Seyfettin'den Hikayeler -(3)
Dün Seyfettin'den bir mektup geldi. Mektubu aldıktan sonrada telefonla arayarak, mektubun elime geçip geçmediğini sordu. Söz verdiğim gibi mektubu sizlere iletiyorum.
Kıymetli Hocam
Evvela üstümüze farz olan Allahın selamını iletir sağlıklı günler dilerim. Bizleri soracak olursan iç güveyisinden eyiceğiz.
Hocam. Dün kahvede havadisleri dinlerken, köylü olarak yerin dibine geçtim. Bilirsin rengim biraz bozrak. Vallahi o rengim kızıla dönmüş sonra mosmor olmuş ta farkına varamamışım. Bizim kel Hösük halimden huylanmış, kahveciye işmar etmiş. Kahveci Kadir, ceviz yaprağı, ıhlamur,andız tohumu kaynatıp getirdi de terleyip kendime gelebildim.
Hocam biz köylü olarak adam olmayız. Buna kesin karar verdim. Dün koskoca bakan çıkmış televizyona konuşuyor, kimsenin dinlediği yok. Kimi, lafım meclisten dışarı, eşek pazarlığı yapıyor, kimi domino taşı diziyor, kimide sırtını dönmüş uyuklayıp duruyor. Bakan lafının ortasında ,muhtar maaşı ikiye katlandı demesin mi?. Valla bir görseydin, kahvede uçan sineğin vızıltısı duyulurdu. Bütün gözler önce Muhtar Musa'ya sonra da eski muhtar İbiş Kahya'ya çevrildi. Eski muhtar elindeki çayı bitirmeden masaya koydu, çıktı gitti kahveden. Muhtar Musa bakışlardan rahatsız olmuş olacak ki, elindeki domino taşlarını masaya bırakarak:
-Ulan ne biçim adamsınız bir ajansı dinletmediniz. Dedi
Bu arada bakan ,bu yıl buğday ekenlere destekleme primi verileceğini söylemesin mi?. Gözümden yaş boşanıverdi. Hocam başında da söyledim ya biz adam olmayız diye. Valla bizim devlet çok böyük. Bakma sen diğer devletlerin eline bakıyor görüntüsüne.
-Ulan az önce koca bakan konuşurken tersinizi dönmüş oturuyordunuz. Ne oldu şimdi de gözlerinizi belertip televizyondan ayırmıyorsunuz?. Evvel Allah hükümet böyüktür . Aha işte, Çopurun Kıraçtaki tarlasına kadar bizleri düşünüyor. Utanın ,utanın.
Yemin ederim kimseden çıt çıkmadı. Hepsi başını yere eğdi. Bir ara Kore'li Memet itiraz edecek oldu:
‘'-Ulan verdikleri de verecekleride kendilerinin olsun. Geçen sefer gene böyle prim mirim dediler, oraya koş, buraya koş, şu parası bu parası derken elimize verdikleri parayla iki kilo şeker alamadım.''
dediyse de etrafındakiler gözlerini ağartınca o da susmak zorunda kaldı. Bizim hökümet büyük olmaya büyük fakat, bana göre disiplini biraz kısa. İnsan evinde ne yaparsa yapsın amma, böyle aleni yerlerde, bir hükümet adamı konuştu mu, dinleyeceksin. Valla ben olayım, ajans zamanı ,her kahveye bir jandarma koyarım. Bak o zaman kıçı ile dinliyorlar mı konuşanı?.
Rahmetli Bakkal Durmuş Emminin oğlunun selamı var. Kelamı da var tabi. Hocama bir soruver kafası çalışır onun . Rahmetlinin ömrü yetip de ödeyemeyip, yarım bıraktığı Bağ-kur ‘un borcunu ödesem, benim adıma devam ettirirler mi acaba diye soruyor. Ben olmaz dedim amma illaki soruver dedi. Hamza Emmin de, geçen yıl mercimek ektiğim Boz tarlanın tahrir emlak kayıdını çıkarsam bana da prim verirler mi ?, gözlerine kurban olduğum hocama söyle de bir araştırsın diyor.
Ha unutmadan söyleyeyim. O akşam ki çay paralarını, Muhtar Musa verdi.
Lafın harmanı olmaz kıymetli hocam. Selam eder sıhhat ve afiyetler dilerim. Sağlıcakla kal.