Tükürük Hokkası
Cellâdın ıslığında kesik başlara basarak uzaklaşıyorum
Teninden dökülen kurumuş deri parçaları ve kahverengi koyuluğu
Cesaretin mangalında az pişmiş yürek ızgara! Dişliyorum
Çocuklar ve efsaneler arasında göğe yükselen yaylar
Henüz üç buçuğun gölgesindeyim; alacakaranlık kuşanıyor tüm matemler
Düşün ki yoksun! Yok oğlu yoksun
Aseton kokusunda siliniyor mızrak gibi saplanan dalgalar
Yatıya gelecek sessizlik, hazırlan. Üç adım ötesinde susmak başlar
Herkes günün birinde yalnız kalır, hayat bir günse o da bugün
Ne yaşamak fikri, ne de ölümden uzak perdeleniyor ansızın tanıdık yüzler
Gölgeler karnavalı başladı, ‘fantasia’ları sal denize deniz
Âlem duysun henüz başladığın yerdesin. Senkronize büyümelere devam.
Yokluk tadında varlık melodileri. Chopinler…Shakespeareler
Avurtlarımda şişen gak yapraklarıdır yaşantı ve tükürük hokkası yaşam
Tükürüyorum yüzüne, tüh sana!!!