kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Makale / Siyasi Makaleler





Haftanın Yazarı
Melek Öztürk
Melek Öztürk


Solun Göremediği…

8 / 5 / 2008  Perşembe tarihinde Taylan Özbay tarafından eklendi, 102 kez okundu...

“Türkiye’de solcular, sosyalistler ‘milliyetçilik/ulusçuluk’ üzerine fikir yürütürken iki önemli yanılgı içine düşüyorlar. Birincisi, Kemalizmin altı temel ilkesinden olan ‘ulusçuluk’ ve bu kavramın ‘Atatürkçülük’ içinde kazandığı anlamı göz önünde bulundurmuyorlar ya da daha kötüsü bilmiyorlar. İkincisi, fikri güncellemeden yoksun akıl yürütmele...”

Okuyucu Puanı ;

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin  adnet  

Taylan Özbay

Taylan Özbay







EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Solun Göremediği…


Türkiye’de solcular, sosyalistler ‘milliyetçilik/ulusçuluk’ üzerine fikir yürütürken iki önemli yanılgı içine düşüyorlar. Birincisi, Kemalizmin altı temel ilkesinden olan ‘ulusçuluk’ ve bu kavramın ‘Atatürkçülük’ içinde kazandığı anlamı göz önünde bulundurmuyorlar ya da daha kötüsü bilmiyorlar. İkincisi, fikri güncellemeden yoksun akıl yürütmelerde bulunuyorlar. Toplumsal-evrensel şartlar aynı kalmışsa bunda bir sorun yok; ama zaman içinde şartlar değişmiş ise, durum ilk yorumun dönemselliğini aşmış ise, o zaman, yürütülen fikirler güncel bakış açılarının çok uzağına düşüyor ve gerçekliğini yitiriyor.
Türkiye’de ‘milliyetçilik/ulusçuluk’ kavram farklılaşmasının üzerinden bir tartışma yürütülüyor. Çok da yeni sayılmayacak olan bu tartışma, aslında yapay bir tartışma. Ve bu kavram ayrışmasının temel nedeni, ‘gerçek’ Kemalistlerin ve haliyle siyasi yelpazenin solunda yer alan insanların, Atatürk’ün altı temel ilkesinden biri olan milliyetçilik ilkesini, sağın, faşizmin, ırkçılığın, Türk-İslamcılığın kirli ellerinden kurtarma mücadelesidir. Bu nedenle, bu saflaşma sonucunda, basit bir ayrım ortaya çıktı. Günümüzde artık gerçek Mustafa Kemal milliyetçiliğini savunanlar (bir küçük akli dengesi bozuk grup hariç) milliyetçilik kavramının az önce saydığımız çevrelerce kirletilmesi sonucunda ‘ulusçuluk/ulusalcılık’ kavramlarını benimsediler. Yani, tam anlamıyla yurtseverlik olan Atatürk milliyetçiliği, sözlük anlamı olarak, aynı yurdun üstünde yaşayan insanlardan bir araya gelmiş toplum anlamını taşıyan ‘ulus’tan kaynaklanan ulusçuluk ile özdeşleştirildi.
Bu tanımın içini dolduran şüphesiz Mustafa Kemal’dir ve o Mustafa Kemal’in insanlık adına nihai arzusu şudur: ‘Sömürgecilik ve emperyalizm yeryüzünden yok olacak ve yerlerine milletlerarasında hiçbir renk, din ve ırk farkı gözetmeyen yeni bir ahenk işbirliği çağı hakim olacaktır’
Türkiye’de milliyetçilik konusundaki bölünmenin çok da yeni olmadığını belirten örneklerden biri olarak Uğur Mumcu ile 1987’de yapılan röportajda, Mumcu’nun şu sözlerine değinebiliriz: ‘Bir kavram kargaşası yaşadığımız doğrudur. Kurtuluş Savaşı dönemindeki milliyetçilikle, bugün muhafazakar milliyetçilik dediğimiz yeni anlayış, Atatürkçülüğün de özüne karşıdır.’ Uğur Mumcu, ‘Nedir Kurtuluş Savaşı milliyetçiliği?’ sorusunu da şöyle cevaplar: ‘O, devrimciliktir. Antiemperyalist ve bağımsızlıkçılıktır. Kuva-i Milliye ruhudur. Ortalıkta dolaşanların milliyetçilik sloganıyla, Türk-İslam senteziyle hiç ilgisi yoktur.’(Uğur Mumcu, Eğilmeden Bükülmeden, um:ag Vakfı Yayınları, 1. Baskı, Nisan 2004, s: 86, 87)
Başka yazılarda fazlasıyla değindiğim için, burada uzun uzun Atatürk milliyetçiliğinin ne olduğuna girmek istemiyorum. Ancak, altı ilkenin bir bütün olarak değerlendirilmesi bile, Atatürk milliyetçiliğinin tanımlanması için yeterlidir: Cumhuriyeti savunmak, halktan yana olmak, laikliği benimsemek, ekonomide devletçilikten taraf olmak ve devrimcilik… Bunlarla çelişen bir milliyetçilik, Kemalizm için düşünülemez.
İşte, Atatürk ile beraber kazanılan bu içerik farklılaşması nedeniyle, bizler için milliyetçilik; benzer isimlerle yapılan farklı tanımlardan çok ayrı bir yerdedir. Ve özellikle son yıllarda Kemalistlerce, ‘milliyetçilik’ yerine ‘ulusçuluk’ kavramının kullanılması, milliyetçiliğin Atatürk’le kazandığı anlama gösterilen özenin sonudur.
***
Başta belirttiğimiz gibi, Türkiye’de solcular, sosyalistler ‘milliyetçilik/ulusçuluk’ üzerine fikir yürütürken, Atatürkçülük içindeki ulus tanımını göz ardı etmek ve yorum yaparken ezberden kurtulamamak gibi hatalara düşüyorlar.
Cumhuriyet gazetesindeki yazılarını dikkatle takip ettiğim ve her birini altını çizerek okuduğum Deniz Kavukçuoğlu’nun 13 Nisan 2008’de yayınlanan ‘Sosyalizm, Ulusçuluk, Yurtseverlik’ başlıklı yazısını okuyunca büyük hayal kırıklığı yaşadım. Kavukçuoğlu bir paragrafta şöyle diyordu: ‘Feodal toplumların uluslaşma süreçlerinde, ulus-devletlerin kuruluşlarında, Asya, Afrika ve Latin Amerika’nın sömürge halklarının kurtuluşlarında motor görevi gören ulusçuluk/milliyetçilik, 21.yüzyılda toplumları durağanlaştıran, geriye doğru çeken, kapitalist düzenin bekçiliğini yapmaktan öte hiçbir işlevi kalmamış, toplumların ilerleme yolunda ayak bağı olan gerici bir ideolojidir. Kapitalizmden türeyen ve varlık nedeni kapitalizmin bekçiliği olan bir ideoloji olması nedeniyle ulusçuluğun/milliyetçiliğin küresel kapitalizme/emperyalizme karşıtlığı da nesnel/objektif olarak olası değildir.’
Paragrafta itiraz ettiğim iki bölüm var, Kavukçuoğlu’na göre:
- Ulusçuluk/milliyetçilik 21. yüzyılda toplumları durağanlaştıran, geriye doğru çeken, toplumların ilerleme yolunda ayak bağı olan, gerici bir ideoloji.
- Ulusçuluk/milliyetçilik fikrinin kapitalizmin bekçiliğini yapmaktan öte hiçbir işlevi kalmamıştır. Kapitalizmden türeyen ve varlık nedeni kapitalizmin bekçiliği olan bir ideoloji olması nedeniyle ulusçuluğun/milliyetçiliğin küresel kapitalizme/emperyalizme karşıtlığı da olası değildir.
Öncelikle, Kavukçuoğlu’nun kavramları kullanışında dikkati çeken bir nokta var. Türkiye’de ulusçuluk/milliyetçilik kavram ayrışmasına az önce değindik; kimin hangi kavramı, hangi anlamda kullandığını belirttik. Mustafa Kemal’in milliyetçilik/ulusçuluk ilkesinin ne anlama geldiğini, bugün özünü ve anlamını korumak adına Kemalistlerce ulusçuluk adı altında nasıl savunulduğuna değindik. Böyle bir ayrışma mevcut iken, Kavukçuoğlu’nun ulusçuluk/milliyetçilik kavramlarını, Kemalizm içinde var olan ulusçuluğu dışarıda bırakan hiçbir parantez açmaksızın reddedişi, Atatürk ulusçuluğunu benimsemiş insanlara cevap hakkı doğurur. Çünkü Atatürk’ün ve Türkiye Cumhuriyeti’nin altı temel ilkesinden biri, Kavukçuoğlu’nun sahiplendiği gibi ‘yurtseverlik’ değil, yurtseverliği esas alan milliyetçilik/ulusçuluk’tur.
Anlam içeriği Mustafa Kemal tarafından doldurulmuş ulusalcılığa inanan biri olarak şunları sormam gerekir:
Kemalist anlamda ulusçuluk hangi nedenden ötürü 21. yy. Türk toplumunu durağanlaştırmaktadır? Hangi olumsuzluğuyla, Türk toplumunu geri götürmekte, toplumun ilerleme yolunda ayak bağı olmaktadır?
Devrimciliği, toplumsal birliği, bilim ışığında ilericiliği, bağımsızlıkçılığı öğütleyen bir ilke ne sebeple gericilikle etiketlenebilir?
Yok, eğer, kastedilen Kemalist ulusçuluk değil ise, neden böyle bir ulusçuluk anlayışı olduğuna değinilip, bu düşünce eleştiri dışında tutulmamıştır?
Ne yazık ki, Kavukçuoğlu’nun bu değerlendirmelerinde yazının başında belirttiğimiz Kemalist ulusçuluktan bihaber sosyalist aydın yorumlarının bir benzerini görüyoruz.

Öte yandan ikinci nokta daha da önemli. Kavukçuoğlu, milliyetçiliğin/ulusçuluğun kapitalizme/emperyalizme karşı olamayacağını çünkü zaten kapitalizmden doğduğunu ve kapitalizmin bekçiliğinden başka bir işlevi olmadığını söylüyor. Bu değerlendirme Sovyetlerin çöküşünden ve tek kutuplu dünyada Yeni Dünya Düzeninin ortaya çıkışından önce yapılsa, gerçekçi olabilirdi. Ama bizzat kapitalizm, yeni düşmanının ‘ulus devletler’ olduğunu söylerken, ‘ulusların sonu’ tezleri ortaya atılırken, uluslar arası kapitalizmin önündeki ulusal engellerin, dünyanın efendileri tarafından gerektiğinde ordularla temizlendiği, ülkelerin işgal edildiği bir çağda, bütün ulus devletler için hala ‘kapitalizmden doğduğu için kapitalizm bekçisidir’ denilebilir mi?

Bakın Anıl Çeçen, ‘Ulusal Sol’ isimli kitabında, Kavukçuoğlu’nun tersine konuyla ilgili nasıl ‘güncel’ değerlendirmelerde bulunuyor: ‘Ulusçuluğun geleceğini bir anlamda emperyalizmin geleceği belirleyecektir. Ulusçuluğun ilk ortaya çıkışı, burjuvazinin doğuşu ile beraber gündeme geldiğinden, burjuva sınıfının gelişimi ile beraber ulusçuluk akımları da biçimlenmiştir. Günümüzde, emperyalizm yeni bir aşama yaparken ve çok uluslu tekelleşmeye doğru giderken, ulusal sınırları kaldırmak istemekte ve ulusal devletler engeli ile artık daha fazla uğraşmak istememektedir. Bu nedenle de emperyalist kapitalist çevreler tarafından, uluslara, ulusal devletlere ve ulusçuluk akımlarına karşı yoğun bir saldırı kampanyası küreselleşme adı altında başlatılmıştır. Tek kutuplu emperyalizm kendi içinde devrim yaparak, yeni bir teknolojik atılım ile süper emperyalizm doğrultusunda yeniden dünyaya yayılırken, başlıca hedefinin uluslar olduğu anlaşılmaktadır. Küreselleşme adı altında yeni yüzünü sempatik ve güler yüzlü göstermeye çalışan emperyalizm, yirmi birinci yüzyılda uluslar ve ulusal devletleri ortadan silmeye kararlı görülmektedir.’(Anıl Çeçen, Ulusal Sol, Toplumsal Dönüşüm Yayınları, 2. Baskı Eylül 2005, s:127)

Yani,
Evet, ulusçuluk kapitalizmden doğmuştur, ama ilerlediği yön, mutlaka kapitalizmle aynı olmadığı gibi, bugün kapitalizm ve ulus devlet olgusu karşı karşıya gelmiştir. Ve kapitalizm artık sınır istememektedir. Dahası, kapitalizme direnmenin yolu, ulus devleti savunmaya dönüşmüştür.
Anıl Çeçen’in aynı kitabının bir başka sayfasında yazdığı gibi: ‘Küreselleşmeci emperyalizme tepki olarak, günümüzde yeni bir ulusalcılık akımının yükselmekte olduğu açıkça görülmektedir. Ulusal egemenliğin, tam bağımsızlığın, ulusal devletin önemi giderek artarken bu gibi değerleri savunmakta olan ulusalcı akımlar önem kazanmakta ve halk kitlelerinin geniş oranda kitlesel desteklerini almaktadırlar. Tek bir emperyalizmin olmaması nasıl küreselleşmede bütünlük getiremiyorsa, tek bir ulusalcılık da olmamakta ve bu nedenle her ülkenin kendi ulusalcı yaklaşımı öne çıkmaktadır.’(s:135)
Bu şartlar altında, ulus devletin kapitalizm/emperyalizm bekçiliğinden söz edebilir miyiz?

Deniz Kavukçuoğlu’nun ulusalcılık-kapitalizm değerlendirmesi de, yine yazının başında değindiğimiz, sol-sosyalist kökenli aydınların yorum yaparken günceli ıskalamalarına bir örnek teşkil ediyor.
Öte yandan, Kavukçuoğlu, değerlendirmelerinde sonuna kadar haklı olabilirdi. Şayet, eleştirdiği kavramın, Kemalist ulusçuluk dışında kalan, bizim Türkiye’de örneğini yıllardır gördüğümüz o garip milliyetçilik olduğunu belirtseydi. Ama o da yazısında çoğu solcu aydınımız gibi, Kemalizmin bir ilkesi olan Atatürk ulusçuluğunu görmezden geliyor, bu ilkenin içeriğinin farklılığını yok sayıyor ve ulusçuluk/milliyetçilik gibi bir belirtmeyle onu da diğer sakat anlayışlara kurban ediyor.
Böyle olunca da, ilerici, bağımsızlıkçı, devrimci, antiemperyalist ve antikapitalist bir ulusçuluk olan Atatürk ulusçuluğunun varlığı, Kavukçuoğlu’nun yazdıklarındaki gerçeklik payını oldukça düşürüyor.
***
Sonuç olarak,bir kez daha görüyoruz ki,

Türk solu, milliyetçiliği eleştirirken, Kemalizmi hesaba katmadığı; Yeni Dünya Düzenini, iyice vahşileşen kapitalizmi ve bu kavramlarla ulusçuluğun yeni konumlanmalarını doğru okuyamadığı sürece, doğru yolu bulamayacaktır.

Ne yazık ki bulamadığı da ortada…



Yazı İşlemleri


Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :

Temmuz
5
"ergen Anakonda"
Hasan  KocamanoğluSiyasi Makaleler • 44 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Temmuz
4
Kendimizi Üzmemek Lazım…
Ceyhun ArasSiyasi Makaleler • 34 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Temmuz
2
Akp Faşizmi
Şeref KöksalSiyasi Makaleler • 200 kez okundu. • 29 kez yorumlandı.
Temmuz
1
Kıbrıs Meselesi ve Annan Planı
Tahsin ÇayıroğluSiyasi Makaleler • 33 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Haziran
28
Antiemperyalizm Antifaşizm
Alper Elvan PolatSiyasi Makaleler • 61 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Mayıs
8
Solun Göremediği…
Taylan ÖzbaySiyasi Makaleler • 103 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mayıs
8
Kitaplığın Önündeki Düşünceler…
Taylan ÖzbayEğitim Makaleleri • 183 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mart
25
Dincinin Politik Oyunu “dindarlık”
Taylan ÖzbaySiyasi Makaleler • 131 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mart
23
Nasipsizler Devri!
Taylan ÖzbaySiyasi Makaleler • 143 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Şubat
9
Şubat
9
Götü Boklu Melih
Taylan ÖzbayAnı Hikayeler • 1099 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Şubat
9
Şubat
8
Uğur Mumcu Kemalizm Sosyalizm…
Taylan Özbayİdeolojik Makaleler • 523 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Şubat
9
Çocukluk Fotoğrafları
Taylan ÖzbayAnı Hikayeler • 472 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Şubat
9
Atatürk’ü Neden Seviyoruz?
Taylan ÖzbaySiyasi Makaleler • 440 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Solun Göremediği…, Solun Göremediği… makalesi, Solun Göremediği… makale, Solun Göremediği… nedir?, Solun Göremediği… hakkında bilgi, Solun Göremediği… makaleleri, Taylan Özbay makaleleri, Solun nedir, Solun makalesi, Solun makaleleri, Göremediği… nedir, Göremediği… makalesi, Göremediği… makaleleri,






Okudunuz Mu?
MuratAlış
Murat Alış




Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | Künye | İletişim
Text Reklamlar : Mortgages | Online Advertising | Pay Day Loans | Car Accident Lawyer Los Angeles | Comcast | Video | Arkadaş