Sıvı Gölgeler 2
21 / 7 / 2008 Pazartesi tarihinde Güngör Demir tarafından eklendi, 61 kez okundu...
“"Sonra ne oldu ?"Tayfun, arkadaşları ile birlikte, Bornova`daki evinde sohbet ediyordu. Vakit epey ilerlemişti. Herhalde sabaha kadar devam edeceklerdi. Kimsenin yatmaya niyeti yoktu. Ne de olsa hikayelerin sonu yoktu. Herkes Tayfun`un anlattıklarını can kulağı ile dinliyordu. "Ne olacak oğlum, uyandım !", diyerek, soruyu soran Mehmet`e alayl...” Okuyucu Puanı ;
Sıvı Gölgeler 2"Sonra ne oldu ?" Tayfun, arkadaşları ile birlikte, Bornova`daki evinde sohbet ediyordu. Vakit epey ilerlemişti. Herhalde sabaha kadar devam edeceklerdi. Kimsenin yatmaya niyeti yoktu. Ne de olsa hikayelerin sonu yoktu. Herkes Tayfun`un anlattıklarını can kulağı ile dinliyordu. "Ne olacak oğlum, uyandım !", diyerek, soruyu soran Mehmet`e alaylı alaylı baktı. " Kim dedi sana, hikayenin en heyecanlı bölümünde uyan diye?" "Neden uyandığımı bir sorar mısınız şu Beyefendiye arkadaşlar ?" Tayfun bu soruyu, karşı kanepede oturan Hakan ile Erhan`a yöneltmişti. Mehmet araya girdi. "Ne bileyim senin, rüyanda yeni bir maceraya daha atıldığını. önceden haber ver de, biz de ona göre dikkat ederiz." "Dikkat etmek mi? Sabahın altısında ara, sonra dikkatli olmaktan bahset. Hadi be oradan. Beni bilmem de, senin rüyanda kimi gördüğün belli. Biliyor musunuz Beyler, herif taktı bizim şu Nilgün`e. Her gece rüyasında görüyor. Uyanır uyanmaz da telefona sarılıp beni arıyor. Hiç düşünmüyor, bu çocuk uyuyor mu, diye. Hiç umurunda bile değil. Adam kelimenin tam anlamıyla aptal aşık. Bu aşkın faturası da bana kesiliyor. Hala öğretemedim sana Mehmet’çiğim; ben ekmek paramı gördüğüm rüyalardan kazanıyorum. Bu rüyaları görmesem, ya da senin gibiler beni tam ortasında uyandırırsa, yazacak malzemeyi nereden bulurum? Haksız mıyım Beyler?" Mehmet yine araya girdi: "İyi de seni aramayayım da kimi arayayım ? Sen benim en yakın arkadaşlarımdan biri değil misin ?" "Öyle, ama Hakan ile Erhan da senin diğer iki yakın arkadaşın. Biraz da onları sıcacık yataklarından ve güzel uykularından mahrum bırak." "Tamam, onlar da benim çok yakın arkadaşlarım, ama, aramızda sanatçı ruhlu, yetenekli yazar Beyimiz sensin. Bu işlerden en iyi anlayan sensin." "Benim yazarlığımla ne ilgisi var bunun? Ben korku, bilim-kurgu türü hikayeler yazıyorum. Aşk hikayeleri değil." "Olsun. Hepsi de edebiyat değil mi? Yazmayı bilen, konuşmayı da iyi bilir. O yüzden bana güzel sözlerden oluşan replikler hazırlayabilirsin. Ben de bunları ezberleyip ona söylerim. Böylelikle de kızı tavlarım." "Oh! Ne güzel. Ben uğraşayım, sen kızı tavla, sonra bizim uzun burunlu Cyrano gibi avcumuzu yalayalım. Olmaz öyle arkadaş! Hem ne zamana kadar devam ettirebiliriz ki bu oyunu? Sonsuza kadar kıza rol yapamazsın. Eğer kızı tavlayacaksan, kendini olduğun gibi göster, yoksa sonrası iyi olmaz." Hakan Tayfun`u onayladı: "Tayfun haklı Mehmet. Başkasının kimliğini kullanarak elde ettiğin kız, sana değil, o sahte kişiye gönül vermiştir gerçekte. Sen de sonsuza kadar rol yapamayacağına göre, elbet bir gün asıl kişiliğin ortaya çıkacaktır. Kız bu durumu öğrendiğinde seni terkedip gider. Tabii belli olmaz, belki de senin gerçek halini de sevebilir, ama bu yine de bir olasılıktır." Mehmet biraz kızgın bir ifadeyle: "Ee, ne yapayım o zaman? Siz söyleyin!" Tayfun gülerek Mehmet`in omzuna vurdu: "Oğlum, önce kızla tanışman gerek. Kız senin varlığından bile habersiz." Bunun üzerine Hakan ile Erhan kahkahalarını tutamadılar. Mehmet iyice kızmıştı: "Gülün gülün! Bir de arkadaş olacaksınız!" Tayfun; Mehmet`in gönlünü almaya çalıştı: "Kızma be birader! Seni sevdiğimiz için takılıyoruz. Nazımız sana geçmeyecek de kime geçecek? Buluruz bir çaresini, işin ucunda ölüm yok ya! O da, senin benim gibi etten ve kemikten bir insan. Hem senin gibi zeki ve yakışıklı birine hayır diyebileceğini sanmıyorum." Mehmet rahatlamıştı: "İyi diyorsun da Tayfun, nasıl olacak bu iş ?" "Sen bu işi bana bırak. Ben bir yolunu bulurum. şimdilik boş verelim bu konuyu. Yarın sakin kafayla yeniden oturur, bir çare düşünürüz. Şimdi muhabbetimize devam edelim." "Tamam." "Dediğim gibi, yaratık üzerime doğru geliyordu. Korkudan dilim tutulmuş, bütün vücudum sanki taş kesilmişti. Her şey o kadar gerçekçiydi ki, bu olayın yalnızca bir rüya olması, beni rahatlatıyor. Gölge, tam bana ulaştığı an, telefon çaldı ve uyandım. Arayan Mehmet di. Biraz önce ona kızdım ama, aslında teşekkür etmeliydim. Beni, o korkunç kabustan kurtardı. Hayatımda hiç bu kadar gerçekçi bir rüya görmemiştim. Biliyorsunuz, böyle çok rüya görüyorum, fakat bu çok farklıydı. Etkisini hala hissediyorum. Hiçbir zaman böylesine büyük bir korku duymamıştım." Tayfun susmuş, odaya sessizlik hakim olmuştu. Diğerleri, gözlerini Tayfun`a yöneltmiş, dinliyorlardı. Saniyeler saatlere dönüşmüştü. Bu rüya hepsini ilginç bir şekilde etkilemişti. Tayfun`dan çok hikaye dinlemişlerdi ama, bu farklıydı. Bu hikayenin esrarengiz ve ürperti verici bir yanı vardı. Sessizliği Erhan bozdu: "Arkadaşlar, ne dersiniz, dışarı gidip içecek bir şeyler alalım. Ben susadım." "Evet! Ben de susadım. Mis gibi bir portakal suyu iyi gider şimdi." Bunun üzerine dışarı çıktılar. Sokaklarda kimse yoktu. Sonbahar, soğukluğunu hissettirmeye başlamıştı. Rüzgar yüzlerine vurduğunda, montlarına biraz daha sarıldılar. Tayfun`un arabasına ulaşana kadar, kulakları ve burunları renk değiştirmişti. Arabanın içinin, dışarıdan pek farkı yoktu. Mehmet yine söylenmeye başladı: "Haydi, bir an önce şunu çalıştır da ısınmaya başlayalım. Dondum! Ayaklarımı hissetmiyorum bile." "Tamam, sabret!" Tayfun arabayı çalıştırdıktan sonra hareket ettiler. Sabaha kadar açık olan dükkanlardan birine gideceklerdi. En yakını yaklaşık bir buçuk kilo metre uzaklıktaydı. Daha kısa bir süre içerisinde oraya ulaşabilmek için sokak aralarına girdiler. Kimse konuşmuyordu. Pencereden dışarısını seyrediyorlardı. Her tarafı garip bir karanlık sarmıştı. Sanki, Dünya, dipsiz bir kuyunun içine düşmüştü. Gökyüzünde ne ay, ne de yıldızlar vardı. Önlerini yalnızca arabanın güçlü farları aydınlatıyordu. Tayfun bir sağa bir sola dönüyordu. Mehmet yine atıldı: "Ne yapıyorsun böyle Tayfun? Bizi Bornova turuna mı çıkardın? Bu dükkana gitmenin düz bir yolu yok mu ?" "Kestirmeden gidiyoruz işte. Hem sen ne diye söylenip duruyorsun? Hakan`la Erhan’ın sesi çıkıyor mu hiç? Biz de burada keyif yapmıyoruz herhalde! Senin gibi biz de üşüdük ve bir an önce içecekleri alıp sıcacık eve geri dönmek istiyoruz!" Mehmet bu defa karşılık vermedi. Yeniden dışarıyı seyretmeye başladı. Arka koltuktan Hakan`ın sesi duyuldu: "Beyler! Sizce bir gariplik yok mu dışarıda?" Erhan onayladı: "Evet! Eksik bir şeyler var sanki." Konuşmaya Tayfun da katıldı: "Bence de! Deminden beri bir tane bile kedi göremedim sokakta. Oysa bu civarda çok kedi bulunur. Ayrıca gökyüzü, bugün üzerine daha koyu bir örtü bürünmüş gibi. İçimde de garip bir sıkıntı var zaten. Herhalde bu durum beni psikolojik olarak etkiliyor. Huzursuzluk hissediyorum." Yeniden sessizlik başlamıştı. Tayfun, sağ dönmek için sinyal verdikten sonra sokağa girdi. Tam o anda Mehmet var gücüyle haykırdı: "Bakın! İşte orada! Tam karşıda!"
Eylül
5
Bir Yastık Esnemesi Şarkı Söyleten Sıvılar
• Umut Uyan • Fantazi Hikayeleri • 10 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Eylül
2
Ağustos
28
Ryastryous Son Bülüm> 5 Bölüm (kıyamet Savaşı) Hikaye Bitmemiştir
• Memduh M. İrkin • Fantazi Hikayeleri • 37 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Ağustos
23
Ağustos
11
Ağustos
12
Ağustos
12
Ağustos
12
Ağustos
12
Temmuz
24
Temmuz
24
Temmuz
16
Temmuz
22
Temmuz
17
Temmuz
24 |
![]() |
|
||||||