Uçak Yolcusu
12 / 3 / 2007 Pazartesi tarihinde Ali Tanırlar tarafından eklendi, 329 kez okundu...
“Trafik oldukça yoğundu. Sağına bakıyor soluna bakıyor. Sanki herşey durmuş gibiydi. Hareket yoktu. Hareketsizlik kocaman bir kaos oluşturmuş gibiydi. Hareket ile beraber zamanında durması gerekiyordu. Ama hayır zaman durmuyordu. Her zamanki gibi olmasına rağmen sanki bu sefer daha hızlı gibiydi. Bunun bir duygu olmasına rağmen endişeye kapılmakt...” Okuyucu Puanı ;
Uçak YolcusuTrafik oldukça yoğundu. Sağına bakıyor soluna bakıyor. Sanki herşey durmuş gibiydi. Hareket yoktu. Hareketsizlik kocaman bir kaos oluşturmuş gibiydi. Hareket ile beraber zamanında durması gerekiyordu. Ama hayır zaman durmuyordu. Her zamanki gibi olmasına rağmen sanki bu sefer daha hızlı gibiydi. Bunun bir duygu olmasına rağmen endişeye kapılmaktan kendini alamadı. Gözleri ile önündedeki trafiğe baktı. İnip yürüse idi daha hızlı mı varırdı. Saçma olduğunu biliyordu. Belediye yıllarca trafiği rahatlatmak için elinden geleni yapıyor gibiydi. Bitmeyen işler trafiği iyice içinden çekilmez hale getirmişti. Her değişen yönetimle eskiler yıkılyor yenileri yapılıyordu. Geleceği planlamayanlar milletin milyarlarca dolarını çöpe atıyordu resmen. Bir belediye neden 50 yıl sonrasına göre planlama yapmazdı sanki. Saatine yeniden baktı. Saat 19:30 çok az kalmıştı. Uçağı kaçırma ihtimali onu çileden çıkaracak gibiydi. Birşeyler yapmalıydı. Ama ne? Çıksa arabadan koşsa... işe yararmıydı? Yada yolda geçen bir motosiklet gasbetse tıpkı amerikan filmlerindeki polislerin yaptığı gibi, atlasa motosikleti yola çıksa. Ama hayır bunu yapamazdı. Hem motosiklet kullanmayı bilmiyordu. Daha bir metre gitmeden motosiklet sahibi onu yakalardı. Diğer yandan uçağı kaçırırsa bu sefer gasbtan içeri girebilirdi. Uçağı kaçırmak daha mantıklı idi. Rahatlayarak oturduğu yere sırtını dayadı. Yetişemeyecekti. Acaba uçak rötar edermiydi? Sonunda beklemeye karar verdi. Sıkıntı içerisinde oturduğu koltukta bir sağa bir sola dönüyordu. Rahat edemiyordu bir türlü. Zihnini toplamaya karar verdi. Bildiği en iyi yöntem olan derin nefes alıp vermeyi denedi. Beynine üşüşen temiz kan onu sakinleştirmeye başladı. Bir yarım saat sonra havaalanına vardı. Geç kalmıştı. Uçak onu almadan kapılarını kapatmış ve havalanmaya hazırlanıyordu. Acaba uçağı durduracak olan şey nedir? Bir sürü şey aklına geliyordu ama hayır diyordu içinden yapmayacaktı. Resmi ve sıkıcı işlemlerden sonra beklemeye koyulmaya başladı. Bir mucize bekliyordu. Birden yanına yaklaşan bir ayak sesi ile düşünceleri dağıldı. Başını kaldırdı. Kardeşini gördü. Birbirlerine sarıldılar. Sanki çok uzun bir yolculuğa çıkıyormuşsun diye sordu kardeşi. - Evet. dedi eliyle uçağı göstererek. Beni götürecek olan vasıta bende önce hareket etti. - Yolcusuz bir gemi. Nereye gidebilirki? - Benden başka 180 kişi var orada. -Evet. Ama sen yoksun. Uçak sensiz bir değer taşımıyor. Gülümsedi. Gözlerinin içine baktı kardeşinin. - Yanılıyorsun. O uçağın herkes için farklı bir anlamı ve değer var. Bazıları için daha çok bazıları için daha az. Oturdular. Kardeşi cebinden dikdörtgen şeklinde uzun kenarı kısa kenarının 2 karı büyüklüğünde olan bir zarf çıkardı. Abisine uzattı. Soru soran gözlerle baktı. - Almanı istiyorum.Ne olduğunu da söylemeyeceğim. Zamanı geldiğinde kendiliğinden açılacak. - Kendiliğinden mi? - Hı hı. dedi başını da eğerek. Gelecekten konuştular. Karar veremedi ne yapacağına. Oturmaya devam ettiler. Bir ara uzun bir sessizlik girdi aralarına. Sonra kardeşi izin istedi ve ayrıldı. Yalnızlığı ile başbaşa kaldı yine. Bir kendisi bir de yalnızlığı. Karşısında bulunan ekranda bir uyarı belirdi. Kaçırdığı uçak havaalanına dönüyordu. Nedeni belirtilmiyordu. Hemen yerinden kalktı. Sormayı düşünüyordu. Acaba biliyorlar mıydı ki diye düşündü? Sormadan bilemezdi. Bir kaç adım attı. Çantasını bıraktığını farketti. Geri dönüp çantasını aldı. Kaybolmasını veya çalınmasını istemiyordu. Görevlilere gidip uçağını döneceğini pano gördüğünü söyledi. O sırada uçak inişe geçmeye başlamış ve havaalanı ambulası dışarı çıkmıştı. Meraklı insanlar gözlerini o yöne çevirmişlerdi. Görevliden öğrendiği kadarıyla uçakta bir yolcu rahatsızlanmış. Beklemeye devam etti. Uçak yere indikten sonra mabulans o acı ve kaygı veren sireni ile hızla ileri atıldı. Kapıya yanaştı. Sağlık görevlileri hemen sedye ile uçağa girdiler. 5 dakika sonra görevliler sedye ile çıktılar. Uçak bir saat sonra yeniden havalanacağını bildirdiler. Yolcular inmiş hava almaya çalışıyorlardı. Bir yandan da havaalanı görevlileri durumu kontrol altına almaya çalışıyordu. Yolcuları misafir salonlarına yönlendirdiler. Yolcular çay kahve ikram etmeyi de ihmal etmediler. Hemen gidip görevlilerle konuştu. Uçağı trafik yüzünden kaçırdığını söyledi. Uçak tekrar döndüğüne göre binebilir miydi acaba diye sordu. Bir yandan da içini bir utanç duygusu sarmaya başladı. O yolcu acaba ne durumdaydı? Kendisi uçak ile uğraşırken acaba o yaşam mücadelesi mi veriyordu. Görevli telefona sarıldı. Bir yerlere telefonlar etti. Bir 15 dakikalık uğraştan sonra sonunda olumlu bir cevap aldı. Uçağa binebilecekti. Hemen çantasını aldı. Pasaport işlemlerini yeniden yaptırdı. Uçak görevlilerine durumu anlattı. Görevliler çok şaşırmışlardı. Onu salonlarda bekleyen diğer yolcuların yanına yönlendirdiler. Salona doğru yol aldı. Görevli kapıyı açtı. İçeri girdi. Yolcular hala şaşkınlık içindeydiler. Ne olduğunu kimse tam olarak anlamamıştı. Bir yolcu rahatsızlanmştı. Bazıları yere dik dik bakıyor, bazıları da aralarında fısıltı ile konuşuyordu. Niyayet bir saat dolmuş ve görevliler eşliğinde tüm yolcular yeniden uçağa doğru yol almaya başladılar. Herkes tedirgin bir şekilde uçağa bindikten sonra hostesler gerekli olan tüm uyarıları seri bir şekilde belki binlerce kez söyledikleri şekilde yeniden tekrar ettiler. Kemerler bağlandı. Uçak hareket etmeye başladı. Aklı aşağıda kalmıştı. Acaba ne olmuştu o kişiye? Önündeki koltuklardan biri boştu. O hasta tam önündeydi. Kendisi gelmiş o gitmişti. 12 saatlik bir yolculuktan sonra varacağı yere varmıştı. Zor bir yolculuk olmuştu. Uzun süren bu yolculuk onu yormuştu. Lakin yorulan bedeniydi. Zihni hala açıktı ve ne olduğunu merak ediyordu. İşlemler bittikten sonra taksiye atladı. Adresi taksiciye verdikten sonra kalabalık olan sokaklara doğru yol aldılar. Gökdelenler şehrinde kendini bir karınca gibi hissediyordu. Yaklaşık 45 dakika sonra eve gelmişti. Daha doğrusu çalışacağı şirketin onun için kiraladığı 1 oda ve 1 salon dan oluşan evine gelmişti. Ayakkabılarını çıkardı. İçeri girdi. Çantasını salona bıraktıktan sonra hemen bilgisayarın başına geçti. Ülkesinin en çok tıklanan haber portalını açtı. 13 saatlik bir zamandan sonra uçak olayı haber olmuş olmalıydı. Tam tahmin ettiği gibi. Haberleşmişti. Hemen hızlıca okumaya başladı. "Uçakta Ölüm Kanser hastası olan Selçuk U. tedavi için yurtdışına giderken bindiği uçakta ciğerleri basınca dayanamayınca ciğerleri parçalandı. Aniden fenalaşan ve ağzından burnundan kanlar akan Selçuku yolcular hemen pilota haber verdiler. Bunu üzerine pilot acil bir kararla İstanbula geri döndü. Uçakta bulunan bir doktorun tüm müdahalelerine rağmen yolcu hayatını kaybetti. Yapılan araştırmalara göre inşaat mühendisi olan Selçuk U. akciğer kanseri olmuş. Uzun bir tedavi görmesine rağmen her bir iyileşme belirtisi göstermemişti. Amerikada bulunan bir Türk doktorla Internet üzerinden tanışan Selçuk tedavisi burada yapmak için Amerikaya gidiyordu. Ama ciğerleri basınca dayanamayınca Selçuk hayatını kaybetti. Bunun üzerine uçak istanbula geri döndü. Acilen hastaneye kaldırıldı. Hastaneye kaldırılan Selçukun daha uçakta ilen hayatını kaybettiği belirlendi. Uçak yolcuları da bir saatlik bir dinlendirmeden sonra tekrar yola çıktılar." Şoke olmuştu. Herşey kafasında netleşmişti. İçini bir acı kapladı. Başı ağrımaya başlamıştı. Bir hayat mücadelesi sona ermişti.
Ekim
1
Ekim
1
Eylül
29
Eylül
27
Eylül
27
Haziran
7
Sami Karayel`in Günlüğünden
• Ali Tanırlar • Yaşamdan Hikayeler • 88 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mayıs
17
Mayıs
16
Mayıs
15
Nisan
30
Mart
12
Mayıs
16
Mayıs
17
Mayıs
15
Nisan
30 |
![]() |
|
||||||