Sıcak
5 / 11 / 2007 Pazartesi tarihinde Tuncer Sanal tarafından eklendi, 8900 kez okundu...
“Of... Bugün çok sıcak... İnsan bunalıyor... Sararmaya yüz tutmuş ağaçların yapraklarının oynaması için biraz esinti yeter de artar bile... Ama nerede? Şakaklarından, suratlarından ter damlayan erkekler... Göğüs ve koltuk altları sırılsıklam olmuş, kısa kollu, mini entarilerle gezen kadınlar, kızlar... Bu sıcak havada ne yapacaklarını şaşı...” Okuyucu Puanı ;
SıcakOf... Bugün çok sıcak... İnsan bunalıyor... Sararmaya yüz tutmuş ağaçların yapraklarının oynaması için biraz esinti yeter de artar bile... Ama nerede? Şakaklarından, suratlarından ter damlayan erkekler... Göğüs ve koltuk altları sırılsıklam olmuş, kısa kollu, mini entarilerle gezen kadınlar, kızlar... Bu sıcak havada ne yapacaklarını şaşırmışlar... Küçükler şaşkın, büyükler şaşkın, bitkiler, hayvanlar şaşkın... Herkes, herşey şaşkın. Ah, bir damla yağmur... Gökyüzüne bakıyorum. İleride, uzaklarda, ufuk çizgisine yakın yerde, bir iki ufak bulut geziniyor. Bembeyaz... Gönüllere ferahlık, vücutlara serinlik veriyor adeta. Ama, ama nereye? Onlar da kayıp gidiyorlar. Hey... Buraya dönün... Gelin... Heyhat!... Bu kaynayan şehrin üzerinde buhar olmak istemiyorlar... Öylece, oldukları gibi kalacaklar. Hallerinden memnunlar herhalde. Sokağın alt başından çıkıp gelen, su taşıyan at arabasındaki damacanalarda, bir damla su yok. Herkes kapışmış. Arabacı, kırbacını şaklatıyor. Hayvanın karnı körük gibi şişip duruyor... Ağzı köpük içinde... Salyaları akıyor... Hayvan da birşeyler düşünüyor. Taşıdığı arabada biraz su olsa, hem kendi hem de sahibi içer diye... Karşıdaki çinko kaplı evin yüzü, güneşten parıldıyor, insanın gözünü kamaştırıyor. Bakamıyorum... Etrafa sıcak sıcak dalgalar yayılıyor. Kenarlarına gelen herşey titriyor sanki. Bu sıcağa rağmen, binanın en üst katındaki pencereden, yarı beline kadar sarkarak bakan, sarı saçlı, şaşı kız, bana gülümsüyor. Selam veriyorum ben de. Aklımız karışmış bizim... Sıcak. Bu sıcakta ne yapılır daha başka?... O tekrar gülüyor. Ama neden?... Bir de bakıyorum kendime, don ve gömlekleyim... Hıh. Sıcak bu, sıcak. Haspaya bak!... Entarisinin altında birşey var sanki... Gramafona gidiyorum. Samson Dalilah plağını koyacağım. Biraz müzik dinlesem iyi olacak. Fakat daha müziğin başında, kızgın çöl kumları ve bu çöllerde yaşayan insanlar geliyor gözümün önüne. Boğulacak gibi oluyorum. Ter bastırıyor... Plağı kaldırıyorum. Yatsam mı?... Kitap mı okusam... Durdukça terliyorum. Bir kitap... Evet, evet. Bir kitap. Çekiyorum raftan bir tane. `Çölde Bir İstanbul Kızı`. Hay Allah kahretsin... Şu hale bak yahu. Bugün talihimiz de dönmüş hava gibi. Çölden başka birşey geçmiyor elime. Yatsam... Düşüncelerden uzaklaştıkça insan, herşeyden uzaklaşır, rahatlar. Gömleği de çıkartayım... Bu havada hep bir tarafa da yatılmıyor ki... Dönüp durdukça somya gıcırdıyor... Gıcırdadıkça aklıma başka şeyler geliyor... Gelince de sıkıntılar basıyor. Ahh... Gene kalkmalı. Banyoya giriyorum bu sefer. Kovada, akşamdan kalan suyu, başımdan aşağı boca ediyorum. Ohhh!... Dünya varmış. Neredeydim şimdiye kadar?... Öylece, donla dolaşıyorum evin içinde. Havada gene birşey yok. Sakin ve durgun... O ne?... Yanlış mı görüyorum? Kuzey tarafta bir karaltı. Evet... Evet...Bu sefer kara bir bulut. Hem de kocaman. Zıplıyorum, şarkı söylemeye başlıyorum... Yağmur yağacak. Sokaktan geçenlere haber vermeliyim. Şaşı kıza da haber iletsem iyi olur. Bir yağmur yağsa. Beş altı dakikacık. Taze toprak kokusunu bir duysam. Ölsem de gam yemem o zaman... Ağaçlar da benim düşündüklerimi düşünüyorlar galiba. Kollarını, kaç günden beri suya hasret dallarını, yapraklarını, dua edercesine gökyüzüne döndürüp, kaldırmışlar. Onlar da gördüler siyah bulutu. Şimdi sucunun atı da görecek, sevinecek. Sevinmeyen olmaz ki... Yan komşum Ayşe Hanım da sevinecek. Onun küçük, sümüklü oğlu da... Ayşe Hanım eğer benim gibi bu bulutu farkettiyse, kovalarını hazırlamıştır bile, saçaklardan akacak suyu toplamak için. Aman ne ala...Yağmur bir yağsa ortalık serinler, kabus da biter... Tekrar pencereye gidiyorum, sevimli bulutu seyretmeye. Fakat!... Olamaz. Nerede o bulut? Yahu, işte az önce gördüğüm, hatta karşısında oynadığım bulut nereye gitti? O da ötekiler gibi buraya uğramadan dönüp, uzaklaşmış, başka taraflara yönelmiş. Şimdi farkına varıyorum... Allah bu şehri lanetledi. Buraya bulut, rüzgar, yağmur, su göndermeyecek. İnsanlar kırılarak, ölecekler. Şu halde ne yapmalı?... Suni bir bulut yapabilir miyim acaba?... Deli mi oluyorum ne? Etrafta gene o sessizlik, gene o asap bozucu sıcaklık. Koltuk altlarımdan aşağıya ter sızıyor. Çinko evden de alev çıkıyor adeta... Ağaçlar yapraklarını tekrar toprağa doğru döndürmüşler. Şaşı kız hala pencerede. Devamlı gülümsüyor. Neye?... Evet, evet... Bu sefer donla olduğuma... Bir küfür sallıyorum şırfıntıya... Sıcak bu yahu, sıcak.
Eylül
1
Haziran
4
Karagöz İle Hacivat Oğulları
• Serdar Yıldırım • Kültür ve Sanat Hikayeleri • 569 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mayıs
18
Mayıs
7
Siyahların Müziği
• Zeynep Akıllı • Kültür ve Sanat Hikayeleri • 508 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Mayıs
7
Mart
14
Şubat
29
Şubat
21
Şubat
13
Şubat
5
Arkadaşlığın Böylesi
• Tuncer Şanal • Kültür ve Sanat Hikayeleri • 437 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
5
Aralık
16
Ekim
11
Ekim
21
Haziran
18 |
![]() |
|
||||||