Şimdi Git Bir Gün Dönebilmek İçin 1Şimdi Git Bir Gün Dönebilmek İçin 1Yüreğini sıkıştırıp kelimelere boğmaya çalıştığı günlerden biriydi bugün. Mecburiyetlerin ortasında kalmış, uykusuz zorlukla geçen bir gecenin daha sabahına varmıştı. Saatin sesini duymasına rağmen açılmıyordu gözleri. Kalktı. Aynanın karşısında açabildi gözlerini. Uzun ,hafif dalgalı kızıl saçları karışmıştı birbirine. Dün gecenin karanlığına bırakmaya çalıştığı hüzün dağılmamıştı gözlerinden. Kendine acırdı hep o, uyuyabilmek için alkol aldığı ve bütün gece acılaşmanın zirvesine ulaştığı gecelerin sabahında. Dün gecenin yansıması sadece radyodaki dj in umudunuzu kaybetmeyin deyişiydi. ‘umudunu kaybetme ‘ diye tekrarlayarak yıkadı yüzünü. Sanırım o an güne merhaba anıydı. Merhaba dedi canını yakan dünyaya, gözlerindeki hüzün ne kadar kaybolmasa da onlara da öğretmişti rol yapmayı. Mutluymuş gibi yapmayı öğreneli çok olmuştu gözleri. Çok sorun olmuyordu bu yüzden yaşamak , insanların arasına karışmak, gülebilmek, herhangi bir sohbete ortak olabilmek. Hayat kaldığı yerden devam ediyordu. Ne ileri sarıyor ne de geri veya rölantiye alınabiliyor. Hayat istediği gibi gidiyor biz takip ediyoruz dedi içinden.Bugün sevgililer günüydü. Bir haftadır insanların sevgililerine hediye alma telaşıyla koşturduklarına şahit oluyor hatta hiç işi yokmuş gibi onlarla koşturuyordu, her defasında ne kadar saçma olduğunu içinden tekrar ederek. En sinir bozucu olanda insanların ona fikrini sormasıydı. Neden benim sevgilim mi? demek istiyor ama arkadaşlarının o heyecanın mahvetmemek için susuyordu. Bugüne kadar bir çok sevgililer gününde bir çok sevgilisi olmasına rağmen hatırlanmamış olmak vuruyordu içine. Usulca saygı duyar bu güne ama içindeki burukluk izin vermezdi sevgiyle karşılamasına. Nihayet gelmişti 14 şubat bugünü de atlatırsak sorun kalmayacak en azından günlerle ilgili diye düşündü. Saat takıldı gözüne yine geç kalıyordu. Uyanışından yüzünü yıkayışına kadar ki zaman öyle çabuk geçiyordu ki. Aynayla arasında ki sabah sohbetlerini daha kısa tutmalıyım diye geçirdi içinden. Her sabah olduğu gibi alelacele giyindi. Yarım yamalak özenmeden yapılmış makyajının yüzünde eğreti durduğunu görerek (ki her sabah aynı şeyi düşünürdü) ve düzeltme gereği bile duymadan çıktı evden. Ne de olsa maskesi hazırdı kapıyı açar açmaz karşılıyordu onu. Onsuz dışarı çıkmıyordu kesinlikle. Bütün kendine biçtiği kılıfları o maskeye birbir işlemişti günlerce gecelerce. El emeği vardı üstünde gözünün nuru vardı. Taktı maskeyi. Susuşlarına sakladığı gizli kederlerini parlatıyordu bu maske. Yıllarca çok çalkantılı geçen hayatını düzlüklere bırakma isteğiyle içine bir huzur yerleştirmeye çalışıyordu. Söylemek istediği ama artık söylemek için ya çok geç ya da nasıl söylenileceğini unuttuğundan söyleyemediği çok şey vardı. Tüm bunlar işe giderken kendi kendine söyledikleri oluveriyordu. Kendi kendine soruyor sonra cevap veriyor ,gülümsüyor ,sinirleniyor ama elinden hiç bir şey gelmiyordu. Kendi kendine de olsa hala konuşabiliyor olması güzeldi aslında. Beynini durduramıyordu; düşünceler peşi sıra dolaşıyor bazen kalbinde hafiften bir çarpıntıya bazende ruhunda gel gitlere sebep oluyordu. Yolda yürürken, bulaşık yıkarken, bir de maalesef yatağına girdiği saniyeden itibaren tekrar tekrar düşünceleriyle konuşuyordu. İş yerine yaklaşırken kafası dağılmıştı. Gün içinde yapması gerekenlere odaklanmaya çalışıyor çok da beceremiyordu. Yapılması gereksiz ama bir şeyler yapmış olmak için kendine şart koştuğu tuhaf alışılmadık meşgaleler. Her sabah yaptığı gibi yalnızlığını bir sıcak kahve ile paylaşıp yine tek tek kitapların yerini değiştirmeye başladı. Aslında bu sadece zaman geçirme yöntemiydi , önemli olan düşüncelerinin kendini ne kadar tırmaladığıydı. Veya düşüncelerini tutsak edebilmek için bulduğu bir yol. Bir bir zihninde yuvarlanan yuvarlandıkça büyüyen bir kartopu haline geliyordu sorular. Babasına sordukları ,annesine sordukları ve daha bir çok sorunun içinde beynin en büyük gel gitlerini yaşarken birden sorular değişiyordu. Neyi düşündüğünü unutuyor en son sorduğu ve cevabını bulması gereken sorunun dahi konusunu hatırlamıyordu. O an hiç belli olmaz ; kimbilir hangi sevgilisini çağrıştırmıştı ona. Hangisine sorularını sormaya devam ederken belli belirsiz bir gülümseme yerleşiyordu dudaklarına. Yanında başkaları olsa gizlemeye çalışırdı bu gülümsemeyi. Tek tek aklından geçen isimler oldu. Hiçbirisi o kadar vurmamıştı değil mi dedi kendi kendine. Hiç o kadar acımışmıydı içi. Elini bile tutamadığı içinde büyüttüğü beslediği kişiyle geçirmişmiydi bir sevgililer günü. Hayır. Canını ne kadar yakmış olursa olsun onu sevmeye devam etmiş ve her zaman devam etmek için söz vermişti kendine. Ona en sevdiği olmasını teklif etmiş yıllar önce , o da bunu kabul etmişti. Aslında hiç bir şey bilmemesine rağmen evet demişti. Çünkü o evet demesini hayal etmişti. İnsan bir süre sonra hayal ettiklerine inanmaya başlıyordu, olmuş gibi davranıyor , hayal kavramından çıkan kanlı canlı biri yapıveriyordu karşısındakini. Bazı geceler gerçekle karşılaşmasında kendinden ürküyor , sözler veriyordu kendi kendine. Bu gece son diyor bir daha düşünmemesi için yeminler verdiriyordu beynine. Gözyaşlarına engel olmaya çalışarak suçluluk duygusunun en ağırını yüklüyor omuzlarına geceye devam için bir nefes daha alıyordu. Herşey için geç olduğu saatlerdi bunlar, ağlamak için çok geç , susmak için çok geç ve kabullenmek en ağırıda buydu sanırım; kabullenmek için çok geç. Bu geceler defalarca tekrarlanırken sözlerde yinelenir , eskiyen yeminlerin yerine yenileri içilir. Bir kadeh şarabın eşliğinde gökyüzüne bakarak sıkıştırırsın ruhundaki erimeye yüz tutmuş mutluluk tanelerini. Ve sonra ; işte yeni bir sabah. Gözlerinde ki şişler hatırlatır, bir de dudaklarında kalan şarabın tadı , yine mi dersin; bakarsın silemediğin izlere ve o hala oradadır. Kaçışların sonu yoktur aslında. Güçlü olduğun kadar özgürsündür, kendini bırakabiliyorsan sonunu bilmediğin yollara o kadar cesursun ve risk alabildiğin kadar yenilmezsin insanlara. Yine kalbinde tarifi olamayacak kadar derin ve keskin bir acı hisseti. Masasına oturdu ve derin bir nefes aldı. Sigarasına çarptı gözü ve sonra saate baktı. Çok olmuş içmeyeli, içebilirim dedi kendine. İster istemez önce düşünüyor sonra kendini kendi gözünde haklı çıkarabilecek bahaneler yaratıyordu. İşin ilginç yanı kendini ikna edebiliyorsa karar veriyordu. Bir süre kendini ikna edebilmek için uğraştı bir tek sigara için. Zaten birden bırakılamazdı bu sigara dediğin. Aslında şimdi onu oraya bırakıp bir daha içmeyebilirdi. Yapardı bunu. Ama akşam ne olacaktı? Şarabına ne eşlik edecekti. Oradaki yalnızlığı kim dolduracaktı. İşte tam o kısmı gözü yemiyordu. Uzandı sigarasına ve yaktı bir tane. Ayaklarını uzattı karşısında ki iskemleye. Yalnızlığına baktı karşıdan. Ama şaşılacak şey nasıl bir yalnızlık biçtiyse kendine onunla huzur buluyor ve hüznü yakıştırabiliyordu gamzelerine. Yalnızlık herkese göre farklı bir kavramdı. Ve kimisine işkence olurken bu kavram kimisine huzur veriyordu. Uzunluğu kısalığı değildi problem olan. Asıl problem kendine ne kadar özgü bir yalnızlık bu , ne kadar yakıştırdığınla kendine ya da özümsemek, kendin seçmek kendi yalnızlığını.
Yazı Sahibi
Etiketler
simdi+git+bir+gun+donebilmek+icin+1 , şimdi , git , bir , gün , dönebilmek , İçin , 1 , nihal , candansayar , hayata , dair , denemeler ,
Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Şimdi Git Bir Gün Dönebilmek İçin 1 isimli yazı, Nihal Candansayar tarafından 02.09.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Aralık
4
Sevdanın Adı Lacivert Geçmişte Bildiğiniz Aslında Mavi`ydi Düşlediğiniz
• Dila Emral Aydın • Hayata Dair Denemeler • 24 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Aralık
4
Terk Edilen Sizsiniz!!!
• Dila Emral Aydın • Hayata Dair Denemeler • 34 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Aralık
4
Aralık
4
Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 22
• Bayram Kaya • Hayata Dair Denemeler • 7 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
4
Kasım
21
Kasım
21
Yürek Parçalanırken Nasıl Bir Ses Çıkarır
• Nihal Candansayar • Hayata Dair Denemeler • 53 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
1
Kasım
1
Ayrılığın Bir Erkeğe Yansıması
• Nihal Candansayar • Deneme / Karalamalar • 111 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Kasım
1
Bir Kadının İç Sesi
• Nihal Candansayar • Deneme / Karalamalar • 100 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Eylül
5
Ağustos
27
Kasım
1
Ayrılığın Bir Erkeğe Yansıması
• Nihal Candansayar • Deneme / Karalamalar • 111 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Eylül
25
Eylül
2
Şimdi Git Birgün Dönebilmek İçin 4
• Nihal Candansayar • Hayata Dair Denemeler • 102 kez okundu. • 3 kez yorumlandı. |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||