Tarih ve Kültür Birliği ÜzerineTarih ve Kültür Birliği Üzerineİslâm dini, Allah’ın (c.c.) beşeriyet üzerine hükmettiği son şeriat olarak 7. yy’da indirildi. O sırada herhangi bir ortak gelecek hedefi bulunmayan Araplar İslâm ile tevhid buldular ve aynı yüzyılın ortalarına gelindiğinde hemen hemen mükemmele yakın bir devlet düzeni ile kuzeyde Kafkaslardan güneyde Nil kaynağına, batıda Kartaca surlarından doğuda Demirkapı’ya kadar egemenlik alanı kurmuş bulunmaktaydılar. 8. yy başında ise İspanya’nın tamamı ile Fransa’nın tüm güney sahilleri, Cezayir ve Mağrip, doğuda Türkistan içlerine kadar sokulan kıt’alar arası bir hâkimiyete mazhar olmuşlardı. O kadar güçlenmişlerdi ki denizcilikte de ilerlemişler, birkaç kez İstanbul’u muhasara etmişler, Sicilya, Sardinya, Girit ve Kıbrıs adalarına hâkim olmayı başarmışlardı. Yukarıda tasvir etmeye çalıştığımız harita o zamanlar Orta Dünya olarak adlandırılmakta idi ve Eski Dünya karalarının kan damarları olarak nitelendirilen ticaret yolları ile kültür merkezlerinin tamamı Orta Dünyada yer almakta idi. Yani Araplar İpek, Baharat yolları ile Mısır, Horasan gibi kültür merkezlerini de ele geçirmiş bulunmakta idiler. Belli bir zaman sonra yönetimde bulunan hükümdarları da zeki ve ileri görüşlü olunca kültür ve bilim alanlarında da ivme yaşamaya başladılar. Burada bir örnek verecek olursak Abbasi Halifesi Harûn er-Reşîd, belki yüz binlerce altın ve çok uzun bir zaman harcayarak Doğu Roma İmparatorluğu üzerine çıktığı bir seferde Niğde yakınlarına geldiği zaman İmparator’un anlaşma teklifini kabul etmiş, toprak ve tazminat almak yerine Antik Yunan’dan kalan birkaç kitabı alarak Bağdat’a dönmeyi tercih etmiştir. Yani bilginin değerini anlamışlar ve gelişmenin de ancak bilgi ile olacağının farkında olmuşlardır. Zaten bu asırlar Dünya tarihinde “İslâm Rönesans’ı” olarak adlandırılmaktadır.İşte hemen hemen bir asır süren toprakların genişlemesi hareketine İslâm’ın Birinci Fütuhâtı denilmektedir. İkinci İslâm Fütuhâtı ise Türklerin Müslüman olmalarının ardından Karahanlıların Türkistan’da, Gaznelilerin Hindistan’da ve Selçukoğullarının da Anadolu’da gerçekleştirdikleri fetih hareketidir. Bu fütuhât sırasında Gaznelilerin sıra dışı olarak kuzeydeki Selçukoğulları ile savaşa tutuşmaları ve Avrupa toplumlarının Kudüs üzerine gerçekleştirdikleri bir dizi Haçlı Seferi’nin oluşturduğu yavaşlatma dışında çok hızlı bir şekilde gerçekleştiği kesindir. Üçüncü İslâm Fütuhâtı Osmanoğullarının Avrupa’da giriştikleri fetih hareketleridir. Ki bu, tarihçiler tarafından Son İslâm Fütuhâtı olarak adlandırılmaktadır. Daha önceki fetih hareketleri, örneğin Hz. Peygamber (s.a.s) döneminde sadece cihâd amaçlı olarak yapılmıştır. Selçukoğulları veya Emeviler döneminde ise sadece zapt amaçlıdır. Ancak Osmanoğullarının giriştikleri fetih hareketi ne yalnızca zapt ve yağma ne de yalnızca cihâd olmuştur. Bu konuda hem Osmanlı Devleti halen hayatta iken, hem de daha sonrasında birçok kurum ve bilim adamı tarafından araştırılmış ve çeşitli eserler verilmiştir. Bu fütuhâtın bazı özelliklerini sıralayacak olursak; 1- Fütuhât sırasında savaş tazminatı dışında yağmaya girişilmemiş, alınan savaş tazminatı ve devlet hazinesinden yapılan takviye ile fethedilen bölge imar edilmiştir. Bu imar faaliyetlerinde öncelik fetihten önce bulunmayan kurumlara tanınmıştır. 2- Yerli halkın sekeneleri özgür bırakılmış, isteyen kalmış, isteyen de Avrupa’nın herhangi bir ülkesine göç edebilmiştir. 3- Yerli halkın dil, din, kültür ögelerine dokunulmamış, gereklerine göre yaşamaları temin edilmiştir. 4- Anadolu’dan veya Osmanlı ülkesinin başka bölgelerinden getirilen Türk aileleri yeni fethedilen meskûn mahallere iskân edilmiştir ki bu hareket Osmanlı Fütuhâtı’nın en önemli taktiği olarak zikredilmektedir. İşte bu sayede fetih hareketinden elde edilmesi gereken zapt, yağma veya cihâd gerekliliğinden oluşan ziyan, uzun vadede ve daha sağlam temellere dayanaraktan giderilmiş oluyordu. Bunların yanı sıra bazı davranışlar da sakıncalı olarak değerlendirilebilmektedir. 1- Osmanlı klasik döneminde vüzerâ ve beylerbeyisi makamları Mareşal rütbesine haiz askerlere verilirken Avrupa fütuhâtında bölgenin yönetimi bazı istisnalar dışında yerli asilzadelere, büyük olasılıkla da eski hanedandan Osmanlı’ya yakın olan bir prense veriliyordu. İşte Osmanlı’nın diğer bölgelerindeki vüzerâ ve beylerbeyisi yönetimi mükemmel gerçekleştirirken, aldığı ordu disiplini ile merkeze bağlılığı en üst seviyede gerçekleştirirken Avrupalı yöneticilerinin idare tecrübelerinin, askeri disiplin ve başarılarının bulunmaması sürekli sarayı meşgul ederek müdahalelerin yapılmasına neden oluyordu. Hatta Osmanlı Sarayı’nda yaşanan karışıklık dönemlerinde, Doğuya yapılan seferler sırasında yerli asilzadelerin Avrupa ülkeleri ile işbirliğine girişmeleri de sık görülen durumlardan oluyordu. Buna rağmen uzun vadede gerçekleşen kültür birliği, Balkan toplumlarının karışıp kaynaşmasına ve Osmanlı denilen bir toplumu oluşturmalarını sağlamıştır. Osmanlı’nın 1358 senesinde Edirne’nin fethiyle başlayan Avrupa ülkesi oluşu bugün halen devam etmektedir. Tarihi unsurlarından iki tanesi vardır ki çok dikkat çekicidir. Ve üzerinde durulması gerekir. Bunlar Tarih Birliği ve Kültür Birliğidir. İkisi mukayese edilirse bir toplumun oluşması ve toplumların birbirlerine yaklaşması açısından Kültür Birliği öne çıkacaktır. 12. yy’da Türklerin batıya hareketleri ile Dil Birliği köklü bir şekilde Lehçelere ayrılmıştır. Hemen üzerine gerçekleşen Moğol İstilası ile de kültür birliği çok önemli unsurları ile değişme göstermiştir. Moğolların Türkistan’da kalan devletleri zamanlar Müslüman olsalar da kültürler karışıp kaynaşmış ve yaşam tarzı köklü bir şekilde değişmiştir. Oysa Osmanlı’nın gerçekleştirdiği Osmanlı ruhu o kadar etkili olmuştur ki, 1855 senesindeki Kırım Savaşı’ndan sonra Osmanlı topraklarına göç edenlerin hemen hemen tamamı Türk değildi. Ancak o kadar Türk kültürü ile karışmışlardı ki bugün Romanya ve Bulgaristan’da yaşayan, Tuna ve çevresini mesken edinen Türk ailelerinin büyük kısmını oluşturmuşlardır. Osmanlı Balkanlardan da Balkan Savaşları ile çekilse de yaşam tarzları Türklerle özdeş uluslar olan Boşnak ve Arnavutlar halen Türk benliğini taşımaktadırlar. İşte Osmanlı idaresine girmeden önce kendi aralarında tam bir didişme içerisinde olan Balkan toplumları yüzyıllarca ortak kültür ve ülkü birliği içerisinde yaşamışlardır. Sonuçta toplumlar arasında yakınlaşmada etkili olan asıl unsur kültürlerin benzeşmesidir. Bu nedenle Balkanlardaki Boşnak, Arnavut, Makedon, Hırvat gibi toplumlarla toplumumuz arasında kolay yakınlaşmanın temel nedeni de budur. Orta Asya Türk toplulukları ile her ne kadar yakınlaşmaya çalışsak da kültürlerin zor benzeşmesi biraz daha zor ısınmaların nedenidir. Dünya adasının biraz daha küreselleşmesi, siyasi ve ekonomik güçlüklerin aşılması ile umarım yakın gelecekte kolaylıkla birliktelikler gerçekleşecektir.
Telif Hakkı Uyarısı Tarih ve Kültür Birliği Üzerine isimli yazı, Şaban Kutluca tarafından 28.07.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Kasım
17
Kasım
14
Kasım
13
Piri Reis Gökbilimci mi? Falcı mı?
• Zeynep Akıllı • Tarihsel Makaleler • 116 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
8
Atatürk Ün Vasiyeti (türk Dili ve Eğitiminde)
• Zeynep Akıllı • Tarihsel Makaleler • 166 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
7
Johannes Brahms ve İncelik
• Zeynep Akıllı • Tarihsel Makaleler • 78 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
28
Kasım
5
Tanzimat Dönemi Fikir Hareketleri 3
• Şaban Kutluca • Tarihsel Makaleler • 176 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
21
Ağustos
17
Ağustos
15
Ocak
14
Şubat
5
Ocak
22
Ağustos
4
Tanzimat Dönemi Fikir Hareketleri1
• Şaban Kutluca • Tarihsel Makaleler • 448 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ocak
13 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||