Tanrı Mutlak Adalet Suç ve Ceza Üzerine
15 / 7 / 2008 Salı tarihinde Hüseyin Soykök tarafından eklendi, 99 kez okundu...
““ – Suçluyu cezalandırmak mağdurun ne dökülen kanını ne de alınmış canını geri getirir. İşte bu yüzden tek başına ceza toplum adına, yine toplum tarafından suçludan alınan bir öçten başka bir şey değildir. HS “İlk tanrı düşüncesinin gelişmesinde günümüz toplumlarına gelinceye değin, insan davranışlarına kendi dogmatik düşünceleri ekseninde şekil...” Okuyucu Puanı ;
Tanrı Mutlak Adalet Suç ve Ceza Üzerine“ – Suçluyu cezalandırmak mağdurun ne dökülen kanını ne de alınmış canını geri getirir. İşte bu yüzden tek başına ceza toplum adına, yine toplum tarafından suçludan alınan bir öçten başka bir şey değildir. HS “ İlk tanrı düşüncesinin gelişmesinde günümüz toplumlarına gelinceye değin, insan davranışlarına kendi dogmatik düşünceleri ekseninde şekil vermek isteyen din adamları mutlak bir güç ve denetim kaynağı olarak tanrıyı/tanrıları öne sürmüşler ve insanlara eğer dini kurallara riayet ederlerse iyi bir inanan olarak ödüllendirilecekleri (=cennette gidecekleri, dileklerinin kabulü veya felaketlerden,hastalıklardan korunma gibi) vaadinde bulunurken, aksini yapacak olurlarsa da cezalandırılacakları (cehenneme gidecekleri, işlerinin rast gitmeyeceği veya felaketlerin ve hastalıkların hep peşlerinde olacağı gibi) tehditleri savurmuşlardır. Aslında ilkel inançların, insanların temel korkularından (kontrol edilemeyen doğal felaketler ve getirdikleri acımasız yıkımlar ve ölüm gibi) kaynaklandığı göz önüne alınırsa ceza ve ödül mekanizmasının inanç sistemlerinin temelini teşkil etmesi gayet doğaldır. Fakat burada unutulan veya göz ardı edilen bazı olgular vardır. 1-Her şeyden önce sunulan ödüller olsun veya öngörülen cezalar olsun yapılan fiillerin tam karşılığı olmadığı gibi oldukça da abartılıdır. Sınırlı bir zamanda yapılan son derece küçük sayılacak kabahatler için bile günümüz din adamları sonsuz zaman dilimi içerisinde öylesi korkunç ve fanatik cezalar dile getirmektedirler ki bu din adamlarının fantazi dünyalarının genişliği karşısında insanın aklı duruyor. 2-Ceza da ödül de hep daha sonra ki yaşamda öngörülmektedir. Peki neden ? Aslında neden şu sözde oldukça iyi vurgulanmıştır. “- Fakir olan vaat eder , Zayıf olansa tehdit !” Tanrının/ Tanrıların fizik dünyada fiilleri birebir cezalandırmasının görülmediği tecrübeyle sabit olunca cezada ödülde oldukça abartılarak, zaten varlığı şaibeli olan (=bence tamamen masal olan) ahirete intikal ettirilmiştir. 3-Günümüzde hukuk sistemi suçu oluşmadan önlemek istemekte kalmayıp, suçluyu da acımasızca cezalandırmak yerine cezası boyunca rehabilitasyona tabi tutarak ıslah etmeye çalışmaktadır. Zira, suçlu bir kez suç işleyince ortaya bir mağdur çıkmakta ve siz suçluya ne kadar acımasız cezalar verseniz de suçun bu mağdurun ruhunda açtığı travmalar ömür boyu silinmemektedir ( tecavüz kurbanları gibi, hayatlarını kaybedenler gibi vs ) Ve hatta yeni potansiyel suçlular ortaya çıkarmaktadır( küçük yaşta tecavüze uğrayan erkek çocukları arasından yine tecavüz sanıklarının çıkması gibi).. Yani sizin ceza vermeniz mağdur için bir anlam teşkil etmemektedir. Peki, bu durumda siz sadece ceza vererek mağdur için ne yapmış oluyorsunuz koskoca bir hiç. Yani uzun lafın kısası iki yanlış bir doğru etmiyor. Konu uzatıla bilinir. Kısa kesmekte fayda var Özet olarak; Mutlak adalet diye insanların önüne sürülen o tanrısal adalettin gerçek olup olmadığı bir kenara bırakılsa dahi yapısı ve niteliği yönünden adaletin kapısından dahi geçememektedir.. Zira; “- Mazlumun canı alınıp, kanı döküldükten sonra siz onu cehennemde yaksanız ne olur, yakmasanız ne olur. Zaten suça karşılık verilen ceza yanlışa karşı yanlıştan başka bir şey değildir. Asıl güç suçluya ceza vermek değil, Suçu daha olmadan, oluşmadan önce engellemektir. Yani mazlumun kanı dökülmeden canı yanmadan suçluyu engellemektir. H.S ...... MAHŞERİM.. MAHŞERİNDİR… “ – Ve işte O dikildi tanrıların karşısına, sıska bedenini kirli bir ak kefenle sarmalamış olan, sağ elini yumruk yapıp sallayarak, öfkeli bir tonla haykırdı sorgusunda. “-Sizler dedi sonsuz güce sahip şımarık çocuklardan başka bir şey değilsiniz. Zira; yaratmış olduğunuz dünyayı dahi adam gibi yönetemediniz. Zalimler canımızı alıp, kanımızı dökerken, zorbalar malımızı çaldıklarında, ve biz, sizlere samimiyetle inanmış ve yürekten bağlı olanlar; çoluk çocuk perişan, aç ve sefilken, sizler tüm bunları hiçbir bedel ödemeksizin durdurabilecek güce sahiptiniz. Günler boyu yalvarmalarımızı, kan içinde ve can havliyle çağırmalarımızı durup seyrettiniz... Peki neden ? Neden tanrılar bizlere yardım etmiyor ? diye sorduğumuz da ise; Bize hep siz yanlışsınız dendi. Her zaman kabahatli bizdik Peki ya sizler! Şimdi beni küçücük günahlarım için yargılamak isteyen zavallı sonsuz güç sahipleri bu kayıtsızlığınızın, şımarıklığınızın ve vurdumduymazlığınızın cezasını biz çekerken ne hissettiniz.! Evet merak ediyorum ne hissettiniz ?!...” Mahşer günü öyküleri yazar H.Soykök
Ekim
11
Ekim
10
Ekim
10
Ekim
10
Ekim
10
Temmuz
15
Tanrı Mutlak Adalet Suç ve Ceza Üzerine
• Hüseyin Soykök • Hayata Dair Denemeler • 100 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Temmuz
11
2bölüm Memet Acemioğlanocağında
• Hüseyin Soykök • Asker Şiirleri • 92 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Temmuz
10
Başkalarının Kanatları
• Hüseyin Soykök • Hayvanlara Ait Hikayeler • 254 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Temmuz
8
Temmuz
6
Temmuz
10
Başkalarının Kanatları
• Hüseyin Soykök • Hayvanlara Ait Hikayeler • 254 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Temmuz
8
Temmuz
15
Tanrı Mutlak Adalet Suç ve Ceza Üzerine
• Hüseyin Soykök • Hayata Dair Denemeler • 100 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Haziran
27
Temmuz
11
2bölüm Memet Acemioğlanocağında
• Hüseyin Soykök • Asker Şiirleri • 92 kez okundu. • 0 kez yorumlandı. |
![]() |
|
||||||