Suçlu Kim?
25 / 7 / 2008 Cuma tarihinde Nesrin Göçtürk Kaya tarafından eklendi, 134 kez okundu...
“SUÇLU KİM?Her akşam eve geldiğinde, elinde gazete kâğıdına sarılı şişenin kapağındaydı korkularım. O şişenin kapağını açıncaya kadar geçen üç beş dakika içinde, gülümserdi bana. Baba şefkati gülümseyişini alıp, gece rüyalarıma girsin diye saklardım yastığımın altına. Sonra bardak bardak tüketirdi babalığın en güzel yaşanılası yanını! Son bardağa...” Okuyucu Puanı ;
Suçlu Kim?SUÇLU KİM? Her akşam eve geldiğinde, elinde gazete kâğıdına sarılı şişenin kapağındaydı korkularım. O şişenin kapağını açıncaya kadar geçen üç beş dakika içinde, gülümserdi bana. Baba şefkati gülümseyişini alıp, gece rüyalarıma girsin diye saklardım yastığımın altına. Sonra bardak bardak tüketirdi babalığın en güzel yaşanılası yanını! Son bardağa geldiğinde kızgın, kırmızı gözlerle bakardı gözlerime. Ateşe verirdi tüm çocukluğumu, gözlerindeki bu kan kırmızılık. Masum gülüşlerim vurgun yerdi hep, o şişenin dibindeki son yudumun içinde. Minik kollarım boğazıma düğüm oluyordu, baba kucağında uyumak isterken delicesine. Zehra da dayak yerdi babasından benim gibi. Babası akşamları eve, kâğıda sarılı şişeler getirmese de, sevmezdi kızını, döverdi en küçük bir bahanede. İki minik yürek dertleşirdik arka bahçede. Cevapsız sorularımız asılırdı çaresiz ağaçların dallarına. Zehra babasını anlatırken bana, bencilce bir mutluluk acılarımı örterdi usulca. Yalnız olmadığımı anlayıp sarılırdım daha bir sıkı, aynı kaderi paylaştığım arkadaşıma. Minik dünyamızda, şeker pembesine boyardık hayallerimizi. Birgün gelecek, yarınlarımızı aramak için buradan kaçıp gidecektik, kimse bulamayacaktı bizi… Yarınların sinsi pusularda beklediğini o anda nereden bilecektik? Her dayaktan sonra baba sevgisi gözyaşıma karışıyor, yanaklarımdan süzülüp akıyordu. Her dayak sonrasında, gece yatağımdan kalkıp, minik avuçlarımda Tanrı’nın huzuruna taşıyordum babamı. Onun ölmesini diledim her gece, bildiğim tüm dualarda sessizce. On iki yaşımın ortalarında, bir akşamüstü haberi geldi. Ana yoldan karşıya geçerken dualarım çarpmıştı babama! Elindeki gazete kâğıdına sarılı o kahrolası şişe gibi, cansız bedenini örtmüşlerdi gazete kâğıtlarıyla ve yatıyordu asfaltın ortasında boylu boyunca. Gözlerindeki kızgın kan kırmızılık, üzerine örttükleri gazete kâğıtlardan bakıyordu artık. Her dayak sonrasında tüketmiştim baba sevgisi gözyaşlarımı. Bu yüzden ağlayamadım ardından. Çaresizliğe bağladı tüm cehaletini annem. Ayakları üzerinde duramayacak acizlikte bahaneler üretti. Şiddete bağlansa da kadınlık duyguları, gazete kâğıdına sarılı şişelerde kaybolsa da gururu, kolay yaşamı seçip, insan olmanın onurundan ve değerlerinden vazgeçti. Sonunda ayyaş bir adamla yeniden evlendi. Babam, şiddetten öteye gitmezdi hiç, vurduğu tokatlar acıtırdı canımı ama gelen adam geldiğinin haftasına göz koydu ırzıma, namusuma. Geceler kâbus gibi uykusuz ve korku dolu. Uykulara hasret gözlerim kızgın kan kırmızısına boyanmış. Anneme bakıyorum! Anneme anlatıyorum! Anneme sığınıyorum! Annem kızıyor ben anlattıkça. Annem öfkeye karışmış cehaletini kusuyor evin dört bir yanına ve annem “git” diyor. “Git” sözünü kocasına değil bana söylüyor ve annem kolay yaşamayı, kadınlığına tercih ettiği gibi, bana da tercih ediyor. Zehra’da canından usanmış bir deli yürek! Babası başından atmak için kızını, ‘koca’man adamlarla pazarlık yapıyor. Biz el ele verip kaçıyoruz on üç yaşımızın sabahında. Daha ilk adımda yenik düşüyoruz açlığa. Sokaklarda merhamet yok! Sokaklarda sevgi yok! Sokaklarda geceler, vampir dişleri gibi sivri ve keskin! Banklarda üşüyen ne yaralı yüreklere, ne acı hikâyelere rastlıyoruz. Umutlarımız, karnımız açken ahlâksızlaşıyor, namus kavramıysa üşüdüğümüzde gittikçe bizden uzaklaşıyor. Karanlıkta kaldırım taşlarına takılıyor kimsesizliğimiz. Birbirimizin avuçlarında eriyor ellerimiz… Dünya mı çaresiz, yoksa bizler mi çaresiziz? Şimdi potansiyel bir suçluyuz polis kayıtlarında. Masum düşlerimize sardığımız kadınlık onurumuzu gömdük, parklara ve otel odalarına. Gazete kâğıdına sardığımız şişeden içiyoruz şarabı, sonra sızıp kalıyoruz, sırlarımızı paylaştığımız banklarda. Görseydim yarınlarımı, henüz anamın karnında… Bilseydim, bir gün yaşamım kirlenecek şehvet salyalarında… Bilseydim, insanlığım sürünecek kaldırım taşlarında, yarınlarımı taşırdım Tanrı’nın huzuruna, doğmamış avuçlarımda… Nesrin Göçtürk Kaya
Tavsiye Et :
Barış Öztürk yazıyı tebrik etti...
Birgül Akkurt yazıyı tebrik etti...
Mehtap Güngör yazıyı tebrik etti...
Erol Güldiken yazıyı tebrik etti...
Mehmet Gençsoy yazıyı tebrik etti...
Ekim
15
Sadeliğini Yitirmişti Hayat
• M.furkan Durgun • Hayata Dair Denemeler • 10 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Ekim
15
Ekim
15
Hoş Geldin Yüzümün Gülen Yanı(nasihat)
• Aylin Başdemir • Hayata Dair Denemeler • 14 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ekim
15
Ekim
15
Ekim
9
Ekim
6
Sarıl Yüreğine Sımsıkı
• Nesrin Göçtürk Kaya • Kişisel Denemeler • 90 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Ekim
4
Ekim
4
Ekim
1
Ağustos
25
Ağustos
24
Bir Gencin Yaşamını Değiştirebilirsiniz
• Nesrin Göçtürk Kaya • Toplumsal Makaleler • 298 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Haziran
22
İyi Ki Geldin Yüreğime
• Nesrin Göçtürk Kaya • Sevgi ve Aşk Denemeleri • 265 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Temmuz
19
Temmuz
14
Çağdaş Türk Kadını Soruyor!
• Nesrin Göçtürk Kaya • Eleştiri Makaleleri • 207 kez okundu. • 11 kez yorumlandı. |
![]() |
|
||||||||||||||||||||||||