kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Aşk Hikayeleri

Sevmek mi, Sevilmek mi?


Sevmek mi, Sevilmek mi?

 

Genç kız nihayet uyanmıştı. Tüm gece boyunca uyumuştu. Gözlerini ovuşturdu. Elbiselerini düzeltti. Şaşkındı.

- Neredeyim ben? Siz kimsiniz?

- Demek dün gece neler olduğunu hatırlamıyorsun?

- Çok içtiğimi hatırlıyorum o kadar...

- Evet, kapıyı sana açtığımda çok sarhoştun gerçekten. Kapıyı açar açmaz bana ilk söylediğin söz suydu:

"Ben Tanrı`nın hediyesiyim" Genç kız bu söz karşısında utancını gizleyemiyordu. Bir şeyler söylemek istiyor ama nereden başlayacağını da bilemiyordu. Şaşkınlığını biraz olsun gizlemek için:

- Peki ya sonra ? dedi.

- İşin doğrusu ben Tanrı`dan böyle bir hediye beklemiyordum. Şaşırdım bir an. Gerçeği arayan birisine senin gibi bir serabın gösterilmesi doğal gelmedi bana. Ben bunları düşünürken sen de şu anda yattığın yerde sızıp kaldın zaten.

- Dün geceden beri yerde mi yatıyordum? Diye sordu şaşkınlıkla.

- Evet, düşüp sızdığın yerden kaldırmadım. Biliyorsun seraba dokunulmaz. Bütün gece Tanrı`nın seni almasını bekledim. Ama görüyorsun ki hala gelmedi. Sahi söyler misin sen hangi Tanrı`nın hediyesisin böyle?

Ferda sitem dolu bir utangaçlıkla:

- Lütfen benimle alay etmeyin, dedi.

- Alay etmiyorum. Sadece seni anlamaya çalışıyorum. İstersen önce sana bir kahve yapayım da kendine gel. Kemal kahveleri getirdiğinde Ferda biraz olsun kendine gelmişti. Üzerindeki yabancılığı atmaya, doğal olmaya çalışıyordu.

- Benim adim Ferda. İki sokak ilerideki sitelerde oturuyorum. Dün gece için özür dilerim. Arkadaşlarla yasadığım bir çılgınlıktı o kadar. Çok utanıyorum.

- Ben de Kemal. Bu evde tek başıma yaşıyorum. (Bir an duraksadı Kemal). Senin hakkında ne düşündüğümü merak ediyorsun değil mi?

- Biraz öyle...

- Hiç... Hiçbir şey düşünmedim.

- Neden?

- Özel olarak hiçbir insan üzerinde düşünmem pek.

- Gecenin yarısında kapını çalıp evinde yatan bir kız hakkında bile mi?

- Evet...

- Çok garip bir insansın.

Kemal sustu... ve sonra

- Söylesene maskeli bir baloda insanların gerçek yüzlerini tanımak mümkün müdür sence?

- Tabii ki değil.

- İşte şu toplumda gördüğün bir çok insan ve sen... Hepiniz maskelerinizle yaşıyorsunuz. Su toplum maskeli bir balodan farksızdır bence. Hem de zamana, kişilere ve olaylara göre her an değişen maskelerin kullanıldığı bir balo... Bu yüzden pek anlamlı gelmiyor bana insanlar üzerinde düşünmek.

- Kendini soyutluyorsun insanlardan.

- Öyle de denebilir. Zaten toplum ferdin en büyük düşmanıdır bence. Bu yüzden insanlardan hiçbir şey almamayı yeğliyorum. Buna rağmen her şeyimi vermeye de hazırım onlara.

- İnsanların sevgisini de reddeder misin, örneğin?

- En başta onu. Bugünün sahte sevgileri bir insanin kalbini yaralamak için seçilen en tehlikeli yoldur.

- Ama insan hiç sevilmeden yasayamaz ki...

- Bunda yanılıyorsun. İnsan sanıldığının aksine sevilerek değil severek yaşar. İnsan sevilmek ihtiyacında olan zayıf bir varlık değildir. Kısacası sorun bence sevilmek değil sevmektir.

- Sevdiğin halde sevilmiyorsan?

- Sevilmek senin sorunun değil onun sorunu. Bence sevmek bir insanı kendi içinde hissetmendir. Sevilmek ise kendini bir insanin içinde hissetmen. Anlayabiliyor musun? Sevmek seni zenginleştirir, sevilmek değil. Bunu evreni kapsayacak şekilde de düşünebilirsin.

- Nasıl yani?

- Evrensel anlamda sevmek kainatı kendinde seyretmek, sevilmek ise kendini kainatta seyretmektir. Ferda`nın kafası karışmıştı. Hiç bu kadar derinlemesine düşünmemişti sevgi üzerine.

Bunu fark eden Kemal:

- Bunları bir anda anlamak sana güç gelebilir. Ama biraz düşünürsen umarım anlayabilirsin. Şunu unutma ki insanlık bugün ikinci tas devrini yaşıyor. Birinci taş devrinde insanlar yumuşacıktı. Sevgi sayesinde her şey yumuşacıktı. Sadece evleri ve aletleri taştandı. Simdi ise her şeyimiz yumuşacık, yüreklerimiz taş gibi. Hatta taştan da katı. Çünkü öyle taslar vardır, üzerlerinde otlar yetişir ve öyleleri de vardır ki... Kemal`in gözleri nemlendi bunları söylerken. Yılların acılarını, ihanetlerini, buruklukların, kelimelere döküyordu aslında. Ağlamaklı bir hale dönüşüyordu sesi kesik kesik...

Uzun bir sessizlik oldu. Bütün bir hayat şeridi geçti Ferda`nın gözleri önünden. Eğer Kemal`in anlattıkları doğruysa sevgi hiç olmamıştı hayatında. Bir anda gözleri duvarda bir çerçevede olan mısralara takıldı:

"Donuk sevgiler çağındayız Sıcak sevgiler cehennemde yanıyor Sevgi... Yaşanmayacak kadar güzel, Fark edilmeyecek kadar sade, Duyulmayacak kadar doğaldır."

Kemal duvarda ağlayan bir çocuk portresi gösterdi Ferda`ya:

- Biliyor musun bir çocuğa verilecek en değerli besin şefkattir. Ve de cesaret. Bunlar öyle hassas bir dengeye sahiptir ki, denge bozuldu mu işte şu insanları görürsün karşında... Şefkat ve cesaret kurbanları... Kimileri aşırı şefkatin yanında cesaretsiz büyütülürler. Bu insanlar küçücük bir dünya kurmak isterler kendilerine. Güçsüzdür bu insanlar, kolayca kırılırlar. Dünya çok acımasızdır öylelerine göre... Kendilerini sevecek birilerini ararlar hep. O kadar yoğunlaşırlar ki bazen şiddetli bir arzuyla birine doğru akmak isterler. Cesurca sevemezler. Cesareti öğrenememiştir bu insanlar. Öte yandan da cesur insanlar... Dünyayı bile devirebilirler. Ama basit bir sevgi oyunuyla kolayca yıkılıverirler. Dünyayı titretecek cesareti taşıyan bu insanlar kalplerine dokunan bir parmakla diz üstü çöküverirler yere. Ve su sözleri duyar gibi olursun onlardan: " Dağ düştü üstümüze Yıkılmadık ama İnsan değdi tenimize Acısı yıktı bizi...! Cesaret onları o kadar sertleştirmiştir ki sevdikleri insanı kolları ile kalpleri arasında neredeyse öldürür.

Kemal sustu birden. Ferda bir şeylerin olduğunu hissetmişti. Çözmek istiyordu Kemal`i.

- Niye sustun?

- Bana ne şefkati öğrettiler nede cesareti.

- Ama tüm bunları biliyorsun sen

- Nasıl olduğunu merak ediyorsun değil mi, anlatayım. Bir an durdu sonra:

- İnsanların nefretinden sevgiyi, ihanetlerinden sadakati, korkaklıklarından cesareti öğrendim.

- İnsanlar bu kadar acımasız mi? Gerçekten seven insanlar yok mu hiç?

- Bırak sevgilerini gülmeleri bile doğal değil onların. Seni senin için değil kendileri için severler. O kadar iyi o kadar güzel ve o kadar haince severler ki hayran olmamak elde değil biliyor musun? Sevgi ve ihaneti sanatsal bir uyarlamayla o kadar güzel sahneye koyarlar ki son sahnede öleceğini bile bile seyredersin oyunu. Mükemmel bir katildir onlar. Seve seve öldürürler seni. Dudaklarından sevgi sözcükleri yükselir. Yapacağın tek şey gözlerini kapatıp sevgi atmosferi içinde sevgi sözcüklerinin sağanak yağmuru altında ölümü beklemendir. Anlıyor musun?

- Sen sevilmekten korkuyorsun

- Belki...

- Neden? - Neden mi? Ben her insani kalbime misafir edebilirim, sevebilirim yani. Kalbimden eminim çünkü. Sevdiğim insani rahatsız edecek hiçbir şey yok kalbimde. Ama kimsenin kalbine girmek istemem. Çünkü bilmiyorum nelerle karsılaşacağımı. Bilmiyorum hangi tuzaklar bekliyor beni. Ve bilmiyorum o insan bunlardan haberdar mı?

- Fikirlerimi alt üst ettin. Her şey karıştı. Sevmek sevilmek, nefret sevgi... Hatta şu ana kadar gerçekten yaşayıp yaşamadığımı düşünüyorum.

- Aslında sana anlattığım her şeyi kendinde bulabilirsin.

- Nasıl?

- Kendini tanıyarak... Yalnız kaldığın anlarda...

- Yalnızlıktan kaçmışımdır hep...

- Yalnızlıktan kaçmak kendinden kaçmaktır. Bir düşünsene, doğarken de yalnızsın, ölürken de. O halde yasarken yalnızlıktan kaçmak anlamsız değil mi?

- Yalnızlıkta insan ne bulabilir ki sıkıntı ve boşluktan başka?

- Kendini gerçekten tanıyabilseydin uzaydaki derinlikten daha derin bir iç uzayın olduğunu görebilirdin. Bizler ruhumuzu öldürüyor sonra başına geçip ağıt yakıyoruz... Benliğindeki zenginliği fark etseydin dünyada ikinci bir insan aramazdın biliyor musun?

- Anlamadım!

- Dünyada bir tek kişi vardın aslında. O bir tek kişinin içinde beş milyar insan.

- Benliğim bu kadar kalabalık mi?

- Evet. Benliğin tüm varlığın merkezidir. Tüm acılar ve sevinçler yüreğinde gizlidir senin. Ölenleri yüreğine gömdüğün gibi doğacak çocuğun kalbi de senin içinde atar. Hem acıyı hem sevinci yaşarsın iç içe, yan yana... Hatta o kadar acı çekersin ki acı, acı olmaktan çıkar...

- Sözlerin çok karışık.

- Belki haklısın bu konuda. Bazı insanlar başlı başına paradokstur. Düşünceleri de öyle. İnsanlar paradoksal düşünmeye alışık değiller. Bu yüzden anlaşılmıyoruz. Zaman bir hayli ilerlemişti. Ferda izin istedi. Zihni o kadar dağılmıştı ki hiçbir şey söylemeden çıktı evden. Bütün gece boyunca Kemal`in sözleri ile uğraştı Ferda. Bazen onu anladığını düşünüyor, bazen saçmaladığına karar veriyordu. Her şeye rağmen hayranlık duyuyordu ona. Ara sıra arkadaşlarına anlatmak istiyordu onu. Ama kimsenin anlamayacağından emindi. Günler geçiyor, yüreğinde Kemal`e, karşı konulmaz bir sevgi taşıdığını hissediyordu Ferda. Her geçen gün biraz daha büyüyordu sevgisi. Aylar geçmiş ama bir türlü ona gitmeye karar verememişti. Çekiniyordu. İnsanlardan bu kadar uzak biri onun gibi deli dolu bir kızı ciddiye alır miydi? "Hiç kimse sevgiyle dirilmeyecek kadar ölmüş değildir hiçbir zaman". Evet, bu söz de onun değil miydi? Nihayet karar verdi Ferda. Gitmeli ve ona sevdiğini söylemeliydi.

Ferda Kemal`in evine gittiğinde büyük bir şaşkınlık geçirdi. Evde kimse yoktu, taşınmıştı... Evin bekçisi yaklaştı Ferda`ya:

- Kızım, adinizi öğrenebilir miyim?

- Adım Ferda, Kemal Bey taşındı mi?

- Evet kızım, taşındı. Ve kimseye söylemedi nereye gittiğini, bana bile. Bir mektup bıraktı sana. Gelirse verirsin dedi. Ferda mektubu aldı. Tereddütlü adımlarla evine gitti. Yıkılmıştı. Derin bir boşluk hissetti yüreğinde. Birden ümitle doldu yüreği. Belki de onu yanına çağırıyordu.

Sabırsızlıkla mektubu açtı. "Ey sevgili, Seni sevip sevmediğimi söylemeyeceğim. Ama sevgiyi öğretebildim sana sanırım (ne kadar öğretilebiliyorsa). Dilerim kalbine kalbimden verdiğim şey yüreğinde yeşerip meyve verir. Böylece ne sen bende kaybolacaksın, ne de ben sende. Sen beni kendinde, ben seni kendimde bulmuş olacağım. O zaman hiç ayrılmayacağız.

Sakin sevgimle seni tuzağa düşürdüğümü sanma. Sevgi hayatin hem çekirdeği hem de meyvesidir. Bir ağaç, meyvesiyle seni kendine çağırıyorsa bu bir aldatma sayılmaz. Unutma ki ağaç meyvesine çağırır, kendisine değil.

Ey sevgili, Sen bir sığınak arıyorsun ama ben durulmaz bir fırtınayım. Sen kendinin sakini olmak istiyorsun ama ben evrenin sakini olmak istiyorum. Sen olmayacak bir barışı arıyorsun. Bense tüm kötülüklerle savaşmak istiyorum. Sen küçücük bir çocuksun. Ama ben küçükken çok büyüdüm. Sen dünyadan kopup yıldızlara sığınmak istiyorsun. Bense kendimi yeryüzüne karşı sorumlu tutuyorum. Sen bir ağacın gölgesine sığınıp yaşamak istiyorsun. Bense ülkemi arıyorum. Yolları aydınlık, insanları ümitli ve huzur dolu olan bir ülke. Sen bende kaybolmak istiyorsun ama ben seni kaybetmek istemiyorum. Sen susuyorsun, bense haykırıyorum.

Sakin unutma:

Kalbim paylaşılamayacak kadar senindir. Seninle bile. (Ama bilmiyorum sen bu kadar bende misin?) "


Sevmek mi, Sevilmek mi?
Yazı Sahibi
Ahmet Nigde
Ahmet Nigde tarafından 29.6.2005 tarihinde eklendi 3257 kez okundu.

Etiketler

Yazı İşlemleri

Okuyucu Puanı



Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
Çok güzel ya..


10/29/2007 tarihinde yorumlandı.

çok güzel tek kelimyle harikaydı..


4/27/2007 tarihinde yorumlandı.

harika


17.11.2006 tarihinde yorumlandı.

sevmek dagci olmadan ulasilmayan birdagin en zirvesine çikmak gibi birsey...!!!


21.11.2006 tarihinde yorumlandı.

Dogrularin bir hikayeye bu kadar güzel yansimasi ardik insanlarin düsünme yeteneginin gelismesi yönünde oldugunu gösteriyor.tebrik ederim.hikayelerinizin devamini bekliyorum.takip edecegim.


01.09.2006 tarihinde yorumlandı.

Sevilmek degil sevmek. Evet sevmekten korkuyoruz. Seveni istiyoruz. Ya biz seviyor muyuz?


28.07.2006 tarihinde yorumlandı.

harika... çok begendim gerçekten çok güzel


21.07.2006 tarihinde yorumlandı.

SÜPER


15.11.2006 tarihinde yorumlandı.

manyak bisey çok güzel


05.10.2006 tarihinde yorumlandı.

cok ama cok güzel bir hikaye...ne yazik dunya'nin en guzel duygusundan korkuyoruz..sevgi yi bu hale getirdiler.sevmek mi sevilmek mi ? sevmek diyorum hala kendimce...ikisini birbirinden ayirmak ne kötu..ben dogruya dogru gercekten sevmek ve sevilmek istiyorum..gercek sevgiyi herkesin yasamasi dilegi ile...


04.10.2006 tarihinde yorumlandı.

bu yazi hayatimda okudugum en etkileyici yazilardan birisi. sürekli okurum..


03.10.2006 tarihinde yorumlandı.

çok güzel bi hikaye islemissiniz insanin kendinden bir parça bulmamasi imkansiz bende onlar gibiyim hem sevgiyi seviyorum hem de sevgiden korkuyorum çok yalniz kaliyorum acaba bu korkakligimdan dolayimi sevmekten korkuyorum diye ama artik buldum ben gerçekten korkagim sevmek ve sevilmekten korkuyorum...


14.09.2006 tarihinde yorumlandı.

hikayenizde öyle hos konular islemizsiniz ki.. sevgiden korkmaktan tutun kendimizi taniyamamaktan, yalnizliktan kaçmalarimiza kadar.. kurdugunuz her cümlede kendimden biseyler buldum. ben ki yalnizligi tadarak kendimi tanimaya mecbur kalmis ama bundan asla pisman olmamis bir insanim. ama neyazik sevilmek için can atan kalbimin hala sevmek için cesareti yok. sizce ben umutsuz bi vakamiyim? bende sizin gibi insanin iç halini anlatan yazilar yazmak iisterim ve yazicamda ben okudukça yazmayi hayal eden biriyim. neden bilmem hayallerime ümit kattiniz... çok tesekkürler..


03.09.2006 tarihinde yorumlandı.

SEVMEK DAGLARI DELDIRIRDE ANLAMAZSIN.SEVILMEK KARINCAYI BILE EZEMEZSIN.SEVMENIN ÖNEMINI BUKADAR GÜZEL ANLATIR BIR INSAN.OKURKEN BÜYÜLENDIM ADETA.KENDIMI TANIMLADINIZ ADETA.BIR ÇIÇEGE SAHIP OLMAK DEGILDE BÜTÜN ÇIÇEKLERI KORUMAK.AGZINIZA SAGLIK.YÜREGINIZE SAGLIK.


08.06.2006 tarihinde yorumlandı.

sevgi bazen gitmek gerektirir ama bu kadarida fazla...gözden irak gönglden irak...


14.03.2006 tarihinde yorumlandı.

insanlar zannederlerki sevgi yurekde yasandigi ucun mesafeler engel olmaz sevgi ne kadar uzaklasirsa o kadar cabuk biter ben bunu yasadim


05.03.2006 tarihinde yorumlandı.

ewet her insanda olmasi gereken bir seyi anlatmissiniz tebrik ederim ama insan uzaktan sevmemeli yoksa gezegende kaybolur vee yok olur...


18.01.2006 tarihinde yorumlandı.

çok güzel bi hikaye sevgiyi ve askianlatiyo tebrik ederim


17.01.2006 tarihinde yorumlandı.

bence yaptigi çok saçma kimse tam olarak tanimadigi bi insani ömür boyu bekleyip sevmez


1/18/2007 tarihinde yorumlandı.

insan sevmesini gercekten ögrenmeli sevgi ozaman sevgi!....


1/25/2007 tarihinde yorumlandı.


Aralık
2
Nesr(i) Şiir (son) (kadir Bıyıklı)
Necla Güney AlptekinAşk Hikayeleri • 127 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Aralık
2
Duygu Gemisi
Berna BaşabaşAşk Hikayeleri • 118 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Aralık
1
Olmayan Sevgiliye
Doğukan İçilAşk Hikayeleri • 160 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Aralık
1
Nesr(i) Şiir 2 (kadir Bıyıklı)
Necla Güney AlptekinAşk Hikayeleri • 110 kez okundu. • 10 kez yorumlandı.
Kasım
30
Kadın ve Adam ( Kadın Öldü)
Hilmi NevruzpulAşk Hikayeleri • 89 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ocak
27
Aşk Bu Olsa Gerek
Ahmet NigdeAşk Hikayeleri • 1829 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Aralık
2
Provakatör
Ahmet NigdeYaşamdan Hikayeler • 689 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Aralık
2
Hayatın Boyunca Unutma
Ahmet NigdeYaşamdan Hikayeler • 993 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Haziran
29
Sevmek mi, Sevilmek mi?
Ahmet NigdeAşk Hikayeleri • 3258 kez okundu. • 21 kez yorumlandı.
Mart
20
Aşkın Dili
Ahmet NigdeAşk Hikayeleri • 1808 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Mart
6
Ölümsüz Aşk
Ahmet NigdeAşk Hikayeleri • 4302 kez okundu. • 16 kez yorumlandı.
Haziran
29
Sevmek mi, Sevilmek mi?
Ahmet NigdeAşk Hikayeleri • 3258 kez okundu. • 21 kez yorumlandı.
Ocak
27
Aşk Bu Olsa Gerek
Ahmet NigdeAşk Hikayeleri • 1829 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Mart
20
Aşkın Dili
Ahmet NigdeAşk Hikayeleri • 1808 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Mart
4
Filiz
Ahmet NigdeAşk Hikayeleri • 1641 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Sevmek mi, Sevilmek mi?, Sevmek mi, Sevilmek mi? hikayesi, Sevmek mi, Sevilmek mi? hikaye, Sevmek mi, Sevilmek mi? nedir?, Sevmek mi, Sevilmek mi? hakkında bilgi, Sevmek mi, Sevilmek mi? hikayeleri, Ahmet Nigde hikayeleri, Sevmek nedir, Sevmek hikayesi, Sevmek hikayeleri, mi, nedir, mi, hikayesi, mi, hikayeleri, Sevilmek nedir, Sevilmek hikayesi, Sevilmek hikayeleri, mi? nedir, mi? hikayesi, mi? hikayeleri,

edebiyat
Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi




ADnet Reklamları

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Minik Kuş

Erol Sunat
Bizi De Bu Hikayeler Hikaye Etti!

Sezer Nişancı
Kızıyorum Ama Bak

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?


Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | İletişim
Text Reklamlar : Credit Card Consolidation | Debt Help | Credit Cards | Loans | Loans | Gazlıgöl | Saat | Videolar Arkadaş Bul