Umuda Sesleniş
11 / 3 / 2008 Salı tarihinde Burcu Uzunalan tarafından eklendi, 168 kez okundu...
“Aynalar…Çoğu zaman doğruyu söyler diye korktuğumuz, çoğu zaman aklımı başıma getirir diye avunduğumuz, arada sıra da ise en yakın dostumuz...Hayatın bir bölümü hep onunla bir bölümü ise el yıkamadan el yıkamaya belki o kadar bile olmadan uzaktan bir göz atmayla...Aynaya bakınca ne görür insan?Kendini...Güzelliğini… Çirkinliğini...İçini…Dışını......” Okuyucu Puanı ;
Umuda SeslenişAynalar… Çoğu zaman doğruyu söyler diye korktuğumuz, çoğu zaman aklımı başıma getirir diye avunduğumuz, arada sıra da ise en yakın dostumuz... Hayatın bir bölümü hep onunla bir bölümü ise el yıkamadan el yıkamaya belki o kadar bile olmadan uzaktan bir göz atmayla... Aynaya bakınca ne görür insan? Kendini... Güzelliğini… Çirkinliğini... İçini… Dışını... Yokluğunu... Varlığını… Sevdasını... Bense aynaya ne zaman baksam ilk aynayı görüyorum. Varsa parmak izi üzerinde kendime bakmıyorum bile. Yüzüme de yapışır diye lekeler ilk olarak kusurları yok ediyorum. Elime aldığım bir bez ile siliyorum hızlı hızlı... Eğer ayna kırıksa işte o kötü, hiç bir zaman tam olmuyor yüzüm. Sanki burnum ağzımla karışmış, sanki ben bir yaratığım... O güne kendimsiz başlıyorum bakmayayım yüzüme gözüme diye. Hayatım gibi, hissettiklerim gibi aynalar işte... Hayata da ne vakit bakayım desem ilk gördüğüm hayat oluyor, kendimden önce... Üzerindeki lekeler gözüme çarpıyor. Önce onu düşünüyorum.. ben bu hayata ne kadar dahilim diye. Eğer beni yansıtmayacak kadar kirliyse yüzey, kendimi de kirletmeden sorguluyorum yaşamı, ya da kirli yanlarını kaldırıyorum bana görünen tarafından. Ne vakit aynadaki kırıklar gibi köklüyse yanlışlıklar... Çözülemez sorunlar varsa hayatın içinde, geri gelmeyecek kayıplarım, hep eksik bırakacak gerçeklerim varsa, işte o zaman günlerime kendimsiz devam ediyorum. Yokken hayatın içinde beni ben olarak gösterecek yan, hayatı boş bırakıyorum bana yansıyan tarafımda. O kirliliğin içinde bir de bakışlarımı aramıyorum. Aşklarım da böyle oldu hep... Aşk dediklerinde kimi sevdiğime, neyi sevdiğime ya da nasıl sevdiğime bakmadım hiç.. Aşka baktım... Lekeli miydi bana göre? Kırık parçalar mı vardı üzerinde... Acaba ben ne kadar yakışıyordum bana yansıyan bu aşka... Ne kadar dahildim içimdeki sevgiye… Gördüğümde parmak izlerini yüreğimin üzerinde, gözlerimi kapadım bakmamak için ve elime aldığım ilk bezle silmeye çalıştım. Bazı aşklar benden öncelerinden izler taşıdığından üzerinde, zor temizledim yüzeyini, bazılarında ise bana göre kırık başkalarına göre modelli taraflar vardı, uyum sağlayamadım aynalarına… farklı kutuplarda birleşmeye çalışan eşler olmaya gayret ettim tanımadığım bir biçim ile. Ama aynada kendimi değil boşluğu, boşa çekilen kürekleri gördüm. Hiç bir zaman kendi yüzümü göremedim içinde. Hatta mutlu olmak için burnumu yok saydım ya da yalandan gülümsedim işte... Bazen de tertemiz aynalardan baktım yüzüme… Ayna o kadar temizdi ki kendimi gördüğümde, süslenmem gerektiğini anladım. Yüzümdeki izleri temizlemeye koyuldum. Ayna sükseli kaldıysa yanımda indim taburemden aşağı ve düz yoluma geri döndüm. Bana fazla olan bir aşkın içinde tabureyi bağlayıp parmaklarıma, yürüyemezdim ya, en iyisi mi güzelliğime göre bir ayna seçmekti, inip tabureden bana göre düz bir yolda yürümekti... Şimdilerde sabahları ilk işimi, akşamları ilk evimi görüyorum baktığımda ve daha sonra lekeleri temizlemekten fırsat kalırsa kendime bakıyorum ne kadar işime yakışıyorum diye ya da evimde ne kadar benim diye... Dünyaya bir daha gelemeyeceğime göre bu aynalar değişmeyecek diyorum. ‘Ne verilmişse hayat diye doğduğumda onu bileceğim. Ne ölenlere dur diyebileceğim ne gidenlere gel... Ne kayıplarımın izi silinecek beynimden ne de kazandıklarımın yükü... Ben de bir karar verdim kendimce, aynalarsa ilk gördüğüm aynaya baktığımda değişmeli aynanın bir yerleri. Önüme geldi öyle mi, süsle kenarlarını... Uçlarına resimler as aynalarının. Odanın en güzel yerine koy. Her zaman uzandığında bakabileceğin uzaklığında bulundur ve hiç bir zaman kendini görmek için taburelere ihtiyaç duyma. Layık olduğun kadarını belirle hayat biçimi diye ve layığından fazlasını isteyip kendinden olma yarışırken hayatla...’ Dedim kendi kendime! Aynalarsa bir şekilde karşıma çıkan ve değişmiyorsa yüzüm yılların içinde, öyleyse aynam kadar konuşmalı yüzüm kadar istemeliyim bu hayattan... Aynalardan gördüğüm hayatımı da aynaların kenarları gibi süslemekle buluyorum yitirdiğim hayatın anlamını. Değişmiyorsa düzen, azsa param ya da yoksa sevdiğim yanımda veya bir yerlerim eksik çalışıyorsa diğerlerine göre… Olsun! Öyleyse süslenmeli hayat… Yoksa sevdiğim burada, buralar sevdiğim olsun dedim. Yoksa param olduğu kadarıyla süsleyeyim hayatı har vurup savurmaktansa süslü hediyeler alayım kendime dedim ve yenilenmeye doğru yola çıktım. Eksikse bir yerlerim çalışanlar öyle sükseli görünmeli ki onlar olsun başkalarına yokluğu özendiren… Daha kırılmadı aynalarım, sadece çok kirli yüzeyleri… Olsun… Temizlenir... Süslenir... Zaman zaman terletir yüzeyi fırçalamak, elimdeki bezlerle pasını avuçlamak ama olsun… Hala kırılmadı yüzeyi aynalarımın… Ben yine aynı benim yansıyan yerlerde... İşte kalbimin otoritesi bu da, inatla bakmıyor izler arkasında kendine, naz yapıyor ne yapayım. Temizlenecek diye emrediyor. Haydi dostlar çok işim var benim, ben daha çok terlerim. Aynalarımdan yansıyacaksınız siz de daha… Hak verin. O güzel hatıralarımızı nasıl parmak izleriyle kirleteyim...
Eylül
5
Eylül
5
Sanıyorum Vedalaşacağız
• Bahattin Gülyuva • Hayata Dair Denemeler • 96 kez okundu. • 25 kez yorumlandı.
Eylül
5
Eylül
5
Eylül
4
Doğru Bilgiyi Bilmek ve Onu Kullanmak Hakkında
• Emre Sahin • Hayata Dair Denemeler • 29 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Haziran
27
Nisan
15
Nisan
5
Mart
31
Bir Zamanlardan Şimdilere
• Burcu Uzunalan • Hayata Dair Denemeler • 93 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mart
28
Nisan
5
Nisan
15
Mart
28
Mart
11
Mart
23
Birlikteyken Söyleyeyim
• Burcu Uzunalan • Sevgi ve Aşk Denemeleri • 167 kez okundu. • 3 kez yorumlandı. |
![]() |
|
||||||