Ülke Meselesi 4 ( Çook Okumamız Lazım Çook)
21 / 5 / 2008 Çarşamba tarihinde Ahmet Mutluay tarafından eklendi, 72 kez okundu...
“Ülkemizde eğitim ve okumuşluk konuları ele alındığında üzerinde sık sık durulan bir diğer konuda toplum olarak okumaya olan ilgimizdir. Aslında bu tür konularda daha önce gördüğünüz duyduğunuz tarzda bir bilgi vermeyeceğim. Yok efendim Amerika’da kişi başına şu kadar kitap düşüyor, Japonya’da senede şu kadar kitap basılıyor, aman efendim Norveç’...” Okuyucu Puanı ;
Ülke Meselesi 4 ( Çook Okumamız Lazım Çook)Ülkemizde eğitim ve okumuşluk konuları ele alındığında üzerinde sık sık durulan bir diğer konuda toplum olarak okumaya olan ilgimizdir. Aslında bu tür konularda daha önce gördüğünüz duyduğunuz tarzda bir bilgi vermeyeceğim. Yok efendim Amerika’da kişi başına şu kadar kitap düşüyor, Japonya’da senede şu kadar kitap basılıyor, aman efendim Norveç’te kişi başı olarak kitaba ayrılan para miktarı bilmem ne kadar euro(!) gibi sözler, matematiksel bilgiler ve istatistiklerle yaklaşmak bana biraz çözüme yönelik pek işe yaramayan yöntem gibi geliyor. Fakat bilgi edinmek açısından göz atılabilir. Gelelim biz bu kanayan yarayı nasıl iyileştireceğiz? Kanayan yaranın özüne inersek, bakalım nelerle karşılaşacağız? Öncelikle bir çocuk kitap okuma alışkanlığını, kolaylıkla küçük yaşta kazanabilir fakat belli bir yaşa ve olgunluğa eriştikten sonra durumun önemi fark ettirilir, teşvik edilir ve doğru yönlendirilirse alışkanlık yine kazandırılabilir. Örneğin ben belli bir yaşa geldikten sonra bu alışkanlığı daha iyi edindim. Küçük yaşta fazla kitap okuduğum söylenemez. Küçük yaşta çocuklarımıza doğru kitapları seçmeli ve hediye etmeliyiz. Onları teşvik edecek her fırsatı ve anı değerlendirip kitap okumaya özendirmeliyiz. Evde her gün uygun zamanlarda kitaplar okumalıyız ve hoşumuza giden anlatıları birazda ballandırarak anlatmalıyız. Çocuklarımız bunları gördükçe iştahlanacak ve sizi kendisine örnek alacaktır. Eğer kitap okuma fırsatımız sık sık olmuyorsa bile günlük gazete veya haftalık, aylık dergilerden okumalıyız. Çocuğumuza henüz küçük yaştayken bazı geceleri hikaye ve masallar okumalıyız. Gerçekten de bu güzel ve çok ama çok önemli alışkanlık kolay elde edilmiyor. Ama biraz ilgi, sevgi ve emek ile çok kolay elde edilebilir bir alışkanlıktır. Zaten çocuklarımızda bir-iki kuşak için kitap okumayı sevdirirsek, ondan sonra geleceğimiz kuşaklara bu alışkanlığı rahatça taşırız diye düşünüyorum. Evet bunlar ailelerin yapması gerekenler. Birde okulda eğitimcilerin yapması gerekenler var. Öğretmenler bu durumun oluşmasında önemli rol oynuyorlar. Tabi ki bu durumu biraz daha deşelersek, yine üniversitelere ve eğitim sistemine kadar gider. Sonu da gelmez belki. Ama artık gelmeli arkadaşlar. Üniversitelere gitmeden önce öğrenciler kitap okuma konusunda nasıl aşamalardan geçiyorlar önce ona bir göz atalım derim ben. İlköğretim okullarındaki öğrenciler birkaç yıldır her gün kitap okuma saati denilen herhangi bir dersin 15-20 dakikasında kitap okuyorlar. Ama nasıl okuyorlar? Ne kadar verimli bunlar, araştırılmıyor. Yani kitap okuma saati diyip oraya kağıt üzerinde iyi bir şey olduğunu belirtiyorsun ama işlerliğini hiç ama hiç düşünmüyorsun. 15 – 20 dakika ile sınırlandırılan bir kitap zevki olabilir mi arkadaşlar. Bunlar valilik kararıyla çıkartılıyor bir çok ilde ama bence sırf Avrupa birliği denilen tamamen Türk milletine ters bir oluşuma göstermelik yapılan bir uygulama gibi geliyor bana. Madem ki kitap okuma saati diyorsun, o zaman koyacaksın aslanlar gibi 1 saat öğretmenlerde, öğrencilerde doya doya kitap okuyup zevkini çıkaracak. Düşünün bir kere zaten bir kitaba yoğunlaşmak insanın 4-5 dakikasını alır, belki daha da fazla sürede yoğunlaşan öğrenciler ve yoğunlaşması zor olan kitaplar varsa süre zaten bitti. Ne anladım ben o kitap okumadan. Yani artık geçelim şu yapılmış olsun diye yapılan uygulamaları arkadaşlar. Sonra öğrencilerin ne kadar kitap okuduğu internete bilgi amaçlı giriliyor. Ve hatta bunun için birde şu kadar okumalı diye sayı verilmiş. Bir çok eğitimci öğrencilerden bunu beklediğini onlara duyuruyor. Sonra ne oluyor bilin bakalım? Öğrenciler sınıf kitaplığından kitapları alıyorlar okumasalar bile bir iki sayfa karıştırıp getiriyorlar ve öğretmene ben bu kitabı okudum diye geri teslim ediyorlar. Sonrada öğretmen bu kitabın adını, sayfasını, yazarını vs. internete giriyor. Girmek zorunda. Çünkü beklenen o öğretmenden. Şimdi düşünün, neden öğrencileri bu şekilde zorla, Avrupa birliğinin bazı kriterlerini yerine getirdiğimizi göstermek için yapmacık yöntemlerle kitap okuyormuş gibi gösteriyoruz. İnternete bunları bilgileri girmek güzel bir şey. Ama iş olsun diye girilirse ve belli bir sayı tutturulmaya çalışılırsa çok saçma bir yöntem olduğu açık. Biz bu şekilde göstermelik değil gerçek çalışmalarla bunları çözmeliyiz. Bunun için öncelikle ilköğretim ve lise okullarındaki kütüphanelerin tamamıyla baştan sona incelenip eksik kitaplar belirlenip, yararlanabilecekleri kaynaklar güncellenip, çalışma ortamları, kütüphanelerin genişliği gibi bir çok düzenleme yapılmalıdır. Zaten inceleme tam anlamıyla yapılıp ortaya döküldüğünde görülecek ki bir çok okulun kütüphanesi bile yok. Gerçekten çözüm, buraları elden geçirdikten sonra meyve vermeye başlayacak. Gelelim eğitimcilerimizden bahsetmeye. Arkadaşlar inanın bir çok öğretmen kitap okumayı sevmiyor. Hatta benim okuduğum kitap sayısı bir elin parmağını ya geçer ya geçmez diyen bile var. Hiç öyle bir alışkanlık kazanmamışlar ve bu insanlar öğretmen. Bence öğretmenler kitabı hiç elinden düşürmemeli ki öğrencilerine her zaman örnek olmalı. En azından arada bir öğrenciler öğretmenin elinde kitap görsünler de biraz etkilensinler. Bu, kitap okumayan öğretmenleri, biraz eleştirdiğinde; “ Kitap okumak zorunda mıyım? Ben Türkçe yada Edebiyat öğretmeni değilim. Ben işimi yaparım kitap falan beni bozar. Ne yapayım sevmiyorum. Sıkılıyorum.” gibi cümleleri hemen duyarız. Yani anlayacağınız durum aslında çok vahim. “Balık baştan kokar.” sözü bu kadar yerini bulmaz sanırım. Tabi eğitimcilerin bu durumunun farklı ayrıntıları da var. Mesela bazı eğitimciler için ayda 30 TL bir kitaba vermek gerçekten masraf. Aylığını ay sonuna kadar zar zor yetiren eğitimciler var. Tek maaşla geçinmeye çalışan bir eğitimci için öncelik karnını doyurmak olmuşken o insandan eğitimde kalite ve üstüne birde kitap okuma alışkanlığını nasıl bekleyebiliriz bilemiyorum. İnsanın kafası ailevi ihtiyaçları nasıl karşılarım diye meşgulken okumaya ne kadar vakit ayırabilir? Maalesef ki ülkede öğretmenler hiçbir zaman hak ettiği maddi olanaklara sahip olamadı. Hep vatan, millet, vicdan söylemleri ile öğretmenler uyutuldu. Öğretmenler bunları zaten biliyor, zaten vatana millete hayırlı evlatlar yetiştirmek için ellerinden geleni yapıyor. Bundan sonrada her zaman yapacak. Bundan zaten hiçbir Türk insanının şüphesi olmasın. Avrupa ve Amerika toplumlarında öğretmenlerin maddi durumlarının gayet iyi olduğunu ülkemize gelen turistlerden bile görüp anlamak mümkün. İşte bu durumları görünce ister istemez insanın aklına bizim cefakar öğretmenlerimiz geliyor. Ve acaba kaç tane öğretmenimiz yurt dışında herhangi bir ülkeye tatil yapmaya gidebiliyor diye düşünmeden edemiyoruz. Öyle derin, öyle hazin konularla dolu ki ülkemiz aslında sormayın gitsin. Ama bizim cefakar Türk insanımız her şeye katlanır. Yeter ki devletimiz güçlü dursun, yeter ki bayrağımız hep dalgalansın. Ama işte bunu için çok okumalıyız, okumayı, eğitimi her zaman teşvik etmeliyiz. Yepyeni dünyalar, bilgiler bizi bekliyor arkadaşlar. Hadi şöyle bir silkinelim ve başlayalım okumaya. En azından her gün bir gazete. Velhasıl çook çalışmamız lazım çoook. Her şey Türkiye için. Saygılar.
Tavsiye Et :
Eylül
4
Yaşar Nuri Öztürk Hoca`ya Duyurulur
• İbrahim Faik Bayav • Eleştiri Makaleleri • 17 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Eylül
3
Eylül
3
Eylül
2
Eylül
2
Temmuz
31
Anamız Atamız Mirasınıza Sahip Çıkamadık ( Pardon ?) 2
• Ahmet Mutluay • Eleştiri Makaleleri • 39 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Haziran
24
Haziran
5
Anamız Atamız Mirasınıza Sahip Çıkamadık (pardon ! )
• Ahmet Mutluay • Eleştiri Makaleleri • 85 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Mayıs
26
Ülke Meselesi 5 (ilköğretim Orta Öğretim ve Sorunlar)
• Ahmet Mutluay • Eleştiri Makaleleri • 106 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mayıs
22
Gözlerinle Gülüşün Arası Yaşıyorum
• Ahmet Mutluay • Aşk Şiirleri • 86 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Mayıs
28
Şehitlere Saygıyla ( Vatan Aşkı ) 1
• Ahmet Mutluay • Toplumsal Şiirler • 539 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Mayıs
23
Giden Gitmiştir ( Ayrılık)
• Ahmet Mutluay • Sevgi ve Aşk Şiirleri • 342 kez okundu. • 8 kez yorumlandı.
Kasım
6
Mayıs
21
Kasım
6 |
![]() |
|
||||||||||