Sırra Kadem Basmış Bir Aşk
5 / 5 / 2008 Pazartesi tarihinde Sahin Dogan tarafından eklendi, 140 kez okundu...
“Fazla mesajları temizliyordum. Bir mesaj yeniden ilişti gözüme. Belki de münzevi ruhumla sadece sohbet etmek için bir bahane. “Sen hak ettiğini hayattan koparıp alabilecek birisin, payına düşenlere güzellikler yaşatacak birisin. Yeter ki seni anlayabilecek biri olsun” demiş hala sevdiğim ama bir daha hiç dönmeyeceğini bildiğim kadın.Beni anlayab...” Okuyucu Puanı ;
Sırra Kadem Basmış Bir AşkFazla mesajları temizliyordum. Bir mesaj yeniden ilişti gözüme. Belki de münzevi ruhumla sadece sohbet etmek için bir bahane. “Sen hak ettiğini hayattan koparıp alabilecek birisin, payına düşenlere güzellikler yaşatacak birisin. Yeter ki seni anlayabilecek biri olsun” demiş hala sevdiğim ama bir daha hiç dönmeyeceğini bildiğim kadın. Beni anlayabilecek insanların değişime açık olması en çok beklediğim şeydir. Ki anlamakta buradan yola çıkar. Değişimden. Değişmez hayat standartlarına bağlı kalan insanlar hayatımda hiçbir zaman barınmadı. Bende onların. Üzüldüğüm zamanlar oldu ama bu barınaksızlıktan hiç pişman olmadım. Sonuçta vazgeçilmez olmamak esastır, terfi edebilmek için her zaman yerini doldurtman gerekir. Yerimi başkalarına bırakmış olmam, birilerini terk edip gitmiş olmam beni bazen inanılmaz bir düzeye çıkartıyor, bunu fazlasıyla hissediyorum ve yaşıyorum. Böyle olmadığı zamanlarda ise tuzla buz oluyorum. Aşkta bazen sınırları zorlayamıyor çünkü insan, ona bir anda teslim oluveriyor. Payıma düşenlere güzellikler yaşatabilirim elbet, bu da sevgiyle olabilen bir şey. Sevgi yoksa ne yaşatabilirsin ki? Benimde herkes gibi beklentilerim var, birinin beni anlamasını değil ne anlayabildiğini ve ne istediğini anlatabilmesini ve paylaşabilmesini istiyorum. . Bir resme baktığında acaba ne anlatılmak istenmiş diye sorarsın önce; ne anlatıldığı değil senin ne anladığın önemlidir. Ama bunu dile getirmezsen karşındakine, anladıklarının bir faydası olmaz değil mi? Bazen kendi gibi davranmalı insan,karşındakinin de yerine kendini koyarak. Çünkü ayna yoksa kendini göremez insan. İsteklerini beklentilerini ortaya koyamaz. Kendini değiştiremez görmedikçe. Bir resmi yorumlayamaz. Beklentilerini karşılamadığım için onun bana bir ceza verdiğini düşünürdüm bazen. Hatta daha da ileriye gider bana yaptığı iyiliklerin altında bir alçaklık saklı olduğunu da düşünürdüm. Bu yüzden oda benim için değişime kapalı inatçı bencil bir kadındı. Sadece kendi için vardı. Korkuttu beni. Aslında o benden değil ben ondan kaçmıştım. Doğrumuydu bilemem sonuçta doğrularda yanlışlarda genel geçerdir. Sonra geri döndüm daha farklı daha değişik. Ve öyle devam ediyorum. Ondan kaçmaya devam etseydim o zaman daha çok pişman olurdum. Bazen karşımızdakileri olmalarını istediğimiz bir çembere sokuyoruz sonra da onları bir güzel sıkıp suyunu çıkarıyoruz. Ya ekşi bir limonata oluyor ya da kuru kayısı. Sanırım her zaman yalnız kalacağım. Çünkü ne anladığını açıkça dile getirebilen, beni her zaman pohpohlamak yerine bir yanlış yaptığımda uyarabilecek, beni hırpalamadan eleştirebilecek, doğrularımda beni destekleyebilecek, sadece bedenime değil ruhuma dokunabilecek, gereksiz kıskançlıklarla beni boğmayacak, kendi kararlarını üzerimde uygulamayacak, gitmeyi değil kalıp mücadele etmeyi seçecek biri var mıdır bilmiyorum. En çok böyle birini isterdim hayatımda, böylesi bir eli tutmak için tereddüt etmezdim. O zaman herkes güzellikleri yaşatabilir demektir varsa böyle biri. Buda bir mucize olsa gerek. Mucizeyi de insan kendi yaratır değil mi? Bir aşk bittiyse, bir ilişki alınan yaraların sonrasında “hayır” ve hayırsız” gibi kavramlar yoktur bence. Çünkü herkes kendi beklentilerini şekillendirir. Hayat tercihlerimiz ve kararlarımızdan ibaret, ben buna inanırım ve kişiyi olgunlaştıran da bu kararları mantığınca ve arkasında durarak uygulayabilmektir. Sadece bazı sonlar kaçınılmazdır. Değiştirebileceklerin için didinir durursun, peşinden koşarsın ama değiştiremeyeceklerin içinse bu durumu kabul eder ve daha iyi bir yolda devam edersin. Bence gitmek bazen en güzelidir. Sınırları zorlarsın. Herkes bir gün geri dönmek ister ama geriye dönüp baktığında başkalarını değil yine hep kendini bulur insan. Bir tebessüm kalıyorsa başarmışsın demektir. Rüzgâr ateş için neyse ayrılıkta aşk için odur, küçük bir aşkı söndürür büyük bir aşkı daha da alevlendirir der Mevlana, o kaçınılmaz sonlarda. Kalanda gidebilmeli bu yüzden. Dönmek de değildir mesele. Ardına dönüp bakmak değildir, göz ucuyla yanına baktığındır hala tutabildiğin ya da tutabileceğin. Çünkü bir nimettir sonlar yeni başlangıçlar için. Küçük sandıklarımız bir gün alevlenebilir, büyük sandıklarımız ise bir gün sönebilir. Uzaklık, canlılar arasındaki her ilişkiyi, her aşk hikâyesini ayakta tutan, kimliğini belirleyen öğedir. Bu yüzden ayrılıklar bazen güzeldir. Özlemi hissettirir. Fark edebilmek mesele… Eğer hayatınızda birini arıyorsanız, geride bıraktıklarınızı özlüyorsanız ya da, sizde bakın göz ucuyla yanınıza belki tam yanı başınızdadır o biri, belki de henüz varmamıştır yanınıza. Varsa hayatınızda biri diyecek bir şey yok size. En çok pişman olacağım korkusuyla yapamadıklarımdı pişman olduklarım. Ben bu yüzden birkaç kez geri dönmek istedim ama gördüklerim hep yoktan ibaretti. Aradım aradım bulamadım sonuçta hep aynı yere kendime döndüm. O ise hiçbir zaman geri dönmedi, arkasında bağıramadım, sadece içimde bir uhde olarak kaldı. Sonsuza dek yaşacağım bir kramp gibi. Bazen tebessümlerle kabullenmişliği, bazense hüzünlenerek yaşanmamışlıkları hatırlatan bir kramp… Yine de seviyorum hayatı, o hiç gelmeyecekmiş gibi yaşamaya devam ediyorum. Sonuçta kimseyi sevmek için zorlayamazsın. Değişmek ve büyümek zorundasındır, kendini sevmek zorundasındır yalnızca. Daha iyi standartlara yükselebilmek için en iyiyi düşünmek zorundasındır. Hep kalemimin güçlü olduğunu söyler durur. Ben edebiyat parçalamıyorum, sadece ben konuşmaya aç biriyim içimde hep kaynayan sular varken, yazıya yüklenmem bu yüzden. Kendimi yalnız hissettiğimden… Duygularıma ve düşüncelerime net bir biçim veremediğim zaman kendimi yazma eylemiyle ifade etmeye çalışırım. Kalemi güçlü kılan içimizdekilerdir, anlayıp yorumlayabildiklerimiz ve aktarmak istediklerimiz. Tabi başarabilirsek. Doğru kelimeleri bulabilirsek… Yoksa anlamadıklarımız için hiçbir şey yazamayız. Ben kutuplardaki bir öyküyü yazamam mesela. Yaşamadığım ve tatmadığım duyguları yazaman. Tanımadığım insanları yazaman. Sadece yüzlerine bakar bir anlam çıkarırım, belki sadece okuyorum. Kendi kendime şekillendiriyorum çizgilerini. Bütün insanların bir öyküsü olsa da onları ortaya dökmek ancak imgelerle mümkün... Düş gücü gerektirir… Bu yüzden kendimle nesneler arasına sözcükler koymaya ne kadar çalışsam da bazen uygun olanları bulamam, çünkü bulduğum sözcükler sert ve çatlaktır; onları dile getirmek sayısız taşı dizmek gibi bir şey. Onun bilmediği ya da aşamadığı bir şey vardı, beni eleştirmesinde bunu görmüştüm; derin bir sevgiden yoksun oluşu. Bu yüzden yüzündeki ifadeler beni her zaman düşünmeye itmiştir. Gerçi kimse bunu bilemez ve yorumlama hakkına da sahip değildir. Kim ulaşabilir ki içimizdekilere, kim anlayabilir ki kırıldıklarımızı? Kim görebilir ki bizi bizden başka? Acı aynı acı olsa yaşanmışlıklar farklı. Bazen düşünürüm, iyi ki derim. Çünkü sevgisiz bir ilişki asla güçlü olmazdı, paylaşımdan ve temellerden yoksun olduğu müddetçe. Ve birbirlerini yitiriverir insanlar hiç yoktan yere. Bu yüzden, kilometre taşları olamadık hayatlarımızda ama yaşanacak güzellikleri paylaşacak iki insan olduk onunla bir anda. Sonuçta kaliteyi yükseltende o değişimin ta kendisi. Bir insanın üstün örtmek değil de onu uyandırabilmek mesele. Ve kalite asla bir tesadüf değildir, daima akıllı bir gayretin sonucudur. Toplam kalite yönetiminde “kaizen” felsefesini bu yüzden hep çok sevmişimdir. Sonuçta kalite sadece bir işletme için değil; insan yaşamının, ailenin, arkadaşlık ilişkilerinin,aşkın ve sosyal hayatında önemli bir parçasıdır. Sevmek: Sevmediğiniz alışkanlıklarınızı seveceğiniz alışkanlıklarla değiştirmeyi deneyebilir, ya da sevmediğin fakat size yararlı olacağını düşündüğünüz şeyleri denemeye, ya da sevmeye çalışabilirsiniz. Sorunlara kısa sürede çözüm bulmaktan çok, sorunu kökünden halledecek çözümü bulmak yeğlenir. Amaç; geçici, palyatif önlemlerle o günü kurtarmak değil, kalıcı çözümlerle yarını kurtarmaktır. Acı bir mağlubiyeti zafere dönüştüren sır burada yatar. Hep ne olduğunu ve kim olduğunu bilmediğimiz şeyleri bekliyoruz. Hep peşinden koşuyoruz isimlerini bilmediğimizden çağıramadıklarımızın. Belki umudu yaşatmak için belki de zaman geçirmek için… Belki ben hayatımda başarıyı beklerken o mutlu olmayı bekliyor,başka biri özgürlüğü… Önemli olan neyi beklediğimiz değil ki zaten, beklerken neler yaptığımızdır. Hayatlarımızı kendimiz yönlendirir, kendi seçimlerimize göre yaşarız, kararlar kendimizden çıkar; bazılarımız gelmeyeceğini bilir bekler, bazılarımız gelmeyeceğini bilir gitmeyi seçer... O bir daha bu ilişkiye geri dönmeyecek. Bende gittiğimden beri her şey kendiliğinden değişmedi, kendim değiştirdim. Vedalarımıza izin vermedim. Eksileri bulup çıkardım, farkı yarattım. O hala yakınımda bir yerlerde ve yüreğine yakın birini arıyor. Bense onu bu konuda en çok destekleyenim. İşte bu biziz. Sırra kadem basmış bir aşk. Birbirine yakın ama aşkta uzak, iki bahtsız bedevi. Acıyı da, mutluluğu da, arayışları da paylaşan iki yeni dost. Biliyorum çok münzevi, basit bir yazı oldu. Ama herkes özünde bir sonun başlangıcını taşır. Yazdıran da, değiştiren de, hep o sonların ya da başlangıçların gücü değil midir?
Eylül
5
Eylül
5
Eylül
5
Eylül
5
Eylül
5
Mayıs
5
Mayıs
5
Mutluluğu Nerede Bulabilirim?
• Sahin Dogan • Hayata Dair Denemeler • 94 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Mayıs
2
Mutluluğu İnsanın İçine Saklayalım
• Sahin Dogan • Yaşamdan Hikayeler • 110 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Nisan
11
Ağustos
26
Mayıs
14
Kim Söyler Bu Dağların Türküsünü Dilara?
• Sahin Dogan • Aşk Hikayeleri • 708 kez okundu. • 10 kez yorumlandı.
Mayıs
6
Bu Yürek Çok Yorgun Yüreğinde Sakla Beni
• Sahin Dogan • Aşk Hikayeleri • 698 kez okundu. • 14 kez yorumlandı.
Mayıs
19
Ağustos
18
Mayıs
13
Bu Şehirde Yarım Kalmış Bir Hikayem Var
• Sahin Dogan • Aşk Hikayeleri • 470 kez okundu. • 11 kez yorumlandı. |
![]() |
|
||||||