Sonbaharda Seyirlikler
“Seyirlik” denince aklıma önce geleneksel seyirlik oyunlar geliyor. Karagöz, kukla, meddah. Özelikle ramazan ayında seyirlikler gecelere renk veriyorlar. Ayrıca zamanımızda seyirlik diyebileceğimiz çalışmalar da çok. Seyirlik sinema, seyirlik tiyatro, seyirlik fotoğraf, seyirlik resim v.b örnekleri artırmak mümkündür.Bu çalışmalar doğru ve güzel işler. Seyirlik olayına başka açıdan bakmaya çalışacağım. “Seyirlik” denince aklıma önce doğa geliyor. Doğadaki her şey.. Seyrine doyulmayan doğa ve seyretmekle bitirilemeyecek doğa. Bir zamanlar “seyirlik tepeleri” vardı. Şimdi de var ama gidip de seyretmiyoruz. İşte bu sihirli tepelerinden söz etmek istiyorum. Bütün mevsimler güzeldir. Hele ilk ve son bahar daha da güzeldir. En çok sonbahar aylarını severim. Sonbahar yürümeye başlayınca canım eve girmek istemez.Sanki evin duvarları üstüme geliyormuş gibi hissederim. Gece gündüz seyirde olayım bana yeter.Çoğu yerin seyirlik tepesi vardır. Bazı yerlerin seyirlik yeri birden fazladır.. Örneğin Safranbolu’nun neredeyse on tane seyirlik tepesi var. Gümüş tepesi, Hıdırlık tepesi, Hasan dede Kayası ünlü seyirliklerdir. Ayvalığın en ünlü seyirlik tepesi “ Şeytan Sofrası” dır. Karamürsel İznik, Yenişehir arasında bir çok seyirlik tepesi var. İzmit’in de bir çok tepesi var.Bağçeşme’ deki “şehitlik”en ünlü seyirlik tepesidir. Her beldemizde seyirlik yerler alabildiğine çok. Türkiye’nin ve dünyanın her yeri seyretmekle bitmeyecek güzelliklerle donanmış.İnsan isterse nerede olursa olsun kendine seyirlik bir yer bulabilir. Buluyor da zaten. Yolculuklar sırasında gözümüze kestirdiğiniz yerlerde bir seyirlik durmaz mıyız ve oradan ayrılması ne kadar güç gelir. Aynı yere her gün baksanız, her seferinde başka güzellikler seyredersiniz. Renk değişimine yetişmek mümkün değildir. Ağaçlar, çiçekler, tepeler, dağlar ne renktirler bilemezsiniz. Güneş her sabah ve akşam farklı bir yerden görünür .. O ilk ışığını göstermeğe başladığı andan ateş topu olmasına kadar geçirdiği değişiklikleri ve gözden kaybolurken saçlarını savurup etrafına bıraktığı kızıl renkleri , arkasında bıraktığı hüznü seyretmeyen yoktur sanırım. Seyretmekle bitmiyor ki. Her gün başka renk, başka ışık, başka ses. Yazın sıcağında yeşil , sonbaharda güneşin bütün renklerine sahip olan yaprakların değişimini seyretmeğe , değişimi yakalamaya doyum olmuyor. Denizin üstünde uçan kuşlar. Balık mevsimini nasıl haberdar ediyor. Doğanın sesinden güzel müzik yok bana göre. Rüzgar sesi, fırtına sesi, dalganın sesi, kuşların şakıması, ağaçların hışırtısı ,kedinin kıvrılması, köpeğin dost halleri , yağmurun ayak sesleri , söylediği melodi ve kar yağışı. Sessizliği ya da kendine has sesi .. daha neler neler..Benim de bir seyirlik yerim var. Evimizin çatı katındaki balkon. Oradan sanki dünyayı izliyorum. Her yeni güne önce seyirle başlıyorum. Güzel bir duygu. Eskilerin dediği gibi temaşa ediyorum. Ya da şimdi söylendiği gibi Bakacak Tepesi’nden tüyler ürperten güzelliğe dalıp gidiyorum. Bakacak Tepelerimiz var biliyoruz. Onları yeniden dillendirmek, adlarını öne çıkarmak yerinde olur bence. Dinlenmek için ,müzik dinlemek için, kendini dinlemek için ve daha bir çok nedenle çıkılır bu tepelere. Televizyon denilen aptal kutularına bakmaktan daha sağlıklı olur. Ne tuhaftır Ramazan ayında bile magazin programları hızını kesmedi. Sarhoşların görüntüleri , eğlence adı verilen rezillikler, sanatçı adı altında yapılan uygunsuzluklar doğal olaylarmış gibi gösterimde üstelik ana haber bültenlerinde bile söz ediliyorlar.Kendimiz değerlerimize kıymet vermeği beceremiyoruz. Beceremediğimiz erdemli davranışı başkalarından beklemek abes olur. Bu saçmalıkları seyredeceğimize seyirlik tepelerine çıkıp muhteşem doğayı seyretmek insanca ve doğru bir davranış olmaz mı ? Bu gün ve her zaman güneşin altın tozları sizleri bulutsuz gökyüzü ile kucaklasın.