kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Deneme / Sevgi ve Aşk Denemeleri

Son Mektup

17 / 7 / 2008  Perşembe tarihinde Deniz Yaşar tarafından eklendi, 89 kez okundu...

“Burçlarına zafer nişaneleri dikilmişti. Gökkuşağı, durmadan dalgalanan bayrağı olmuştu gökyüzümüzün. Uçsuz bucaksız bereketli toprakları olan devasa bir ülkenin anahtarları elimize teslim edilmişti. Günlerce sürmüştü fetih kutlamaları. Bütün bir tarihi içine alacak, belki üç yüz yıl dilden dile anlatılacak büyük bir destanın satırları silinmez m...”

Okuyucu Puanı ;

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin  adnet  

Deniz Yaşar

Deniz Yaşar







EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Son Mektup


Burçlarına zafer nişaneleri dikilmişti. Gökkuşağı, durmadan dalgalanan bayrağı olmuştu gökyüzümüzün. Uçsuz bucaksız bereketli toprakları olan devasa bir ülkenin anahtarları elimize teslim edilmişti. Günlerce sürmüştü fetih kutlamaları. Bütün bir tarihi içine alacak, belki üç yüz yıl dilden dile anlatılacak büyük bir destanın satırları silinmez mürekkeple parşömen kâğıtlarına işlenmişti. Öyle bir kule inşa edilmişti ki şerefesi Kaf Dağının ötesine bakar, kubbesi Zühre Yıldızına değerdi. Bin yıl sonrasının ziyaretçilerine hediye edilmiş heybetli bir yapıydı. Zarafeti gözleri kamaştıran, görkemi ulu kralları gıpta ettiren yaldızlı bir saraydı.

Karanlığa kaç kez mektup yazdım bilemiyorum. Bu, gördüğüm en parlak ışığın, aydınlığın ta kendisine yazılan ikinci mektubum. Konuştuğunda, hiçbir sözcük boşlukta yankılanmadı. En değerlilerini küplere doldurup doldurup bilinmez tepelere gömdüm. Anlamsız kelimeleri dahi ince bir eleğin gözlerinden dökülen altın tozları bildim, içimde eritip kalbime zırh diye kalıpladım. Kaç kez merceğimde büyütüp içine, derinlerine, mikronlarına baktım; vallahi tertemiz, dupduru su kristallerinden başka bir şey göremedim. Açılmamış bir mektuptu yüzün; başından sonuna kadar yüzlerce kez satır satır okudum, mağaramın duvarlarına kazıdım.

Hikâyenin başı; yani ilk kıpırdanış! Kabuğun çatladığı, kozanın yırtıldığı, şimdi hayal meyal gözlerimde can’lanan o an. Besmele çekip ‘yaşama’ niyet edişim, ‘seccademe’ yönelip kıblesi ‘hizmet’ olan o ‘namaza’ tekbir alışım… Gözlerinde karanfiller açmıştı. İçinin gıdıklandığını hissetmiştim; zira aynı şeyleri hissetmiştik. Her odanın bir köşesinde sana ait bir yer vardı, bu yüzden bütün odaların en sevdiğim yeri senin bağdaş kurduğun köşelerdi. Damarlarımda kan yürümeye başlamıştı. Sözlerime bereket, parmaklarıma kıpırdanış, hislerime coşku gelmişti. Bir kayanın üzerinde bütün sertliğine rağmen cılız kökleriyle kayayı yaran yeşil bir ‘ot’ sürgülenmişti. Bu otu ıslatan yağmur damlası, ölüyü dirilten ab-ı hayat olmuştun. Son şiirim benim; hiçbir satırı bu denli içten yazmamıştım.

Yazılanlar… Hepsi zaten bir bütünün parçasıydı. Hangisini okusam başı-sonu belli bir yolun bilmem kaçıncı kilometresiydi. Her adımda perspektif aralığı daralıyor, gözlerimde büyüyordun. Ilık bir bahardın, ‘Bütün yolların ayrımında, zor da olsa, ezberimdeki harita beni yanıltmıyorsa, bu yol sana gidiyor’ demiştim. Baharın sonrası yazdır. Sıcak bir yazdın; son mektupta da ‘bu yol sona gidiyor’ demiştim. Şimdi ‘son’ olsak ta yine bir bahardayız. Baharım benim. Hiçbir mevsime bu kadar ısınmamıştım.

Yaşananlar… Yaşadığına inanmak için rüyada olduğunu kabullenmek gerek. Rüyaları yok saymak uyandığında geride kalan bütün yaşamları yok saymak demektir. Bir rüyadan uyandık. Rüyamızda cennetteydik, parmaklarımıza kelebekler konmuşlardı. Şimdi o kelebekler uçtular. Sakın rüyanı kimselere anlatma! Sözlerin bittiği yerde sukut başlar. Karıncanın dilinden Süleyman (a.s), Yusuf’un (a.s) dilinden kuyu anlar. Aşk çoğu zaman susup derdini Allah’a anlatmaktır. Susmak iyidir bazen.

‘Hayatın içinden açılmış bir parantez gibi... Nasıldı ve nedendi bilinmez, belki boşluk, belki yalnızlık, belki bilinmezlik… Hoş geldi nefislere, kandık her şeye ve küçümsenemeyecek kadar çok şeyi ve zamanı birlikte paylaştık.’

Yalnızlık fikri ezelden beri başımda dönen ebemkuşağıydı, boşluk desen içinde kâinatları yutar… Ölümün vaktidir bilinmez olan; kendini bilenin bilmediği şey yoktur. ‘Neden’ sorusuna cevap olacak bundan sonraki yaşamın. Peki, ‘nasıl oldu’? Cevap basit: niyet ettik. İz’an, aksine ihtimal vermeyecek şekilde inanma demektir. Ardı ardına sıralanmış yüz bin ‘belki’ içinde iz’an derecesinde inandığım tek gerçek samimiyetimizdi.

İçimde dolaşan tek bir tırtıl vardı: ‘kırmızı elmanın turuncu tırtılı’. Yankısı Fizan’dan duyulan ses ancak gelecek kaygısıydı. Gelecek deyince görünmez bir hayaletin korkusuyla çalkalandık. Bizler yaprak döküp yeşeren kış ağaçları değiliz. Belki de çocuk olmadığımız için, ilk kez ‘yanlış yaptığımız!’ için bu kadar haklıyız. ‘Ya sonrası?’, aşka yarının ihanetidir. Eğer dünde yaşayan çocuklar olsaydık halen okul çıkışında ‘montaj olmayan bir resmin içinde’ birlikte pamuk helva yiyor olurduk. Şuan çocuk olmayı ne kadar çok isterdim…

Gözlerimizin içinde bir yangın vardı. Bazen yağmur bulutları çökerdi ama nafile… Ancak vuslatla sönerdi bu yangın. Bir tırtıl için vuslat, kelebek olmaktır. Bir kelebek için vuslat, günün sonunda merhamet kokulu elleri olan birinin parmağına konmaktır. Ancak henüz elma içinde büyüyen bir tırtıldın, önce kozanda inzivaya çekilecek, sonra bir gün boyunca uçacak en son parmağıma konacaktın. Önce kozaya, sonra gündüze, en son akşama zemin hazırlamaktaydık. Bu bir çıkmaz değil ‘âyât-ı tekviniyyeydi’, yaratılış ve evrim gerçeğiydi. Beklemek kötüdür bazen. Zamanın çarkları aleyhimize işlemekteydi. Beklemeye ömrümüz kâfi gelmezdi. Bizim niyetimiz karıncanın hacca niyetiydi…

Yangına tedbirimiz avucumuzdaki suydu, çünkü elimizden gelen başka bir şey yoktu.
Bulut yağmurun sebebidir, yağmur bereketin. Ancak aynı yağmur selin de sebebidir. Yağmura rahmet olarak bakmak ta afet olarak bakmak ta kişinin kendi elindedir. Her şeyin sebebi kendisinin sebebi olmayanındır. Bu yüzden bir ‘sorumlu’ aramak beyhudedir. Bir yağmurdun, elim yüzüm ıslandı. Rahmete boğuldum. İçimdeki boşluğa da yağdın, gerçekten ‘deniz’ oldum. Gurbet, insanın sevdiklerinden ayrı olmasıdır, garip ise anlaşılmayandır. Gurbette değildim çünkü sevdiğim hiçbir şey yoktu. Gariptim, çünkü dilimden anlayan yoktu. Gözlerinde gurbete düştüm. Şimdi göz çukurlarına gömüyorsun beni…

Can: Biz ne yapıyorduk Canan?
Canan: İnanıyorduk
Can: Ama her film gerçek değildir Canan, perdeyle gölgeyi karıştırıyorsun.
Canan: Seni küçükken öcü gelecek diye çok korkutmuşlar sanırım. Bak Türkiye’ye de şeriat gelecek diyorlar ama hala çarşafa dolanamıyoruz.
Can: Sululuğu bırak, ağlıcam şimdi senin dediğine bak.
Canan: Peki o zaman sana bir soru sorayım.
Can: Zor olmasın. Sor bakim.
Canan: ‘Bir tiyatro sahnesinde yaşanan aşklar, cinayetler ve ölümlerin hangisi gerçektir’?
Can: Hiçbirisi elbet. Eeee magic nerde bu soruda?
Canan: Roller ve senaryo var can, rolleri yazan ve oynayanlar var. Evet, aşklar cinayetler ve ölümler gerçek değildir ama gerçek olan oyunun ta kendisidir. Ve evet bizler çocuk değiliz belki ama oyun oynuyoruz. Lütfen sahneyi terk etme! Hadi bakayım oyunun başına.
Can: Kafam karıştı :S
Canan: Bir şeye evet dersen evetlemeler zinciri başlar ve bundan kurtulamazsın. Bana bir kez ‘evet’ diyerek ‘hayır’ deme hakkını kaybettin. Hadi ama polemiğe girme benlen:D
Can: Biraz düşüneyim en azından.
Canan: Peki, sana kafa tatili veriyorum o zaman.
Can: Bana tatil deme!
Canan: Ne dememi isterdin?
Can: Ne bileyim işte romantik bir şeyler söyle.
Canan: Peki, "aşkın kalbimi yakan bir volkan gibidir en sevdiğim tatlı kazandibidir’’.
Can: Hani künefeydi?
Canan: O ayrı, künefeye bayılıyorum ama kazandibi favorim.
Can: Bir gün çözeceğim seni.
Canan: Çözülmede…

Merak, mıknatısın soyut halidir. Yaşamları içine çeken iki çukur vardır. İkisine de düşenin hali pek yamandır. Biri mezar diğer meraktır. Elbette merak ettiğimiz için birbirimizin sınırlarını aştık. Ancak sonrasında ‘iradi bir iradesizlik’ söz konusuydu. Başkaları için de bir diyeceğin olsun. Öyle bir şey söyle ki sözlerinden herkes aynı ölçüde razı olsun. Bu mümkün değil. Çünkü herkesin rızası kendine yakınlığı nispetindedir. Merak sonrasında bizi halen aynı kare içinde tutan da budur. Yani razı olmak… Ben senden razıyım. Allah’ta senden razı olsun.

Susayana, susuzluk bir duadır; suyu kendine celbeder. Gülmek gibi ağlamak ta bir ihtiyaçtır. Parmağın kesilse, iki damla kan aksa bunun bir de mana âleminde karşılığı vardır. Sen yokken anlamı da yoktur hiçbir şeyin. Çünkü varlık yokluğun bağrından filizlenir. Utanma duygusu ise Allah’tandır. Çiçekler güzeldir, narindir hoş kokuludur. Arı ise zehirli bir böcektir. Ama Allah çiçeğe arıyı yar etmiş. Kaftanın boyunu ölçüp entariyi giydiren bir Terzi varken terziliğe soyunmak abesle iştigaldir.

‘Dönüp dolaşılıp aynı noktada kilitlenen bir iletişim… Sorularla, boşluklarla dolu, kendini ifade edemeyişlerle yâda… Birer âmâ gibi yaşam mücadelesi verdik bu uğurda, ama düşüyoruz sürekli, etrafı tanımak çok zor… Boşluğa adım atar gibi…’

Yaşam 360 derecedir, başladığı yerde biter bütün yaşamlar. İletişim ancak gönüllerin bağı çözüldüğünde kopar. Gönül vicdanın sesi, aşkın kıblesidir. Güzellik geçici, sözler uçucu, yazılar aldatıcıdır. ‘Beni ancak gözlerimden okursun’. Lakin âmâlar da görür. Gönlünün sesine kulak ver. Soruları aklına değil kalbine sor. Boşlukları bırak zaman doldursun. Kendini ifade etme, bırak halin seni anlatsın. Boşluğa, ancak gözünü kapatıp yürüyecek kadar güvendiğinde adım atarsın. Olduğun yerde kal. Ama lütfen geri dönme!

Bununla birlikte yaşam, insanların heybelerine gümüş koyup altın alır. Bazen önce verir sonra verdiğini alır. Zaman koyup ömür alır. Zaman öyle bir çark ki döner durur. Bazen dişleri arasında ezer. Her şeye rağmen yaşanan en gerçek rüyaydın.
Önce Allah’a sonra yaşamın senin için hazırladığı güzelliklere emanet ol...



Yazı İşlemleri


Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :

Eylül
5
Giriş Kapısında
Emre SahinSevgi ve Aşk Denemeleri • 27 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Eylül
4
Hikaye
Serkan ŞenyüzSevgi ve Aşk Denemeleri • 15 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Eylül
4
Sevgiyi Hak Etmek
Sibel ÖzcanSevgi ve Aşk Denemeleri • 26 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Eylül
4
Sinsice Sokulan Hasret
Gizem SüzenSevgi ve Aşk Denemeleri • 51 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Eylül
4
Söylenme
Sedat AkyazSevgi ve Aşk Denemeleri • 27 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Eylül
4
Günlerden Perşembe
Deniz YaşarAşk Şiirleri • 11 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
30
İpek Tüylü Afgan Güvercini
Deniz YaşarDostluk Hikayeleri • 17 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
25
Soğuk Sözlü İlık Yüzlü Sıcak Japon
Deniz YaşarDostluk Hikayeleri • 116 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
23
Sallanan Sandalye
Deniz YaşarYaşamdan Hikayeler • 53 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ağustos
22
Midye Kabuğu
Deniz YaşarKişisel Denemeler • 29 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Mayıs
12
Kayıp Kuzu
Deniz Yaşarİronik Hikayeler • 298 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Mart
1
Özlemek İyidir Bazen
Deniz YaşarSevgi ve Aşk Denemeleri • 274 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Haziran
17
Gülsümün Köpüklü Kahvesi
Deniz Yaşarİronik Hikayeler • 248 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Mart
1
Hediyeleşme Merasimi
Deniz YaşarSevgi ve Aşk Denemeleri • 221 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Mayıs
19
Boşluğa Dokunmak
Deniz YaşarBaşkaldırı Denemeleri • 215 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Son Mektup, Son Mektup denemesi, Son Mektup deneme, Son Mektup nedir?, Son Mektup hakkında bilgi, Son Mektup denemeleri, Deniz Yaşar denemeleri, Son nedir, Son denemesi, Son denemeleri, Mektup nedir, Mektup denemesi, Mektup denemeleri,

edebiyat

Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Edebiyat Atatürk Köşesi


Radyo Yayını ( Canlı Yayında )
Mozan Aras İstek Paneli
Siteden Dinleyin
Winamp Dosyası Media P. Dosyası


Yeniler
Yeni Hikayeler Yeni Denemeler
Yeni Şiirler Yeni Makaleler
Yeni Yorumlar

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Hapınızı Yuttunuz Mu?
Erol Sunat
Geldi!

Sezer Nişancı
Coğrafyam Karıştı

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?



Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | Künye | İletişim
Text Reklamlar : Debt Help | Mortgage Calculator | Credit Cards | SEO blog | Secured Loans | Video | Arkadaş | Saat