Üç ŞeyÜç Şey......Yaşamımızı sürdürürken mutlu olmak isteriz. Mutluluk kriterleri her bir insana göre farklıdır. Benim mutluluk kriterim bireyin kendini yaşamasıdır.......Birey kendini ancak müsait ortamda yaşar. Müsait ortamı buılamayan birey örselenir,ezilir. ......Önce bir vatanınız olması gerekir. Ülkeniz diğer ülkelerle barış içinde olmalıdır. Herkes tüketimden çok üretime önem vermelidir. Üretirken asla doğaya zarar verilmemelidir. Gelecek kuşakların yanı sıra doğanın dengesi bizden ayrı bitki ve hayvanların yaşamının sürdürülebilmesini düşünmeliyiz. .....Onur,şeref nedir? Her şeyden önce başkalarının ürettiği bir buğday tanesini bile haketmeden yememektir. Eğer türlü üst kurum düşüncelerini, doğruluğu,iyiliği vs konuşur da hiç üretmeden mercedeslere biniyorsak eyvahlar olsun! .....Üretim iki çeşittir biri mal vs üretmek diğeri hizmet üretmek. Bir doktor,bir öğretmen vb gibi hizmet üretirken; bir çiftçi,bir işçi de mal vs üretir. Hiç üretmeden gerek rantla, gerek bağış vs ile gününü gün etmenin neresinde onur vardır? Yaşarsın her imkanının olur ama aynı yaşam döneminde sen lüksler içinde yaşamını sürdürürken aç,açık,eğitim alamamazlık yaşanıyorsa bu yetmiş milyon için onur mudur,değildir. O zaman durup düşünmemiz lazım bu ülke hepimizindir. Nasıl oluyor da hepimizin olan bir toprağın refahını birileri yesin, birileri seyretsin, bunu tabiattaki hayvanlar bile yapmıyor. Tabiattaki hayvanlarda yığmak yok. Belki iki üç günlük nevalesinin dışında bu yok. .....Türkiye`de en çözüm üreten en çok demiryolu,fabrikalar,yollar,ağitim yuvaları açan; ülkesine ufukları,umutları vadeden Mustafa Kemal Atatürk olmuştur. Anıtkabir`deki Mustafa Kemal kitaplığını gezerken bir bir not aldığı kitaplara bakarken geliştirilmiş,yetiştirilmiş bir beynin neler yapabileceği ni daha iyi anladım. Kütüphanedeki görevliden şunu sordum: -Bu kitaplar Mustafa Kemal`in okuduğu kitaplar mı? -Evet -Peki sayısı -3600, demişti. Bu on beş gün öncesinin bilgisi... Hatta bir şiire şair dörtlükleri yazarken ortadaki dörtlüğe bir satır ya yazamamış ya unutmuş Mustafa Kemal kalemiyle bir dize eklemiş. .......3600 kitap okuyan bir insanın karşısına hiç kitap okumadan ya da 5-10 kitap okuyarak,haydi 150-200 kitap okuyarak çık, ahkam kes. Bedavadan ve saygısızca. Mustafa Kemal demek ne demek ölç,biç tart. Yaptıklarını düşün. ......Sana yemen,içmen,meslek sahibi olman,düğününü, yapıp cenazeni kaldırmak,gömülmek için toprak kazandırmış. O günlerin krizini yönetmiş. Sen gel tanımadan, her bayramda yüzeysel ve bıktırıcı övgülerle insanlara Mustafa Kemal`i anlatmaya çalış,kuru kuru... Yok böyle bir şey olamaz. Mustafa Kemal olunur ancak...Gücün var ise Mustafa Kemal `in konumunu aşabilesin. 3600 kitap okumuş ise 3601 kitap okumalısın en az. 11 Elektrik santrali olan bir Osmanlı Devleti`nin Türkiye Cumhuriyetinin ilk yıllarında 117 elektrik santrali yap. 4000 km yol yapan Osmanlı Devletine karşılık 15 yılda 3300 km yol yap. Fabrikalar, okullar... Haydi sen beğenmi yorsun ve hatta ne Humeyni`yi Ne de Mustafa Kemal`i tanımadan sırf reklam olsun diye ``Mustafa Kemal`isevmiyorum``,`` Humeyniyi seviyorum.`` de. Önce Atatürk kadar oku sonra onu sevme. Önce Humeyni kadar oku,bil sonra onu sev. Önce Atatürk`ün yaptıklarını öğren kendinle karşılaştır eğer sen bir gram geçiyorsan Atatürk`ü sevme,haydi. Önce Humeyniyi oku bak bakalım icraatlarına tanı, sev! ......Sevgili kızcağımız ben seni dışlayamam. Bu yetmiş milyon içinde sana sevgisizlik yapamam. Sana asla hakaret edemem. Sen öyle güzel ortaya koyuyorsun ki Mustafa Kemal`den sonrakiler Cumhuriyete verecekleri emeği yeterince verememişler.Sana tam ulaşamamışlar. Senin davranışın Cumhuriyete daha çok emek verilmesini hatırlatıyor. .......Sen mi hatalısın? Yoksa senin eğitimini sağlıklı düşünemeyenlere teslim edenler mi? Sana sahip çıkmayanlar mı? Cumhuriyet ve demokrasi ve vatan emek ister,misyonerlik ister,mücadele ister. Falan ihaleden pay kapmak bedavadan kontör kazanmak, lotodan bir milyar lira kazanmakla ya da yarışmalarda kutu aç, para kazanla olmaz bu işler.Serbest piyasa ekonomisinin verdiği bencillikle olmaz bu işler. ....... Sana kızmıyorum kızcağımız. Senin öyle düşünmende benim de günahım var, inan var. Ha herkesin herkesi sevip sevmeme hakkı vardır o senin özgürlüğündür. Ancak sevgisizliğini bir şeye bindirmen gerekir. 3601 kitap okuyup,3300 km demir yolu yapacaksın. Tek bir tane ferdin yüksek öğretimsiz kalmayacak. Türkiye`yi Japonya üzerine çıkaracaksın. Yedi başlı canavar AB ve ABD ye sömürülmeyeceksin. Mustafa Kemal`i geçeceksin sonra sevmeyeceksin. ....... Bunları yapmadan söylersen bu sevgisizliğe toprak bile hesap sorar. Neden sorar der ki: - senin iki metrelik mezarının yeri Mustafa Kemal`in beyninin yönetimi sayesinde oldu. Gene de kızmıyorum sana. Türkiye`ye Cumhuriyetimiz ve vatanımıza vereceğimiz emekler de eksiğimizi,gediğimizi hatırlattın. Aynı gemideyiz. Aynı vatanın dağlarından akan suları içiyoruz. Cumhuriyet badireleri atlatır. Sanma sessiz kalanlara, sakin olanlara... Sahibidir onlar Cumhuriyet`in. Çöpe atılacak tek bir Türkiye Cumhuriyeti insanı olmaz. Hatta dünya insanı da. İnsanı sevmek en güzeli. ......Mustafa Kemal çözümler insanıydı. İdealler insanıydı. O,sevgi insanıydı. O başarılmazları başaran insandı. O dünyada hiç bir liderin gerçekleştire mediği sinerji kavramını ispatlayan bir kişiydi. Bir profesör sinerji kavramını öğrencilerine öğretecekse, Mustafa Kemal`in başarı için tüm verileri eksiksiz artıya nasıl çevirdiğini anlatsın yeter. .....Siz Nazım Hikmet okudunuz. Şiirlerinde ne var? Yoksulluk,ezilmişlik ve sitem var. Çok güzel,var. Peki Nazım Hikmet`ten çözümler adlı bir şiir kitabı var mı? Yahut Necip Fazıl Kısakürek`ten çözümler adlı bir şiir kitabı? ......Nasıl olur eleştirirsiniz,översiniz,yerersiniz ya çözüm: ÇÖZÜM ÇÖZÜM ÇÖZÜM! ...........Ülkenin çözümlere ihtiyacı vardır ağlamaya değil,yakınmaya değil, birilerini cici, birilerini tu kaka göstermek çözüm değil. Bugün dünyanın yaramaz çocuğu İsrail var. Bugün Amerika ve İngiltere gibi eli kanlı katil ülkeler var, ilik sömüren böyle ülkeler var mı,var. Bunları okus -pokusla bir fırtta silemeyiz. Diskalifiye edemeyiz. Çağdaş uygarlık düzeyine ulaşıp,güçlü,lider ülke olup bu yabani ülkeleri evcilleştirip islah etmeliyiz. ..........Peki ne yapmak lazım önce sevgiyi,saygıyı,bilgiyi,insanca yaşamayı, erdemi öğrenmeliyiz. Bunun altını doldurmak için Mustafa Kemal`in ``Yurtta barış dünyada barış ını ``gerçekleştirmek için dik duran onurlu, gururlu, şerefli, bilgili; üreten ama başka bir ülkenin hakkına el uzatmamayı devam ettiren,hakkını da yedirmeyen bir Türkiye elde etmek gerekir. .....Size Oktay Sinanoğlunu anlatan Türk Aınştayn`ı adlı kitabı okumanızı tavsiye ediyorum. Oktay Bey`i ben tebrik ediyoruım. O kitapta ezilen,kendini yabancılardan küçük, gören ezik Türk istemiyor. Yıllarca Amerika`da kalmış 17 yaşından itibaren Amerika da okumuş diyar diyar ülkeleri gezmiş dünya insanı yanında Türk insanını tanımış ve pozitif notunu vermiş, ..... Türk insanına şunu anlatmaya çalışıyor.Türk insanı dünya insanları hakkında kötülük beslemeyen, oldukça yetenekli, dürüst,erdemli ve onurludur. Korkacak,çekinecek ya da Avrupa ve Amerika barbarlığını gözümüzde insancıl gibi göstermenin alemi olmadığını; dilimizin de en güzel dillerden biri olduğunu anlatıyor. ...... Kısacası Özgüven eksikliğimiz olduğunu ve bunun bizi ezdiğini anlatmaya çalışıyor. Millet olarak 1946`ya kadar özgüvenimizin olduğunu ancak Sovyetler`in Boğazlar ve Kars,Ardahan`da üs istemesinden çıkan krizden Amerika`ya yaslanıldığını,Amerika`dan gelen papazların da liselere kadar bile girip Cumhuriyet`in eğitim mayasını bozduğunu anlatmaya çalışıyor. ....... Eğitimde Türk dilinin kullanılmasını savunuyor ki çok yerinde çözüm yolu biz İngilizce Eğitim görürsek sağ beynimizin ürettiği hayalleri gerçekleştire meyiz, diye anlatmaya çalışıyor.. Türküz Türkçe düşünüyoruz Türkçe çözüm yolları ararız. İngilizce ekini çözene kadar el oğlu atı alıp üsküdarı geçer.Bu doğru ve Sayın Sinanoğlu`nu teşhisleri için yürekten kutluyorum. ......Şimdi yukarıda başlıkta değindiğim üç şey nedir? ABD ve AB ülkeleri bizi bu üç şeyden vuruyor. Üç şeyi çok iyi bilirsek diğerleri çorap söküğü gibi gelir.Çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkarız. Ancak bu çağdaşlık batı kültürü diye batı sapkınlığı ve batı emperyalizmi ve yaşayış ahlaksızlığı diye anlaşılmasın sakın. 1.Her Türk insanı mealden Kur`an`ı Kerim `i okumalıdır. Biz dinimizi tanımazsak bize din dışı çok şeyleri benimsetirler. Sıkıştıkları zaman da Kur`an`a hakaret edercesine her şey Kur`an`da yazmaz ki, derler. Peki Kur`an da yazmıyorsa bizim inanç ve ibadetimizde işi ne? (Bunu sahih hadisler için demiyorum.) Kim Kur`an dakinin yanına yama yapar. Bu yama yapan insanlarınAllah katındaki mertebeleri ne? Haşa peygamberlik mi aldılar? Onlar da Kur`an `ı okuyorlar biz de. Onların Kur`an`a nazire etmişçesine ``Her şey Kur`an`da yazmaz! ne demek. Yazmıyorsa Ali`nin Velinin yorumlarından bize ne? Bir anekdot anlatayım: Bir vakıf yurdunda bir ramazan iftariyesinde bir konuşmacı şunu anlatır: Alimlerden birisi köfteyi çok sever,ancak yemeden duramazmış. Bir gün demiş ki nefsim,ben seni yeneceğim. Önüne köfteyi koymuş,nefsi burnundan çıkmış,sofraya düşmüş sofra üzerindeki nefse bir yumruk vurmuş ve nefsi ölmüş yedi sene sonra köfte yemiş. Vay vay vay? Siz bu masalı ne hakla anlatır ve İslam dinine mal edersiniz? Madem nefis burundan geliyorsa kaç kişinin burnunda görünmüştür,nefis? Size nefsi çıkarma yeteneğini kim verdi? Nereden kaynaklanıyor bu maharetiniz. Kur`an`ı Kerim`de peygamberimize bile sen müjdeleyici sin,senden mucizeler istendiğinde uyarıcı olduğun u söyle,diye yezarken bu mucizeyi nasıl başarmış? İşte böyle bize bunun gibi kulaktan dolma çok yanıltıcı şeyler anlatır tabi dini duygularımızı böyle kullanıp,bizi hipnotize edip ardından pamuk eller cebe, hele bağış verin deyip sonra misvaklarla dişlerini karıştırıp(Misvağı eleştirmiyorum,göstermelik yapanlara diyorum.) , hiç çalışmadan, didinmeden mercedeslere binmek...Aslında bu kişiler bizim dini duygularımızla oynama hüneri gösterip karşılığında mercedeslere biniyorlar. Ne kazma vurmak,ne videa sıkmak, ne ter dökmek. KONUŞ,KANDIR AL PARAYI BİN MERCEDESE. .....İşte her Türk insanı madem Müslamanım diyor o zaman Kur`an`ını okuyup da anlamakla mükelleftir. Anlamanın tek imkanı da meal den okumak. Kimse demesin ki meal den anlaşılmaz. Örnek vereyim: `` Boşanan bir kadının iddet dönemine kadar 3ay 10 evlenemez ayetini okuyup da anlayamacak mı? Anlaşılmayacak hiç bir şey yoktur. En azından hiç okumamasındansa okuması ve anlaması daha güzel değil mi? O okumayacak sen de onun üzerinde bilgiçlik taslayıp din satacaksın, bunda onur nerede? Onun anlaması için saptırmadan,katmaları beynine yığmadan, yardımcı olsana. Sahi yardımcı olursan kazma kürek vurmadan anahtar bükmeden elde ettiğin paralar olmaz mı yoksa! ? EVET DİNİMİZİ KENDİ KİTABIMIZ KUR`AN`I KERİM `İN MEALİNDEN OKUYUP DİN BİLGİMİZİ FERSAH FERSAH İLERLETİP ÖNÜMÜZE KONULAN,TOPLUMUMUZU SİNDİREN; KORKUTAN GÜÇLERDEN ARINDIRMALIYIZ. TABİ BU TUTUMU GÖSTEREN İNSANLARA DA ASLA DÜŞMANCA TAVIR GÖSTERMEYECEĞİZ,ONLARI SEVECEĞİZ ONLARA BARIŞI ÇALIŞARAK; HAKEDEREK KAZANMANIN YOLLARINI AÇMALIYIZ. DÜŞMANLIK; OLUMSUZ DUYGULARA ASLA YER OLMAMALI. 2. Tarih okumalıyız. Gerk kendi tarihimizi gerek dünya tarihi hakkında bilgiler edinmeliyiz. Geçmişi bilemeden bugünü anlayamayız. Söz gelimi İngiltere`nin,Fransa`nın,Rusya`nın geçmişteki ülkemiz ve topraklarımız üzerindeki emellerini anlazmazsak, öğrenmezsek bugünkü konjoktörü,(Gidişatı) nasıl anlayacağız. Bugün Amerika ve AB ülkeleri bizim insanımızın dinini en ince ayrıntılarına kadar öğrenilmesine karşıdır. İstemiyorlar,niçin? Tabiki çıkarları için. .......Tarih öğrenirken asla ve asla hamaset olmamalı,hakaret olmamalı. Bir ülke nasıl Matematik bilimini öğrencilerinin önüne koyarken ne övüyor ne de yeriyor ise,Tarih bilimi de öğrencilerin önüne tüm çıplaklığıyla konulmalıdır. Bir tarihçi tarih yazarken kitabının neredeyse yarısı hamasete(Övünmeye) ayırıyor. Olacak iş değil. Neden öyle yapıyorsun, ben insan değil miyim? Ben aptal mıyım? Sen tarihi anlat,olayları anlat öveceksem ben överim,gurur duyaracaksam ben gurur duyarım. Sen özgüye başlarsan ben işkillenirim. Acaba sakladığı,utandığı bir şey mi var, bana söylemekten çekiniyor. Sonra övecek ne var. Ben zaten beni bugüne getiren geçmişime neden hakaret edeyim ki var isem geçmişimdekilerin bana sağladıkları ülke ile,dil ile,toprak ile varım. Bu bana gurur duymam için yetmez mi? Sen okuyucu olarak övgüleri bir yana bırak bana tarihimi apaçık anlat ben de insanım benim de yorumum olsun. ........Diğer taraftan kimsenin tarihi olaylarda hakaretvari olma hakkı yoktur. Bir milletin tarihinde en doğrular,doğrular olabileceği gibi hata ve yanlışlar da olabilir sen tarih sürecini anlat değerlendirmesi bana ait. Tarihimizi öğrenirsek sömüren ülkelerin davranışlarını kavrar, onlara uşaklık etmez, onlara yem olmayız. Ayrıca dünya insanlığının hakettiği barışa da önder oluruz. Yani belirleyici eli kanlı emparyalist ABD ve AB ülkeleri değil ``Biz ``, Özümüz`` oluruz. 3. Üçüncü belirteceğim şey de her bir insanımızın insan psikolojisini çok iyi bilmesi gerekir. Tüm bireylerimizin ama. Bu size ulaşılması imkansız (Ütopya) gelebilir. Sakın öyle düşünmeyin. Sakın özgüveninizden taviz vermeyin. İnsanoğlunda öyle bir yetenek var ki başaramayacağı hiç bir şey yoktur. Yeter ki özgüvenimiz olsun. Biz psikoloji okumalıyız. Doya doya okumalıyız. Ben kendime göre okuyabildiğim kadar okudum. Profesör Özcan Köknel`in kitaplarının yanında Profesör Doğan Cüceloğlu`ndan çok yararlandım. Erich From,Freud,Jung,Karen Horney gibi yabancılardan da karınca kararınca okudum. Ama Profesör Doğan Cüceloğlu`nun kitaplarını da salık veririm, neden derseniz psikolojiyi romanımsı olarak,sezdirerek,tam Türk insanının tabiyetine uygun anlatma başarısını yakalamıştır. Günlük hayattan örneklerle, Türk halkının nezdinde seçtiği kahramanla adeta o kahramanı kendinizmiş gibi hissettirmesi,kendimizi tanımaya yardım ediyor. Tabi bu üç şeyden başka siyaset ve diğer bilimler de geliyor. Ama bana göre bu üç şeyi bilmemek,bu üç şeyin eksikliği hem kendimizi hem toplumumuzu derinden olumsuz etkiliyor. Kandırılıyoruz,sömürülüyoruz. Ne kendimiz olabiliyoruz ne de ülkemizin kaderi,çocuklarımızın geleceği hakkında söz sahibi olamıyoruz. ...... Beynimiz. Ah beynimiz. Onda neler saklı değil ki. Dünyanın en büyük gizi beynimizde. Çiçekleri,hayvanları,ağaçları,Güneş`i,Dünya`yı,yıldızları düşünürken beynimizin muhteşemliğini atlıyoruz. Beyninize hayran olun derim. Beynimiz açtır. Onun iştahını ancak ve ancak okuyarak, öğrenerek, araştırarak daha da açarız. Bundan müthiş bir mutluluk duyarız. Gücümüz,başarımız,mutluluğumuz kendi beynimizde saklıdır. Yanı başınızda boynunuzun üstünde yuvarlak,dehşetengiz bir kutu ve o kutu içinde muhteşem bir organ...O organ ki Galaksiler`in,Güneş`in yıldızların, dünyamı zın büyüklüğünü bile sığdırıyoruz. Güneş`in ya da Dünya `nın ya da Türkiye`nin yahut bir kentin sınırlarını, bir yolun uzunluğunu beynimize sığdırıyoruz. Muhteşemdir beynimiz. Onun kıymetini bilelim. Bütün hazineler,bütün mutluluklar,bütün başarılar beynimizin yeteneği dahilindedir ya kullanırız ya da başkalarından kulaktan dolma bilgileri alır,kendimizinkini paslandırırız. Dostlarıma Sevgilerle Delta S X
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
3
İrak Savaşı Başlamadan Yazılmış Bir Makale
• Tolga Akpınar • Eleştiri Makaleleri • 26 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
29
Kasım
29
Kasım
27
Bizimle Başa Çıkamazsınız
• Rasim Canbolat • Eleştiri Makaleleri • 74 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Kasım
27
Ağustos
19
Ağustos
14
Ağustos
7
Temmuz
27
Haziran
29
Ocak
2
Kendimden Uzak On İki Yıl
• Halit Mehdigil • Gezi Hikayeleri • 3018 kez okundu. • 10 kez yorumlandı.
Mart
1
Aralık
11
Makyavelizm`den Kısa Özet
• Halit Mehdigil • Felsefi Makaleler • 973 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mayıs
2
Milattan Sonrasına Ağlamak
• Halit Mehdigil • Hayata Dair Denemeler • 763 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ocak
16 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||