Şizofrenin Güncesi (10)
BÖLÜM 10
Ne kadar da çabuk değişime uğradı duygu dediğim yobazlığım. Her şey bir evette gizli, saklanmış şeker ambalajı renkli kağıtlara; açıldığında düşen kan şekerine ayar çekecek kadar tatlı değil. Belki kızgınlığımdan, belki yıkmaya korktuğum, yalan yaftasını çok öncelerden yapıştırdığım duygularımdan, belki düpedüz inkar, veryansın, ağız dolusu küfürler düzmece sinek uğultusu havada asılı kalan.
O`na karşı günden güne azan öfke nöbetlerim, bastırılmaya gelemeyen, patlamaya ant içmiş uğraklarım. Açılmayan telefonlar, bin türlü arkasında saf tutulan bahaneler. Biliyorum lanet olası, başka biri var hayatında. Düzmeceden başka birşey değildi aşifte yanaşmaların. Oysa tüm gizimi ulu orta sermek üzereydim sana; ki çok fazla şey biliyorsun yine de hakkımda, lanet olası fahişe. Kime satacaksın lan beni. Aç şu lanet olası telefon zımbırtısını. Nerdesin, hangi insan kılıklılar arasında, beni salaklığımı anlatarak arsız arsız kahkahalar atıyorsun. Hani şu sizin bildiğiniz Mehmet var ya, dize geldi karşımda, diyorsun biliyorum.
Çabuk buraya gel, seni istiyor canım.
Telefon açıldığında, tüm tatlığıyla bir ses yankılannıyor "kusura bakma bebeğim, toplantıdaydım, sessizdeydi telefon".
-banane lan, kaç defa söyleyeceğim sana, o telefon ikinci kez çalmayacak. Anlatamıyor muyum bunu sana. Beni delirtmek hoşuna mı gidiyor.
-her seferin de aynı şeyi yapıyorsun, nedir bu paranoya. Ne yaptım bunu hakedecek. Anlamak dahi istemediğin açıklamalar yapmaktan yoruldum.
-yapma lan o zaman.
-bebeğim yapma, niye böyle yapıyorsun. Bu kadar kolay mı kesip atmak.
-ne sanıyorsun sen kendini, bulunmaz hint paçavrası mı? beni değiştireceğini mi sanıyorsun lan, beynimi zaptedeceğini mi, zavallı küçük oyunlarınla.
-peki. hoşçakal.
Bu diyaloglar artık bir ezberdi hayatımda. Dizginlemeye çalıştığım öfkem, kocaman bir böcek haline bürünüp beynimi ele geçiriyor, kemiriyor, sert bir tebeşirin kara tahtada çıkardığı dayanılmaz o tiz sesleri çıkartıyor; nihayetinde ağız dolusu kusuyordum. Çaresizdim. Her ona yaklaşmaya çalıştığımda, ürküyor, alabildiğine hızla uzaklaşıyordum. Başka tenlere, başka seslere; kaç ten unutturabilir seni bana. Kaç sabah daha uyanmalıyım, tanımadığım suretler arasında. Ben birine ait olamam, ben avuca sığamam, bağlanamam. Yeryüzünde ki en tehlikeli mahluk insana bu kadar yaklaşmam bile olası dışı aslında. Bu güçsüzlük, acizlik dışında birşey değil. Senin de hareketlerin yapay mı, sahte mi kurduğun sevgi cümlecikleri, koca bir yalandan ibaret mi sevginin ta kendisi gibi. Hepsi hepsi bir kurmaca, kocaman bir oyun mu, beni babaya teslim etmek için. Düşünmem lazım, iyice düşün lanet olası, her ayrıntıyı, her cümleyi, her sesi; süzgecinden geçirmelisin. Dikkatli olmalısın, her an bir tongaya düşebilirsin.
Kaçışlar, silikon duyarsızlıklara sığınmalar elde patlayan, öfke nöbetleri, geller ve gitler, sularda boğulmalar, sorular, sorgular, böcekler, insanlar, düşler, düşsüzlükler. Sonrasında sıra gelen dönüşler, başlangıçlar. Her başlangıç dönümlerinde beni bekleyen sıcak dudaklar, eller, düşünceler.
_bana gel.
_tamam.
hiç bir şey olmamış gibi davranıp, hatta itinayla kavga konusunu açacak en ufak bir imadan dahi kaçınıyoruz. O`da yorgun, bende yorgunum tüm bu olanlardan. Ellerini tuttuğumda ilk günkü kadar sıcak olduğunu duyumsuyorum. Kırgın gözlerinin ardında, yumuşacık bir ruh. Küçücük bedenine inat beni sarabilen kolları var. Herşeyi unutmak istiyorum, bazen kendimi bile. Türlü şeylerden bahsediyorum, aklıma ne gelirse. Çocukluğumdan, kavgalarımdan, kitaplardan ve çoğu zaman onu kızdırmak için sevgililerimden. Hemen düşüyor yüzü, gözleri, dudakları. Çenesinden usulca kaldırıp, dudaklarını içiyorum.
Gidişinin ardından yine kahrolası böcekler üşüşüyor beynime, hepsi birbirleriyle yarışta, hepsi birinci geldiler. Bu sefer kabul ediş altını eşmeler. Neden, neden her seferinde, onca hakaretimden sonra dahi; beni bekliyor? Neden bunca gösterilen sabır, uysallık, kabulleniş hali, bir anne şefkati, bir kadın kokusu. Neden büyüyor, büyüyor beni yutmaya hazır açıyor kocaman ağzını, sararmış dişlerini etimde hissediyorum.
.........................................