kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Kültür ve Sanat Hikayeleri

Tuna

22 / 1 / 2008  Salı tarihinde Şaban Kutluca tarafından eklendi, 430 kez okundu...

“Güneş batalı epey olmuştu. Ay dolunaydı. Hani ufka yaklaştıkça ay da büyür insanın gözünde, işte öyle büyümüştü. Kocamandı. Kocaman, sarı bir dev yuvarlaktı. Birkaç gece kuşu uçuştular ayın önünden. Deniz çarşaf gibiydi. İnanılmazdı. Tek bir yakamoz bile oynamıyordu suda. Sanki düz durması için bir kuvvet denizin ibiklerinden tutarak gerdiriyord...”

Okuyucu Puanı ;

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin  adnet  

Şaban Kutluca

Şaban Kutluca







Tuna


Güneş batalı epey olmuştu. Ay dolunaydı. Hani ufka yaklaştıkça ay da büyür insanın gözünde, işte öyle büyümüştü. Kocamandı. Kocaman, sarı bir dev yuvarlaktı. Birkaç gece kuşu uçuştular ayın önünden. Deniz çarşaf gibiydi. İnanılmazdı. Tek bir yakamoz bile oynamıyordu suda. Sanki düz durması için bir kuvvet denizin ibiklerinden tutarak gerdiriyordu. Küçük koyun karşı yakasında Georgugecu Şatosu yerden birkaç metre havada, boşlukta asılı duruyormuş gibiydi. Aslında on bir olan burçlarından yedisi sayılıyordu. Şatonun ay karanlık yüzündeki soğuk duvarlarına mıhlanmış bir pencereden içeride yanan meşalelerin alevleri denizdeki durgunluğu bozan tek şey gibi görünüyordu. Kıyıdan elli metre açıkta küçük bir ada, adanın üzerine kurulu eski, aykaranlık yüzü yosun tutmuş, altı geniş bir kaide üzerinde, yükseldikçe sivrileşen, daha çok Karahanlı Mescid-i Cumalarının minarelerine benzeyen, uzun zamandır kullanılmadığı anlaşılan bir fener duruyordu. Tam kıyıda okyanus palmiyeleri gibi denize doğru kıvrılmış, ortasında biraz, en tepesinde de genişçe birkaç daldan başka hiçbir canlılık emaresi göstermeyen ince, uzun yapraklı bir ağaç bulunuyordu. Ağacın kırık adım güneyinde ya gerçekten üst üste yığılmış, yada bir fırtınadan arta kalmış üç-beş irili ufaklı kayık kıyıda, kumların tam üzerine oturmuştu. Büyük olanından dışarıya doğru sarkan ve lime lime olmuş ağ kıpırdamadan, düşmemesi için içeriden gizli bir elin tuttuğu hissini veriyordu. Şatonun ay karanlık tarafında bir şeyler kıpırdanıyordu. Hafif bir rüzgar suyun yüzünde kalan pürüzleri kıyıya süpürmek isteyen bir el gibi esti denizden. Atı başını salladı. Rüzgar kesilince bir bağırtı duydu. Daha doğrusu konuşmanın başını duyamamıştı ama devamını duydu. Şatonun bahçesinde birisi konuşma yapıyordu. -“Magnum opus! Laus deo! Momento mori! Fac fortia et patere! Tu agnus deo!”Daha fazla dinlemedi. Anlamıştı. “Tapınakçılar” dedi fısıltıyla. Ama medeniyetten bu kadar uzakta, sahibi uzun yıllar önce ölmüş ve uzun yıllar önce terk edilmiş bu şatoda yapılan toplantı doğruydu demek. Ama ne işleri vardı burada. Yüzyıllardır ekmeklerini Müslüman kervanlarını ve hacı gemilerini soymakla çıkaran bu zavallıları buraya getiren neydi? Çok merak ediyordu bunu. Burası Osmanlı hududundan at üstünde bir günlük mesafede idi. Karadeniz’de henüz büyük bir donanma bulunduramadığından biraz anlar gibi oldu. Ama hemen atının başını ters yöne çevirerek üzengiledi. Eğer bunlar tapınakçılarsa çevreye onlarca tuzak kurmuşlardı ve kendisini fark etmeleri de an meselesiydi. I. Haçlı seferinden beri Avrupa krallarını, hatta Papa’yı bile avucunun içine alan bu şövalyeler dünyanın en gizli örgütünü kurmuşlar, Osmanlı gizli servisi de muhtemelen henüz içine sızamamıştı. Askeri güç ve stratejileri mükemmeldi. Böyle yaklaşması imkansızdı. Şatonun bahçesinde açıktan açığa yemin ediyorlarsa kendilerinden eminlerdi. Ne Macar kralı Sigismund’un ne de Avrupa devletlerinin uzun zaman ordu toplayacak halleri kalmamış, Bayezid Han’a ödemekle yükümlü oldukları vergiyi bile zor denkleştiriyorlardı. Bunları böyle cesurca hareket ettiren nedeni halen bulamamıştı. Karadeniz’le bir ilgisi vardı bunun. Kendini emniyette hissedeceği ormanlık bir alana gelene kadar at sürdü. Durdu ve çevreyi dinledi. Çıt yoktu. Zaten epey uzaklaşmıştı. Elini heybesine soktu. Son peksimetinden ısırdı. Demek birkaç gün daha sirke ile idare edecekti. Midesi ağrır gibi oldu. Başına geçirdiği siyah başlığı sıyırdı. Atından indi. Atını bir çalıya bağlayarak biraz uzaklaştı. Uzun boylu, geniş omuzlu, uylukları etli, kolları kuvveliydi. Oturdu. Sabahtan beri at üstündeydi ve dinlenmek istiyordu. Kılıcını başının altına koydu. Az önce hazırladığı dikenli çalıyı üzerine çekti. Böyle kamufle olmayı öğrenmişti sarayda. Uyudu. Gün ağarmadan uyandı. Doğuya baktı önce. Ağarmaya başlayan ufukta, henüz ağarmamış denizin üzerine birkaç karartı gördü. -“İmkansız!” dedi. “Bunlar ben uyuduktan sonra mı geldiler.” Büyük gemilerdi. Çok açıktaydılar. Öyle kıyıya sandalla falan gelinebilecek mesafe değil, zor seçmişti gözleri. Siyah uzun saçları nemden yapış yapıştı. Uğraştıysa da göremedi milliyetini gemilerin. Gözlerin ovuşturdu. Yok. Göremedi. Saçarını karıştırdı. Kaşıdı. Çarıklarını çıkardı. Ayak yalın durduğu tepenin kayalık ucuna kadar gitti. Baktı, kara kısrak orada. Kendisi hissetti hemen ve homurdandı, başını salladı. Başını ardındaki dağa çevirdi. Birkaç gün önce çevresini dolanarak buraya gelmişti. Epey yukarıda bir mağara gördü. -“Nasılsa bir zaman daha buralıyız.” Dedi. Aşağıya indi. Atına bindi. Yattığı yerde bıraktığı çarıklarını alarak yavaş yavaş tepeye çıktı. Döndü baktı. Şato görünmüyor ama şatoya ulaşılabilen tüm açık alan görünüyordu. Gemiler ya Batum, ya Trabzon’dan olmalıydı. Yoksa bu kadar büyük gemi Osmanlı suyunu, hele Balta Mehmet Paşa’yı aşıp da buraya gelmesi mümkün görünmüyordu. Düşünmeden duramıyor, uzun yıllardır yaptığı bu gizli iş sayesinde beyne giren bütün bilgileri düşünüyordu. Birden gözlerin sonuna kadar açtı. Yay gibi gerilmiş, nefes alamıyor gibi titriyordu.-“Sakın!” dedi. “Sakın bunlar….” Korktuğu başına gelirdi. Hemen Hakan’a ulaşmalıydı. Hemen yola çıkmalıydı.


Telif Hakkı Uyarısı Tuna isimli yazı, Şaban Kutluca tarafından 1/22/2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...

Yazı İşlemleri


Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :

Eylül
1
Uykusuz Ünlüler
Zeynep AkıllıKültür ve Sanat Hikayeleri • 185 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Haziran
4
Karagöz İle Hacivat Oğulları
Serdar YıldırımKültür ve Sanat Hikayeleri • 511 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mayıs
18
Ozan Öğretmen
Arif ÖdemişKültür ve Sanat Hikayeleri • 603 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Mayıs
7
Siyahların Müziği
Zeynep AkıllıKültür ve Sanat Hikayeleri • 486 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Mayıs
7
Şarlo
Zeynep AkıllıKültür ve Sanat Hikayeleri • 290 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
21
Çaresiz
Şaban KutlucaSoyut Şiirler • 52 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Ağustos
17
Yalancı Fecir
Şaban KutlucaSoyut Şiirler • 67 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ağustos
15
Bulutlar
Şaban KutlucaSoyut Şiirler • 46 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ağustos
10
Tanzimat Dönemi Fikir Hareketleri 2
Şaban KutlucaTarihsel Makaleler • 153 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
4
Tanzimat Dönemi Fikir Hareketleri1
Şaban KutlucaTarihsel Makaleler • 228 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ocak
14
Bayezid 2
Şaban KutlucaEfsane Hikayeler • 972 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Şubat
5
Ali
Şaban KutlucaEfsane Hikayeler • 760 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ocak
22
Tuna
Şaban KutlucaKültür ve Sanat Hikayeleri • 431 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ocak
13
Bir Kadı
Şaban KutlucaKültür ve Sanat Hikayeleri • 396 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mart
22
Ayn Aldavlâ1
Şaban KutlucaEfsane Hikayeler • 349 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Tuna, Tuna hikayesi, Tuna hikaye, Tuna nedir?, Tuna hakkında bilgi, Tuna hikayeleri, Şaban Kutluca hikayeleri, Tuna nedir, Tuna hikayesi, Tuna hikayeleri,

edebiyat

Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi


Radyo Yayını ( Playlist Yayını )
Siteden Dinleyin
Winamp Dosyası Media P. Dosyası


Yeniler
Yeni Hikayeler Yeni Denemeler
Yeni Şiirler Yeni Makaleler
Yeni Yorumlar

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Armut Dersen Çıkmam!

Erol Sunat
Bu Paraya Bu Kadar Çalışılır!

Sezer Nişancı
Elmalarla Armutlar Karıştı

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?



Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | Künye | İletişim
Text Reklamlar : Personal Loans | Loans | Payday Loan | Mortgages | Facebook Proxy | Gazlıgöl | Saat