Umudunu KaybetmeUmudunu KaybetmeHepimizin içinde vardır yaşantımız ile ilgili kaygılar. Yaşadıklarımızı düşünürüz, yaşayacaklarımızı hayal ederiz sessizce. Umutsuzlukla umut yan yanadır ve hep aynı anda gelir düşer ayaklarımızın önüne. Hani deriz ya ‘tam umutsuzluğa kapıldığım bir anda…’ işte o anda çıkar umudun güleç yüzü ve karamsarlığın gölgesini atar üzerimizden. Gündelik yaşantımızın bile vazgeçilmezidir endişeli dakikalar. Günün koşuşturmacası içinde hepimiz farklı yönlerde yol alırken aslında aynı kaygıları taşırız kafamızın içinde. Farklı zamanlarda farklı mekanlarda da olsak sorunlarımız da birdir aslında özü gereği. Her şeyden önce yaşama savaşı veriyoruz azrailin her an ensemize yapışacağı anın korkusunu duyarak.Memleket kapsamı, siyasi, ekonomik, sosyal sorunlar derken her şeyden bağımsız ve kendi halinde minimize edilmiş bir soruncuklar çıkar gündelik hayatımızın içinden. Anlık da olsa o soruncuklar büyür gözümüzde ve tasalanırız gamlı baykuş gibi. Her sabah uyanır dolabın karşısına geçer ‘Bugün ne giysem acaba?’ sorusuyla günü ilk soru cümlesini kurar ve kendi meselemizi kendimiz yaratırız. Ev hanımıysak telaşımız öğleden sonra başlar ‘Bugün ne pişirsem acaba?’ diye. Kendimizi eve hapsetmek istemediğimiz zamanlarda ‘Bugün nereye gitsem acaba?’ diye homurdanır dururuz. Bunun gibi bir sürü ‘Ne yapsam?’ tümcesiyle doludur kafamızın içi. Alternatiflerin çokluğu ise bizi hepten çıkmaza sokar kararlarımızın sağlamlığını çürütür. Bazen basitliği özleriz abartılı süslü yaşamlarımızda ve keşkelere sığınırız biçare. İşte o çaresizliktir keşkeler. İç geçiren gönlümüzün yapabilme umuduyla kavrulduğu fakat yapamayarak can çekiştiği o hain keşkeler. Hayal ettiklerimizi gerçekleştirecek gücümüzün tükendiği ve kendi kuyumuzda sessizce boğulduğumuz o bitmek bilmeyen saniyeler. Ruhumuzun en büyük, en sinsi düşmanıdır ve asla gözümüzün yaşına bakmaz. Oysa ‘umut hep vardır’ denmeli çaresiz kaldığımız o zamanlarda. Ve her şeye kendimizle başlamalı, kendimizden başlamalı. Beni soracak olursanız, kendi yalnızlığımda kendi sorunlarımla boğuşurken içimden geçiririm hep ‘Umudunu kaybetme ki kazancın mutluluk olsun.’ Ve büyük bir haz duyarım bu cümleyi söylerken. Kendi tesellilerim getirir mutluluğu bazen mutsuz gecelerimde. Yorgun bir savaşçı gibi geceye son noktayı koyarken, kapatırken gözlerimi soluksuz geçen güne, besmelesi olur uykularımın ‘umudunu kaybetme’ cümlesi. Yazıma da son noktayı koymadan önce umudunuzu kaybetmeden yeni doğacak bir günü daha bekleyin diyorum ve Behçet Necatigil’ in dizeleriyle bugünkü köşemi kapatıyorum; ‘Ya ümitsizsiniz ya da ümit sizsiniz, ya çaresizsiniz ya da çare sizsiniz!’.
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
4
Sevdanın Adı Lacivert Geçmişte Bildiğiniz Aslında Mavi`ydi Düşlediğiniz
• Dila Emral Aydın • Hayata Dair Denemeler • 24 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Aralık
4
Terk Edilen Sizsiniz!!!
• Dila Emral Aydın • Hayata Dair Denemeler • 33 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Aralık
4
Aralık
4
Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 22
• Bayram Kaya • Hayata Dair Denemeler • 7 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
4
Ekim
8
Eylül
19
Eylül
4
Ağustos
31
Ağustos
30
Eylül
14
Aralık
9
Ekim
24
Yaşamaksa Seni Sevmek
• Emel Sevgi Şen • Sevgi ve Aşk Şiirleri • 354 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Eylül
14
Temmuz
9
Bu Şehirde Seni Sevmek
• Emel Sevgi Şen • Sevgi ve Aşk Şiirleri • 279 kez okundu. • 11 kez yorumlandı. |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||