Toffff (2)Toffff (2)Ç O C U KHalının bittiği yerde başlayan parkenin üzerinde bağdaş kurmuş gibi otururken kısacık bacaklarıyla, elindeki kamyonu hızla duvara çarptı "TOFFFF" diye ses çıkartarak. Aklınca bir arabanın kaza yaptığında çıkardığı sesi çıkartıyordu. Uzanıp kamyonu aldı aynı şiddetle tekrar çarptı duvara, "TOFFFFF" Duvara çarpan kamyon muydu yoksa kamyon çarpmış hayatlar mıydı ayrımını yapamadan. Ya da bilinçaltında beslediği tepki miydi, iki yetişkin umarsıza… Anne yıkadığı bulaşıklardan başını kaldırmadan seslenmişti geriye dönmeden: — Oğlum oturma şu yere bak hasta olacaksın. Halının üstünde oyna", dinleyen kim? Duvara tekrar çarptı kamyonu duymamış gibi yaparak: "TOFFFF" Bu sefer uzanmadı geri almak için kamyonu. Hemen arkasında duran polis arabasını sürmeye başladı — da di da di, Açılın bakalım kalabalık. Toplanmayın kazanın başında. Bak polis geldi. Da di da di da di. Genç kadın bitirdiği bulaşıkların elinde bıraktığı ıslaklığı kurulamak için kullandığı önlüğü ıslatırken oğlunun yanına geldi; —Polis amcalara söyle onlar kazanın raporlarını tutana kadar ben yemek yiyip geleceğim de. Olmazlara aldırış ettiği yoktu kadının."Ben yemeyeceğim, Canım istemiyor." O tombul yanakları o pazar gününden beri erimişti sanki annesine göre. Çok nadir yiyordu yemeğini. Günde bir öğünü geçmesi yapacağı ısrarlara yada sert tepkiye bağlıydı.Abartırsa biraz korkuyla bir öğün daha sığdıra biliyordu gün içine.... Yiyeceğini yemiş gibi tok bir hali vardı. Doktora götürsem mi telaşının yanında aldığı üniversite eğitiminin bilinciyle psikolojik diyeceklerini kestirebiliyordu. O yüzden zaten atlatır belki diye bir kaç gün daha geçmesini bekliyordu. Ama böyle gitmez deyip ani bir kararla okuldan arkadaşı olan çocuk doktoruna götürmeye karar verdi. Doktor Pelin arkadaşını gördüğünde sevinçle boynuna sarılmış, bir müddet okul yıllarından bahsederlerken, konu küçük erkek adamın yemek meselesine gelmişti. Dr. Pelin çocuğa dönüp: —Vay vay vay. Ne kadar yakışıklı bir erkek bu böyle? Biraz daha büyürse ben bunla evlenirim valla, diyerek şirinlik yapmasına çocuk hiç bir tepki vermedi. Annesi: —Yemeğini Tam yese büyüyecek ama yemediği için zor büyür biraz ablası, deyince; Çocuk: —Ben pazar gününü bekliyorum. Babamla beraberken yiyeceğim hepsini.O da onun yanındayken ne kadar çok yemek yediğimi görüp eve gelmeye karar verecek.!" İki kadında şaşırmışlardı bu beklemedikleri cevaba. Dr. pelin: —Ne diyeceğimi biliyorsun değil mi? —Biliyorum. Psikolojik. Ne yapacağımı bilmiyorum Pelin. Çok zor bir durumla karşı karşıyayım. —Atlatmaya çalışacaksın. Ne kadar olur bilmiyorum ama anlatmaya çalışacaksın. Ya da yardım alacaksın, İstersen pedagog bir arkadaşım var. Randevu alabilirim. —İyi olur bende bunun için gelmiştim sana, Ne yaparız diye. —Zor bir durum, bu yaşlar en çok etkilendiği yaşlar. Keşke devam ettirebilseydiniz. —Bilemiyorum. Bu durumları yaşadıktan sonra düşünmüyor değilim ama nasıl olur bilmiyorum. Hiç bir şey olmamış gibi nasıl davranırız? —Çok mu ağır geçti? Koptu mu tamamen? —Sebep ararsan fındık kabuğu. Ama öylesine biledik ki kinleri. Sanki o eski deli âşık biz değiliz. Birbirimizi görmeye bile tahammülümüz yok. En azından benim açımdan. —Kızım senin açın onun açısı yok ki bu işte. Çocuğun nasıl etkilendiğini görüyorsun. Her evlilikte çatışmalar oluyor. Ve sen bunun küçük sebepler olduğunu biliyorsun. Yeniden deneyemez misiniz? Hadi çocuğu da koy bir kenara kendiniz için en azından. Yardım almayı düşünün birlikte. —Bilemiyorum Pelin Bu teklifle ona gidemem. Böyle bir şeyi isteyemem en azından. —Çocuk hakkında konuş. Ya da bırak ben konuşayım. Uzun zamandır görmemiştim onu. —Bilmem sen bilirsin. Benim adım geçmesin ama! Konu sadece çocuk olacaksa olabilir. —Sen merak etme bu teklifin ondan gelmesi için uğraşacağım. Ve seni ikna etmeye çalışacağımı söyleyeceğim. —Tamam. Şu arkadaşından randevu almayı da unutma ama. —Dur bakalım belki gerek kalmayacak. O sonraki iş. Ayrılırken çocuğun konuşmalarından bir şey anlamadığını düşünüyordu genç kadın. Daha dört yaşındaki taze ve genç bir zekânın duyduklarına ne anlamlar yükleyebileceğini hesap etmeden. Zaten kendi kafası da allak bullak olmuş durumdaydı. Pelin’in daha ima etmesiyle birleşmeye olumlu bakar tavrı yüzünden içinde bir sıkıntı vardı her nedense. Biraz nazlanıp istemeyeni oynamayı denemeliydi en azından. Yolda giderken akşama dair hesaplar geçti aklından. Gidip bir şişe kırmızı şarap aldı. Kendini bekar olduğu günlerdeki gibi düşünüp, şu an bulunduğu durumun muhakemesini yapacaktı. Bu gün olsa beş senesini geçirdiği adamla tekrar birlikte olur muydu mesela? Bu gün çıksa karşısına? Onu hala seviyor muydu? Ya da en azından, en azından çocuğu için bu adamla beraber olmayı göze alabilecek bir şeyler kalmış mıydı içinde? Onun bu kararı almasını tetikleyecek bir şeyler… İkisinin de silkinip kendilerine gelmelerini gerektirecek bir şeyler… Kapıdan içeri girdiğinde saat beş sularıydı. “Akşam yemeği için bir şeyler hazırlamalıyım” diye geçirirken aklından; Serdar neleri severi de beraber düşünmeye başlamıştı bile. -Serdar !!!? Nerden gelmişti şimdi aklına o? Durup dururken Serdar’ın ne sevdiğini neden düşünmüştü ki? Hakkındaki olumlu sayılacak şeyler düşünmesinin onu bu derece etkileyebileceği aklına gelmezdi açıkçası. Ne fark ederdi şu anda Serdar’ın ne sevip ne sevmediği? Bulmuştur kendine içeceği bir yer, rakının yanına bir iki meze siparişi verip doyuruyordur karnını. O aklına getirir miydi sanki kendisini şu anda. Almıştır yanına iki arkadaşını lak lak.
Telif Hakkı Uyarısı Toffff (2) isimli yazı, Kenan Ocak tarafından 19.08.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Birgül Erdoğan yazıyı tebrik etti...
Özgür Özel yazıyı tebrik etti...
Kadir Bıyıklı yazıyı tebrik etti...
Tuğba Martin yazıyı tebrik etti...
Aydan Özdemir yazıyı tebrik etti...
• Tuğba Martin yazıyı favori listesine aldı...
Aralık
2
Aralık
2
Aralık
2
Aralık
2
Aralık
1
Aralık
1
Kasım
27
Kasım
24
Kasım
17
Ekim
26
Şubat
21
Nisan
23
Mart
17
Mart
19
Mart
23 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||