Sonbahar Trajedisi
Kızıllaşır gökyüzü sararır umutlar yapraklarla beraber
Bir sonbahar trajedisi oynanır ömür sahnesinde
Bülbül kaybeder sarı gülün sarı saçlarını uzun boynunu
Üzülür kalır soğuk yeller eserken
Rüzgarlar bile ağıtlar yakar uğultularıyla gülün ardından
Kanatta çırpmaz bülbül gülün ardından
Çırptırır mı bu sonsuz ayrılık.
Gülü özler bülbül, sever çünkü gülü sevmeyi…
Kalem kırar aşk mahkemesi
Bülbül ile gülün aşkının idamının infazını ister
Perde açılmasaydı da yaşansaydı bu aşk, ölü mevsime inat..
Yağmurlar yağarken biri kalır dışarıda
Sonbahar sahnesinde trajedi devam eder perde no iki
Son eleman çıkmıştır sahneye,
Yapraklar dökülürken ardındaki ayak izlerine
Yağmur kesilir arkasında yavaş yavaş.
Yüksekçe bakarken şehrin en yüksek yerinden, şehre,
Geriye bir ayak izi daha bırakır.
Biter ayak izleri…
Son ayak izleri afişi olur bu trajedinin
Artık ayak izleri sadece ormanda ki sığ patikada kalır…
Bir ayak izi daha gelene kadar üzerine…
Ve perde alkışlarla kapanır,
Sevda; sevmesini bilene yaşamayı bilen ne yapsın sevmeyi…