Toffff ( 4)Toffff ( 4)Pelin ertesi gün serdarın telefonunu çevirdiğinde uykulu hali karşı taraftan aleni belli oluyordu.—Uyandırdım galiba hayırsız? —Hıı. Geç yatmıştım. Başım çatlayacak gibi. —İçtin dimi akşam gene? Bırakamadın şu zıkkımı. —Bırakamadım. Şu sıralar bırakacağımı da zannetmiyorum doğrusu. İçtikçe içesi geliyor insanın. —Bilirim ama kendine hâkim olmayı dene. Bak kendini de aileni de mahvediyorsun. —Burcu seninle mi konuştu? —Yoo, öyle derinlemesine muhabbet etmedik. Dün bir ara uğramıştı. Senin rambo yemekleri asıyormuş ta yardımcı olmamı istedi sadece. Çocuk için. —Yemiyor muymuş yemeklerini? —Pazar gününü bekliyormuş. Senin yanında hamburgeri ne kadar çok yerse senin sevinip eve döneceğini düşünüyor aklınca. —Çocuk aklı işte, Başka bir şeyi yok dimi? —Yok, yok. Akşam ne yapıyorsun? Görüşelim mi bir? —Olabilir. Evde misin? —Evde olacağım. Gelirsen oturup konuşuruz biraz.. —Ne hakkında? —Bilmem her şey belki de. —Her şey hakkında konuşacağız. Tuhaf değil mi sence? —Tuhaf olan bir şey yok. Akşam sekizde bekliyorum, Yemekte yeriz. —Tamam öyleyse. İçki de olacak mı? —Sen gel de bakarız. —Görüşürüz akşama. Serdar telefonu kapattığında aklı oğluna takılı kalmıştı.”Niye yemiyordu ki yemeğini? Onu bu derece mi etkilemişti bu olaylar?" Yerinden doğrulup üzerindeki yorganı bir kenara atıp banyoya girdi."Duş almalıyım. Yoksa akşama kadar bu kafayla dolanamam." Diye düşünüyordu. Otelden çıkıp işinin yolunu tuttuğunda aklından bin bir düşünce geçiyordu bu akşam ve gelecek akşamlara dair. Akşam sekizde kapının önünde bekliyordu. Kravatını ve saçlarını eliyle şöyle bir yoklayıp zile dokundu. Çok geçmeden kapı açıldığında pelin son derece düzgün kendisinin hiç beklemediği bir kıyafetle karşılaşmıştı onu. Eliyle sus işareti yapıp salona geçmesini söyledi. İçerde onu bir sürprizin beklediğini az çok tahmin etmişti fakat ne olabileceği konusunda fazla bir fikir yürütmek istemiyordu. Daha doğrusu başına gelebilecekten korkar bir hali vardı. Korkak ve ürkek adımlarla salona doğru yürürken bütün tedirginliği yüzüne yansımıştı. Pelin de bunu fark etmiş içten içe gülüyordu Serdar’ı düşürdüğü durumdan dolayı. Salon kapısından içeri başını uzattığında ilk gözüne çarpan oğlu Kerem oldu. Çocuğun hiç ummadığı bir zamanda babasını karşısında bulması öyle bir heyecanlanmasına sebep olmuştu ki birden koşarak babasına sarılması oradaki iki kadını da duygusal çöküntüye uğratmıştı. Pelin Burcu’ya dönüp sağ elinin başparmağını havaya kaldırarak zafer işareti yapmıştı göz kırparak. Bunu Serdar fark etmemişti tabii, yere diz çökmüş oğlu kereme sarıldığında, gözlerini kapattığından. —Yeter yeter dedi Pelin. Geçin şu masaya da yemeklerimizi yiyelim öldük açlıktan. Hiç kimse itiraz etmeden oturmuşlardı masaya. Fakat keremde dâhil garip bir sessizlik hâkimdi koskoca salona.Pelin bilerek hiç bir şey konuşmuyor, işi inada vurmuş onlar ağızlarını açmadan tek kelime Etmeyeceğim diye geçiriyordu aklından. Tabaklara yemek koyarken dahi kaş göz işareti yapıyordu şaşkın bakışlar arasında. Çorbalar içilip ana yemek faslına geçildiğinde pelin serdarın tabağına karnıyarığı koyarken burcu peline dönüp —Üstündeki biberle domatesi al istersen ziyan olmasın, dedi. Serdar tebessümle önüne bakıyor duymamış gibi davranıyordu ama Burcu da "Niye karıştım ki?" diye hayıflanıyordu kendine... Pelin bunu boş çevirmedi: -Al kızım o zaman.Çok meraklıysan ver kocanın yemeğini.. Daha burcunun itiraz etmesine fırsat bırakmadan tabağı önüne bırakmıştı bile. Çaresiz önündeki tabağı alıp tencerenin yanına giden burcu serdara dönüp —Çok açsan benim hakkımı da koyabilirim tabağına. -"Bir aydır açım" dedi serdar."Bir aydır." Bu kelimeden çıkan başka manaları da hissetmişse de burcu anlamazlığa verdi. Serdarın tabağına üç adet karnıyarığı koyarken yüzündeki tebessüm dudaklarına iyice yayılmıştı. —Bu kimin hakkı? —Oda senin. Çok açsın ya bir aydır. Fazladan veriyorum işte iyice doy diye. Bunun manasını üçü de anlamış kahkahayla gülüyorlardı. En çok ta Kerem bir şey anlamamasına rağmen… Yemek faslından sonra serdar bir müddet keremle oyun oynadı. Aslında niyeti burcuyla laflamaktı ama Kerem’in ısrarları bu niyetini ertelemesine sebep olmuştu. Ve alabildiğine oynamak istiyordu çocuk babasıyla mal bulmuş mağribi gibi. İki saate yakın sürdü beraber geçirdikleri zaman ve iki kadın hiç karışmadılar baba ile oğla.
Telif Hakkı Uyarısı Toffff ( 4) isimli yazı, Kenan Ocak tarafından 26.08.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
2
Aralık
2
Aralık
2
Aralık
2
Aralık
1
Aralık
1
Kasım
27
Kasım
24
Kasım
17
Ekim
26
Şubat
21
Nisan
23
Mart
17
Mart
19
Mart
23 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||