Sorgu - (2.bölüm)Sorgu - (2.bölüm)Arkadaşları Kerro`nun kollarından tutup zorlukla durdurdular. Dışarda temmuz güneşi tüm hışmı ile tarlaları,ovaları kavuruyordu.mağarını içi çok sıcaktı ve buram buram terletiyordu.ter kokusu,kan kokusuyla birleşip daha da davetkar oluyordu sinekler için,mağara sinekle dolmuştu. Welat,mağaranın ağzına çıkıp aşağılarda akan Dicleye,ötelere karakan köyüne,daha da ötelere reşik köyüne kadar baktı.Bu iki köyün nar bahçeleri dillere destandı.Uzaktan insanlar birer karaltı şeklinde zar zor seçilebiliyorlardı.Karakan köyü karakolunun önündeki sıra sıra karaltılar,askerlerin öğlen içtimasında yoklama verdiklerini gösteriyordu. ................................................................. Akşam olmuş,esir ayılıp çevresine boş ve anlamsız gözlerle bakmaya başlamıştı.Mağaranın ağzından gözüken aydınlığa göre ikindi namazı vakti çoktan geçmişti.Evde iken bu vakitler bahçesinde olurdu.Serin incir ağaçlarının gölgesinde uzanır,o şeker kadar tatlı narlardan yerdi.Öyleya şimdi nar zamanıydı,yaklaşık bir ay kadar önce nar ağaçları o kızıl,şuan şakaklarından akan kan kadar kızıl çiçeklerini açmişlardı.Şimdi de meyve zamanıydı.karakan köyünün narları üstüne nar yoktu bu memlekette. Üç örgüt elemanı,mağaranın kapısında toplanmış,sessiz sessiz bir şeyler konuşmaktaydılar: -Bence onu öldürelim ,diye söze girdi Kerro.Üç dört gündür onu peşimizde dolaştırıyoruz.Babası şex resul vallahi devletin adamıdır.Başımıza bir iş getirir.İyisi mi biran önce onu öldürüp bu mıntıkayı terk edelim. -olmaz heval,dedi sakince gurup sorumlusu hasan.Gabardan emir var,Geliyé Zoré baskını,karakan köyünün mitçisi meselelerini açığa kavuşturmadan kimseyi öldüremeyiz.Onu mutlaka konuşturmalıyız.Konuşturunca da kasete alıp merkeze göndereceğiz.Elimizde delil olmadan onu öldürürsek çıramızı yakarlar. -ama heval ,dedi welat.üç gündür zavvalıya işkence ediyoruz,hala inkar ediyor .belki de doğrudur o yapmamıştır.Bence bu adam suçsuz,onu bırakalım gitsin.Onu boş yere öldürürsek partimiz büyük yara alır.halk arasında itibar ve destek kaybederiz. son sözü hasan söyleyip içeri geçtiler: -bu gece de sorgulayıp ,yarın sabaha kadar ne yaparsak yapacağız. Karanlık iyice çöktükten sonra,oturup bir kaç parça kuru ekmek ve bir bez parçası içine sarılı tulum peynirini yediler.Esirin de önüne koydukları halde,esir dokunmadı yiyeceğe,yiyecek takatı yoktu çünkü.Gözlerini dışarının karanlığına dikmiş,köyünü, ailesini düşünüyordu.Biricik sevgili kızı Meryem nasıldı acaba.Ya oğulları Cemal ve şirin, onlar nepmakta idiler.Onlardan ayrılacağı içine doğmuştu sanki.Onları gözlerinde birer birer canlandırıyor,elvada ediyordu.dayanamadı gözlerinden yaşlar boşandı,sıcak ve tuzlu yaşlar,akınca yanaklarından yaralarını yaktı. Dışardaki duru sessizliği yalnızca cırcır böceklerinin ovalardan,tarlalardan,tabiatın her yerinden yükselen sesleri bozuyordu.Arada sırada bir pınar başından bir kaç kurbağanın uvaklamaları buna katılıyordu.tüm bu sesler aslında tabiatın o derin sessizliğini bozmuyor,ona daha esrarlı bir hal katıyordu.fakat ah o kuzgun,lanetli kuş!nerden esmişti gönlüne darağaçlarına asılmış cesetler...Peppuk,peppuk! Aşağılarda dicle nehri akarken,kenarında kurulu karakan köyünün karakolunda nöbet tutan askerler her gece ki gibi yine korkmaya başlamışlardı.Gecenin bu vakti köyün ışıklarının hemen hemen hepsi sönüktü.Yalnızca esirin evinin ışıkları isyan ediyordu sanki karanlığa ve kötü kadere.Gecenin karanlığında parlayan ampullerinin ışıltısı kadar yanıyordu yürekleri,babasızdılar bir kaç günden beri...
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
4
Aralık
2
Aralık
1
Aralık
1
Kasım
30
Ağustos
3
Ağustos
3
Şubat
3
Şubat
3
Şubat
28
Eylül
29
Eylül
11
Eylül
4
Bir Ana ve Bir Oğul
• Mustafa Cizreli • Başkaldırı Hikayeleri • 1266 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Eylül
27
Eylül
6 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||