Şimdi Oyuna Geldik !!!Şimdi Oyuna Geldik !!!- Halil kapıya bak oğlum.Halil masanın üzerinde duran kitabından başını hiç kaldırmadan derin bir of çekti: - Bu evde ders çalışılmaz valla. Ağır hareketlerle kapıya ilerlerken zil tekrardan çaldı. Halil hiç istifini bozmadan, aynı ağır hareketlerle açtı kapıyı. Kapının önünde beliren silueti görünce eski Halil'den hiçbir eser kalmadı. Biraz önceki Aslan Halil gitmiş; kapının kenarına sinmiş, titreyen Halil gelmişti yerine. Kapıdaki güzel giyimli, saçlarındaki kırları boyayarak saklamak hissi duyan, gözleri kan çanağı bu adam Halil'in babasıydı. Halil kendini bildi bileli babasını görünce korkudan titrerdi. Kim korkmazdı ki böyle babadan? Her gün-hiç aksamaz- içkiden gözleri kıpkırmızı bu heriften üç öğün dayak yerdi Halil. Nedeni olsun veya olmasın, dayaktan kaçış yolu yoktu. Önceleri Halil, o küçücük aklıyla hiç yoktan dayak yemesine bir anlam veremiyor, kendi kendine sorguluyordu. Ama dayak yemenin bir nedeni olmadığını anlayan Halil kaderine isyan etmemeye alışmıştı. - Niye açmıyorsun len kapıyı? O anda ensesinde hissettiği acıyla birlikte bir haftadır babasını görmemenin mutluluğu da sona ermişti Halil'in. Halil hiç cevap vermeden kapının kenarında titriyordu. Babası her zaman Halil'e boyattığı ayakkabılarını ayağının ucuyla iteleyerek; yarım içeri, yarım dışarı basarak evin içine girdi. Sanki bir hafta önce karısını ve öz çocuğunu komaya sokacak şekilde döven sarhoş kendisi değilmiş gibi, utanmadan yoksul kapıya dayanmıştı. Halil hiç yerinden kıpırdamadan birazdan kopacak kıyameti kapının kenarından seyrediyordu. Babası uzun iki adam sonrasında küçük holü geçerek odaya girdi. Bir kaza sonucu tekerlekli sandalyeye mahkûm olan kayınpederi utanmadan yoksul, arsız damadını karşısında görünce şaşkına döndü. - Utanmaz, adi sarhoş. Sen ne cüretle bu eve ayak basarsın? - Ya peder bey, insan bir hoş geldin der. - Hala laf ediyor arsız, suratsız. Defol çabuk evimden. - Peki, meraklı değiliz zaten. Karımı ve çocuğumu almaya geldim. Senin gibi bir sakatla ne işim olur? Bunca yıl yaptığı bütün şeylere ses çıkarmayan Halil'in annesi dayanamadan lafa karıştı: - Bana yaptıkların neyse; çocuğumdan, şu zavallı babamdan ne istiyorsun pis herif. Hayatımızı berbat ettiğin yetmiyor mu yıllardır? - Çok konuşma kız, eksik etek. Hadi eşyalarınızı toplayın, evimize dönüyoruz. - Ne evi be? Ben çocuğumla burada yaşayacağım artık. Senin olmadığın bir hayat süreceğiz bundan böyle. ortalık iyice gerilmeye başlamış, sesler yükselmişti. Halil durumun nereye varacağını merak eder bakışlarla onları seyrediyordu. - Bana bak namussuz herif, çabuk evimi terk et, yoksa polis çağırırım. Halil'in babası kayınpederini hiç umursamıyordu. onun sözlerini dinleme zahmetinde bile bulunmuyordu. - Benim tepemin tasını attırma, sen neler yapabileceğimi iyi bilirsin kadın. - Ne yaparsın he, ne yaparsın? Allah'a bir can borcum var. En fazla onu alırsın. Daha neden korkcam? - Öyle büyük bela açarım ki başına, ölmekten beter olursun ama. Halil'in dedesi daha fazla bu kepazeliğe dayanamayarak, daima dizinin üzerinde duran cep telefonuyla polisin numarasını çevirdi. Sarhoş bir insanda görünmeyerek bir çeviklikle Halil'in babası telefonu aldı ve kayınpederine okkalı bir tokat patlattı. Zavallı adam neye uğradığını anlayamadı. O anda gözü hiçbir şey görmeyen kadın, kocasının üzerine yürüdü. Ama ne çare. Kadın başına ne yapabilirdi ki? Halil iyice korkmuş, gözleri yaşlarla yalvarıyordu. - Baba ne olur yapma. Yapma babaaa, yapma. Adam her zamanki yaptığı şeyi kolayca sergiliyordu. Kadını koltuğun kenarına sıkıştırmış, neresine geldiğini umursamadan indiriyordu tokatları. Adam kendinden geçmişti artık. Eğer biraz daha böyle döverse kadın ölecekti. Bunun bile farkında değildi adam. - Baban benden ayırıp, başka birine mi satacak seni kahpe? Kendini kaybeden adamın ağzından bu sözler çıkar çıkmaz; salonda en ön koltukta oturan biri sahnenin kenarındaki merdivenden ikişer ikişer çıkarak ortaya atıldı. Karısını döven adam şok olmuştu. Sahneye çıkan adam bağırıyordu: - Pis şerefsiz, kadınlara vurmak kolay; sıkıysa bana vursana ha vursana. Sahne bir anda karışmıştı. Biraz önce dayak atan adam bu kez yumrukların altında kendini zor kolluyordu. Ama bu kez yumruklar gerçekti. Sandalyede oturan kayınpeder birden ayağa kalktı ve araya girmeye çalışıyordu. Ama mümkün değildi. Neyse ki sahnenin arkasındaki diğer oyuncularda araya girerek kavgayı zor ayırdılar. Fakat olaylara kendini iyice kaptıran adam sakinleşmemişti: - Dışarıda karşıma çıkarsın inşallah. Kaşını, gözünü patlatıcam senin…
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Kasım
19
Kasım
19
Kasım
19
Kasım
19
Alışılmadık Bir Terkediş Var
• Gökçe Erözderim • Yaşamdan Hikayeler • 64 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Kasım
19
Ne Olur Bırak Beni Geride
• Gökçe Erözderim • Yaşamdan Hikayeler • 55 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Şubat
23
Dünyaya Gelemeyen Bebeğin Sesi
• Hüseyin Kanat • Hayata Dair Denemeler • 315 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Mayıs
2
Ocak
28
Televizyonsuz Asla Yapamam!!!!!!
• Hüseyin Kanat • Hayata Dair Denemeler • 269 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Ocak
23
Mayıs
2
Ocak
23
Şubat
23
Dünyaya Gelemeyen Bebeğin Sesi
• Hüseyin Kanat • Hayata Dair Denemeler • 315 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Ocak
28
Televizyonsuz Asla Yapamam!!!!!!
• Hüseyin Kanat • Hayata Dair Denemeler • 269 kez okundu. • 11 kez yorumlandı. |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||