Şimdi Git Bir Gün Dönebilme İçin 3Şimdi Git Bir Gün Dönebilme İçin 3Evet oydu. Bu ses onun sesiydi. Bunca zaman geçmişken üstünden hala kulaklarında uğuldayışı canını yakıyordu. Bazen o anın kıymetini bilmeyiz ya işte öyle; bilmemişti zamanında o tınının değerini. Bu denli hissetmemişti ait oluşu. Yılların geçmesiyle sesinin bu çocuksu heyecanı yaratacak denli güçlü bir iz bırakmış olması hafızasında şaşılacak şeydi doğrusu.- Hoşgeldin. Dedi sanki hiç gitmemişcesine. Gel dedi kapıyı hafiften aralayarak. Neden geldin diye sormadan. Neden gittin diye sormadan. Sorgusuz sualsiz sadece gel. Hep bekliyormuş gibi. Yoksa gerçekten hep bekliyormuydu. Ya da –mış gibi mi yapıyordu yine. Bu anın hayalini kaç bin kere kurmuştu kafasında. Her gece yatağına uzandığında kurulacak düşler ve hayaller listesinin en başında yer almış ve hep huzurlu kılmıştı uykularını. Oysa şimdi gerçek. Uyuyormuyum diye geçirdi içinden. Ama bu çok farklı sanki gerçek. Gerçek olmasını isteyebileceği kadar heyecan duyuyordu içinde. Ama bir korku vardı tarifi imkansız, anlatılması mümkün olmayan. Ya kaybederse tüm onunla ilgili hayallerini. Ya o değilse. İçinde yıllarca biriktirmiş olduğu kişiliğinin parçaları oturmazsa yap bozda yerine. İçeri girişini, o kıvırcık siyah saçlarını izlerken sehpanın üzerinde ki resim geldi aklına. Görmemeliydi resmi, bilmemeliydi; yıllardır o resimle paylaştığını şarabını. İçindeki sessizliği o resimle bozduğunu. Fark ettirmeden aldı resmi sehpanın üstünden. Gerçi kendinden başkasını göremeyecek durumdaydı. Onu bu halde görmek en çok arzuladığıydı. Bazen bazı sözler takılıp kalır dudaklarında. Söylediklerinin nerelere varacağını ve nasıl kıracağını bilirsin karşındakini. Veya kırmak istediklerinin hiç bir zaman anlayamayacağını bilirsin. Senin için çok şey ifade eden sözcükler birliği adeta bir savaş açmışcasına ilerlemeye başlar göğsünden beynine. Kalkan kılıç kuşanmış en acımasız halleriyle dönerler yüreğine. Ne çok söz biriktirmiştim sana söylemek için , diye geçirdi içinden. Peki şimdi ne söyleyeceğim , ne diyeceğeim nerden nasıl başlayacağım. Tüm soru kelimeleri birbir sıralanırken en kutsalını çıkardı aralarından. Nasıl dedi kendi kendine. Onun için çok şey ifade etmeyecekti bu soru. Bir sorunun hatta bir kelimenin üzerine bu denli anlam yüklemek için ayrımına varmak gerekirdi acının getirdiği mutluluğun. Bir an o komik haylaz çocuk duygularının geldiğini hissetti. Ee böyle duracakmıyız bütün gece diye geçirdi içinden ama söylemedi. Henüz bilmiyordu karşısında ki ona nasıl bir ruh hali içinde geldiğini. Anlatmaya çok niyetlide görünmüyordu ayrıca. Sadece izliyordu. Bir cümle bulmak zorundaydı. İlk cümlede kazanmalıydı bu savaşı. Öyle ağır bir darbe olmalıydı ki toparlayamamalı ve sonrası sadece onun istediği şekilde ilerlemeliydi. Ona sarılmak istediğini hissetti. Yıllarca aradığı sıcaklık onun ki miydi acaba. Denemeliydi en azından bilmeliydi. Korkularını bastırır gibi bastırmalıydı onu göğsüne. - Nasılsın? Dedi. Bu soruyla irkildi birden. Sanki içinde ki çift kişilik konuşurken konuşmaya başkası katılmış gibi. Rahatsız olduğunu hissetti. Nasıl bir soruydu bu. Yıllar sonra sorulabilecek türden miydi. Yani sadece nasılsın diyerek başlayabilirmiydi bu konuşma. Gerçi yüklemek istersen çok şey yüklenebileceğini biliyordu bir nasılsına. Ama önemli olan bu kelimeye o neler yükleyip göndermişti onun sınırlarına. Bu sadece düz bir nasılsınmıydı. Ne demek gerekiyordu bunu üzerine. İyiyim yeterli mi? Diye düşündü. Ama hayır başka , başka bir şey olmalıydı. Gözlerini gözlerine dikti. Şuh ve vahşi bir havayla intikam alırcasına; - İyi, ya sen, dedi. - İyiyim dedi. Gözlerini hafiften kısarak ve derin bir nefes aldığını hissettirircesine. Anlamını yitirdiği hatta yıllardır lugatından çıkarabilmek adına çoklarını hayatından sildiği, terk edişlerin üstüne acılarını monte edebilmek için kullandığı tüm kelimeleri alarak sinsice yürümek istedi üzerine. İntikam almak ama alırken sevmek istedi yeniden. Evet sıra ondaydı artık konuşmalıydı, dayanması güç bir hal almaya başlamıştı. Lakin birden bire gelen o idi. Onun birşeyler söylemesi gerekmezmiydi. Konuşmak için gelen o. - Evet, dedi. Devamını getirmesini ister bir tavırla. Ses yoktu. Gözleriyle mi anlatmaya çalışıyordu. Ne çok şey çıkarmıştı o gözlerin hayalinde yıllar boyu. Şimdi susuyordu gözleride kendide. Anlamak istediklerini anlamıştı yıllarca. Peki ya şimdi ne anlatmaya çalışıyordu. Sabırsızlığın doruk noktasına ulaşmak ve kelimelerin anatomisi çizdiği usul usul cümleler kurduğu herşey dökülmek üzereydi. Zor tutuyordu kendini. Düşünceler peşi sıra kovaladıkça geçmişini, kelimeler zorluyordu nefes alıp verişini. Derin bir nefes aldı. -Çok şey biriktirdim senden sonra. Sen yokken sana dair şeyler biriktirmek zor ama kendime biçtiğim asli görev oldu her zaman. Sessizliğini sevgin saydım hep. Çok defa vazgeçip senden yeni düğümler atmaya çalıştım yüreğimde ve hep yeni bir iple. Ama çözemediğim bir düğüm oldun sen. Canımı acıtan gün geçtikçe daha da sıkılaşan. Hayatına dahil olmamayı ben seçtim tıpkı sana aşık olmayı benim seçmem gibi. Bu aşkı böylesine yaşayarak her geçen günümle gecemle kendimi acıtmayı da ben seçtim. Pişman mıyım? Hayır asla. Sadece bir gün bunları sana söylemeyi dilemiştim. Ve şimdi söyledim. Daha söylenecek çok şey vardı ama söyleyemiyordu. Herşeyi tüketmek istemedi. O gittikten sonra keşke şunu da söyleseydim diyebileceği ona ait bir şeyler bırakmak istiyordu içinde. Tekrar gelmesini dileyebilmek için bir şeyler bırakmalıydı ona dair. Bencillik de denebilirdi buna. Kendine acı çektirebilmek için yapılmış bir bencillik. Çok mühim değildi. -Anlıyormusun? Seni çok seviyorum, dedi.
Telif Hakkı Uyarısı Şimdi Git Bir Gün Dönebilme İçin 3 isimli yazı, Nihal Candansayar tarafından 02.09.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
4
Sevdanın Adı Lacivert Geçmişte Bildiğiniz Aslında Mavi`ydi Düşlediğiniz
• Dila Emral Aydın • Hayata Dair Denemeler • 25 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Aralık
4
Terk Edilen Sizsiniz!!!
• Dila Emral Aydın • Hayata Dair Denemeler • 35 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Aralık
4
Aralık
4
Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 22
• Bayram Kaya • Hayata Dair Denemeler • 7 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
4
Kasım
21
Kasım
21
Yürek Parçalanırken Nasıl Bir Ses Çıkarır
• Nihal Candansayar • Hayata Dair Denemeler • 53 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
1
Kasım
1
Ayrılığın Bir Erkeğe Yansıması
• Nihal Candansayar • Deneme / Karalamalar • 111 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Kasım
1
Bir Kadının İç Sesi
• Nihal Candansayar • Deneme / Karalamalar • 100 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Eylül
5
Ağustos
27
Kasım
1
Ayrılığın Bir Erkeğe Yansıması
• Nihal Candansayar • Deneme / Karalamalar • 111 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Eylül
25
Eylül
2
Şimdi Git Birgün Dönebilmek İçin 4
• Nihal Candansayar • Hayata Dair Denemeler • 103 kez okundu. • 3 kez yorumlandı. |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||