Unutulmak Değilse Ne?
Öteden beri bir nesnenin yoksulluğunu çekiyorum. Bazen bir çakır dikeni gibi boy veriyor yüreğime bu nesnenin yokluğu. Ne yapacağımı bilemez oluyorum. Elime ayağıma yalnızlığın dikenleri dalıyor bir ısırgan otu gibi.
zaten olmasa da olur diyemiyor insan. illa bekleyip duruyor. En olmadık zamanda aklına geliveriyor yokluğundan doğan hiçlik, anlamsızlık. Unutulmuşluğumu, yalnızlaştırılmışlığımı hep onun yokluğunda duyumsarım.
En deli zamanlarına yeişemediğim için üzülüyorum. Her biri ayrı bir portreyi taşıyan
mektupların yoksulluğunu çeken bir ben miyim?
elektronik posta atmaya bile üşenir olduğumuz şu günlerde bir haber beklemek yoksul değil de ne? Ya kendini hatırlatmak için de olsa birilerini hatırlamayanlar... mektupların unutulması, karekterimizin de unutulmasıdır sanki. el yazımızın unutulmasıdır.