Tepe 2 / Tamamlanmamış Bölümler
5 / 6 / 2008 Perşembe tarihinde Sıtkı Er tarafından eklendi, 470 kez okundu...
“o akşam daha fazla oturmadılar. ertesi gün erken kalkılacağı için, ve misafir yorgun olduğu için herkes odasına çekildi. odasında uzunca süre yıldızları seyretti. ayın odasının bir duvarından belirmesini ve hatta öbür duvarından kaybolmasını seyretmişti. uzun zamandır bu kadar çok yıldızı bir arada görmemişti. gökyüzünde yassı duran büyük yıldız...” Okuyucu Puanı ;
Tepe 2 / Tamamlanmamış Bölümlero akşam daha fazla oturmadılar. ertesi gün erken kalkılacağı için, ve misafir yorgun olduğu için herkes odasına çekildi. odasında uzunca süre yıldızları seyretti. ayın odasının bir duvarından belirmesini ve hatta öbür duvarından kaybolmasını seyretmişti. uzun zamandır bu kadar çok yıldızı bir arada görmemişti. gökyüzünde yassı duran büyük yıldız bulutu ne kadar da belirgindi! ama en çok da önce hiç görmemiş olduğu siyah bir leke dikkatini çekti. her yer pasparlaktı ancak o lekeden tek bir ışık bile gelmiyordu? acaba bulut muydu emin olamadı. ertesi gün tekrar bakmak üzere gözlerini kapattı ve derin bir uykuya daldı. tavuklarda birbirlerine iyi yaklaşmışlar, çoktan sekizinci rüyalarını görmekteydiler. sabahın ilk ışıklarıyla bütün doğa gibi köy halkı da uyanmıştı. bu yeni gençten herkesin haberi olmuştu. odanın pencerelerinde dizilen her boydan çocuk, dişsiz gülümsemeler atıyor, birbirlerini itekliyor daha iyi bir görüntü almaya çalışıyordu. kafasını kaldırdığında bu ona bakan gülümser çocuk kafalarıyla uyandı. gözlerini ovuşturda, yatakta şöyle bir gerinde. bundan ürken minikler hemen kaçışmış, yerlerini uzun boylulara kaptırmışlardı. onlara doğru "BU!" diye bağırdı ve hepsi gülerek kaçıştılar. kız odanın kapısında belirdi. "günaydın. uyuyordun seni hemen uyandırmak istemedik. tavuklar yumurtladıysa al gel, babam içerde seni bekliyor." tavuklara yaklaştı, tavuklar evin tepesindeki boşluktan uçup gittiler. iki tane bembeyaz yumurta vardı. ve kocamanlardı. onları aldı ve ana eve doğru yol aldı. çocuklar etrafını sarmış, üstünü başını çekiştiriyorlardı. kollarındaki kıllar da onlara ilginç gelmişti, onları da çekiştiriyorlardı. onlarla bir süre kovalamaca oynadı ama yumurtalar elindeyken fazla uzağa gidemezdi. kahvaltı ettiler. babası kıza: "kızım şu tavukları bir otlatsanıza?" dedi. tavukları otlatmak üzere yola çıktılar... yolda böğürtlen ağaçları gördüler. tavuklardan biri böğürtlenden yemiş ve sendeleyip yan tarafına düşmüştü. böğürtkenler çok sululardı ve elleri mosmor yapıyordu. babası buradan geçerken hep bir tane atardı ağzına. onlara ise sakın yemeyin derdi. birer tane koparılar. hemen ezilmiş ve parmak uçlarını mora boyamıştı. kız bir tanesini ona verdi. kendi elindekini ağzına attı. o da kızı takip etti ve ağzına attı. meyvenin mayhoş bir tadı vardı. ağızda eriyiveriyordu. ama mayhoşluktan sonra çok güzel, çiçekler gibi bir tat bırakıyordu ağızda! insanın bir tane daha yiyesi geliyordu! "birer tane daha?" dedi kıza. beraber güldüler ve ağaca yaklaşıp bir sürü toplamaya başladılar. kız tişörtünü açmış, leke olmasına aldırış etmeden dolduruyordu. o da aynı yere koyuyordu topladıklarını. tişörtte bir sürü böğürtlen olmuştu. "bunları yiyebileceğimiz güzel bir yer biliyorum" dedi kız ve koşmaya başladı. tişörtündekileri dökmeden koşmaya dikkat ediyordu. yerde yatan tavuk kalkmış zikzaklar çizerek onların peşinden geliyordu, bazen düşecek gibi oluyor bu sefer kanat çırparak uçmaya başlıyordu. diğer tavuksa hiç aldırış etmiyor, yolun kenarındaki yeşilliklerden yiye yiye yoluna devam ediyordu. patikanın sonunda bir tepeye vardılar. tepenin biraz ardında iki tane küçük su birikintisi ve onlardan akıp birleşen iki ufak çay vardı. burası çiftepınar! dedi kız. sok elini şuna! dedi. birinci pınarı göstererek. elini soktu. su sıcaktı, yakacak kadar değildi ama çok sıcaktı. "şimdi diğerine!". soktu. bu su buz gibiydi! eli donduracak cinsten "ah! dedi ve elini çekti." "nasıl?" "amma ilginç! nerden geliyor bunlar?" "bilmem, sıcak olan kışın kaynamaya başlar! bir görsen! soğuk olan ise yazın iyice buz keser. birisi içme suyumuz, birisi ise yıkanmak için" dedi. orada yere oturdular. yer çimdi. böğürtlenlerden yemeye başladılar. tadını çıkara çıkara, teker teker yiyorlardı, çünkü en lezzetli kısmı ağızda eriyip yokoluncaydı. biraz sonra kız gülmeye başlamıştı. çocuk "niye gülüyosun" diyor ama kendi de onu görüp gülmeye başlıyordu. başı dönüyordu. tavuk suratına dik dik bakıyordu bu esnada. tavuğa "niye bakıyorsun bana?" dedi. sanki tavuk ona suçlayıcı gözlerle bakıyordu. "bakmasana ne biçim tavuksun sen!" tavuk sanki burun kıvırıp arkasını dönmüş ve çimlerden yemeye başlamıştı. kız "babam niye yemeyin demiş şimdi anlıyorum. bütün dünya dönüyor! durdurun dünyayı inecek var!" dedi ve başı çocuğun bacağına düştü. "üzgünüm başımı buraya koymak istemezdim, ama kaldıramıyorum" "önemli değil." demişti "ben de garip hayaller görüyorum sanki" o da arkasına doğru düşmüştü. çimlere uzandı. bu sefer güneşle göz göze geldi. kaşlarını çatmıştı güneş. "güneş amca niye kızgınsın bana. ben sana ne yaptım" diyordu. kız da "evet güneş amca, biz hiç bişey yapmadık. sadece o nefis kokulu böğürtlenlerden yedik" diyordu. ama güneş kızmaya devam ediyordu. "ne yapıcağımızı biliyorum" dedi kız "hadi kalk!" kalktılar, ve kız onu soğuk su pınarına itti. kendi de arkadan atladı. bir anda buz gibi suya girmek şok etkisi yaratmıştı. güneşin sıcaklığı şimdi gitmişti, soğuk su yakmıştı. nefesi kesilmişti. sudan hemen çıktılar ve bir ağacın gölgesine oturdular. bu ağaçın yanında karıncalar sıra halinde pirinç taneleri taşıyorlardı. çocuk "pirinç taşıyan karıncalar hayal ediyorum" dedi. kız "hayır hayal etmiyorsun, gerçek. bunlara ekinci karıncalar deriz biz. pirinci ekmeyi öğrenmiş onlar. ekip sonra yapraklarını yiyorlar. biz de pirincinden yiyoruz. bizim için çok faydalılar. onları çok seviyoruz biz" demişti. "bunu bizim şehre götürmeliyim!" dedi çocuk. kızın yüzündeki neşe birden kaçmıştı bunu duyunca. "niye şehre götüreceksin ki? ya onlar burayı seviyorsa? hem orada nasıl yaşayacaklar? şehirde nereye ekecekler pirinci?" diye çattı ona. yumuşak bir sesle cevap verdi "yok yanlış anlama, yani şehire götürüp ordan belki diğer köylere...onlar da faydalanır hem" "hımm. bak belki öyle olur. ama unutma ki karıncaların da bir canı var. özellikle ekinci karıncaların!" dedi ve sıradan bir karıncayı parmağına aldı. karınca şaşırmıştı. ağzındaki pirinç tanesini bıraktı ve parmakta bir aşağı, bir yukarı koştu. sonra aşağı zıpladı. düşürdüğü pirinç tanesini buldu, ve sıraya tekrar girip yoluna devam etti. "bak ne kadar akıllılar!" "sahiden!" "bu ağaçta yaşıyorlar" dedi kız ve yukarıdaki dallara baktı. o yukarı bakmamış, kıza bakakalmıştı. dudakları hep böğürtlen rengine bürünmüştü. çok lezzetli olmalıydılar! onu o an öpmeyi çok istedi. ama yapamazdı. köye gelmiş o diğer çocuk geldi aklına önce. sonra kızın vereceği tepkiden korkmuştu. başını yukarı kaldırdı ve o da ağaca baktı. gerçekten de karıncalar taa yukarı dallara yuvalar yapmışlardı. yerde pirinç ekiyor, ağaçta yaşıyorlardı. ne ilginç mahluklardı! bir sessizlik olmuştu. kafasını aşağıya indirdiğinde kızla göz göze geldi. ona bakıyordu. kız hemen başını çevirdi. "bizim şapşal tavuk ne yaptı acaba?" böğürtlen yemiş tavuk çiftepınarlardaydı. önce soğuk olana düşüyor, gıdaklıyor uçup kaçayım derken sıcağa düşüyordu. orda gıdaklayıp uçuyor bu sefer soğuğa düşüyordu. "vah vaah bi böğürtlen seni ne hale getirmiş" dedi ve tavuğu yakaladı. tavuğun kalbi güm güm atmaktaydı "kalp krizi geçirecekti yavrucak" ... ertesi sabah o tavuk mor yumurtladı. babası şaşırmıştı. yumurtayı alıp uzun süre yakından baktı. gözleri şaşı olmuştu böyle bakarken. "bu tavuk hiç böyle yapmazdı..yediği bişey mi yaptı acaba" ikisi de anlaşmış gibi bir ağızdan: "yok canım" dediler. kız devam etti "ama biz bakmazken ne yedi bilemem".
Eylül
6
Eylül
5
Bir Yastık Esnemesi 3 Şarkı Söyleten Sıvılar
• Umut Uyan • Fantazi Hikayeleri • 44 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Eylül
2
Ağustos
28
Ryastryous Son Bülüm> 5 Bölüm (kıyamet Savaşı) Hikaye Bitmemiştir
• Memduh M. İrkin • Fantazi Hikayeleri • 47 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Ağustos
23
Temmuz
9
Haziran
18
Haziran
17
İkini Dünya Savaşı Sona Erdi
• Sıtkı Er • Başkaldırı Denemeleri • 106 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Haziran
5
Tepe 2 / Tamamlanmamış Bölümler
• Sıtkı Er • Fantazi Hikayeleri • 471 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mayıs
29
Haritadan Kaybolmuş Bir Kasaba
• Sıtkı Er • Başkaldırı Denemeleri • 173 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Nisan
30
Mart
21
Şubat
26
Nisan
9
Nisan
17 |
![]() |
|
||||||