılıyorlar. Aynı hızla tempoyla biraz daha yol aldıktan sonra, yerliler kendi aralarında konuşup birden yere oturuyor ve böylece beklemeye başlıyorlar.
Tabii Avrupalı arkeologlar buna bir anlam veremiyorlar. Saatler sonra, yerliler kendi aralarında konuşup tekrar yola koyuluyorlar, sonunda tepenin üstündeki görkemli İnka tapınaklarına geliyorlar. Arkeologlardan biri, yaşlı rehbere soruyor, "hiç anlayamadım, niye yolun ortasında oturup saatlerce yok yere bekledik? " Yaşlı rehberin cevabı o kadar güzel ki; "Çok kısa sürede çok hızlı yol aldık, ruhlarımız bizden çok uzakta kaldı. Oturup ruhlarımızın bize yetişmesini bekledik..." Niye içimiz de hep bir eksiklik duygusuyla yaşadığımızı, niye mutlu olmayı beceremediğimizi, niye kendimiz olmayı başaramadığımızı ve "niye" ile başlayan daha bir dolu sorunun cevabını açıkça veriyor. Inkalar`ın yaşlı torunu. Çünkü kimilerimiz bu aptal hayat içinde o kadar hızla yol alıyoruz ki, ruhumuz çok arkada kalıyor, hatta onu nerelerde unuttuğumuzu bile hatırlayamıyoruz. ... Herkes bir arayış içinde, ama hiç kimse ne aradığını bilmiyor. Sanıyoruz ki çok paramız, sürekli yükselen bir kariyerimiz, bahçeli bir evimiz ,spor bir arabamız olunca biz de çok mutlu olacağız. Evet kimi zaman bunlara sahip oluyoruz ama ruhumuz yanımızda olmadan."


Peki biz gerçekten dost olabiliyor muyuz insanlara, çıkarsız sevebiliyor muyuz insanları?

Neden hep yalnızlığı seçiyoruz çoğunlukla; neden hep boğulduğumuzu sanıp kaçıyoruz insanlardan? Bu acelecilik, bu korku, bu kaçış niye? Sevgileri, gerçek dostlukları, insani ilişkilerimizi öldürmüyor muyuz hep beraber, sevgilerimizi de öldürecek kadar sevgi katili olmuyor muyuz?

Biliyoruz ki, düşündüklerimizle yaşantımız arasındaki ilintiler çoğu kez özlenenin, umulanın dışında kalıyor. Toplum olarak da, bireysel olarak da, durmadan bir karamsarlığa bir yılgınlığa doğru sürükleniyoruz. Bunları söylerken edebiyat yaptığımı ya da bilgiçlik tasladığımı sanmayın. Salt bireycilik, bireysel saplantılar değil bunlar. Toplumsal bir yangına dönüşmüş durumda.

Bunları yazarken bir arkadaşımın anlattığı ve yazarının ismini bilmediğim kısa bir öykü geldi aklıma. Hatırladığım kadarıyla öykü şöyle...

“”Dağlık bir bölgede adam küçük oğluyla yürürken, oğlan ayağını taşa çarpar ve can acısıyla, “Ahhhhh!”diye bağırır. Dağdan, “Ahhhhh!” diye bir ses gelir ve bu sesi duyan çocuk hayret eder. Merakla “Sen kimsin?” diye sorar; ama aldığı tek yanıt “Sen kimsin?” olur. Çocuk bu yanıta kızar ve “Sen bir korkaksın!” diye bağırır.Dağdan aldığı yanıt “Sen bir korkaksın!” dır. Babasına bakar ve “Baba ne oluyor?”diye sorar.

“Oğlum, dikkat et!” diyen baba, vadiye doğru, “Sana hayranım!” diye bağırır.Ses “Sana hayranım!” diye yanıtlar. Baba “Sen harikasın!” diye bağırdığında, bu kez dağdan “Sen harikasın!” yanıtı gelir. Çocuk şaşırmıştır, ama hala ne olduğunu pek anlayamamıştır.

Baba oğluna durumu açıklar: ”Oğlum, insanlar buna yankı derler ama; ama gerçekte YAŞAM’ın kendisidir. Yaşama ne verirsen sana onu yansıtır. Yaşam senin davranışlarının bir aynasıdır. Eğer yaşamında daha çok sevgi istiyorsan, insanları daha çok sev. Eğer sana saygılı davranılmasını istiyorsan insanlara saygılı davran. Eğer başkaları tarafından anlaşılmak istiyorsan, önce başkalarını anlamaya gayret göster. Eğer insanların sana hoşgörülü ve sabırlı davranmasını istiyorsan, önce sen insanlara karşı hoşgörülü ve sabırlı olmalısın.
Oğlum yaşamda ne ekersen onu biçersin. Bu doğa yasası, yaşamın her yönü için geçerlidir.””

İnsanların yaşamı tesadüfler sonucu oluşmaz; insanların yaşamı onların davranışlarının yansımasından başka bir şey değildir...

Sevinçler paylaşıldıkça artar, üzüntüler paylaşıldıkça azalır” sözü insanlar için en güzel ve en doğru yol gösterici olarak algılanmalıdır.

Bazen karşımızdakilerin varlığına bile tahammül edemiyoruz, çarpık sağlıksız bir kişiliğe doğru sürükleniyoruz. Salt “Sevmeyi bilmek” başlıklı yazımdan dolayı onlarca tehdit ve küfür maili aldığımı yazsam inanır mısınız?

Ey siz sessiz sevgilerin sessiz ortakları... Bu serin gecenin ıslak damlacıkları bedeninize yayılırken, üşüyüp kaçmak yerine, yüreğinize sevginin sıcaklığını esir edin... Ve bunu kendinize bahşedilmiş en kutsal ödül sayın. Sevin, yalnızca sevin...
Dünyanın en güzel şeyi insanların sevildiğini bilmesidir, daha da güzeli sevebilmesidir, sevmeyi bilmesidir. Sevmek hiç bir zaman çılgınlık değildir. Sevmek insan tarafımızı bulmamızdır. Dünyada sevmeyenlere, sevemeyenlere acımalı. Sevebilen insan, kendini ve yaşamı keşfeden insandır; talihli insandır. Duygulu duyarlı ve güzel insandır.
Sevgidir insanı yücelten, insanın yaşamına anlam ve derinlik kazandıran. Sevmeyenler ve sevemeyenler ot gibi yaşayıp, ot gibi gidenlerdir. Ah evet, sevgisiz bir dünyada hala sevmeyi bilen siz duyarlı dostlara selam, bilmeyenlere de bir mesaj iletiyorum bu şekilde...

‘”Dünyayı şairler ya da çocuklar yönetse, o zaman dirlik düzenlik olur; çünkü ikisinin de yüreği sevgi doludur, ikisi de açık yüreklilikle yaklaşır hem beyninin hem yüreğinin sorunlarına” diyen yazara katılmamak mümkün mü?.

Beynimi beyninizin aydınlığına yaslayıp, yüreğimi yüreğinizin sıcaklığına; güzel, yalın yapmacıksız duygularınızdan öpüyorum.

Yaşamı savunma sorumluluğu ve bilinciyle
mutluluklara…

Yazımı, beğeneceğinizi umduğum “Rudyard Kipling”in anlamlı ve güzel bir şiiriyle noktalıyorum...
.....................

Adam Gibi Adam Olmak

çevrende herkes şaşırsa bunu da senden bilse
sen aklı başında kalabilirsen eğer
herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır
hem kendine güvenebilirsen eğer

bekleyebilirsen usanmadan
yalanla karşılık vermezsen yalana
kendini evliya sanmadan
kin tutmayabilirsen kin tutana

düşlere kapılmadan düş kurabilir
yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer
ne kazandım diye sevinir
ne yıkıldım diye yerinir
ikisini de önem vermeyebilirsen eğer

söylediğin doğruyu ve gerçeği büken düzenbaz
kandırabilir diye safları dert edinmezsen
ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz ve
yeniden koyulabilirsen işe

döküp ortaya varını yoğunu
bir yazı turada yitirsen bile
yitirdiklerini dolamaksızın diline
baştan tutabilirsen yolunu

yüreğine, sinirine “dayan” diyecek
direncinden başka şeyin kalmasa da
herkesin bırakıp gittiği noktaya
sen dayanabilirsen tek başına

herkesle düşüp kalkıp yine de erdemli kalabilirsen
unutmayabilirsen halkı krallarla gezsen de
dost da düşmanda incitemezse seni
ne küçümser nede büyültürsen çevreni

her saatin her dakikasına
emeğini katarsan alın terine
hakçasına bölüşürsen vicdanındaki adaleti
her şeyiyle dünya önüne serilir
korktuğun yerde el öpmez
hükümran olduğun yerde ezmezsen
oğlum adam oldun demektir
üstelik adam gibi bir adam.

Şiir: Rudyard KİPLİNG
Şiir çeviri: Bülent Ecevit



Sevgiyi Paylaşıyor muyuz?
Yazı Sahibi
Nuri Can
Nuri Can tarafından 21.10.2006 tarihinde eklendi 678 kez okundu.

Etiketler

Yazı İşlemleri

Okuyucu Puanı



Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :

Aralık
2
Sevgilim Fetihye
Kurtuluş YalçınSevgi ve Aşk Denemeleri • 3 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
2
Yalnız Kalmak Karanlık Gecede
Sadi SaçakSevgi ve Aşk Denemeleri • 5 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
1
Kavuşamayan Aşıklar
Nermin KaçarSevgi ve Aşk Denemeleri • 41 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Aralık
1
Sevgili`ye Mektup
Kenan OcakSevgi ve Aşk Denemeleri • 50 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Aralık
1
Kendinle Gel
Asude KökbekSevgi ve Aşk Denemeleri • 37 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
25
Sonbahar Rüzgarları
Nuri CanHayata Dair Denemeler • 37 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Eylül
14
Bilseydim Sever Miydim?
Nuri CanAşk Şiirleri • 136 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Eylül
12
Solgun Bir Gül Gibi Sustum!
Nuri CanAşk Şiirleri • 125 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Eylül
12
Eylül
10
Üşüyen İncecik İmgeler
Nuri CanHayata Dair Şiirler • 101 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Eylül
12
Yaşanmış Bir Sevda Masalı
Nuri CanEfsane Hikayeler • 12842 kez okundu. • 68 kez yorumlandı.
Eylül
12
Yaşlı Çınar ve Zeytin Gözlü Çocuk
Nuri CanDostluk Hikayeleri • 12679 kez okundu. • 20 kez yorumlandı.
Eylül
12
Umudun Rüyası
Nuri CanYaşamdan Hikayeler • 11887 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Ekim
16
Ateşe Düşen Bir Gülün Çığlığı
Nuri CanYaşamdan Hikayeler • 10182 kez okundu. • 31 kez yorumlandı.
Eylül
12
Bir Aşk Masalı
Nuri CanAşk Hikayeleri • 9719 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Sevgiyi Paylaşıyor muyuz?, Sevgiyi Paylaşıyor muyuz? denemesi, Sevgiyi Paylaşıyor muyuz? deneme, Sevgiyi Paylaşıyor muyuz? nedir?, Sevgiyi Paylaşıyor muyuz? hakkında bilgi, Sevgiyi Paylaşıyor muyuz? denemeleri, Nuri Can denemeleri, Sevgiyi nedir, Sevgiyi denemesi, Sevgiyi denemeleri, Paylaşıyor nedir, Paylaşıyor denemesi, Paylaşıyor denemeleri, muyuz? nedir, muyuz? denemesi, muyuz? denemeleri,

edebiyat
Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi


Radyo Yayını ( Playlist Yayını )
Siteden Dinleyin
Winamp Dosyası Media P. Dosyası



ADnet Reklamları

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Minik Kuş

Erol Sunat
Bizi De Bu Hikayeler Hikaye Etti!

Sezer Nişancı
Kızıyorum Ama Bak

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?


Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | İletişim
Text Reklamlar : Credit Counseling | Loans | Debt Consolidation | Web Advertising | MPAA | Gazlıgöl | Saat | Videolar Arkadaş Bul