kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / İronik Hikayeler





Haftanın Yazarı
Melek Öztürk
Melek Öztürk


Sorgu`m

18 / 12 / 2007  Salı tarihinde Burak Akdemir tarafından eklendi, 198 kez okundu...

“Suskun geçen birkaç günden sonra konuşmaya başladı odamın duvarları. Sesindeki soluğundaki tedirginlik kelimeleri seçişinden belli oluyordu. Anlamsız ve ilgisi olmayan birkaç kelime sarfettikten sonra hata yaptığının farkına vararak sustu.Yüzünde birşeyler söylemek isteyipte söyleyemeyenlerin ifadesi vardı. Belliki söyleyeceklerini enine boyuna ...”

Okuyucu Puanı ;

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin  adnet  

Burak Akdemir

Burak Akdemir







EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Sorgu`m


Suskun geçen birkaç günden sonra konuşmaya başladı odamın duvarları. Sesindeki soluğundaki tedirginlik kelimeleri seçişinden belli oluyordu. Anlamsız ve ilgisi olmayan birkaç kelime sarfettikten sonra hata yaptığının farkına vararak sustu.Yüzünde birşeyler söylemek isteyipte söyleyemeyenlerin ifadesi vardı. Belliki söyleyeceklerini enine boyuna tahlil ediyordu. Kafasını kaldırıp bana baktığında aklının sürüngenlerini gidermeye kesin kararlı olduğunu gözlerinde bir an yanıp sönen parıltıdan anladım. Yüzündeki ciddiyet tüm vücuduna yayılmış,karşımda kaskatı duruyor,bana adeta hesap sormaya hazırlanıyordu.

Bu zamana kadar mahremim olan, en gizli en sıcak duygularımı yaşadığım, yalnızlığımı şu dört duvar ve içindekilerle bertaraf ettiğim, dünyada tek dost bildiğim odam şimdi bir sorgu yeri olmuş, bana cephe almıştı. Bir ara bakışlarını üzerimden alarak çevresinde dolaştırdı. Sonra askerlerinden tam destek almış komutan edasıyla tekrar dikti birer zıpkın tesirinde olan bakışlarını üzerime.Anladım ki bana isyan eden sadece duvarlarım değildi.Odamdaki herşey bana asiydi:pencerem, masam, kitaplığım, kitaplarım, duvardaki gümüş renkli saatim, onsuz kendimi yarım saydığım güneş motifli yastığım… Hepsinin gözlerinde birşeyleri öğrenme isteği vardı. Sitem dolu gözlerle bakıyorlardı. "Neler oluyor?" diye düşünmeye kalmadan sakin,tok,cılız biraz da çekingen bir ses beni kendime getirdi.

"Neden?" diye soruyordu lilayla müsemma olmuş duvarım. "Neden susuyorsun, neden haftalardır konuşmuyorsun bizimle? Ne değişti ki şimdi? Önceden hergün dertleşirdin,ne sıkıntın varsa ne canını sıkıyorsa söylerdin. Kaç geceyi sabah ettik beraber? Gözyaşların sicim misali zehir olmuş akarken çaresizlikten, beraber arayıp bulmadık mı panzehiri? Birlikte hüzünlenip birlikte sevinmedik mi? Kaç gecede uykunun füsunlu kollarından vazgeçip suyun soğukluğuna aldırış etmeden başımızı secdeye koyduk hıçkırıklarla? Sonra el açıp yalvarmadık mı Cenab-ı Hakk`a? Sen yüzümüzdeki tebessümdün, biz senin herkesten mahrem tarafındık. Bizim varlığımız senle mana buluyordu. Seni mutlu gördüğümüzde asıl mutluluk kaplıyordu bizi baştan sona.Şimdi seni günden güne eriyor görüyorken biz nasıl gülelim,nasıl sevinelim? Seni bu hallere sokan şeyi bilmeden gecenin koynunda nasıl sabahlayalım?"

Gözlerinde bitmişliğin, tükenmişliğin resmi okunuyordu.Bir ara sustu, başını dermansızlığın alametiyle eğdi. Sonra kaldırdı ve yavaş yavaş devam etti konuşmasına: "Bizim bu suskunluğa bu belirsizliğe daha fazla dayanacak tahammülümüz kalmadı. Şimdi bu sessizliğin ortadan çatlaması anıdır. Bir saba yeli gibi es ki dağılsın tüm sisler,gizler"... Susmuştu. O susunca bir sessizlik aldı başını yürüdü gitti uzun bir süre. Ben de perişandım şimdi. Gözlerimden süzülen bir iki damla yaş hislerimi dışa vuruyordu. Duvarımın serzenişi işe yaramış, etkisini göstermeye başlamıştı. İçten içe seviniyordum bir taraftan da. Çünkü benim tüm vefabilmezliğime mukabil en yakın dostlarım cefakar davranmamışlar, vefanın en güzelini sergilemişlerdi. Demek ki hakikaten de dost kara günde belli oluyormuş. Bu konuşmadan sonra bende konuşacak mecal kalmamıştı. Fakat herkes gözlerini üzerime dikmiş,birkaç sözle de olsa birşeyler söylememi, anlamsız buldukları bu suskunluğu, bu belirsizliği bertaraf etmemi bekliyorlardı.

Onlara içimde yanan, yandıkça büyüyen ve beni de yakan bu alevi nasıl söyleyeceğim? İçimi darmaduman eden, yıkan, yok eden, gönül bahçemin en ihtimamlı yerinde ne hallerde büyüttüğüm goncagülümü solduran, koparan dahası benden alan fırtınadan nasıl söz edeceğim onlara? Beni yağan yağmura aldırmadan ne yapacağını ne edeceğini bilememezlikle sokak sokak dolaştıran, kaldırımlara vuran, gün ışığıyla ıslatan, sırılsıklam eden bu derdi bu aşkı bu sevgiyi onlara nasıl anlatayım? Evet söyledikleri doğruydu. Zaman birkaç haftayı geçeli ben de farkındaydım olanın bitenin. Bendeki `ben`in değiştiğinin. Aşkından kendini çöllere vuran, aç susuz kaldıkça, çaresizliği arttıkça, aşkı da artan Mecnun`u düşümde göreli anlıyordum değiştiğimi. Mesela sabahları gündoğmazdan evvel kalkıp, bütün şehri bir baştan bir başa dolaştığım, güneşin en mağrur halini şehrin en güzel yerinden seyrettiğim doğruydu. Az yediğim, az konuştuğum doğruydu. Sonra daha bir temiz giyinir olmuştum. Gömleklerimi her gece yatmadan evvel ütülüyor, pantolonlarımı özenle asıyordum yerine. Saçımı hiç olmadığı kadar güzel tarıyor, sakalımı kontrol ediyordum her sabah. Geç yatıyordum sonra. Gecenin bir vakti kendiliğimden uyanıyor gecemi ihya ediyordum dualarımla. Sonra uyumuyor, sabah namazını kıldıktan sonra çıkıyordum evden. Bütün bu değişiklikler birşeylerin sancısı bende. Fakat bunu ne odam anlayabilir ne de bir başkası. Bu yüzden içimdeki sesleri susturana kadar, içimdeki fırtınayı dindirene kadar hiç kimseye neler olduğunu anlatmayacağım. Kimseyi hırçınlıklarımla üzmeyecek taşkınlıklarımla kırmayacağım. Elbet birgün benim de zamanım gelecek konuşmam için. Fakat şimdi ne ruhen ne bedenen konuşamam. Bana biraz daha zaman verin dostlarım. Çok değil biraz daha zaman...



Yazı İşlemleri


Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :

Temmuz
5
Küçük Öykü / Rüyada General Olan Adam
İbrahim Faik Bayavİronik Hikayeler • 41 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Haziran
29
Ekmek Çarpsın ki Şükrü
Gürhan Gürsesİronik Hikayeler • 57 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Haziran
20
İki Arada
Yekta Birdalİronik Hikayeler • 65 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Haziran
18
Bir İki Üç Tıp!
Kenan Egeİronik Hikayeler • 123 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Haziran
17
Gülsümün Köpüklü Kahvesi
Deniz Yaşarİronik Hikayeler • 124 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mayıs
10
Bir Rüyaydı Seni Sevmek
Burak AkdemirSevgi Şiirleri • 74 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mayıs
10
Sensiz Geceleri De Seviyorum Artık
Burak AkdemirSevgi Şiirleri • 73 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mart
9
Puslanmış Satırlar
Burak AkdemirSerbest Şiirler • 77 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ocak
19
Dilimden Düşürmediğim Duam Annem
Burak AkdemirHayata Dair Denemeler • 116 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
19
Sen Gelirsen
Burak AkdemirKlasik Şiirler • 89 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Haziran
7
Bayramı Yaşamak
Burak AkdemirHayata Dair Denemeler • 309 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Eylül
7
Gelme Artık
Burak AkdemirSevgi ve Aşk Şiirleri • 236 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Temmuz
7
İlk Günkü Gibi Gel
Burak AkdemirSevgi ve Aşk Şiirleri • 217 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Temmuz
7
Paylaşmağa Dair
Burak AkdemirHayata Dair Denemeler • 203 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Haziran
7
Anladım Ki
Burak AkdemirYaşamdan Hikayeler • 200 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Sorgu`m, Sorgu`m hikayesi, Sorgu`m hikaye, Sorgu`m nedir?, Sorgu`m hakkında bilgi, Sorgu`m hikayeleri, Burak Akdemir hikayeleri, Sorgu`m nedir, Sorgu`m hikayesi, Sorgu`m hikayeleri,






Okudunuz Mu?
UmutÇakır
Umut Çakır




Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | Künye | İletişim
Text Reklamlar : Mobile Phone | Online Loans | Loans | Literatura fantástica | Life Insurance | Video | Arkadaş