kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Makale / Eleştiri Makaleleri

Tanrının Zerrecikleri


Tanrının Zerrecikleri


Tanrı, Allah, Eloha, Yaradan, Brahma, Rab, Rahman, Kadir’i Mutlak…


Bu kelimeler; bizi yarattığına inandığımız, her şeyin sahibi, ezeli ve ebedi, her şeyi görüp duyan, cennetin, cehennemin ve tüm alemin tek hükümdarı olduğuna inandığımız o büyük gücün değişik dillerde isimleridir. Sonunu ve başını merak edip, gizemlerini bulmaya çalıştığımız evrenimizin çözemediğimiz pek çok özelliği var. Bazen bizim algılarımız ve idrakimizin çok üstünde olan kainatın sırlarına eremediğimiz noktalarda onun adının altında çaresizce bitiririz sorgulamalarımızı ve teslim oluruz Tanrının bilinmezliğine…

Güya ona ulaşma ve bilme yolunda geçilen yollarda neler yoktur ki yerlere serilen… Milyonlarca insanın kanı, acılar, adaklar, savaşlar, kinler, bölünmeler, parçalanmalar… Ve sonuçta ortaya çıkan bugünkü dünyamız… Bir yanı (güya) aydınlık, güllük gülistanlık, bir yanı açlık, susuzluk ve karanlık…

Tanrıcılık yani Teizmin tarihçesine baktığımızda önceleri her olağanüstü olayın kahramanı olan farklı tanrılar üretildiğini görürüz…
( Politeizm)

Güneş, ay, rüzgar, gökyüzü, yeryüzü, adalet, zafer, bahar, şimşek, deniz gibi isimler alan tanrılar var edilmiş tapınmak ve inanmak için. Çözülemeyen olay ve nesneler korkudan tanrısallaştırıp tapınılmış. Gazaplarından korunmak ve ödüllendirilmek için hayvan, eşya, çiçek ve hatta insanlardan kurbanlar sunulmuş. Sırları çözülüp korkular bittikçe hepsine ayrı ayrı inanmak terk edilip her şeyin sahibi ve yaratıcısı diye düşünülüp tek tanrı ( Monoteizm) inancına dönülmüş. Bu sefer de tek tanrıya inanmayanları inanmaya ikna etmek için inanılmaz kanlar akıtılmış yüzyıllarca.

Bilinen ve kabul gören ilk yaygın tek tanrılı din olarak Musa’nın dini kabul edilir. ( Kadim uygarlıklardan MU kıtasında tek tanrı inancı olduğu iddia ediliyor olsa da kıtanın varlığı henüz bilimsel olarak ispat edilmiş sayılmıyor.) Tek tanrının kurallarıyla insanoğlunu doğru davranmaya yönlendiren bu ilk din olan Museviliğin ardından İsa’nın dini Hıristiyanlık, onun ardından da Muhammed’in dini Müslümanlık sıralanır.




Dünya nüfus çoğunluğunun inandığı bu üç büyük dinin inandığı tek Tanrı, bütün kainatın yaratıcısı, maddenin ve ruhun hakimi olarak kabul edilir. Özellikle son din olan Müslümanlıkta, Allahın bir olma ve her şeye kadir olma özelliği son derece belirgin olarak vurgulanmıştır. Allahın özellikleri olarak tanımlanan Esma-ül Hüsna’da doksan dokuz isimle; tanrının varlık, birlik ve teklik olgusu zirvededir.



Esirgeyen, bağışlayan, koruyan, yaratan, doğmayan, doğurmayan, ezeli, ebedi, her yerde, her şeyde var olan, cezalandıran, ödüllendiren, cennetin ve cehennemin sahibi, evrenin, canlının, insanın yaratıcısı ve koruyucusu gibi doksan dokuz özelliğin tanımlanması gerçek anlamda düşünüldüğünde her beyinde farklı anlamlara bürünür Tanrı aslında. Çoğunlukla bu yüzden dinler kendi içlerinde bile bölünmeler yaşamış ve mezhepler ortaya çıkmıştır. Farklı din kavgaları yetmezmiş gibi, dinler içi mezhep kavgaları yüzünden yanan canların acısını en iyi ülkemiz bilir.


Teistlerin hepsinin tek tanrıya inanma olguları ortak olmasına rağmen, aralarında güya kendi “ tek tanrı”larını diğerlerine kabul ettirmek için yaptıkları savaşların ganimetleri ise; inanç değişikliklerini sağlamaktan çok “ madde” kazanımı olmuştur nedense!

Baskın gelen tarafın silahları altında din değiştirmiş görünen pek çok topluluk, ellerindeki eşya, hazine ve toprak gibi maddeleri teslim etseler de ruhlarındaki kendi tanrılarının inancını teslim etmemişlerdir kolayca. Dünya tarihi bunun değişik örnekleriyle doludur. Başka dinin ve milletlerin hakimiyeti altında olsa da kendi din ve inanışını korumak için türlü hileye ve yönteme başvurmuştur pek çok insan…

Maddenin de asıl sahibi olduğu söylenen Tanrı, manada arandığı kadar maddede de gizlidir aslında. Bütün büyük dinler insandan madde ve malın bağımlısı olmamasını ister ama tatlıdır madde denilen şey, kolay vazgeçilmez ondan…


Ona sahip olmak bazen bir ibadet gibi huzur verir insana nedense. Kolay değildir mal’dan vazgeçmek, canın yongasıdır çoğunlukla… Sanki tanrısal bir büyüsü vardır maddenin. Belki de asla “madde” olmadığı iddia edilen Tanrının sırrı yine maddede çözülecek bir gün… “Dünyaya in, maddeye yani vücuda bürün ama maddenin kölesi olmaktan kurtulup, beni manada bul ve sonunda bana dön” diyen Allah ne demek istedi acaba bize?

Maddenin manyetik alanından çıkıp kölesi olmaktan kolay kurtulamayan insan, maddenin oluşumunun sırrını çözme yolunda ilginç bir noktaya geldi ve bir zerrecik madde yaratıp bir an bile olsa ya Tanrının kimliğine bürünecek, ya da kendi kendini yok edecek…






İNSAN, TANRICILIK OYUNUNU BAŞARACAK MI?


Dünya üzerinde var olan ve tanrının yarattığına inanılan maddeler bir insandan diğer insana el değiştirerek savaşlara, acılara neden oluyor binlerce ve hatta milyonlarca yıldır. Madde, elinde olana aslında geçici mutluluk yaşatırken, bir zerrecik yeni madde yaratabilmek ve “ tanrıcılık” oynamak için dünyanın bir köşesinde uzun yıllardır ilginç bir çalışma yapılıyor ve beklenen sonuca az kaldı artık.


Bütün maddelerin yapı taşı olan atom çekirdeklerinde elektrondan daha küçük maddeler vardır. Bunlar çekirdek içerisinde bazen var, bazen yok olabiliyor ; başka boyuta geçiş yapabiliyor, maddeden çıkıp kayboluyor ve tekrar maddeye dönebiliyor. Bir takım titreşimler, ışık hızının üç dört katını aşıyor. Işık hızı aşıldığında da, maddeden çıkıp madde ötesine geçiliyor. İnsan; en, boy, zaman, mekan gibi dört boyutu aşıp beşinci boyuta (manyetik eylem boyutuna) geçerse zamana tabi olmadığını görecek yüksek ihtimalle. Atom altı parçacıklar denilen bu küçük partiküllerle ilgili hesaplamalarda anti- madde denilen bir olguya ulaşıldı kırk yıl önce.

Sırrı henüz çözülmeyen, hatta var olup olmadığı kesinleşmeyen,evrenin ve fizik biliminin en gizemli sorunlarından biri olan anti-madde`nin İsviçre`nin atom altı parçacık hızlandırıcı laboratuarında elde edilmesi için çalışmalar son hızla sürüyor


Kısa adı CERN (Conseil Europeen pour la Recherche Nucleaire: Avrupa Nükleer Araştırma Kurumu) olan, Cenevre`deki Avrupa Atom altı Parçacık Fiziği Laboratuarında bilim adamları, anti-madde gizemini çözmek için büyük uğraş veriyorlar. Fizikçilerle astrofizikçiler, anti-maddenin evrendeki geleneksel maddenin karşıtı olmanın yanı sıra aynası olduğunu düşünüyorlar.




Evrenin doğum anına ilişkin kuram olan Büyük Patlama ile birlikte eşit oranda madde ve anti-maddenin boşluğa (uzaya) bir noktadan yayıldığını düşünen bilim adamları, yalnız maddeden oluşmuş görünen bugünkü evrende kayıp anti-maddenin nereye gittiğini araştırıyorlar. Modern fizikte ilke olarak madde ve anti-maddenin birbirini yok etmiş olması gerektiği de düşünülüyor. Büyük Patlamadan sonra evrenin yapımı için yeterli madde kalmıştı diyen astrofizikçiler, kaybolan anti-maddeye ait izlerin bugün sadece evrenin derinliklerinden gelen kozmik ışınlarda ve yeryüzündeki parçacık hızlandırıcılarında görülebileceğini hesaplıyorlar.

Tam 27 kilometre uzunluğunda çevresi olan dev laboratuar aygıtı atom altı parçacık hızlandırıcısıyla ünlü CERN`de, anti-maddenin inceleme kaydı için uzun süreli anti-madde elde edilmesi amacıyla çalışıyor. CERN yetkilileri; bir amacımız, Evren sırf anti-maddeden yaratılmış olsaydı bugünkü evrenle aynı olur muydu sorusunun yanıtını da almaktır diyor ve şunu ekliyor: Anti-madde, maddeden yüz milyarda bir oranında bile değişik çıkarsa, bu evrenin neden maddeden yapıldığını, anti-maddenin niçin yok olduğunu açıklayabilecektir.

Tanrının zerrecikleri ya da tozu da denilen, bilimsel adı Higgs Boson zerreciği olan bu anti-madde partikülleri deneyle bulunursa, bilim belki de uygarlığın en önemli keşfini yapacak; evrenin ve maddenin temel yapı taşı saptanacak
Son teknoloji ürünü süper iletkenlerin bulunduğu 27 Km lik bir tünelde, eksi 271 derecede yapılan çalışmalarda elementin atom altı parçacıkları ışık hızına çıkarılarak, tünelin ortasında kafa kafaya çarpıştırılacak. Uzun borular içinden geçirilen hızlandırılmış partiküllerin çarpışması, tıpkı evrenin oluşmasına yol açan Big Bang (Büyük Patlama ) gibi bir durum yaratacak.

KARA MADDENİN İPUÇLARI

Muazzam proje kapsamında gerçekleştirilecek deneyler esnasında minyatür kara deliklerin ortaya çıkması ve evrenin sürekli genişlemesine neden olan kara maddeye dair yeni ipuçlarının elde edilmesi hedefleniyor. Cihaz çalıştırıldığı zaman, mıknatısla tünelde hızlandırılarak yaklaşık ışık hızına ulaşacak protonlar, karşı yönden gelen protonlarla çarpışacak. Bir saniyede 800 milyon çarpışmanın beklendiği deney esnasında her proton, saatte yaklaşık 200 km hız yapan 400 ton ağırlığında bir trenin çarpmasına eşit bir darbeye maruz kalacak. Çarpışma sonrasında ortaya çıktığı öne sürülen Tanrı’nın zerrecikleri tünelin içine yerleştirilen Atlas dedektörü tarafından tespit edilecek. Bu asrın en iddialı bilimsel projesi olan deneyde Tanrı zerreciklerinin varlığının ispat edileceği an, Tanrı’ya muhtemelen en çok yaklaşılan an olacak.
HİGGS BOSON NEDİR?
Edinburgh Üniversitesi teorik fizikçilerinden Peter Higgs `in 60`lı yıllarda ortaya attığı Higgs Boson (Tanrı’nın zerrecikleri), Büyük Patlama‘dan sonra ortaya çıkan parçacıkların adıdır. Higgs `e göre kainat; Higgs Alanı adını verdiği bir enerji tarafından yaratıldı. Söz konusu enerji, Büyük Patlama sonrası ortaya çıkan parçacıklarla etkileşime girerek Higgs Boson adı verilen zerreciklerin meydana gelmesine neden oldu. Bu zerrecikler maddeye kütle kazandırdı. Higgs `in bu teorisi o dönemde klasik fizik dünyasının bazı kesimlerinde ilgi görmemişti. Aradan geçen kırk yıllık sürede onun ortaya attığı parçacık teorisi CERN’ deki çalışmayla önümüzdeki mayıs ayında belki gerçeğe dönüşecek.



Bu deney; tam olarak gerçekleştiğinde büyük patlamanın küçük bir örneğini yaratacağından dünyanın sonunu getirebilir endişesini taşıyan bir sürü kişiye rağmen son hızla çalışmalar sürüyor ve yapılan açıklamalarda zerreciklerin çarpışmalarında ortaya çıkacağını düşünülen yüksek enerjinin zararını engelleyebilecek bir yöntem geliştirildiği bildiriliyor.

Antik Yunan filozofları ve ezoterik kadim okullar ise var oluşun özü kabul ettikleri ve ‘Hill’ adını verdikleri, ilksel bir enerjinin varlığından ve bu enerjinin ne olduğunu anladığımızda yaradılışın sırrını çözeceğimizden hep söz ettiler. Sürekli dönüşen kara enerjinin kara delikler yaratarak, paralel evrenlere geçiş kapısı olduğunu, enerjinin o çökme anında başka bir evrende yeni bir başlangıca neden olduğunu ve tek bir evren değil, evrenler olduğunu iddia eden bilim adamları da var.


(2008 yılının mayıs ayında sonuçlanacağı düşünülen CERN çalışmasının üyesi olan yirmi ülkeden altı bin bilim adamının değerli çalışmaları tüm dünya tarafından merakla bekleniyorken ülkemiz bu konuda çalışan değerli bilim adamlarını ve kadınlarını kaybetti geçtiğimiz ay ne yazık ki. Isparta’da düşen uçağın içinde bulunan yeri dolmaz isimlerin geçirdikleri kaza gerçekten enteresan bir tarihte ve şekilde oluştu. Akıllara değişik senaryolar getiren kaza hakkında gerçeği sanırım hiçbir zaman bilemeyeceğiz. Onları rahmet ve üzüntüyle anmadan geçemezdik Tanrının zerreciklerinde.)

Paralel evren teorisinin belki de ispatı için bir basamak olacak olan anti-madde deneyi devam ederken bilim adamları yepyeni bir konuyu açıkladılar;

“İnsan Hücrelerinin Yıldırımdaki Kadar Güçlü İçsel Elektrik Alanlarına Sahip Olduklarını Keşfedildi.

İnsanoğlunun en küçük zerreciği diyebileceğimiz hücre ile yapılan deneylerde yeni bir noktaya gelindi.
Daha önce, hücre zarlarındaki elektrik alanlarını ölçebilmek mümkün olmuştu, hücrelerin ana gövdesi içindeki elektrik alanları ölçülememişti. Bilim adamları hücrelerin içsel bir elektrik alanına sahip olduklarını bile bilmiyordu.

Bu keşif hücre araştırmacıları için şaşırtıcı oldu. Bilim adamları inanılmaz güçlü alanlara neyin neden olduğunu veya neden orada olduklarını bilmiyor. Ama şimdi yeni voltaja – hassas boyalar gibi nano aletler kullanarak, en azından bu elektrik alanlarını ölçmeye başlayabiliyorlar. Araştırmacılar bu minik ama güçlü elektrik alanlarını inceleyerek kanser gibi hastalık durumları ile ilgili daha fazla bilgi öğrenebileceklerine inanıyorlar.






Profesör Raoul Kopelman’ın başkanlık yaptığı Michigan Üniversitesi araştırmacıları voltaja – hassas boyaları sadece 30 nanometre çapındaki polimer kürelere yerleştirdiler. Bu nano parçacıkları beyin – kanseri hücrelerinin içsel sıvısında test ederek, Kopelman elektrik alanlarının 15 milyon volt/mt kadar güçlü olduğunu keşfetti, bu alan yıldırımda bulunan elektrik alanından beş kat güçlü. Ancak, bu keşif inanılmaz ilginç olmanın ötesine geçiyor; bulgu muhtemelen araştırmacıların hastalıklara bakma şeklini değiştirecek. Kopelman bulduğu sonuçları bu ay Amerikan Hücre Biyolojisi Topluluğunun yıllık toplantısında sundu. Kopelman “Ölçümler ile ilgili şüpheler olmadı” diyor. “Ama bir yorumumuz yok.”


( Hücre ile ilgili bölüm Sevgili SAFFET GÜLER’in çevirisinden taze taze alıntıdır. Bu yazıya başladığımda Isparta uçağı henüz düşmemişti, Saffet’in çeviri maili geldiğinde ise yazı bitmek üzereydi. Derler ya aslında hiçbir şey tesadüf değildir… Ben izninizle hücre enerjisi keşfiyle ilgili acizane bir yorumu yapmak istiyorum şimdi.)

-CERN’de tanrının zerrecikleri yaratılıp beşinci boyuta geçmeye çalışılırken insanoğlunun zerreciklerindeki enerjinin, hücrenin içinde Big Bang yaratmak ve paralel evrene geçişini sağlamak için insan tarafından kullanılmadığını veya kullanılmayacağını kim bilebilir ki? -

Tanrının Mucize Zerrecikleri İşte!

Nameste



Kaynak: teachers.web.cern.ch
www.biltek.tubitak.gov.tr
www.atominsan.com/anti_madde.htm
www.fizikkulubu.net/antimadde


Tanrının Zerrecikleri
Yazı Sahibi
Nesrin Dabağlar
Nesrin Dabağlar tarafından 1.3.2008 tarihinde eklendi 461 kez okundu.

Etiketler

Yazı İşlemleri

Okuyucu Puanı



Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
tebrik Ersin Başeğmez yazıyı tebrik etti...
tebrik Celal Demir yazıyı tebrik etti...
İnsanlığın varolduğundan beri tanrı tartılır olmuştur. Oysa akılda hep şu sıru vardır tanrı mı insanı yaratmıştır, yoksa insan mı tanrıyı yaratmıştır. Bu soru çözüme ne zaman ulaşırsa sorun kalmayacaktır. Bu güncel çalışmada verdiğiniz güncel bilgiler için teşekkürler.


1/4/2008 tarihinde yorumlandı.

Bu yazıda gözüme takılanlar: 1-Tek tanrılı din, çok tanrılı din! Kişi veya toplumun gittiği yol bozuk olduktan sonra, tanrısı tek olmuş, çok olmuş fark etmez. 2-Musa`nın dini, İsa`nın dini ve Muhammed`in dini arasında, bazı uygulamalar dışında fark yok. Bunlar, Yaratan`ın insana verdiği önemi kabullenemeyen iblis`e karşı savunmada kalmayı öngörür. 3-Kişiler, kafalarını `Tanrı` olgusuna fazla takarlarsa, mensubu oldukları din bölünür batıl bir hâl alır. O zaman, Allah, elçisini gönderir, islam Dini`ne girmeleri için çağrı yapar. Fakat, kafalarındaki inanç taassuba dönüştüğünden, yeni elçinin çağrısını kabul edemezler. Adı islam olsa da, benimsenen din, artık islam dışıdır. İşte, din kavgalarının sebebi de budur. Zaten, kişi ve toplumları hile metoduyla kendi safına katma teşebbüsünün, uzaktan yakından İslam ile ilgisi yoktur. 4-Tanrıcılık oyunu, insanoğluna hayır getirmez. Dünya`nın ve göklerin düzeni Allah`ın elindedir. Allah ise, düzeninin devamını ister. Bunun için elçiler gönderir insanlara. İblis`in telkiniyle bozulan yeryüzü düzenini, elçileri yoluyla onarmayı diler. Teferruatına gerek yok. 5-İnsanlar, bilimin gelişmesi sayesinde, maddenin sırlarına vakıf olacaklardır mutlaka. Tanrı`nın zerreciğinin ardındaki kudret ile de karşı karşıya kalacaklardır. İblisi itekliyebilirlerse mesele yok. Aksi takdirde, gelişmişlik, Dünya`nın harabiyetini getirecektir. Bir şeyler anlatmaya çalıştım. Anlaşılabilir olması dileğiyle. Selamlar... İbrahim Faik Bayav


1/3/2008 tarihinde yorumlandı.

Çok başarılı bir derleme.Paylaştığınız için teşekkürler.Bilimsel anlamda Tanrı sadece bir hipotezdir,hipotezden öte gidemez.Geçmişteki ve bugünkü dinlerin Tanrı anlayışı ise ancak insanın Tanrı`ya ulaşma çabası olarak nitelendirilebilir.Bu dinlerin Tanrı anlayışından gerçek Tanrı bizi korusun :))


1/3/2008 tarihinde yorumlandı.


Kasım
29
Eleştiri mi Yargı mı?
Deniz GüneşEleştiri Makaleleri • 44 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
29
Böyüksün Baba
Rasim CanbolatEleştiri Makaleleri • 26 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
27
Bizimle Başa Çıkamazsınız
Rasim CanbolatEleştiri Makaleleri • 57 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Kasım
27
Dokuz Gün Tatil
Mustafa KuvancıEleştiri Makaleleri • 50 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Kasım
23
Öğretmen Sevgiden İbarettir
Erol SunatEleştiri Makaleleri • 200 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Mart
1
Tanrının Zerrecikleri
Nesrin DabağlarEleştiri Makaleleri • 462 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Kasım
27
İz Bırakanlar
Nesrin DabağlarHayata Dair Denemeler • 230 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
27
Mum ve Ayna
Nesrin DabağlarHayata Dair Denemeler • 288 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
27
Misafir Sanatçı
Nesrin DabağlarHayata Dair Denemeler • 170 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
27
Şu Sazı Çalanda
Nesrin DabağlarHayata Dair Denemeler • 268 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
25
Beyin Dalgalarının Gizemi
Nesrin DabağlarBilimsel Makaleler • 803 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
25
Aşkın ve İhanetin Kimyası
Nesrin DabağlarBilimsel Makaleler • 626 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
25
Yaşam ve Rüya
Nesrin DabağlarDüş Hikayeleri • 543 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Mart
1
Tanrının Zerrecikleri
Nesrin DabağlarEleştiri Makaleleri • 462 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Kasım
25
Taşyürek
Nesrin DabağlarDüş Hikayeleri • 458 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Tanrının Zerrecikleri, Tanrının Zerrecikleri makalesi, Tanrının Zerrecikleri makale, Tanrının Zerrecikleri nedir?, Tanrının Zerrecikleri hakkında bilgi, Tanrının Zerrecikleri makaleleri, Nesrin Dabağlar makaleleri, Tanrının nedir, Tanrının makalesi, Tanrının makaleleri, Zerrecikleri nedir, Zerrecikleri makalesi, Zerrecikleri makaleleri,

edebiyat
Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi


Radyo Yayını ( Playlist Yayını )
Siteden Dinleyin
Winamp Dosyası Media P. Dosyası



ADnet Reklamları

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Minik Kuş

Erol Sunat
Bizi De Bu Hikayeler Hikaye Etti!

Sezer Nişancı
Kızıyorum Ama Bak

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?


Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | İletişim
Text Reklamlar : Credit Counseling | Mortgage Calculator | Buy Anything On eBay | Mortgages | Foro de informatica | Gazlıgöl | Saat | Videolar Arkadaş Bul