kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Makale / Toplumsal Makaleler





Haftanın Yazarı
Melek Öztürk
Melek Öztürk


Tüketim ve Modernleşme

9 / 12 / 2007  Pazar tarihinde Taha Süren tarafından eklendi, 493 kez okundu...

“Ülkeler üretim yapmadan tüketim yapamaz…Bu basit bir denklemdir.İki kere ikinin dört etmesi gibi.Bu denklem bireyler içinde geçerlidir.Bir aileye giren para miktarı yedi yüz elli YTL ise yedi bin beş yüz YTL harcama yapamazsınız.Yaparsanız kendinizi tüketmiş olursunuz.Bu örnek üzerinden gidecek olursak bir devlet’in ihracatı yüzde on iken ithal...”

Okuyucu Puanı ;

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin  adnet  

Taha Süren

Taha Süren







EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Tüketim ve Modernleşme


Ülkeler üretim yapmadan tüketim yapamaz…

Bu basit bir denklemdir.İki kere ikinin dört etmesi gibi.Bu denklem bireyler içinde geçerlidir.Bir aileye giren para miktarı yedi yüz elli YTL ise yedi bin beş yüz YTL harcama yapamazsınız.Yaparsanız kendinizi tüketmiş olursunuz.Bu örnek üzerinden gidecek olursak bir devlet’in ihracatı yüzde on iken ithalatı yüzde doksan ise o da kendini tüketmeye mahkumdur.

Yine birey üzerinden gidip devlet’e bağlıyalım ;

Üstte örneğini verdiğimiz aile bugün kendini tüketme bataklığının içindedir.Yanlışın düğümlendiği nokta şudur.Bugün birçok aile evine giren para miktarının dokuz katına kadar harcama yapmaktadır.Ve büyük çoğunluğu bunu kredi kartı ile yapar.Taksitlendirme kolaylığının cazibesine kapılır, ana parayla birlikte sırtına yüklenen faizin farkına varmaz, daha doğrusu varmak istemez.Çünkü tüketim her zaman tatlı gelir.Tüketimin getirdiği bu tatlılıkla yeni tüketimler yapar.Bu çılgınlığın içinde sürüklenirken gün gelir haciz memurları kapıyı çalar.Garibin haczedilecek şeyleri de tükettiği eşyalardır.Dahası hiçbir üretim yapmadığı için kendini de ortaya koyması gerekir.Bu durumda ya hapse düşecektir yada gazetelerin üçüncü sayfalarına manşet olacaktır.Konuyu daha fazla uzatmamak ve özünü kaybetmemesi için devlet örneğini kafanızda canlandırmanızı istiyorum.

Peki bu tüketim çılgınlığına bizi sokan nedir?

Yine vahşi kapitalizm değil mi! Evet ta kendisi.

Bizde bu vahşi canavara karşı donkişotluk yapabilen iki grup seziyorum. Ama dedim ya sadece donkişotluk. Birincisi Sosyalistler ve gerçek solcular, diğeri köklü İslâmi gelenekçi akım. Maalesef sözden ileri gitmiyor bu karşı koyma refleksi. Hugo Chavez gibi bazen çaresiz kalıyor insan bu kapitalizmin karşısında ve ancak Bush’a “eşşşek” diyebiliyor ve bundan ileri pek gidemiyor icraatta.

Sizin de bileceğiniz gibi kapitalizmin üretim aracı olan makine 18.yy.da ortaya çıkmış bir eşşşek’ti.Ve bu eşek demirden bir eşekti.O her şeyi yapabiliyordu.Avrupa artık bu demirden eşekle Paris’ten Londra’ya bir günde gidebiliyordu.Burjuva’nın işçilerin ağız kokusunu duymasına gerek kalmıyordu.Demirden bir eşek elli işçiye bedeldi.Bu makine çok kan içti.İşçiler intikam hırsıyla “komünizm” denen belayı da bu makinenin intikamında kullandılar.Ancak sonuçta yine olan işçilere oldu,çünkü komünizm kendi kendini bitirdi.İşçilerin elleriyle yıkıldı.Neyse konuyu dağıtmayalım.

İşte bu makine o kadar gelişti ki, artık kabına sığmaz oldu.Bir ay önce bir makineden bin ürün çıkıyorsa bu ay bu bin beşyüz oluyor bu sayı gittikçe artıyordu. Bu konuda üstad Ali Şeriati’nin “Medeniyet ve Modernizm” adlı eserinden bir alıntı yapma ihtiyacı duyacağım ;

** Bir toplumun on yılda kağıt tüketimi yüzde otuz artabilir,fakat aynı dönemde kağıt endüstrisi üretiminde yüzde üçyüz’lük bir artış, bir başka deyimle on katlı bir yükseliş görüyoruz.Eğer bir makine on yıl önce saatte beş kilometre kağıt üretiyorsa,şimdi on yıl sonra saatte elli kilometre kağıt üretmektedir,ama öte yandan kağıt tüketimi bu düzeye çıkamamıştır ve çıkamayacaktır da.**(s.27)

Peki, bu üretimdeki onda dokuz açık nasıl tüketilebilirdi? Küçük Avrupa kıtasının üretilen bu malları tüketmeye asla gücü yetmezdi.Bunun yanında makine de hergün gelişiyordu.
Avrupa burjuvazisi çareyi bulmuş gibiydi. Üretilen tüm malların yani iğneden otomobile kadar diğer dünya devletlerine pazarlanması. Ama nasıl yapılabilirdi bu ? Hiç tanımadıkları bu şeyleri nasıl tüketebilirdi Asya’nın, Afrika’nın insanları ?

Cevap : ** Bir halk değiştirilmeliydi.Tüm ruhu ve düşünceleriyle beraber.Tabiri caizse yeni bir halk oluşturulmalıydı. **

Ya bu nasıl olacaktı ?

Dünya üzerinde yaşayan herkes homojen olmalıdır.Aynı hayatı yaşamalıdır.İnsanları tek bir düzeye getirmek için, dünya uluslarının farklı ahlak ve düşünceleri bulundukları yerde yok edilmeli ve belli bir modele göre yeniden şekillendirilmelidir. Hangi modele göre?

Model Avrupa’dan gelir ve bütün Doğu’lu, Asya ve Afrika’lılara nasıl düşüneceklerini,nasıl giyineceklerini nasıl arzulayacaklarını,nasıl üzüleceklerini,evlerini nasıl kuracaklarını, sosyal ilişkilerinin nasıl düzenleyeceklerini ve neyi seveceklerini gösterir.

Peki Avrupa bunu başardı mı? Evet başardı.Faşizanca da olsa bunun başardı.İşte bu halkın değiştirilmesiyle ilgili trajik bir hadise…

** Avrupa’da öğrenciyken,araba üreten bir fabrikanın yüksek maaşla sosyoloji ve psikoloji öğrencileri aradığına dair ilanını gördüm.Bir iş arıyordum.Bunun yanı sıra makine yapan bir fabrikanın sosyolog ve psikologlara ihtiyaç duyması iğlimi çekmişti.Gittim ve yaptığımız görüşmede,fabrikanın halkla ilişkiler görevlisi bana sordu :”İşimiz makine mühendisleriyle falan ilgili olduğu halde sosyologlar ve aramamız seni şaşırtmış olabilir.”Cevap için beklediğimi görünce aklımdaki sorunun niteliğini açıklamaya devam etti.Bir Asya ve Afrika haritası getirerek bazı şehirleri gösterdi.Örneğin,A,B,C,D şehirlerinde pek çok tüketicisi olduğundan makinelerine büyük bir ihtiyaç duyuluyor ve çok miktarda satılıyordu.Fakat, E,F,G şehirlerinde makinelerini isteyen yoktu.Sonra dedi ki, “Bunun nedenini mühendislerden öğrenemiyoruz” Bu makinelerin niçin sevilmediğini araştırmak sosyologun görevidir.Mümkün olursa makinenin rengini ve şeklini değiştiririz, “YOK OLMAZSA ONLARIN ZEVKLERİNİ DEĞİŞTİRİRİZ”…

Ve Avrupalı sosyologların bir kabileyi modernleştirme(!)deki başarılarını anlattı ;

(Lütfen bu kısma dikkat)

Afrika’da Çad nehri kıyısında, elbise giymeyen ve bir arada yaşayan pek çok eski göçebe kabilenin oturduğu ormanlık ve dağlık bir arazi gösterdi.Kabile şefine ait bir kalenin etrafında, bir grup insanın yaşadığı bazı noktaları işaretledi.Ne okul,ne yol,ne asfalt,ne normal bir giyecek,ne de ev vardı.Halk çadırlarda oturuyordu.Sonra bu yarı vahşi kabile şefine ait kalenin önünde birbirine bağlanmış altın kenarlı iki otomobil gösterdi.Ve sözlerini şöyle sürdürdü, biz at üretmiyoruz biz otomobil üretiyoruz.Bu nedenle bu yerlilerin Avrupa’da üretilen otomobilleri satın almaları için bir yol düşünmeliyiz.(Medeniyet ve modernizm/s.33) **

Ve merhum Şeriati doğu medeniyetinin(yani bizim) geçmişteki ve köklerimizdeki değerleri ve çıkış yollarını anlatıp tetkik ettikten sonra günümüz için üzücü bir teşhis koyuyor ortaya ;

** Sonuç olarak, dünya üç farklı kutba ayrıldı.Biri düşünebilen Avrupalı, bir diğeri sadece hissedebilen ve şiir yazabilen Doğu’lu, bir üçüncüsü de dansedip şarkı söyleyerek,güzel caz çalabilen zenciler.**
Unutulmamalıdır ki, tepeden inme ve dayatmacı bir modernizm hep ensemizdedir.Bana göre bu ülkenin tüm farklılıkları bir mozaiğin parçasıdır.

Yine unutulmamalıdır ki kimliksiz toplumlar asla yaşayamaz.Başkasının kimliğini elinizde bulundurmanız sizin yaşıyor olduğunuzu göstermez.Siz yasalar önünde ölü sayılırsınız.

Aynı şekilde, bahsettiğim mozaiğin parçaları birbirini tamamlamalı ve bir kimlik oluşturmalıdır.

Çünkü ,

“Farklı şekillerdeki taşlardan asla düzgün bir resim çıkmaz.Renkler değişik olabilir ama şekiller birbirini tamamlamalıdır.”

Daha akşam Tv’de izlediğim bir haber bana Afrika’lı kabileyi hatırlattı.

“ İstanbul Veli Efendi hipodromunda yapılacak olan at yarışı koşusuna kraliçe Elizabeth’in atları da katılacakmış.Bunu duyan asil(!) zengin ve bir o kadar da güzel(!) kızlarımız koşmuşlar hipodroma.Ömrümde duysam inanmazdım buna.Laila’dan hipodroma ha, pes doğrusu.Beni asıl şaşırtan kıyafetleri oldu.Başlarında bir Lady Dyana foteri, ilginç elbiseler, bebek ayakkabısını andıran ilginç ayakkabılar… Sanki 18.yy daki burjuva bir ailenin tek kızı gibiydiler.

Muhabir soruyor : Hanımefendi niye bu şekilde giyindiniz ?

“Ne biliyim öyle giyiniliyormuş işte.Öyle her şeyi giyip gelinmiyormuş buraya.Modaya uymak lazım dimi şekerim.”

Atatürk’ün genç Cumhuriyet için koyduğu bir hedef vardı. “Muasır medeniyet seviyesine çıkmak”
Atatürk bunun üretimle olacağını biliyordu ki, halkı üretime dahil etti.

Ülkemizde bugün sosyolojik bir vakıa olarak iki grup vardır bu anlamda ;

Birincisi,vals ve tango yapar.Akmerkez de alışverişe çıkar,konken partisi düzenler, ve Antalya’da yaz tatili yapar,mosart ve klasik müzik dinler.

İkinci grubun hayatında dans yoktur.Akmerkez yerine semt pazarından alışveriş yaparlar.Konken partisi yerine aile ziyareti yaparlar.Memleketlerine gitmeyi tatil sayarlar.Çoğu, halk müziği ve arabesk dinlemeyi sever.

Asıl muasır medeniyetler seviyesine çıkartacak olan da bu halktır.
Ama ne hazindir ki, üretilen bu malları da kendileri tüketmek zorundalardır.

Fabrikanın sahibi, yani patron olan grup mallarını Avrupa’dan alır çünkü.Yerli otomobile binmez,yerli ayakkabı giymez, iç çamaşırını bile Avrupa’dan alır.

SONUÇ

Kendi üreten halk kendi tüketmek zorunda kalır. Peki kapitalizme ne oldu? Demeyin .

Elbet halka göre de satacak malı vardır Avrupa’nın, siz hiç merak etmeyin, ama o halkı üçüncü sayfa manşetlerinde okumaya devam edeceksiniz. Öyle gözüküyor.

Selâm ile …






Yazı İşlemleri


Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
Hatice Engin
Hatice Engin / 9/13/2007
Çok doğru analizlerle,gerçek köşe yazısı tadında bir yazı.Kutlarım yazarı.

Mehmet Akbulut
Mehmet Akbulut / 9/12/2007
Taha eline sağlık, kalemine zeval gelmesin, ilmine bereket. Güldüm doğrusu. Anlayan var mı acaba? Ne gülüyorsun anlattığım senin hikayen deseydin ya şuna...


Temmuz
3
Kandiliniz Kutlu Olsun
Arif ArifoğullarıToplumsal Makaleler • 28 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Temmuz
2
Lanetleme Günüdür !
Gülten KahramanToplumsal Makaleler • 60 kez okundu. • 9 kez yorumlandı.
Temmuz
2
Neler Oluyor?
Ömer FidanToplumsal Makaleler • 24 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Haziran
27
Vah Medya Çalışanın Haline!
Akın ŞenelToplumsal Makaleler • 47 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Haziran
26
Farklılıklar ve Tek Düzelik
Erdoğan BayazıtToplumsal Makaleler • 40 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Haziran
30
Memleket İsterim Şiirlerde Kalmayan
Taha SürenEleştiri Makaleleri • 21 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Haziran
25
Gurbet
Taha SürenKlasik Şiirler • 28 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Haziran
23
Müebbet Gözlerinde Hüküm Giydim
Taha SürenAşk Şiirleri • 56 kez okundu. • 9 kez yorumlandı.
Haziran
22
Alın Yazısı
Taha SürenSerbest Şiirler • 37 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Haziran
14
Aşk Kar Tutmaz
Taha SürenSevgi ve Aşk Denemeleri • 96 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Aralık
9
Tüketim ve Modernleşme
Taha SürenToplumsal Makaleler • 494 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Ağustos
22
Dikkat! Faşizm
Taha SürenEleştiri Makaleleri • 332 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Ekim
17
Manevi Cihazat
Taha SürenHayata Dair Makaleler • 328 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Şubat
16
Kar Yağıyor
Taha SürenHayata Dair Denemeler • 252 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Ekim
10
Değişim ve Halk
Taha SürenToplumsal Makaleler • 223 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Tüketim ve Modernleşme, Tüketim ve Modernleşme makalesi, Tüketim ve Modernleşme makale, Tüketim ve Modernleşme nedir?, Tüketim ve Modernleşme hakkında bilgi, Tüketim ve Modernleşme makaleleri, Taha Süren makaleleri, Tüketim nedir, Tüketim makalesi, Tüketim makaleleri, Modernleşme nedir, Modernleşme makalesi, Modernleşme makaleleri,






Okudunuz Mu?
SerkanÇakıcı
Serkan Çakıcı




Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | Künye | İletişim
Text Reklamlar : Bad Credit Mortgages | Loans | Free Advertising | Mortgage Calculator | Facebook Proxy | Video | Arkadaş