Şeytanla Dans OlmazŞeytanla Dans Olmaz.......................... Bu aralar yaşadığım ve soluduğum hava bana; gördüğüm ve yaşadıklarımın kabusa benzer bir düş olması gerektirdiğini hissettiriyor. “Nereden geldim?” Sorusunun yanıtını ararken, “ Nereye gidiyorum?” Sorusuyla da çelişkilerim belirsizlikle çoğalıyor.Yıllar peşi sıra su gibi akıp giderken, kendimde hafif bir sıradanlık hissetmek ise; içimi biraz ürpertiyor.Annem söylerdi de inanmazdım.Yıllar demek hakikaten insanın burnunu düşürüveriyormuş. Siz; hayatın ta kendisinden, bir kez olsun duydunuz mu, ruhumuzun yürek dolusu güldüğünü. Bedenimizin sol tarafında gizlenmiş, şeytanın söylediğine göre; hayat ne zaman gülmeye kalksa, orada, yarıda kalmış bir endişe, bir kaygı, bir kasvet onu beklermiş..Bu nedensizliği, düşe kalka yaşayan hayat ise, önünde uzayıp giden yaşamın, kader çizgisi dışında kalan bölümüne, bir yön verme isteği ile öyle zorlanırmış ki, bu hengamenin sonunda, onu bir de ölümün beklediğini düşünmezmiş bile.... Esasen; hayat, doğmak ve ölmek bize ilk anlatıldığı zamanki kadar basit ve kolay anlaşılır olsaydı, belki yaşamı ve ölümü kavramakta, bu kadar hummalı olmazdı.Etrafımızdaki pırıltısı sönmüş gözleri görmek, yaşamları noktalanmış hayatları duymak bizi bu kadar, ölüm ve ölüm sonrasında bizi bekleyenlerin bilinmezliğinden oluşan bir endişe de yaşatmazdı . Bilinmezliğe karşı duyduğum, dehşet ve merakı anımsadıkça; ruhum bir tarafı korku ile yıkanıyor. Çünkü; leylek hikayesinden sonra anlatılan bir hikaye göre: Bir gün yaşamımız son bulacak ve bizi dar bir salacağın içine koyacaklardı.Üzerimizde baki bir karanlık saracak ve ruhumuz azap çekecekti.Artık güneşin doğuşunu ve batışını görmeyecek, gökyüzünün üstünde bir yerlerde mahzun kalacak, sesimizin duyulmadığı bir yerlerde sonsuz ve gerçek olan hayatı yaşamaya başlayacaktık.....Bu korku zaman zaman hepimizin içine bir giz gibi düşer, daha derin acıları ne zaman göreceğimizi, yaşayacağımızı, bizi nelerin beklediğini, ölüm sonrasında neler olacağını bilmeden, öylece bekleriz. Oysa bir taraftan da; “Kandırma beni hayat !!.Henüz çok erken.Benim önümde daha çok yolum var” desende. Bizi biz yapan basiret ve içimizde yoklamadık yer bırakmayan, şeytani duygularla, bedenimizi saran ve içimize gölge düşüren bir sebep bularak bizi çevreler. “Hiç beklemediğiniz bir gece; gökyüzünde belki bir saman yolu var, birden içinize tuhaf bir huzursuzluk çökecek. Önce; her zaman ki sıkıntılarımızdan biri olduğunu düşünecek susacak, arkamıza bile bakmayacaksınız. Ama sonra; bu huzursuzluk sizi bir gölge gibi takip edecek. Günlerce, hatta belki aylarca ensenizden inmeyecek.....Girdiğiniz hiçbir sokak, hiçbir ufuk gizlenmenize izin vermeyecek. Er yada geç kara cüppeli şeytan sizi yakalayıp, gafil avlayacak” diyerek içimizdeki korku tohumları serpiliyor. Gönlünüzün sesini duymak için, içimizde bekleyiş var ama sessizlik ve kalp atışlarının tıkırtılarından başka hiçbir ses yok. Şunun şuracığında iki gönülsüz kuluz işte, şeytanla dans edecek değiliz ya.... Yaşanmış bunca sevgi, bunca nefret ve güzelliklerden sonra, elimizde kalan, su gibi geçen zamanın dışında, koca bir hiçlikten başka bir şey değil.. Başucumuzda duran hüzün ve yarıda kalmış, sonu bir türlü gelmeyen hedefler, planlar, istekler, arzular .... Oysaki; ne anlamı var ki???... Kaç defa geldiğimizin,nereye gideceğimizin hep muallakta kaldığı bu hayatta, bilinen tek gerçek; bir gün son bulacağı değil mi? Yapmak istediğimiz hiçbir şeyi tam anlamıyla yapamadığımız. Hep bir çare aradığımız, en sıkıştığımız zamanda da, nasılsa bir gün gökle yer arasında kaybolup gideceğiz dediğimiz. Hep cehenneminin kör kuyularında yok olup gitmekten korktuğumuz bir yaşam. Peki; yaşamımız son bulunca devam ettireceğimiz hayat, sonsuz ve gerçek olan ise; neden hep acı çekmemiz gerekecek yada neden bu kadar kötü ve ürkütücü. Kim öğretti bize tüm bunları? Daha önce gidip de, dönen olmuş muydu?Kim, nereden biliyordu bu kadar acı olduğunu?.Belki ben ölünce; daha mutlu olacağız.Beynimizin bir yerini; kahrolası bir karanlık ve korku sarmış gidiyor. Ve ölümün, mührünü gönlümüze ne zaman vuracak diye korkuyoruz.. Oysa ki; bilinmezliğe karşı duyulan gizemdir bizi hayatta tutan. Öldükten sonra; hayatın içinde var olan tüm zevklerin sona ereceğini bilmektir, bizi yaşama bağlayan. Çünkü onun tam karşısında, bizi hayatla dans eder gibi keyif ve yorgunluk arası, ter attıran,yürek burkan, içimizin bir taraflarını eksik bırakan, ölüm vardır. Öfff, ne zormuş işmiş, ölümü anlatmak, ölümü yazmak. Ölüm zor, acı, ölüm hiç düşünmediğim ve yapmak istediklerime aman vermeyecek kadar keskin. Ölüm üzerine yazmak, cennetin tarifi kadar güç. Siyah cüppeli şeytanla dans etmeye çalışmak kadar imkansız. Ölüm, yaşam ve bilinmezliğin tarifi; bu yazıyı ortaya çıkartmak için, duygularımı yazıya dökerken kıvranmalarım kadar güç. Dirim, halim şöyle söylüyor işte: Yaşamayı seviyorsun değil mi?Hayatı, gülmeyi, yemeyi, içmeyi, terlemeyi, yorulmayı,sevmeyi, nefret etmeyi... Bunları neden çok seviyoruz? Neden bunlara doymuyoruz? Çünkü bunlar, yalnız hayatın içinde olan şeyler, hayatı sona erdiren ise ölüm. Bir gün, ölecek olduğumuz düşüncesi bağlamıyor mu bizi hayata? Ölmek ve bir bilinmeyene gitmek mi korkutur bizi yoksa sadece hayatın ve güzelliklerinin bitmesi mi?
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
5
Kurban Bayramımız Mubarek Olsun
• Zeliha Okan • Yaşamdan Hikayeler • 6 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
4
Kişisel Markanı Yaratmak
• Ali Osman Taşlıca • Yaşamdan Hikayeler • 21 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
4
Kişisel Markanı Yaratmak
• Ali Osman Taşlıca • Yaşamdan Hikayeler • 15 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
4
Aralık
4
Ağustos
26
Çaresiz Hayatların Kılavuzu
• Selda Eruzun • Kişisel Hikayeler • 304 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Ağustos
22
Ağustos
19
En Çok Konuşmak İsteyen Aşık
• Selda Eruzun • Yaşamdan Hikayeler • 231 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Ağustos
17
Aralık
17
Hiç Olmak İstiyorum!!!!...
• Selda Eruzun • Kişisel Hikayeler • 933 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Temmuz
25
Evlenince Neden Herşey Değişir?
• Selda Eruzun • Hayata Dair Denemeler • 1466 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Temmuz
15
Ağustos
3
Haziran
28
Aralık
17
Hiç Olmak İstiyorum!!!!...
• Selda Eruzun • Kişisel Hikayeler • 933 kez okundu. • 11 kez yorumlandı. |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||