Sonsuza Kadar SonSonsuza Kadar SonYıllar sonra... Dönmüştü nihayet... Karşısında duruyordu; saçları biraz daha dökülmüş, şakakları iyice ağarmış, yüzünde diren çizgiler, yeşil gözleri acı içinde bakıyordu. İki yıldır yoktu fakat ne çok yaşlanmıştı adeta çökmüştü… “Geldin” diyebildi Gülsüm. “Geldim” dedi Ahmet mırıldanır gibi… O da Gülsüm`ü süzüyordu. İki yıl önce bırakıp gittiği kadın değildi sanki iyice zayıflamış gözleri çökmüş yaşlanmıştı. Gülsüm bir adım geri attı, bilinçsizce kapıyı iyice araladı. Ahmet içeri doğru yürüdü, ne yapacağını ne söyleyeceğini şaşmış bir durumdaydı. Gülsüm kapıyı kapadı ve düşmemek için kapıya doğru yaslandı. Karşı karşıya kaldılar, birbirlerinin gözlerine bakacak cesaretleri yoktu. İki yürekte de deli fırtınalar kopuyordu. Gülsüm avazı çıktığı kadar bağırmak istiyordu “Neredeydin sadece bunu söyle neredeydin neden döndün?” Korkuyordu ya tekrar bırakıp giderse… Ahmet “Sakın sorma sakın! Buradayım bak döndüm affet beni hep yanınızda olacağım bir daha gitmek yok!” demek istiyor “git” derse diye de korkuyordu. Belli ki çok kızgındı kapıyı tekrar açarda kovarsa! Bir an ikisi de başını kaldırdı ve göz göze geldiler. Gözyaşları sağanak gibi yağmaya başlamıştı. Ahmet`in gözünden akan yaşlar adeta Gülsüm`ün kalbindeki ateşi ve öfkeyi söndürüyordu. Bir anda birbirlerine sımsıkı sarıldılar, ayrı kaldıkları zamana inat… Çocukları da uyandırdılar, evin içini hoş bir seda kaplamıştı. Sevinç çığlıkları yükseliyordu bu evden yıllar sonra. “Baba! Babam gelmiş yaşasın!” Ahmet yere çöktü, çocuklarına sarıldı adeta düğüm oldu kollar birbirine. Gülsüm kendine engel olamıyor ağlıyordu fakat bu kez mutluluk gözyaşları… Seher vakti gelmişti çocuklar tekrar uyuduğunda. Gülsümle Ahmet tekrar baş başa kalınca diğer odaya geçtiler. Ahmet evin haline baktıkça ne zor günler geçirdiklerini anlıyordu. Yatak odaları bom boştu yerde eski bir kilim vardı sadece. Odanın bir köşesine oturdu, duvara dayandı Gülsüm` de yanına oturdu. Hiç konuşmadılar her şey ortadaydı anlatılacak ne vardı ki... “Hiç bir şey sorma artık buradayım tekrar gitmek yok her şeyi yoluna koyacağım çektiğiniz bütün acılar bitecek sadece bana güven sorma” dedi Ahmet. Sustu Gülsüm hiçbir şey sormadı vardı ya gelmişti ya… Gün ışıyıncaya kadar hiç uyumadılar. Sessizce oturdular. Ahmet oturduğu yerden usulca doğruldu “ben gidip kahvaltılık bir şeyler alayım. Çocuklar uyanmadan gider gelirim” dedi. “Tamam” dedi Gülsüm başını sallayarak. Mis gibi yumurtalı ekmek kokusuna uyandı çocuklar. Eskiden her pazar yapardı anneleri onlara, sevinç çığlıkları sardı yine evi. Babalarını paylaşamıyorlar, bağrışıyorlar şakalaşıyorlardı. Ayrı kaldıkları yıllara, dökülen gözyaşlarına inat her şey çok güzeldi. Yaşamak yeniden, hep birlikte doyasıya yaşanan acılardan ders alarak yeniden aynı şeylerin olmayacağını dileyerek isteyerek… Her şey yoluna girmiş Ahmet geleli bir ay olmuştu. Eski güzel günlerine geri dönmüşlerdi. Fakat kadınca bir önsezi ile Gülsüm` deki huzursuzluk hiç geçmemişti. Bazen içine bir sıkıntı düşüyor, sanki Ahmet tekrar gidecek ve geri gelmeyecek gibi hissediyordu. Korktuğu başına gelmiş, Ahmet bir günlüğüne şehir dışına çıkması gerektiğini söylemişti... Gülsüm nedenini bile sormadan itiraz etmiş ağlamış bağırmıştı. Korkuyordu tekrar kaybetmekten, artık yalnız kalmak istemiyordu. Ömrünün en zor iki yılını yaşamıştı. “Bir daha olmaz tekrar gitmene izin veremem. Aynı acıları tekrar yaşayamam ölürüm, gidemezsin asla!” dedi. Ahmet çaresizce gitmesi gerektiğine ikna etmeye çalıştı. Gülsüm birden “O zaman beraber gidelim seni tekrar bırakmam artık ölüme giderken de seninle olmak istiyorum! ” dedi. Ahmet kabul etti ikna olacak gibi değildi Gülsüm. Çocukları komşuya emanet ettiler. Hepsine ne istedikleri soruldu birçok hediye ile akşama geri döneceklerdi. Kocasının eline sımsıkı tutundu Gülsüm bir daha ayrılmamak üzere. Yolculukları iyi geçmişti işlerini çabucacık halledip, çarşıyı gezip bir şeyler aldılar. Çok mutlulardı her şey yolundaydı. Her zaman aksilik olacak değil ya… El ele bindiler dönüş otobüsüne… Sonra… Kaza yerindeki enkazdan çıkarıldıklarında el eleydiler… Ölüm ayıramamıştı, birlikte ölümün koynuna gitmişlerdi bir daha ayrılmamak üzere… (Sevgili Necla Alptekin`e desteği için çok teşekkürler ediyorum. Saygı ve sevgilerimi sunuyorum)
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Sonsuza Kadar Son isimli yazı, Birgül Erdoğan tarafından 03.09.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Gökhan Duzcan yazıyı tebrik etti...
Yasin Şahin yazıyı tebrik etti...
Hüseyin Durmuş yazıyı tebrik etti...
Eyüp Özgür Kılıçarslan yazıyı tebrik etti...
Metin Akar yazıyı tebrik etti...
Mustafa Cetinel yazıyı tebrik etti...
Kemal Zindan yazıyı tebrik etti...
• Gökhan Duzcan yazıyı favori listesine aldı...
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Kasım
20
Kasım
14
Kasım
7
Kasım
3
Ağustos
16
Nisan
29
Ekim
15
Avrupa Da Batıl İnançlar (özel Bölüm)
• Birgül Erdoğan • Mizah Denemeleri • 434 kez okundu. • 15 kez yorumlandı.
Temmuz
14
Mayıs
7 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||