Son Bir SigaraSon Bir SigaraDelikanlı havanın soğukluğundan olsa gerek içini ısıtabilecek tek şeyin cebindeki son sigara olduğuna inanıyordu. Zaten başka hiçbir şeyi yoktu. Belki de en değerli varlığı son sigarasındaki son nefesti. Yavaşça cebinden çıkardı, tane usulü aldığı için paketi yoktu, kırılmaması için özen göstermek zorundaydı. Dudaklarının arasına koyarken biraz sonra duyacağı mutluluktan başka bir şey düşünmüyordu. İşsiz, parasız hatta evsiz oluşu ilgilendirmiyordu o an onu. Oysa ki babası sigarayı bırakmadan eve gelme demişti ve o çok sevdiği kız arkadaşıyla sigara yüzünden kavga etmişlerdi. Çakmağını çıkardı ve yakmaya çalıştı, ne var ki bitmek üzereydi, yanmıyordu bir türlü! Bir daha ve bir daha denedi, inatlaşıyordu sanki çakmak ya da dalga geçiyordu kendisiyle! Ve son denemede başardım dedi içinden ilk nefesini içine çekerken! Bir ışık gördü o an uzaktan.. Uzun ve kalımsı bir boru ona doğru yürüyordu, önce gözlerini ovuşturdu, gördüğü gerçek olamazdı çünkü bir boru yürüyordu. Korkuya kapılık panikledi ama kımıldayamıyordu, ne oluyorsa içinde oluyordu.. Daha da yaklaştı boru ve söylenmeye başladı: -Senin hiç varlığının anlamı olan vücut sıvın, kanın boşaltılıp içine araba egzozu dolduruldu mu? Ya da boğulmak üzere olduğunu ama kurtulmak için elinden hiçbir şeyin gelmediğini hissettin mi? Ben kimim merak ediyorsun değil mi, ben senin nefes borunum! Ve şuan içine çektiğin zehir beni yerimden etti, artık orda daha fazla kalamam, sana bundan sonra yardımım dokunmaz, ben gidiyorum! Delikanlı duyduklarına çok şaşırmıştı, nasıl olmuştu da nefes borusu onunla konuşabiliyordu, üstelik daha ilginci artık gitmek istediğini söylüyordu. "Dur" dedi telaşla. "Beni bu şekilde bırakıp gitme, nasıl nefes alırım sonra?" Ama nefes borusu kararlıydı ve ekledi: -Bu senin tercihindi, bundan sonrasını sen düşün! Yemek borusu ufukta uzaklaşırken şaşkınlık içinde kalan delikanlı yavaşta banka tekrar oturdu. Ne yapacağını bilmez halde bir nefes daha aldı son sigarasından! Ve uzakta bir ışık daha... İki bölmeli bir varlık yaklaşıyordu ona, ama bu nasıl olurdu?! Gelen bir akciğerdi! Delikanlı bu sefer çıldırdığını düşünmeye başlamıştı ki akciğer karalar bağlamış, kalın ve anlaşılmaz bir ses tonuyla konuşmaya başladı: -Görüyor musun beni ne hale getirdiğini? Yaşının karşılığında böyle bir akciğere sahip olmak utandırmıyor mu seni? Oysa ki daha yeni gelişmiştim ve en verimli zamanımdaydım, beni bu hale getirmeye ne hakkın vardı? Ama tabii yine sen bilirsin, beni istemeyeni ben hiç istemem, ben gidiyorum! Delikanlı gördüklerine ve duyduklarına tepki bile veremiyordu artık! Zar-zor iki cümle döküldü dudaklarından: -Nereye? Beni bırakırsan yaşayamam! Kararmış ve yaşlanmış ama henüz 20yaşındaki ciğer arkasına dönüp yürümeye başladığında şu sözler duyuldu: -Bu senin tercihindi, bundan sonrasını sen düşün! Artık ayağa da kalkamamıştı, olduğu yerde bakıyordu ciğerinin arkasından, ne peşinden koşmaya ne de gitme demeye gücü kalmıştı artık! Nefes alamıyordu, boğulmak üzereydi sanki, kendini çok kötü ve çaresiz hissediyordu! İçinde bir şeylerin şiştiğini hissediyordu ama hiçbir şey yapamıyordu. O sırada yerde kırmızı bir sıvının kendisine doğru aktığını gördü. Kafasını çevirecek takati bile kalmamıştı, adeta taş kesilmişti, galiba ölüyordu ki sıvının kendi kanı olduğunu anladı ve bir ses yükseldi: -Senin gibi varlığını bu şekilde tehlikeye atan bir insanın içinde daha fazla oksijen taşıyamam, gerçi taşıyacak bir oksijenim de kalmadı, malum, sayende hiçbir şey kalmadı bende seni yaşatacak. Ne diyeyim, herkes gibi bana da yol göründü, zaten kalmayı ben de istemem, ben gidiyorum! Delikanlının vücudu soğumaya başlamıştı, artık hiçbir yerini kımıldatamıyordu, rüzgar esse kalıp gibi devrilecekti, hissediyordu! Sadece gözlerini oynatabiliyordu ki kanına son bir bakış gönderdi. Kan: -Anladım, lütfen beni bırakma diyorsun değil mi? Üzgünüm ama bu senin tercihindi, bundan sonrasını sen düşün! Kan gözlerden kaybolurken delikanlı ruhunu teslim etmeye çalışıyordu ki birden soğuk havanın yüzüne vurmasıyla irkilerek uyandı. O soğuk havada ter içinde kalmıştı, doğruldu ve neler olup bittiğini kavramaya çalıştı. Sonra gördüklerinin bir rüya olduğunu anladı. Geceyi geçirdiği parkta bankta uyuyakalmıştı belli ki. Elini cebine attı ve son sigarasını çıkardı! Yapacak tek bir şey kalmıştı ki delikanlı da onu yaptı. Çünkü hayatı bir anlık zevkten daha kıymetliydi. Son sigarasını ikiye bölüp çöpe attı...
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Kasım
24
Kasım
18
Kasım
14
Kasım
14
Kasım
5
Mayıs
8
Mart
19
Mart
25
Şubat
3
Mutluluk Mu, Hani, Nerde?
• Hülya Korkut • Hayata Dair Denemeler • 1588 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Kasım
3 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||