Tepede Oturanlar ve Yolun Sonu
14 / 6 / 2008 Cumartesi tarihinde Hasan Kocamanoğlu tarafından eklendi, 102 kez okundu...
“Katı ideolojik sistemler ayakta durmak ve zeminlerini kaybetmemek adına bütün eylemlerine kırmızı çizgilerle sınırlar çizerler. Bu çizgileri kimi zaman dini, kimi zaman siyasi, kimi zaman ekonomik özgürlükleri vesayet altına almaktan asla çekinmezler. Osmanlı’yı yıkan güçlerle işbirliği yapan ve onların vesayeti altında mirasın tepesine o...” Okuyucu Puanı ;
Tepede Oturanlar ve Yolun SonuKatı ideolojik sistemler ayakta durmak ve zeminlerini kaybetmemek adına bütün eylemlerine kırmızı çizgilerle sınırlar çizerler. Bu çizgileri kimi zaman dini, kimi zaman siyasi, kimi zaman ekonomik özgürlükleri vesayet altına almaktan asla çekinmezler. Osmanlı’yı yıkan güçlerle işbirliği yapan ve onların vesayeti altında mirasın tepesine oturtulan jakoben laikalar ellerindeki bu nimeti, seçilmiş iktidarlarla asla paylaşmak istemediler. Bu mirasın tepesine oturabilmek ve kök salabilmek için kurtuluş günlerinin akabinde bir milyon Müslümanı hunharca katletme zevkini tatmışlardı. Tepede oturanlar mevcut mevkiyi kanla sulayarak elde etmişlerdi. Öyle ise onları oradan kansız göndermek o kadar da kolay olmayacaktır. Bu mevcut düzen yıkılıp yerini yeni düzene bırakmadıkça, çoğunluk azınlığın tahakkümünden kurtulamayacaktır. Seçilmişler, seçilmiş de olsa gerçek iktidar sahibi olamazlar. İktidar olmayanın ise ne hanesi ne de hane halkı olur. İktidara gelenler seçilmiş olsalar dahi, eğer tepede oturanlarla aynı fikir ve düşünce içinde değillerse, yapacakları her eylem tepedekiler tarafından akim bırakılacaktır. Seksen beş yıldır ideolojik devlet krizinden kurtulamayan Türkiye’nin tepesi, mirasyedi laikasının enkaz kalıntılarıyla doludur. Onlar için yetmiş milyon Müslüman Türk insanının sosyolojik gerçeğinin hiçbir önem ve değeri yoktur. Hatta bu insanların kutsal değerlerine hakaret ve küfür etmek bir eğlence araçlarıdır. Kurumları demokratik teamüllere göre yapılandırılmayan Türkiye’de, seçilmiş olanlara çevrenin istek ve taleplerini merkeze taşınmasına da müsaade edilmez. 1961 ihtilali sonrası ‘mevcut sistemin muhafazası veya sistem muhafızlarının korunması ve kollanması adına’ ikame edilen AYM bir barikattan başka bir şey değildi. Siyasal sistemin sahibi olduğuna inanılan ‘seçkin sınıfın çıkarlarını ve tehdit algılamalarını bertaraf etmekti. Eylemlerinin hukuki ve adil olup olmamakla hiçbir alakası yoktur. Kuruluş ve yapılandırılışı adına hareket eden AYM, başörtüsü hakkında verdiği karar, kuruluş gayesi adına doğrudur. Kurulduğu günden bu yana bağrında İslam’a ve Müslüman’a asla yer vermeyen, hatta tahammül bile edemeyen laika düzenden, başörtüsü izninin verilebileceği düşüncesini beklemek aptallık derecesinde safdillik olur. Verilen her kararın mutlaka bir gerekçesi vardır. Laik düzende hükümet olduğunu unutan AKP’nin çevreyi merkeze taşıma eylemleri laik düzenin muhafızları tarafından durdurulması kadar olağan ne olabilir? İleri derecede devlet haremine girene gösterilen “kırmızı kitap”taki “siyasette Orta Doğuya açılmayacaksın, İran’a, Suriye’ye yaklaşmayacaksın, Müslüman’ca eylem ve düşüncede bulunmayacak ve bu emvalde olanlara fırsat vermeyeceksin” denildiği halde aksini yapacaksın öyle mi? Eee o zaman, AKP seni kapatmayacaklar da beni mi kapatacaklar? Yani etrafında “% 47 ile değil, % 97 ile de gelsen yine de iktidar olamazsın” diyen laika kalıntılarının ulumaları devam etmeyecek midir? Merkez ile çevre arasındaki güç mücadelesinin zeminini salt siyaset olduğunu zannedenler yanılmaya devam edeceklerdir. Çevrenin çember alanını daraltarak bastırmaya devam etmesi, merkezi direnmeye, şaşırtmaya ve şaşkınlığa sürüklemektedir. Nereye kadar? Merkez cephesinden gedikler vermeye devam etmekte, yitirilen her gedik karşısında kanunsuz, kuralsız eylemlerini artırmaktadırlar. Devlete, merkeze yaslanmadan ve beslemesi olmadan serbest ekonomik ortamda laikasız bir elitenin oluşması jakoben laikayı çıldırtmaya yetmektedir. … Zamanı kokutanlar mürteci diyor bana Yükseldik sanıyorlar, alçaldıkça tabana Zaman, korkunç daire, ilk ve son nokta nerde Bazı geriden gelen, yüz bin devir ileride … diyordu yıllar öncesinden rahmetli Necip Fazıl… Bir kez daha rahmetle anıyorum seni… Taşra ve varoşlardan gelenlerin dünya ile barışık, halkı ve milletiyle barışık olmaları, yönetimden pay istemeleri olacak iş, görülmüş şey değildir…! İttihat ve terakki ile gasp edilerek ele geçirilen iktidar, her türlü şart altında, her ne kadar bu güne kadar iktidarlarını getirdilerse de, bu seçkin sınıf için artık yolun sonu gözükmektedir. Egemenliklerini ne siyasal, ne ekonomik alanda ne de nüfuz alanında sürdürme imkanları kalmamıştır. … Km-120608
Tavsiye Et :
Ekim
6
Dumansız Hava Sahası İnsan Ayrımı Yapıyor
• Pelin Yelda İpekçi • Eleştiri Makaleleri • 27 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Ekim
5
Papağan ve Mahkeme Dosyaları!
• Bahattin Gülyuva • Eleştiri Makaleleri • 50 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Ekim
4
Bir İstifa Dilekçesi Örneği
• Gürkan Adam • Eleştiri Makaleleri • 107 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
4
Yine 15 Askerimiz Şehit (aslanın Hikayesi)
• Bahattin Gülyuva • Eleştiri Makaleleri • 116 kez okundu. • 22 kez yorumlandı.
Ekim
3
Bu Filmi Seyreder Misiniz?
• Bahattin Gülyuva • Eleştiri Makaleleri • 77 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Ekim
6
Temmuz
27
Temmuz
5
Temmuz
5
Haziran
22
Eylül
21
Bir Annenin Kızına Nasihatları
• Hasan Kocamanoğlu • Yaşamdan Hikayeler • 16796 kez okundu. • 92 kez yorumlandı.
Eylül
20
Eylül
18
Ocak
6
Doğmamış Çocuğa Mektuplar-2
• Hasan Kocamanoğlu • Mektup Hikayeleri • 4957 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Eylül
14 |
![]() |
|
||||||||