Soğukça Bir NefesSoğukça Bir NefesO gece her zamankinden daha parıltılı, daha sakin gözüküyordu James’in gözleri… İçinde bulunan sıcak havanın, bardaki soğukça esen maneviyatçı rüzgârla çarpışması sonucuydu galiba. Böğründeki sıcak nefesi, barmenin vereceği soğuk bir viskiyle dahi söndüremeyeceğini anladı. Bir anda o parlak görünen gözleri bir ruh edasıyla kararıverdi… Alkolün verdiği amaçsız bir gayretin sonucunu gözbebeklerinde hissetti. Gözbebekleri bir anda batmış güneşe benzemişti. Işık vermeye çalışıyorlardı ama boşa gayret sarf ediyorlardı. Kendini çok kötü ve yordun hissediyordu. Ayağa kalkmaya çalıştı bu durumundan kurtulmak için. Bacakları bir adım attı, ama bilinmeliydi ki bu adım sonsuzluğa gidecek bir yolun ıssız bir yerden başlangıcıydı. Sağ ayağını sürüdü önce, sonra siyah ve kırmızı renklerden oluşan masumane çevresine baktı. Başı dönüyordu biraz. Dengesizliğine rağmen, bir adım daha attı ve çevreye hayatın verdiği yorgunluğu son kez atan bir gülümsemeyle baktı. Lavaboya gitmek istedi. Sağ, sol, tekrar sağ derken lavaboya ulaşmıştı. Kapının kolunu tüm kuvvetiyle çekti ve içeriye ilk adımını atar atmaz kendini nedensiz bir mutluluğun içinde buldu. O sönük gözleri tekrar canlandı, damarlarındaki kan tekrar hızlanmaya başladı. Aynaya yaklaştı ve baktı uzun bir süre çizgilerle dolu yorgun yüzüne… İçinden bir anda hayatını on saniyede tekrar yaşadı. Her şey kısa bir film şeridi gibi geçti zihninden. Karısı, çocukları, daha niceleri… Derin düşüncelere kaptırmıştı kendini. Bedeninin ve ruhunun bu hayattaki misyonunu tamamladığını düşündü. Yıllardır sürüklediği cılız bedeninin artık kendisinden sıkıldığı hissine kapıldı. Kapının yanında duran demire doğru yalpalayarak gitti. Onu nazikçe yârinden aldı. Önce sağ eliyle kaldırdı, havaya yükseltti ve hızlı bir şekilde ağzına vurdu. Hissettiği tek şey burnundan boşalan siyah kokulu bir sıvıydı. Ağzında da paslı bir metal tadı kalmıştı. Tekrar aynaya yöneldi. Aynaya baktı ama kafasını çevirdi. Yıllardır baktığı yüzüne şu an bakmaktan utanıyordu. Aniden yumruğunu hayatın tüm yorgunluğuyla sıkıp, hızlı bir şekilde aynaya çarptı. Ayna paramparça olmuştu gözlerinin önünde. Parçalanan aynanın yerde parlayan bir parçasını aldı, biraz inceledi ve gülümsedi. O küçük ayna parçasını alıp kalan kuvvetiyle sol bileğine gömdü. Tarifsiz bir duyguydu. Bileğinde önce küçük bir sızı hissetti. Sol bileğine baktı. Ayna parçasının yanından süzülen kanları gördü. Beyaz çizgili fayanslardaki kan lekesini görünce biraz ürktü. Ama tebessüm etmeye çalıştı. Birden o damarlarındaki sıcakkanın soğumaya başladığını anladı. Galiba misyonunu tamamlamasına dakikalar kalmıştı. Hareketleri kısıtlandı bir anda yere uzanmak istedi ama son defa aynaya el sallama çabasındaydı bu hayattan gidiyorum dercesine. Gayretle kalktı ve aynaya baktı, sakince el salladı eski karısına son vedasındaki gibi. Sonra göz kapakları titremeye başladı, kapanmak istiyorlardı inatla. Yavaş yavaş kapandılar bir daha açılmamak üzere. Sonra James’in bedeni yere yığıldı ağır ağır. Kendi kurtuluş yolunu başlatmıştı aslında, o yolda tekti ve zaten o da bunu istiyordu.
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
4
Kişisel Markanı Yaratmak
• Ali Osman Taşlıca • Yaşamdan Hikayeler • 21 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
4
Kişisel Markanı Yaratmak
• Ali Osman Taşlıca • Yaşamdan Hikayeler • 14 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
4
Aralık
4
Aralık
4
Ağustos
12
Ağustos
12 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||