Sosyal Bilimlerde Araştırma 5
II – KAYNAK BİLGİSİ
Araştırmacı olaylara hangi yöntemle yaklaşırsa yaklaşsın, belli bir zamanda ortaya çıkmış gerçeği anlamak zorundadır. Bunun için olayı hayalde canlandırır ve bu amacını hiçbir zaman tam olmayan ve dağınık kanıtların varlığı ile gerçekleştirir. Bu kanıtlar araştırmacının hareket noktası, kaynağıdır.
Araştırmacı incelemesinde dayandığı kaynakları, dipnotlarda / çıkmalarda gösterir veya yapıtının sonuna / bölüm sonlarına; “kaynakça / seçilmiş bibliyografya / yararlanılan eserler” gibi başlıklar altında, bir liste halinde verir.
Başvurulan şeyler çoğu kez kaynak adı altında listelenirse de, bunlar olayın yer aldığı zaman ile yazıldığı dönem arasında aldıkları yere göre ayrı ayrı değerlendirilir.
• Birinci Elden Kaynaklar:
- Çağdaş (Muasır) Kaynaklar: Gerçek ana kaynaklar olup araştırmacı gözünde çok değerlidir.
- El yazması ya da tek nüshası bulunan bir belge, eser, işlenmemiş materyal olup; basılıp, yayınlanmış olan bir belge / eserden daha önemli sayılır.
Osmanlılarla ilgili bir araştırma yapan kişi için; tahrir(sayım) defterleri, şeriye sicilleri (kadı tutanakları) mühimme defterleri (ferman kopyaları), olayların çağdaş kronikleri birinci elden kaynaklardır.
• İkinci Elden Kaynaklar: Daha sonra (muahhar) yazılmış kaynaklar olup, olaydan sonraki yüzyıl veya yüzyıllarda yazılışına göre önem kazanır. Olayın yer aldığı döneme ne kadar yakınsa o kadar önem kazanır.
Kaynakların önem dereceleri, araştırmacıların yapıtlarında verdikleri kaynakçada belli olmaktadır. Bir tarih araştırması kaynakçasında, genellikle aşağıdaki sıra izlenir:
Arşiv ve kütüphanelerde bulunan basılmamış belge ve defterler.
Genel nitelikteki eserler ile incelemeler.
Kartografya kaynaklar (olaya ait harita, plân ve taslaklar)
Yabancı ülkelerdeki kaynaklar.
Sosyal Bilimler araştırmacıları, ana kaynaklara inebildikleri sürece çok daha yararlı ve sağlam yapıtlar vereceklerdir.
Ortaçağ ve öncesini inceleyenlerin kaynak konusunda fazla seçim hakkı yokken; yakınçağ ve çağdaş olaylarla uğraşanlar kaynak çokluğundan, belge yığınından şikayet ederler. Böyle bir durumda belgenin, doğruluğu önem kazanır. Bunun anlaşılması bazı teknik bilgilerle mümkündür. Yakınçağ ve çağdaş olaylarla uğraşanlar için bu teknik bilgilerin yelpazesi daraldıkça, ortaçağ ve öncesiyle uğraşanlar için genişlemektedir. Paleografya, diplomatik, filoloji, arkeoloji, nümizmatik ve semiyoloji gibi bilim dalları çok eski dönemleri inceleyenler için gerekli teknik bilgilerdir.
Kaynak veya belgenin doğruluğunu anlamak için araştırmacı belgenin psikolojisine girmelidir. Belge bir olayın yaşayan garantisi olduğuna göre, araştırmacı bu aşamada yeniden yaratma ve yorum gücünü ortaya koymalıdır. Bu da yerinde sorular ile olabilir: Sorular, belge veya kaynağın ortaya çıkış ortamını ve içerdiği olayları yeniden yaşatabiliyorsa imagination (tasavvur / imgeleme / yeniden yaratma) doğrudur.
Ayrıca, diğer kanıtlar ve verilerle uyuşuyorsa doğrudur. Gerisi araştırmacının yaratıcılığı ve yorumuna kalmıştır...