Sosisini Paylaşan AdamSosisini Paylaşan AdamSosisini Paylaşan Adam Hava, takvimleri yanıltmak istiyordu sanki… Kıştan fazla uzaklaşamamış o sert nisan günü, büfenin önü kalabalıktı. Dört bir yanında mide bastırıp, ayaküstü atıştıranlar sıralanmıştı. Önündeki üç müşterinin işi bitince, “bir sosisli, mayonezsiz olsun” dedi. Büfe çalışanı, iki adım ötedeki arkadaşına üst perdeden seslendi: “Sosisler iki oldu. Biri mayonezsiz.” Bel ile göğüs arası yükseklikteki raf, dönerci için ayrılmış bölümde, bir metreden biraz fazla kesildikten sonra, büfeyi çepeçevre dönüyordu. Bir adım attı, boş bir yere yaslanıp sandviçini yemeye hazırlanırken, açık camın önündeki kalabalık dalgalandı. Dalgalanıp, kaçışan ayakların arasından bir köpek göründü. Beyaz rengi iyice kirlenmiş bir sokak köpeği, sağa-sola bakındıktan sonra, tam karşısında durdu. Kuyruğunu yavaş hareketlerle sallarken, göz göze geldiler, oturdu. “Acıkmış olmalısın Bobi” dedi adam, gülerek. Gülüşmeler, mırıldanmalar duyuldu, köpeğin kuyruğu daha hızlı sallanmaya başladı. Yerinden kalktı, iki adım atıp tam ayaklarının dibinde, yeniden oturdu. “Anlaşıldı! En salak beni gördün herhalde’” dedi adam, yüksek sesli gülmelere aldırmadı. Sandviçini ters çevirdi, sosis düştü. Köpek sosisi havada kaparken seslendi: “Bir sosisli daha, mayonezsiz olsun.” Büfe çalışanı, yine üst perdeden siparişi bildirdi arkadaşına: “Bir sosisli, mayonezsiz.” Bobi sosisi çoktan mideye indirmişti. Gülen bakışlarına, ardına kadar açık ağzından sarkan pembe dili eşlik ederken, “ekmeğini de ben yiyeyim artık” dedi adam, gülerek. Tuhaf bulup, yadırgayan bakışlara, gülüşmeler eklendi yine. Yine aldırmadı. Büfe çalışanı, “sosisliniz” diyerek ikinci sandviçini uzatırken, Bobi’nin kuyruğu daha hızlı sallanmaya başladı. Adam: “Fazla param yok, benden bu kadar. Bunu ben yiyeceğim. Kısmetini, biraz da başka yerde ara.” dedi, Bobi’ye bakarak. Bobi’nin kuyruğu yavaşladı, başını yana eğerek baktı. Yerinden kalkıp, bacaklarına sürünerek arkasındaki kalabalığa karıştı. Kalabalık bir an dalgalandı. Bazı bayanların çığlıkları duyuldu. Bazıları kendinden uzaklaştırmak istedi, hareketleri ve sözleriyle. İki adım ötesinde bekleyen genç bayan dayanamadı. - Şeyyy! Adını nasıl bildiniz? Adam güldü. - Bütün köpekler Bobi’dir, ama bütün Bobiler, köpek değildir… Bizim çocukluğumuzda öyleydi. Bütün köpeklerimin adı da Bobi’ydi. Bazıları Reks, Kont da olurdu. Ama Bobi bir başkadır. Farklıdır, genellikle köpeklere de tanıdık gelir. - İlginç doğrusu. Daha önce duymamıştım. - Çok gençsiniz, ondan olmalı. Genç bayan ayağıyla yere hayali bir şeyler çizerken, gözlerini kaçırdı, güldü. Araya bir kol girdi. - Tostun geldi hayatım. Genç bayan çizimlerini erteledi, içi gülen gözleri yakışıklı gence döndü. “Teşekkür ederim canım” diyerek, elini tuttu. Yakışıklı gencin omuzlarının üzerinden adama baktı. - Benim köpeğimin adı Sevimli. - Güzel bir ad. Eminim, adı kadar sevimlidir de… Delikanlı arkasına döndü. Bir adama, bir sevgilisine baktı. - Ne oluyor Ayça? - Seni beklerken, köpekler hakkında konuşuyorduk. Delikanlı, bakışları insanlar arasında gezinen köpeğe baktı. - Alt tarafı sokak köpeği. Ne özelliği var ki? Adam buruk gülümsedi. - Her köpek şanslı olamıyor! Ayça, “haklısınız” dedi, keyiflenerek. Delikanlı huysuzlanıp, homurdandı. - Sırası mı şimdi? Vapuru kaçırmak istemiyorum. - Tostumu yemedim Ertan. - Yürürken, ya da vapurda yersin. Haydi gidelim. Ayça, “hoşça kalın” dedi adama. Delikanlı Ayça’yı dirseğinden sürüklerken homurdandı yine, söyledikleri duyulmadı. Adamın “güle güle” dileğini de duymadı… Kalabalık arasından birisi seslendi: “Gel bakalım Bobi. Dönere hayır demezsin herhalde. Üstelik bu soğuk havada ha!” Sesin geldiği yönde orta yaşlı bir adamla karşılaştı bakışları. Yarım ekmek arasındaki döner parçalarından atıyordu Bobi’nin önüne. Dönerleri keyifle mideye indiren Bobi ve adamı izleyerek yedi sandviçini. Borcunu ödedi. Gülüşmeler, takılmalar ve mırıldanmalar arasında otobüs duraklarına doğru gözlerden kayboldu. Gideceği yeri kendisi biliyordu. Ama bilmediği bir şey vardı. Sosisini paylaştığı, tanımadığı Bobi’nin, kendisinin hatta bir tek sosisin nelere neden olabileceğini, bilemezdi de… Aynı anlarda, büfe önünde mide bastırdıktan sonra vapura binecek, başka insanlar da vardı. Aralarından birisi, bir sosisin nelere neden olabileceğine tanık oldu. Otuz yaşlarında görünen bir bay yolcuydu tanık. Büfeden ayrılıp Karaköy vapuruna bindi. Sigara içiyordu ve ön açık olarak adlandırılan bölüme uzayan merdivenleri çıktı, ağır ağır. Sert rüzgarın ulaşamadığı, kapalı iç kısımda, cam kenarında bir yere oturdu. Garsonun, “tavşan kanı bunlar” diyerek uzattığı çayı alıp, bir sigara yaktı. Karşı sırada ürkek, kaçamak bakışlarıyla çevreyi süzerken heyecanlı görünen, genç bir bayan oturuyordu. Vapur “artık kalkıyoruz” diyen düdük sesiyle hareketlenirken, üç bayan yanında sıralandı. Birer çay eşliğinde sigaralarını tüttürürken; daha yaşlı görüneni, oturduğu yerde öne doğru eğildi. Genç bayana, “bir sorunun mu var güzelim?” diye sordu, yavaş sesle. Genç bayan geri çekildi. Soran bayana bakarken, ürkek görünüyordu. İki eliyle çaprazlama kollarını sıvazlarken vazgeçti. Telaşlı hareketlerle, mırıldanarak çantasını karıştırdı bir süre. Bir sigara çıkardı, titreyen elleriyle. Dudaklarına yerleştirdikten sonra yeniden ve daha uzun süre çantasını karışırdı. Sonra vazgeçti. Arkasına yaslanırken, sorusunu yanıtlamadığı bayana bakındı. Biraz rahatlamış görünüyordu. “Ateşinizi…” derken, sigarası yerine çakmağını uzattı, soran bayan. Genç bayan az da olsa titreyen elleriyle, ilk denemede yakamadı sigarasını. Soran bayan elini uzatırken, “şimdi yakarım, merak etmeyin” dedi. Sigarasını yaktı, “teşekkür ederim” diyerek, çakmağı uzattı. Bu kez soran bayanın arkadaşı, “solgun görünüyorsunuz, iyi misiniz?” diye sordu. Genç bayanın bakışlarındaki ürkek ifade kaybolmuş, donuk bakışları, baktığı yeri görmüyordu sanki... Sigarasından derin bir nefes çekti. Canlanan ateşin ardından yoğun bir duman bulutu yükseldi. Başı öne eğilirken, nemlenmiş kaçamak bakışları, kendisiyle ilgilenen bayanlara kilitlendi. “Ben… ben hayatımı bir köpeğe, bir sosise borçluyum” dedi, üzgün olmaktan kurtulmaya çalışan bir ses tonuyla. Bayanlar şaşkınlıkla birbirine bakınırken, köpek ve sosis sözünü duyan bay yolcu da ilgilendi anlatılanlarla. Çakmağını veren bayan: “Nasıl yani? Anlayamadım!” dedi, şaşkınlıkla. Genç bayan buruk gülümsedi. - Birkaç dakika öncesine kadar… Bakışlarını kaçırıp, denize çevirdi. Gülümsemeye çalıştı. - Ben… ben intihar etmeyi düşünüyordum. Bayanlar birlikte, “aaa!” diyerek çevreye bakındı, iyice şaşkın… Adam da şaşırdı, bir şey söylemedi. Bir sigara daha yaktı, kulaklarını dört açtı. - Vapura, in… intihar etmek için binecektim! Soran bayan, genç bayanın titremesi durmuş elini tuttu. Genç bayan baktı, elini çekmedi. - Büfenin önünden geçerken gördüm o adamı ve köpeği. - Eee! - “Fazla param yok” dedi, ama yine de sosisini köpeğe verdi. Bayanların şaşkınlığı üst düzeydeydi. - Sosisini köpeğe mi verdi? Genç bayan, ağlamaklı güldü. Başını aşağı-yukarı salladı art arda. Sağ elinin ayasıyla, sol elinin dirseğini kavrarken, sigarasından uzun bir nefes çekti. ¬- Bir sosis… O sosis, hayatımı kurtardı. Hala böyle insanların var olması, yeniden umutlandırdı beni… Bayanlar rahatlayıp, arkasına yaslandı. Adam her an uzaklaşan otobüs duraklarına bakınırken mırıldandı: “Vay canına! Film gibi bir olayın tanığı olmuşum da, haberim yok. Bir de gülmüştüm adamın yaptığına. O bir canı beslerken, bir diğerini kurtarmış.” Çakmağını veren bayanın sesiyle düşüncelerinden uzaklaştı. - Çaylarımızı tazeleyeceğiz. Siz de içer misiniz, bizimle? Arkadaşı tamamladı. - Yapabileceğimiz bir şey var mı? Genç bayan güldü. Kendini toparlamış, daha kararlı görünüyordu. - Yaptınız zaten. Daha ne olsun? Tanımadığınız halde, benimle ilgilendiniz. Teşekkür ederim, sorunum maddi değil. İzninizle, çayları ben ısmarlıyorum. Gülüştüler, gülüşmelere adam da katıldı. Ön ve arka sıralardan ilgilenenler oldu, aldırmadılar. Keyifle çaylarını yudumlarken, vapurun güçlü düdük sesi duyuldu. Yolunu kapatan balıkçı sandallarını uyarırken; ölüme taşıyacağı yolcusunu, yeniden yaşama taşımayı kutluyordu sanki…
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
17
Aralık
11
Kasım
10
Eylül
19
Ağustos
26
Aralık
11
Temmuz
15
Eylül
7
Kasım
8
Haziran
7 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||