Şizofrenin Güncesi(8)
BÖLÜM 8
Ertesi sabah telefon çaldı. Karşımda ki ses hülya`ydı. Bu kadar çabuk aramasını beklememiştim. Yine beni şaşırtmayı başarmıştı. Daha yeni uyanmıştım, ne diyeceğimi bilemedim; elim telefonun kablosunda ağzımda birşeyler geveliyordum, kendimin bile anlamakta güçlük çektiği. Anlayışlı kızmış, benim bile anlamadığımı anlamış, geliyordu. Şaşkınlık içinde telefonu kapattım.
Lanet olası ev darma dağındı. mutfak, banyo, salon; hepsi hepsi rezalet durumdaydı. Salak, ne diye eve çağırırsın şu haline bakmadan. Hadi kaldır kıçınıda şunları biryerlere tıkıştır. beynim zonkluyor yine, tüm düşünce cüceleri üşüşüyor, bağıra çağıra oyun oynuyor beni çileden çıkartıyorlar. Neyse ki o gelmeden, bulduğum boş yerlere; çekmecelere, dolaplara, koltuk altlarına ortada ki dağınıklığı paylaştırdım. Şayet oralara bakarsa işte o zaman rezilliğin alası. Üzerime giyecek ütülü, temiz birşeyler aradım ama nafile. Sonunda içlerinden en giyilebilir olanı seçip üzerime geçirip bir sigara yaktım; haketmiştim. Eve bakıp bu kadar çabuk bu dağınıklığı yok ettiğim için kendimle gurur duydum. Yazılarımdan en sağlamlarını çıkarıp sehpanın üzerine koydum, bir kaç tane de kitap. Olur da tutulursam konuşacak konu olsun gözümün önünde.
Kapı çaldı, düşündüğüm kadar heyecanlı değildim. Yine olduğu gibiydi, sade, emin, ukala. Birer kahve alıp oturduk. Çekingen değildi üstelik konuşkandı, bu sefer onun karşısında susan bendim. Yazdıklarımı alıp okumaya başladı. Okuduğu beğenmediği ya da anlamadığı yerleri soruyor, hararetle üzerinde tartışıyorduk. O konuşurken hayranlığım artıyor, sürekli kendimi gülümser buluyordum. Sanırım o da bu durumu farkediyor, konuşurken birden susup başını öne eğiyordu. Saatlerin nasıl geçtiğini anlamadık. İlk defa samimiyetle konuşuyor, kendimden birşeyler anlatıyordum bu hiç tanımadığım kadına. Garip bir güven sarmıştı benliğimi; ara ara frenlesemde, hiç olmadığım kadar rahat ve huzurluydum. Bildiklerim bir bir yıkılsın, onda inşa olsun istiyordum ruhum.
Günlerce konuştuk, her fırsatta. O kadar ki artık kavga etmeye bile başlamıştık. Artık herşeyden herkesten kıskanıyor her anına ambargo koymak istiyordum. Artık birşeylerin adı konmalı, bana sadece bana ait olmalı, herşeyiyle, her zerresi, her nefesiyle. Aradığın da sadece konuşmalıyız dedim. Endişelenmiş, nefes almadan ne oldu tekrarından başka bir şey çıkmıyordu ağzından. Telefonda olmaz, yüzyüze konuşmalıyız. Peki, hemen geliyorum.
..............................