kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Makale / Ekonomik Makaleler

Simsiyah Bir Denizin Üstünde Uyumak


Simsiyah Bir Denizin Üstünde Uyumak

Başlığı görenler,başlığın ilk anlamını düşünmüşlerdir şüphesiz.Bulutsuz bir gecede ay ışığının yakamozları,karanlıktan simsiyah görünen denizin sularıyla oynaşırken,minicik bir teknede kocaman hasır şapkanızı yüzünüze;yıldızlarla bezenmiş gökyüzünü de yorgan niyetine üstünüze örtüp,tertemiz deniz havasını da ciğerlerinize çeke çeke uyumak... Anlatılmaz bir keyif!
Ancak benim kastettiğim “siyah deniz” bu bildiğiniz deniz değil.Bu siyah denizi oluşturan sıvı da su değil.Şöyle siyahımsı,koyu,ağır kokulu,hafif yapışkan,yağımsı bir sıvı.Evet bildiniz:petrol!Uğruna milletlerin,birbirinin gözünü oyduğu petrol.Yani bahsettiğim “siyah deniz” bir petrol denizi.
Peki bu deniz nerede?“Nerede olacak,Musul'da,Kerkük'te,Arabistan'da... v.s.” dediğinizi duyar gibiyim.Yanlış!... Daha doğrusu eksik.Tamam,kabul.oralarda da bol ve kaliteli petrol var,ama bu deniz bize biraz daha yakın.Nerede mi?Kim bilir,belki de şu anda bastığınız yerin altında.Çünkü bu petrol denizi Anadolu!!!Hatta ne denizi,okyanus!!!
Eğer siz de bu yazıyı okurken “Hadi canım sen de!Türkiye'de bu kadar çok petrol yok.O kadar yazıldı çizildi ya!...” diyenlerdenseniz,bu bahsettiğim “simsiyah denizin üstünde keyifle uyuyan”lardan biri de sizsiniz!Bu “Türkiye'nin petrol okyanusu üstünde oturduğu” olayını ben söylemiyorum,Anthony Hages söylüyor... Şöyle ki:“Petrolle uğraşanlar çok iyi bilirler ki,TÜRKİYE BİR PETROL OKYANUSU ÜSTÜNDE OTURUYor!”
Anthony Hages dediğimiz şahıs,Amerikalı.Hani şu meşhur SHELL var ya,işte onun Türkiye Genel Müdürlüğü'nü yapmış.Hem de yirmi yıl boyunca...
Aslında bu bir sır değil (-miş...Sır olmadığını ben de yeni öğrendim.) taa 1920'lerden beri bilinen bir gerçekmiş.Hatta bu konuda Atatürk'e bir rapor bile verilmiş.Bu raporda Türkiye'deki petrol yatakları sayılıyor.Aklınız durur:“Van,Erzincan,Erzurum,Naftik,Pellek,Kastamonu,Gelibolu,Sinop... v.s” Eee?Geriye ne kaldı ki zaten?!
Ayrıca İş Bankası Yayınları'ndan çıkan bir kitapta 1922 tarihli bir rapordan bahsediliyor.ABD'li görevlilerin hazırladığı rapor bakın ne diyor:
“Türkler,Musul ve Kerkük'ü Misak-ı Milli sınırları içinde gösteriyorlar ve Van,Erzurum illerinin yanı sıra buralardaki zengin petrol yataklarına son derece büyük önem veriyorlar.”
İlginç bir ayrıntı:TPAO,yirmi yıl kadar önce Adıyaman'da açtığı kuyuları “Petrol yok” diyerek terk etmiş.Yakın zamanlarda da Erman Petrol adlı yerli bir şirkete devretmiş bu kuyuları.Şimdi bu şirket vergi rekorları kırıyor!Ayrıca aynı şirket,Ceylanpınar'da da rezerv araştırması yapmış ve bu ilçemizde 2.500.000.000 (İKİ BUÇUK MİLYAR) varil petrol rezervi tespit etmiş.Oturup kaba bir hesap yaptım.Petrolün fiyatının 50 $/varil olduğunu kabul edersek,sadece Ceylanpınar'daki petrolün değeri 125.000.000.000 $ (YÜZ YİRMİ BEŞ MİLYAR DOLAR) oluyor. (Türkiye'nin toplam dış borcu yaklaşık 137.000.000.000 $-2000 yılı itibarıyla-)Dolar kurunu da 1.500.000 alırsak,bakın ortaya ne çıkıyor:187.500.000.000.000.000 TL (YÜZ SEKSEN YEDİ BUÇUK KATRİLYon TL).YTL' ye vurursak bu rakam 187.500.000.000 YTL (YÜZ SEKSEN YEDİ BUÇUK MİLYAR YTL) oluyor.
İlginç değil mi?
Peki bu petrolü neden çıkarmıyoruz? Teknoloji mi yok? Makine mı yok?
“Makine” demişken,hatırladığım ilginç bir olayı nakledeyim: Zamanında,petrol çıkarmak için gerekli bu makineleri satın almak için ABD'ye başvurulmuş. Ama ADB bize bu makineleri satmamış… “Parasıyla değil mi kardeşim?” “Yok,olmaz!” Ne olmuşsa satmamışlar bize bu makineleri. (Biz boşuna “Dostumuzu düşmanımızı bilelim” demiyoruz.) Bu sefer SSCB'ye gidilmiş alım için. Ve 10 adet makine alımı için anlaşmaya varılmış. Bir tanesi geldikten sonra ise bu alım,Türk yetkililerce “SSCB'nin komünist olması” nedeniyle engellenmiş! Daha sonra zamanın MGK Genel Sekreteri org. Cumhur ASPARUK bu işle ilgilenmiş. Asparuk Paşa, Kd. Bnb. İhsan GÜVEN ilke görüşerek,Türkiye'nin doğusu ve güneydoğusunda zengin petrol yatakları olduğunu bildiğini söylemiş.Bu bilgiyi de,Hindistan'da bulunduğu sırada,bir uzay üssünde öğrenmiş!
Düşünebiliyor musunuz?!
Bizim bu işten haberimiz bile yok ve bir komutanımız “Türkiye'nin petrol cenneti olduğunu” ta Hindistan'da öğreniyor!
“Peki,kabul. Petrol var.Ama bunu nasıl biliyorlar? Nasıl tespit ediyorlar?” derseniz,işte cevabı:
Bu petrol yataklarını da tespit edenler,yine yabancı şirketler maalesef… Nerelerde petrol olduğunu gayet iyi biliyorlar. Çünkü,özellikle 1970'lerden sonra uydu aracılığıyla Türkiye'deki petrol sahalarını tespit etmişler. Bu iş de o kadar zor bir şey değil. Araştırma yapılacak arazi üstünde uçaklarla veya uydudan radar ve hiperspektral taraması yapan çok küçük aletlerle petrol olma ihtimali olan bölgeler üzerinde tarama yapılıyor. Böylece kayaların yaşları ve cinsleri,arazinin zemin özellikleri tespit ediliyor. Klasik yöntemlere göre çok daha kolay,ucuz ve çabuk sonuç alınıyor. Bir örnek: Sudan'da petrol bulunma ihtimali olan bir bölge,iki yıl boyunca araştırılıyor. Yapılan masraf ise 2 milyon $ ! Ancak bu bahsettiğimiz yöntemle,aynı bölgenin araştırılması sadece iki ay sürüyor,ve masraf da sadece 165.000 $ ! Aradaki farka bakınız!
Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı petrol şirketlerinin faaliyetlerine de dikkat çekmek isterim. Bunların faaliyetleri tamamen “dostlar alışverişte görsün” şeklindedir. Yukarıda bahsettiğimiz gibi petrol nerde var,nerde yok çok iyi bildiklerinden,bu bölgelerde imtiyazlar toplamaya başlamışlar. Kimi yerlerde kuyular açıyorlar,sonra kapatıyorlar. Kimi yerlerde ise üretim aşamasına gelip “Noel Ağacı” tâbir edilen o meşhur kule gibi vanaları da dikiyorlar ve bu durumda bırakıyorlar! Peşinden de bir söylenti: “Nedir?... Burada petrol yok!” Fakat peşinden ne oluyor? O bölgede PKK'nın esamisi bile okunmazken,birdenbire PKK oralarda eylem koymaya başlıyor! İlginç bir tesadüf (!) değil mi?
Peki,bilenler bu kadar şeyi biliyor da,Bu kaynakları araştırıp çıkarmakla görvli olan TPAO ne yapıyor?
Öncelikle isterseniz TPAO'nun kuruluşundan söz edelim.
TPAO,yani Türkiye Petrolleri Anonim ortaklığı,1954'te çıkarılan bir petrol yasasıyla kurulmuş. Petrol arama-işletme yetkisi de MTA'dan alınarak TPAO'ya verilmiş. TPAO,yaptığı çalışmalar sonucu çeşitli bölgelerde petrol alanları bulmuş ve petro-kimya sanayini kurması amacıyla,kendi bünyesinde PETKİM'i kurmuş. Bu sırada Türkiye'de yabancı şirketler de (Mobil ve Shell) görünmeye başlamış. 1963'te Ersan Petrol San. ve Tic. A.O. kurulmasıyla,bu alandaki şirket sayısı dörde çıkmış. Bu çabalara karşın petrol üretiminde belirgin bir artış nedense (!) göze çarpmamış. 1977'de 2,5 milyon ton olan petrol üretimi,1980'den sonra,yabancı şirketlerin aktiviteleri de olmasına rağmen,ancak 15 milyon tona çıkartılabilmiş!
İlginç değil mi?
Peki TPAO şimdiye kadar ne yapmış?
Araştırmalarımdan anlaşılan o ki,TPAO'nun bugüne kadar yaptığı işler,ülke olarak petrol ihtiyacımız yanında “devede kulak” bile değil. Daha net bir ifadeyle,TPAO'nun bugüne kadar çıkarmış olduğu petrol miktarı,bizim iki yıllık ihtiyacımız kadar… TPAO'nun yıllarca önce petrol olmadığı için terk ettiği kuyuları kullanan şirketler,bugün vergi rekorları kırıyorlar,ki bundan bahsetmiştik. TPAO ise bunları sadece seyrediyor…
Kim bilir,belki de birileri ona “sadece seyret” diyordur…
Halbuki TPAO,Türkiye'de binlerce verimli sondaj kuyusu açıp işletmekle meşgul olmanın verdiği şeref ve haklı gururla dünyada bu alanda söz sahibi bir yerde olabilirdi,olmalıydı. Bunları yapacağına,dikkatini denizlerdeki petrole çevirdi. Bu işi de beceremeyip,yabancı sömürücü şirketlere devretti.Bakınız Doğu Karadeniz'e… TPAO,buradaki ruhsatını,“petrol yok” diyerek,meşhur British Petroleum'a (BP) devretmiş. BP şimdi burada 8000 m.'ye inecek sondaj yapıyor! Koskoca BP deli mi ki,petrol olmayan bir yerde 8000 m.'ye inecek sondaj yapsın,onca masrafa girsin? Halbuki,az buçuk jeoloji bilgisi,birazcık yorumlama kabiliyet olan biri bilir ki,Karadeniz ile Hazar Denizi,jeolojik olarak aynı okyanus yatağı formatına sahiptir. Hazar'daki petrol malum…
İlginç bir şey daha var: TPAO,bünyesinde oluşturduğu TPIC ile,yurt dışında petrol aramaya girişmiş. Sanki Türkiye'deki işi bitmiş gibi! Milyonlarca dolar harcama yapılmış ve şirket,tastamam 570 milyon $ zarar etmiş! Ve biz bu parayı bugün IMF'den koparabilmek için,olmadık şaklabanlıklar yapıyoruz…
Peki bu petrol neden bu kadar önemli? Nedir bu maddeyi böylesine stratejik yapan şey? Neden milletler bu kara sıvı için boğaz boğaza geliyorlar?
İşte nedenleri:
En başta bilmemiz gereken bir şey var ki 6000 çeşit madde, doğrudan veya dolaylı olarak peirolden üretiliyor. Araçlarımıza koyduğumuz benzinden LPG'den (LPG: Liquid Petrol Gases: Sıvılaştırılmış Petrol Gazları) tutun da, bir patlayıcı olan TNTye; plastik maddelerden bazı boyalara kadar... Şöyle bir etrafinıza bakın ve gördüğünüzü her şeyin hammaddesinin petrol olduğunu düşünün!...
Petrol, bildiğimiz gibi petrolden türeyen kimyasal maddelerle ilgilenen sanayi dalını doğurmuştur ki bu dala ‘petro-kimya” denir. Petro-kimyada uygulanan usuller, kullanılan hammaddenin cinsine göre başlıca üç büyük gruba ayrılır.
1. Alifatikler: Petrol ürünlerinin ve doğal gazın yüksek sıcaklıkta “cracking” denen yöntemle ayrışmasıyla elde edile bütadilen,bütilenler,propilen,propan asetilen,etilen,etan gibi hammaddeler için uygulanan usuller.
2. Aromatikler: Nafta'nın katalitik reformingiyle elde edilen naftalin, ksilenler, tolüen, (ki patlayıcı madde TNT'nin hammaddesidir) benzen ve diğer doymamış siklik hidrokarbonlar gibi hammaddelere uygulanan usuller,
3. İnorganikler: Kükürt, hayvansal kömür, (zannedersem gübre) altın aramada kullanılan hidrosiyanik asit (HCN), suni gübre yapımında kullanılan amonyak (NH3) gibi hammaddeler için uygulanan usuller.
Bu verdiğimiz bilgiler sadece işin genel bir bakış. Daha detaylı yazmaya ise yerimiz yeterli değil.
Petrolün ilaç olarak kullanılmasından kimyasal madde olarak kullanımıma kadar birçok imkan var, ki yukarıda bahsettik. Ancak petrolün en önemli özelliği siyasi bir güç oluşturmasıdır. Çünkü para getiren en önemli madde petroldür. Ayrıca kim bu işin tröstüyse, kim bu iş elinde tutuyorsa, petrol fiyatları onun iki dudağının arasında.
Petrol öyle bir madde ki, diğer bazı -maden er gibi statik bir prosedüre sahip değil. Petrole sahip olan, her türlü hakimiyetin sahibi olur ve dolayısıyla da hedefte olur. Afganistan Savaşı; yaklaşmakta olan Il. Körfez Savaşı hep birer petrol savaşıdır. aslında, ABD'nin Il. Körfez Savaşındaki hareket planları ve istihbarat raporlarını incelerseniz,operasyonun uzun vadede Türkiye'yi de kapsadığını görürsünüz. Çünkü ABD, Türkiye'nin zengin petrol yataklarına sahip olduğunu en iyi bilen ülke. Daha Önce bahsetmiştik. Uydu aracılığıyla adamlar nerede ne kadar petrol var hepsini tespit etmişler.
Peki hepsi tamam da, bu petrolü kullanmak için ne yapacağız? Ne yapmamız gerekir?
önce,Türkiye'deki bu çok zengin petrol yataklarının oluşumunu bir inceleyelim:
Türkiye,jeolojik olarak genç bir ülke. Günümüzde en geçerli jeolojik teori olarak kabul edilen “Levha Tektoniği Teorisi”ne göre Türkiye,Dördüncü Jeolojik Zaman'da Thetis denilen denizin / okyanusun altından yükselmiş. Bir yandan Avrasya levhası,bir yandan da Arap Yarımadası levhası bindirince Türkiye (Anadolu) yükselmiş. Anadolu'daki tektonik olaylar yoğun ve karmaşık. Petrol İkinci Zaman'ın sonu,Üçüncü Zaman'ın başlarında en yoğun olarak oluşuyor. Ama bu,diğer jeolojik zamanlarda da petrol oluşmaz anlamını içermiyor. Türkiye'nin okyanus tabanından yükselişi,denizel çökeltilere sahip olmasını gerektiriyor. Petrol oluşumunda da çökellerin önemi büyük.
Bilindiği gibi petrol,organik kökenli bir madde. Bu kıtaların itişmesi,kırık yapısını karmaşıklaştırmış. Katmanların kimi derine dalarken,aynı formasyonda bir başkası yukarı çıkmış. Bu yüzden jeolojik yapı karmaşık. Bunun mahzuru ise,araştırmalarda normalden biraz daha fazla para ve emek harcanması gerektiği. Ancak özel bir bölge var,orası da Güneydoğu Anadolu Bölgesi… Bu bölge,jeolojik olarak,Arap yarımadasının devamı niteliğinde. Özellikleri de Anadolu'ya göre farklı. Bir şirket,bu bölgede Silüryen Arap petrolünün (Dünya üstündeki en kaliteli petrollerden biri) aynısını bulduğunu belirtmiş.
Türkiye'de ne kadar petrol var peki?
Bu soruya rakamsal bir cevap veremem,ama şöyle söyleyebilirim: Türkiye'deki petrol Türkiye'ye yeteceği gibi, ihraç edersek de tüm borcumuzu öder!Ancak asıl önemlisi,petrolün yakıt olarak değerinin dışındaki kullanımı. İşte bu teknoloji,Türkiye'de yeterince gelişmemiş. Ama gelişmeyecek diye de bir şey yok tabii… Bakın,bu konuyla epey uğraşan biri,Dr. Ümit EMRE ne diyor:
“Biz bu petrolü çıkarabiliriz de,işletebiliriz de… Rize'de olduğu gibi,birçok bölgede zengin petrol yataklarımız var. Bunun için elimizde kalan makinelerle,TPAO'nun o hiçbir iş yapmayan personeliyle bugün bir seferberlik başlatsak,çok kısa bir sürede kendi ihtiyacımızı karşılayacağımız gibi,dünyaya da petrol ihraç ederiz.
Bu işi çözmek için TPAO'ya derhal işlerlik kazandırmalıyız. Personeli arazide çalıştırmalıyız. Kıyıma uğramış ve bugün yurtdışında çalışan,son derece kıymetli,vatansever jeolog ve jeofizikçilerin yurda dönmelerini sağlamalıyız. Bulunan petrolden prim vermeliyiz mesela… TPAO'ya ivedilikle özel bir bütçe koymalıyız. Hatta önemini vurgulamak için ‘Türkiye'nin kurtuluşunun özel bütçesi' diyebiliriz. Her şeyden önemlisi de,uydu vasıtasıyla petrol aramasına artık başlamalıyız.”
Ben bu sözlerin üstüne fazla bir şey koymayacağım. Diyeceğim şu ki;petrol arama işi,genelde “çok pahalı” denerek yapılmıyor. Ancak,bulunan petrolün getireceği para düşünülmüyor galiba. Belki de “birileri” bunu engelliyor.
Bu noktadan itibaren,şimdiye kadar yazdıklarımıza kanıt olabilecek bir açıklama nakledeceğiz.Bu açıklama Em. Kd. Bnb. İhsan GÜVEN'e ait.Bu emekli askerimiz zamanında epeyce araştırma yapmış ve petrolümüzün çıkarılması için çok çalışmış.Şunu da ekleyeyim ki,bu açıklamayı gazeteci-yazar Hakan Yılmaz ÇEBİ'nin “Yirminci Yüzyıl Savaşları ve Hedefteki Türkiye” isimli kitabından aldım.Sayın Çebi bu açıklama için bakın ne diyor:“Öncelikle bir yerel gazetede ifşa ettiğimiz bu mülakatımızın ardından,(Daha önce adından sözettiğim Dr. Ümit EMRE ile yaptığı röportajı kastediyor)Emekli Kıdemli Binbaşı İhsan GÜVEN Beyefendiden önemli bir açıklama geldi.Sayın Güven,siyasi tarih açısından mülakatın içini dolduracak önemli meselelere temas ettiler.Bu nedenle kendilerinin takdim ettikleri yazıyı aynen yayımlıyorum.” Ben de aynı şekilde bu açıklamayı noktasına virgülüne dokunmadan –kitaptan aldığım şekilde- aynen yazıyorum:
Büyük Atatürk'ün kurduğu TÜRKİYE CUMHURİYETİ Ulus Devleti'nin vatanı olan ANADOLU dünyanın en büyük petrol ve doğalgaz yataklarına sahiptir.
TEK KURTULUŞUMUZ,BU PETROL VE DOĞALGAZI ACİLEN ÇIKARMAKTIR.
1-)Türkiye Cumhuriyeti'ne ait Anadolu'nun jeolojik haritası (1/1000000 ölçekli)bu konularda bilgili kişilerce anlaşılabilir.
Bu haritanın içinde ve arkasında tektonik olayları belirleyen kırıklar,kıvrımlar,faylar vs. yerleri de net gösterilmiştir.Biraz jeolojik kültürü olan birisi böyle bölgelerde petrol,doğalgaz ve madenlerin bolluğunu anlar.
2-) a-Bu işin bilimsel akılla,akıl bilgisiyle anlayışıyla olduğumdan,yurdumuzun tek kurtuluşu olan bilhassa petrol ve doğalgaz meselesine bütün gücümle sarıldım.
b-1954 senesinde çıkan Max Ball'ın yaptığı Petrol Kanunu,Türkiye'nin kuzeydoğusunda petrol aramayı yasak etmiş ve senede her şirketin 10 sondaj yapmasına müsaade etmişti.Elit tarafından haince hazırlanan kanun maddesi,tarafımdan 1960 senesinde hainlikleri ortaya konularak değiştirilmeye çalışıldı.
c-Petrole sahip olan dünyaya hükmeder.Yani paraya sahip olan hükmeder.Buna da bugün Elit denmektedir.(Elit,bilindiği gibi yurdumuzu küreselleşme adı altında köleleştirmektedir.Bunu da Türkiyemiz'deki bir kısım Elit işbirlikçisi insanlarımız ve yaptıklarının bilincinde olmayan kişiler yoluyla hızla gerçekleştirmektedirler.Bunda da başarıya ulaşmak üzereler.)
3-)Yine bilimsel olarak 1/1000000 ölçekli Türkiye jeolojisi tektoniğine ait haritalar tetkikinde bu zenginliğin varlığı ön bir yargı olarak anlaşılır.İlk çalışmalarım 1960-61 senesinde fiilen başlamıştır.Bu maksatla 10 tane 5000-5500 metreye inen makinelerin satın alınması için Amerika'ya bir ekip gönderilmişse de Amerika idaresi bu makineleri vermemiştir.Bu makineleri Rusya'dan temin için çalışmam ve 10 makine alımı için yaptığım teşebbüs sonucu,makinelerden biri gelmiş,idarenin değişmesi sonucu kanal dokuz makinenin gelmesi Rusya'nın komünist olması gerekçesiyle engellenmiştir.
4-)Bu işe bakan Enerji Bakanlığı'nın TPAO Genel Müdürlüğü,arama ve sondaj işlerinde yıllarca icraat yapmamış,Türkiye'nin elit tarafından biraz daha köleleşmesine yardım etmiştir.Rakamlar vermek suretiyle detaya girmek istememekteyim.Hatta TPAO,sanki Türkiye'de her görevini tamamlamış gibi yurtdışında Mısır,Libya,Azerbaycan,Cezayir ve Pakistan'da sondajlar yapmış,hemen hemen hiçbir şey bulamamış,bu işten devletimiz 550 milyon dolar zarar etmiştir.
5-)Vatan evladı olduğunu bildiğim Sayın Neşat Akmandor'u Enerji Bakanlığı'na refere ettim,o da maksatlı çark arasında yeterli işlevi görememiştir.
6-)Zamanın Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'a 1966 senesinde Rus büyükelçisi müracaat etmiş,“Uzay araştırmalarımıza göre petrolünüz çok,beraber işletelim” teklifinde bulunmuş,maalesef Sunay anlayışsızlık göstererek dikkate almamıştır. (Bu bilginin kaynağı Sayın Anıl Çeçen'dir-İhsan Güven'in notu-)
7-)1972 senesinde ABD hükümeti Türk hükümetine uydu ile Türkiye'de petrol ve doğalgaz araması (Landsat) projesi gereği yer istasyonu kurulması için müracaat etmiş,hükümet bu işi Türk Genelkurmayı'na havale etmiştir.Yetkili kişinin ifadesine göre de Türkiye'de üç tane alıcı istasyon kurulmasına müsaade edilmiştir.
Müsaade Şartları:
1. Her türlü yardımcı personelin Türk olması
2. Her alınan bilginin kopyasının teslim edilmesi
3. Her bir istasyonda ODTÜ'den bu hususta yetkili üç doçentin bulunması

Birkaç ay sonra araştırıcılar elde ettikleri bütün belgeleri ve bunların özeti olan diski Türk yetkililere teslim etmişti.Maalesef bu konuda bilgileri olan kişiler bulunmadığından “barakalar dolusu evrak çöpe atılmıştır.”Böylece ABD'yi de idare eden Elit,petrolün varlığını kesin olarak tespit etmiştir.(Bu bilgiler,sınıf arkadaşım,o zamanın Genelkurmayı'nda yetkili ve görevli olan kişi tarafından net olarak tarafıma iletilmiştir-İhsan Güven'in notu-.)
İdarenin her türlü zaafından istifade edilerek araştırma yapılmamıştır..1982 senesinde Landsat 7 uydusu ile Elit'in sahip olduğu petrol arama şirketleri uzayda son tekniklerle bir arama daha yapmış,“Türkiye'nin Güneydoğusu ve her tarafında adeta bir petrol denizi var” tabiri kullanılmıştır.(Bu sıralarda Shell'in Türkiye'deki Araştırma Grubu Genel Müdürü Anthony Hages gazetelere geçen beyanatta bu ifadeyi aynen kullanmıştır. –İhsan Güven'in notu- -Bu sözden serimizin ilk kısmında bahsetmiştik-)
8-)1982 senesinde o devirdeki idareye tesir ederek Sayın Serbülent Bingöl'ü Enerji Bakanı yaptım.Bu vatanın Atatürk evladı ile akıl ve gönül birliği dolayısıyla Türkiye'nin var olan petrollerinin ortaya çıkması için,Max Ball'ın kanununun değiştirilmesi yani Kuzeydoğuda aramanın yasaklanması kaydı ile senede 10 delik delinmesi kaydının sildirilmesine karar verilmiş ve yabancılar petrol bulduğu takdirde denizde %45,karada %35'inin petrolü çıkaranın olacağı kanuna konmuştur.Bu yasa gayretimizle çıkmıştır.
9-)Bunun üzerine Elit'in (yani bugün hakim olan Federal Reserve'in –Federal Rezerv:Yaklaşık olarak ABD Merkez Bankası diyebiliriz.- sahibi,Dünya Bankası'nın sahibi,Dünya Ticaret Örgütü'nün sahibi,dünya petrollerinin çoğuna sahip ve milletleri küreselleştirme adıyla köleleştiren,Türkiyemiz'i de bu yolla bitirme noktasına getiren dinsel topluluğun) bilinen New York'taki merkezinde dünyanın hakimi petrol şirketleri tarafından Serbülent Bingöl'ün tarafıma beyanına göre şu kısa ifadeler geçmiştir:
a-)Elit'in dünya hakimi Federal Rezerv sahibi şirketlerinin en yetkilileri kanun değişikliklerinden memnun olduklarını,ve çok büyük petrol yataklarını çıkarmak ve işletmek istediklerini beyan etmişlerdir.S.Bingöl, “Buyurun,çıkaralım.Bunun için her türlü imkanımızı kullanalım.” demişse de,özetle:“İyi ama petrol çıktığı takdirde İran-Irak'ın yaptığı gibi elimizden almayacağınızı nasıl garanti edersiniz?...” demişlerdir.Serbülent'in her türlü garantisine rağmen cevap vermemişlerdir.Ama Türkiye'nin petrol sahalarını sembolik ücretlerle kiralamışlar,Rusya gibi memleketlerin araştırma yapmasını engellemişlerdir.Bu işin önemli tarafı Türkiye Cumhuriyeti'nin içindeki gaflet ve dalalet denecek kadar en ufak bir araştırma yapmayıp bu konuyu neticelendirmeleridir.Bunu affetmek vatana ihanettir.
b-Sayın Serbülent Bingöl'ün en yakın arkadaşı eski bakanlardan Şahap Kocatopçu'ya da bu olayı anlatmış olduğunu,Kocatpoçu da doğrulamıştır.Bu da Türkiye'nin derinde ve çok bol petrol ve doğal gaza sahip olduğunun kesin ispatıdır.Başka belgeye dahi ihtiyaç olmadığı nettir.UYANALIM!
10)Bu arada petrol şirketleri yüzlerce uyduyla araştırma yaparak bu bilgileri kesinleştirmiştir ve dünya hakimi Elit,Türkiye petrolünü her türlü vatan hainlerini kullanarak yedek olarak bekletmektedir.
11)Herkesin gazetelerde ve televizyonlarda defalarca gördüğü bu bilgilerden anlayacağı gibi Türkiye'de doğalgaz yer yer doğal olarak çıkmış ve nedense Türkiye'nin başındakiler kör gibi durup,bunlara kulak tıkamışlarıdır.Örneğin Ceyhan ve bir çokları gibi.
12)İsrail'in resmi petrol arama şirketi,petrol kongresine ve fuarına katılmış şirketin gazetelerde defalarca yazılan beyanlarına göre Türkiye'deki 12 kişilik gruplarla petrol arama çalışmaları yaptıkları ve bir nevi köleleştirme hedefli petrol kanununun çıkmasını beklediklerini ifade etmişlerdir.Bu kanun da kabaca çıkmıştır.Maalesef üstü kapalı deyimlerle çıkmıştır.Arzu edilirse Türkiye'deki herkes tarafından seyredilen petrol ve doğalgaz görüntülerinin belgeleri geniş çapta verilebilir.Basit bir örnek:Avustralya firması AMITY OIL,Trakya bölgesinde hemen sondaja başlamış ve doğalgaz üretimine geçmiştir.Bir başka örnek:Yerli firmalardan ERMAN PETROL,TPAO'nun 20 yıl önce terk etmiş olduğu Adıyaman kuyularında zengin petrol bulmuş ve işletmeye başlamıştır.Aynı şirket Ceylanpınar'da da 2,5 milyar varillik rezerv tespit etmiştir.1930'lu yıllarda Mürefte'de Romenler tarafından açılan doğalgaz kuyularında elde edilen gaz ile birçok fabrikalar çalışmaktadır.Ayrıca bir ABD firması,Çorlu ve Tekirdağ bölgesinde yapmış olduğu aramalar çerçevesinde bulduğu doğalgazı yakın çevredeki 15 fabrikaya vermiştir.Sayısız örnekler verilebilir.
13)TPAO,3915 kişilik kadrosuyla ölü uykusuna yatmış,her işi bitmiş gibi yurtdışında petrol aramaya kalkmış,550 bin dolar zarar etmiş ve eli boş dönmüştür.Bu hususu Enerji Bakanı dahil bütün yetkililere defalarca belirttim.Hala uyanma gösterilmemiş,hatta şahsıma da değil,gazetelere,Türkiye'de söylenen derecede petrol bulunmadığı yayılmıştır.Türkiye'nin enerji ihtiyacının (petrol ve doğalgaz) kendi yurdunda temin edilemeyeceği ana temasını işleyerek,yurtdışında dünya piyasasına göre çok daha pahalı olarak doğalgaz santralleri kurulmuş ve milyarlarca dolar (çöpe atılacak paramız olmamasına rağmen) ödenmiştir.Böylece fiyatının yüksekliği yanında Türkiye'nin enerjisi yabancıya,yani Rusya'ya,İran'a ve deniz taşımacılığı vasıtasıyla bir çok memlekete bağımlı kılınmak felaketi hazırlanmıştır.Tabii bundan yerli menfaatçiler ayrıca çöplenmişlerdir.
14)Bu bilgilerin özet ve belgesel olarak yetkililere sunuluşunda zamanın MGK Genel Sekreteri vatan evladı Sayın Cumhur Asparuk'un dikkatini çekmiş,şahsımı arayarak bizzat tespit ettiği bir olayı sonsuz bir vatanseverlik ve heyecanla bildirmiştir.Hindistan'daki bir ABD üssünde görevli iken bir brifingde yetkili bir kişinin belirttiğine göre “Türkiye,bilhassa doğusuyla ve bütünüyle bir petrol denizi üzerindedir.(Derinlik 5500-6000 m.)”Bilgilerin çakışması ile müjdeyi vermişti.Ama yetkililerin bazılarının “gaflet ve dalaleti,ve hatta hıyaneti” bunu da unutturmuştur.Ağlanacak haldeyiz!Her Atatürk evladının kahrolacağı bir davranıştır.
15)ÇOK ÖNEMLİ TESPİT:
a-Çıkarılan Petrol ve Doğalgaz Kanunu,Türkiye Cumhuriyeti ulus devletinin köleleşmesine hizmet eden bir kanun hüviyetindedir.Detayları defalarca en yetkili kişilere yazılmıştır.
b-Büyük Atatürk'ün kurduğu Türkiyemiz'in kurtuluşu acil paraya yani petrole kavuşarak sağlanabilir.Bunu en basit ve bilgili bir kişi anlar.(hain değilse) Bütün bunlar en belgesel ve ağır ifadelerle Türkiye Cumhuriyeti'ni idare eden herkese belgeler gönderilmek suretiyle ifade edilmiştir.En ufak vicdan ve izan gösterilmemiştir.UYANALIM!


Kaynaklar:
1- "21. Yüzyıl Savaşları ve Hedefteki Türkiye" - (Hakan Yılmaz Çebi) / Sayfa 239-280 / IQ Kültür Sanat Yayıncılık
2- "Gelişim Hachette" / Cilt 9 / Sayfa: 3230-3237 / Madde: "Petrol"


Simsiyah Bir Denizin Üstünde Uyumak
Yazı Sahibi
Dinçer Bilgener
Dinçer Bilgener tarafından 2.1.2007 tarihinde eklendi 1319 kez okundu.

Etiketler

Yazı İşlemleri

Okuyucu Puanı

Telif Hakkı Uyarısı
Simsiyah Bir Denizin Üstünde Uyumak isimli yazı, Dinçer Bilgener tarafından 2/1/2007 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...


Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
dikkatli araştırmışsınız tebrikler... farklı bir başlık...


7/5/2007 tarihinde yorumlandı.

TEBRİKLEEEER


6/17/2007 tarihinde yorumlandı.

Kimi yerlerinde sikilsam da güzel bir makaleydi.Gerçekten hiç bilmedigim bir konuda beni aydinlattiniz.Bor minerallerinden sonra petrol...Allah bilir daha neler var ayak bastigimiz su topraklarda.


2/1/2007 tarihinde yorumlandı.

Çok faydali bir inceleme gördüm.Kutlarim.


2/1/2007 tarihinde yorumlandı.


Aralık
3
Eyvah! Galiba Soygun Düzenindeyiz!
İbrahim Faik BayavEkonomik Makaleler • 14 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
1
Ekonomi ve Faiz
İbrahim Faik BayavEkonomik Makaleler • 22 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ağustos
31
Hapınızı Yuttunuz Mu?
Ertuğrul ErdoğanEkonomik Makaleler • 366 kez okundu. • 9 kez yorumlandı.
Temmuz
21
İşsizlik ve Diplomalı İşsizler
Tahsin ÇayıroğluEkonomik Makaleler • 644 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Haziran
10
2duyunu Umumiye
Kutay ÇağlayandereEkonomik Makaleler • 287 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Eylül
16
Tüm Emlakçıların Dikkatine!
Dinçer BilgenerHayata Dair Denemeler • 46 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Şubat
2
Haziran
6
Eserinizle Övünün Efendiler!
Dinçer BilgenerBaşkaldırı Denemeleri • 288 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Ocak
5
Gerçeği Bilmek Hepimizin Hakkıdır !
Dinçer BilgenerBaşkaldırı Denemeleri • 362 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Nisan
26
Fark Göremiyorum Ya Sen?
Dinçer BilgenerHayata Dair Denemeler • 276 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Ağustos
4
Denemesi Bedava!
Dinçer BilgenerBaşkaldırı Denemeleri • 1469 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Ocak
2
Simsiyah Bir Denizin Üstünde Uyumak
Dinçer BilgenerEkonomik Makaleler • 1320 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Şubat
2
Şubat 2001 Krizinin Analizi
Dinçer BilgenerEkonomik Makaleler • 1068 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Şubat
20
Ben Osmanlı`yım
Dinçer BilgenerEpik Şiirler • 1056 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Mart
27
Kul Hakkı ve Öğretmen
Dinçer BilgenerTutku Denemeleri • 1034 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Simsiyah Bir Denizin Üstünde Uyumak, Simsiyah Bir Denizin Üstünde Uyumak makalesi, Simsiyah Bir Denizin Üstünde Uyumak makale, Simsiyah Bir Denizin Üstünde Uyumak nedir?, Simsiyah Bir Denizin Üstünde Uyumak hakkında bilgi, Simsiyah Bir Denizin Üstünde Uyumak makaleleri, Dinçer Bilgener makaleleri, Simsiyah nedir, Simsiyah makalesi, Simsiyah makaleleri, Bir nedir, Bir makalesi, Bir makaleleri, Denizin nedir, Denizin makalesi, Denizin makaleleri, Üstünde nedir, Üstünde makalesi, Üstünde makaleleri, Uyumak nedir, Uyumak makalesi, Uyumak makaleleri,

edebiyat
Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi




ADnet Reklamları

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Minik Kuş

Erol Sunat
Bizi De Bu Hikayeler Hikaye Etti!

Sezer Nişancı
Kızıyorum Ama Bak

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?


Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | İletişim
Text Reklamlar : Mobile Phones | Daily free software | Myspace Layouts | Mortgage Calculator | Debt Help | Gazlıgöl | Saat | Videolar Arkadaş Bul