Törelerin Dili
TÖRELERİN DİLİ
Töreler halkımızın ortak kültür değerleri, gelenek görenekleri, bin yıllardan beri şekillenen yazılı olmayan yasaları, kısaca toplumsal hafızasıdır. Ortak hafızayı, ortak tarih bilincini, toplumsal kabulleri yok saymak, benliğimizi, bizi biz yapan değerleri yok saymaktır.Bu itibarla toplumsal benliğimizin önemli bir öğesi olan törelerin de toplumsal varlık emarelerimiz arasında önemli bir yeri vardır. `Her ağaç kendi kökleri üzerinde yeşerir.` diyen bilge insanlar , insan ve toplum ilişkisinin bu günle sınırlandırılabilecek basitlikte bir kavrayış olmadığını ifade etmişlerdir.
Toplumsal az gelişmişliğimizin , geri kalmışlığımızın bütün vebalini törelere yıkma kolaycılığı en basitinden toplumu tanımamanın , kendi gerçek değerlerinin ve varlık göstergelerinin farkında olmamanın bir ifadesidir. Bunun başka izahları da yapılabilir ama bu fasıl derinlikli bir tartışmanın konusu olabilecek , aydınların ve sosyologların ilgi alanına giren bir mevzudur.
Köy romancılığı ve Anadolu romantizminin zirveye ulaştığı bir dönemi geride bıraktı edebiyatımız. Bu köy romancılığı geleneği fildişi kuleden bir bakış da olsa iyimser bir bakış , kendi değerlerinden yana bir duruştu. Oysa bu gün kendi toplumuna yabancı, kendi toplumunun değer yargılarına bigane bir köy hikayeciliği geleneği dizi filimler vasıtasıyla evlerimize konuk edilmekte , toplumumuzun değer yargılarından utanır bir psikoloji içine girmemiz istenmektedir. Her televizyon kanalının istisnasız bir örneğini sergilediği bu töre dizileri, eğitimsizliğin , cehaletin en karanlık dışavurumu olan milyonda bir rastlanabilecek istisnai uygulamaları bütün bir Anadolu coğrafyasının gerçeğiymiş gibi gösterme cesaretini , toplumun kabulleriyle alay etme hakkını kendilerinde görüyorlar. Çoğu hayatında İstanbulun Anadolu yakasına bile geçmemiş, entel barların müdavimi senaristlerin kaleminden çıkan , `aşiret-ağa-töre` şablonlu bu dizi filmlerin gözlerden kaçırdığı en önemli gerçek eğitim eksikliği ve sosyal adalet dengesizliğidir.
Bir yandan toplumsal yozlaşmadan, etik dejenerasyondan bahsedilmekte, bir yandan da bu etik yozlaşmanın panzehiri olan toplumsal doku zedelenmeye çalışılmaktadır.Sosyal yaşam içinde sınırsız bir özgürlüğün, kural tanımamazlığın sonuçlarını gelişmiş batı toplumlarında görmekteyiz. Bu örnekler toplumsal dokuyu zedelemek değil güçlendirmek gereğini ortaya koymaktadır. Şurası bir gerçek ki toplumsal kurallara bakış açısı , `töre` diye küçümsenen değer yargılarını anlaya bilme kapasitesi , lise öğrencisi duygusallığından öteye geçmeyen insanların, kaleminden çıkan bu töre dizileri bozuk şive ve `ağa- töre- aşiret- aile meclisi vb` kelimelerin çokça kullanıldığı komik müsamerelerden öteye bir anlam ifade etmemektedir.Ama ne yazık ki; bu saçma sapan müsamereleri reyting şampiyonlukları ile ödüllendiren de yine değer yargılarıyla, gelenek görenekleriyle alay edilen insanlarımız.Vel hasıl eğitim şart.