kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Kişisel Hikayeler

Unutulmuş Kelimeler Diyarı ve Suskun Öykücü


Unutulmuş Kelimeler Diyarı ve Suskun Öykücü

Sırrı kemale ermemiş bir hayattı benimkisi. O taşınamaz soru beynime ilk düştüğü andan beri bir lal taşı sessizliğine büründü kalemim. Çokca kelime kaybettim lugatimden. Çokca sevinç, çokca acı içinden geçerken ben ,geçtiğim her yerde bir kelime unuttum. Unutuşum uyanış, uyanışım unutuş. Önce kendim kabullendim kaybedişimi. Bir adım ötemde zaman ,bir adım gerimde hayat. Her adımda bir adı unuttumda o soruyu unutamadım işte...



Her yalnızlıkta bir keşke olduğunu farkedip zamansız bir hikayede kendi içime kaçınca ben aradakileri bildinizde siz sonrası tuhaf bir hikaye oldu.



Kendi hikayemin yazıcısıyla ters düştüğüm an kırıldı her hikayeye bir kahraman yazan kalemim.En çok onun canı acıdı bu hikayede.En çok o yandı ateşte belki. Tuttu, tuttu kendini de özünde kömür vardı neticede. Ateş kuvvetlendikçe köz oldu. Köz olgunlaştıkca kendi külünden doğan söz oldu.



Öykücü kabullendi çekeceği acıyı. Aslına bakarsanız çokta seçeneği yoktu önünde. Elini köze sokup bir söz çıkardı can yangınıyla. İşte o söz önsöz oldu bu öyküye. Önsöz olsun istedi çünkü hayli uzun olacaktı bu hikaye...



Bir sigaranın dumanında buğulandı herşey. Öykücünün gördüğünü göremediniz siz. Seyr-i diyar eyledi önce. Kaybettiğiniz her kelime gözünün önünde durduda onunkiler yoktu işte.Kolay olmayacağını anladı. Unutulmuş kelimeler diyarının kapısı açıldı ve hikaye başladı...



Hiç bir tasvirin, hiç bir betimlemenin kar etmeyeceği muhakkak. Ne bir ayazma bulabildi öykücü anlatacak,ne bir taş ne de ağaç. Sözün öze, özün manaya dönüştüğü bir yer değildi burası. Mananın öze ,özün söze dönüşünü anlatabilirdi. Ancak ne kalem taşıyabilirdi bu yükü, ne de beyaz kağıt. Oysa kalem öykücünün elindeydi, kağıtta kalemin altında. İstese bir çırpıda kul edebilirdi onları da en çok yitirdiği kelimelerin intikamından korktu. Bu terki diyara ayağını ilk attığında görmüştü bir kelime ile başka bir kelime arasındaki uçurumu.En çok o uçurumlarda yitmekten korktu. Dahası yitmekten çok yitirmekten korktu yine. Her yitirişte bir anlam. Anlamın özü söz. Sözü yazan kalemdi de düşleyici öykücü değildi bu sefer. Düşlediği kelime kadar yazardı da öykücü, unuttuğu kelime kadar yazamazdı. Unutulmuş kelimeler diyarında bir kelimeden düşebilirdi de bir kelimeye tutunamayabilirdi.Tutunabilirdi belki ama tutunduğu kelime can acıtabilirdi. Bu yüzden kalemin esareti yoktu ve kağıdında. Bir esaretten bahsedilecekse illa öykücünün kendi hayatına esir oluşu anlatılabilirdi. Fakat gerek yoktu buna.



Gözün özü değilde sözü gördüğü bir yerdi burası. En çok burayı yazarken zorlandı öykücü. Ağaç yoktu, ağaç sözdü. Taş yoktu, taş sözdü. Dağ, güneş,çiçek,böcek yoktu hepsi sözdü.Deniz,hava kuş,balık yokyu hepsi sözcüktü. Gözün gördüğü herşey bir sözcüktüde burada her sözün altında derin bir mana vardı. İşte tamda burda sadece bir kelime ile ne çok şey düşlenebileceğini farketti öykücü. Unuttuğu kelimeler en çok burda canını acıttı. Unutulmuş kelimeler değildi onlar. Unutulmuş yaşamlardı, unutulmuş hatıralardı, unutulmuş anlamlardı. Bir kelime bir şey değilmişti de meğer ne çok şeymişti. Çok şey vardı unuttuğu öykücünün.Hazırlıksız yakalanmıştı. Bir kelimeden ibaretti hayat. Hayat bir kelime idi de meğer içinde ne çok kelime vardı. Bir mezarlık düşledi öykücü, hayatını kaybedenleri. Meğer kaybedilen bir kelime değildi de ne çok kelime idi. Bir kelime kaybedilince ne çok şey kaybediliyordu. Ne çok kaybeden vardı o taş yığınlarınlarının altında. Üstünde bir isim, altında kaybedilmiş onca mana.

Unutmak kaybetmenin özü, kaybetmek unutmanın. Meğer ne iç içe geçmişti kelimeler. Öykücü bu farkedişin ağırlığına dayanamadı ve burda duraksadı...


Gözün gördüğü herşey bir kelimeydi de bu diyarda, kalbin hissettiği beynin algılayabildiği herşey de bir kelimeydi. Somutta bir kelimeydi, soyutta.Ne çok kelime vardı içlerinde onların. Nutku tutuldu öykücünün. Unuttuğu kelimeleri hatırlayışını anlatacaktı da bu öyküde kalemi neler yazıyordu şimdi. Dehşete kapıldı.Kalemi tutan kendi iradesiydi de , yazan kalemin iradesiydi. Besbelli bunca unutulmuşluğun acısını çıkarıyordu ondan. Bir terkedişin, bir unutuşun, bir umursamazlığın,bir vefasızlığın intikamını alıyordu. Terketmek,unutnak,umursamamak,vefa hepsi birer kelime idi. Meğer çok kelime birleşince bir kelime olabiliyor, tek bir manaya bürünebiliyordu. Acı olabiliyordu örneğin, intikam olabiliyordu. bir kelime fazla olunca acı intikama dönüşebiliyordu.



Bu matematik, bu denklem kurgusu, bu kelimelerin birbiri içinden çıkışları, bu kelimelerin birleşip yeni kelime olmaları. Dahası iç içe geçişleri ve dönüşümleri. Bu nasıl bir dünya, bu nasıl bir diyar ? Öykücü kalemi bırakmak ister bırakamaz. Kalem öykücüye esir değil, öykücü kaleme esir.Konuşmak ister konuşamaz. susmak ister susamaz. yazmak ister yazamaz, durmak ister duramaz. Madde algıya yenik, algı manaya. Bir kelimeden türeyen kelimeler, onlardan türeyen başka kelimeler ve o kelimelerden türeyen daha başkaları. Öykücü unuttukça kelimeler çoğalır.Kelimeler çoğaldıkça öykücü ölür.Cellatken öykücü kurban olur bu hikayede. Bir sigara dumanında buğulanan herşey kılıç olurda, hiçbir kelime kalkan olmaz öykücüye.Ötesi her kelime şahit olur, yaşananlara tanık kılınır. Kendinden önce yazılanlardan habersiz tanık olması gereken bir olaya tanık olarak katılan hikaye kahramanını başka bir hikayede yazdığında öykücü ne de çok kelime kullanmıştır. Şimdi o kelimeler kendi kaybedişliğine tanık olmaktadır.



Vesselam kafası karışmıştır öykücünün. Bir iken çok olmayı, çok iken bir olmayı becerebilirken kelimeler, öykücünün yükü ağır çözülür diz bağları. Çözülsede aramaya koyulur unuttuğu kelimeleri. Bir farkedilmişlikten olsa gerek ki unutulmuş kelimeler diyarında bulduğu her kelimeyi yanına alır öykücü. Değilmidir ki bir kelime başka bir kelimeye dönüşebilir ya da çok kelime bir kelimeye. Bunun sırrına vakıf olmuştur artık. Seçmez kelimeleri, doldurur heybesine. Buldukça kelimeler çoğalır avucunda. Onları birleştirir, ayrıştırır, süzer, damıtır. Kar etmez, merhem olmaz yarasına. Bir kelime fazla olunca acı intikama dönüşürde eksik olunca üzüntüye. Eksik kelimeler kalır, başka başka manalara dönüşür elindekiler. Unutulmuş bir kelimenin acısı yüreğinde öykücünün hep bir adım gerisinde kalır çıkardığı manalarla aradığının. Pes etmez, yenik düşmez, düşer, kalkar, sendeler, devrilir. Kazanmak zorda kaybetmek kolaydır belli ki.




Bir kelimeye ulaşmak için öykücü başka bir kelimeye tutunduğu sırada kayar ayağı. Hikayenin başında işaret edilen kelimeden düşer de hiçbir kelimeye tutunamaz. Bir çığ gibi yıkılır kelimeler üzerine. Karışık,sırasız zamansız. Hepsinin ağırlığı farklıdır. Manası farklıdır. Ezer,kırar, can yakar öykücüde. Göçük altında kalır gibi kalır öykücü kelimelerin altında, kıpırdayamaz. Onca kelime etrafında birini çekse nefes alacak belki, yapamaz. Birkaç kelime ittirse dışarı kurtulacak, kurtulamaz.



Öykücü öykünün burasında onca kelime altında kalırda kalem yazmaya devam eder.



Kızgın olduğu kadar vefalıdır da kalem.Sırrı kemale ermemiş bir hayatın sahibi olan öykücünün kafasındaki soru, bir cevap için verilen onca yanıt,ya da yanıtlamak için kalemi bırakıp onca sevinç ve acıdan geçerken düşürdüğü kelimeleri toplar bir bir. Sıraya koyar onları. Öykücünün unutulmuş kelimeler diye bahsettiği kelimelerdir onlar. Her biri kendi içinde bir kaos, bir kavram kargaşası, bir kısır döngü , bir obsesyon belkide. Zordur toplamak. Ancak değilmidir ki sırrı kemale ermemiş bir kilidin anahtarı sırrı kelama ermiş bir kalemdedir.Bir yaşanmışlık değilmidir aslolan. Öykücüyü ters iken düz, düz iken ters yapan. En çok kalem bilmez mi bunu. Bir yaşanmışlığın neresinde kalmıştır öykücü.Ve dahası kendi hayatının neresindedir. Ve işte öykücünün beynine düşen o soru, hangi soruya verilmiş cevaptır onun hayatı ?



Kalemi eline alma nedenide bırakma nedenide aynı. Bir isme çokca mana yüklemiştirde o isim gidince hayatından eksik kalmıştır. Ve bir kelime eksik kalınca hayat artık manasını dolduran bir kelime değildir.Dahası yitirilen kelimede onca kelime, onca kelimede onca anlam yitmişken. Elde avuçta kalan kelimeleri çoğaltamadığından öykücü, bunu beceremediğinden değilmidir unutmuşluğu. O bir isimde bu kadar çoğalmışken ve çoğalan yanı kopup gitmişken suskunluğu kaçınılmaz değilmidir.



Kalem üzülür yazdıklarına. Öykücünün unuttuğu kelimeleri alır hafızasına unutulmuş kelimeler diyarından. Yalnız birini bırakır. Onca unutulmuşlukta hatırlansın istemez onu kalem. Yazılmasın daha üstüne. Her kelimeyi alırda yanına başkaları yazsın diye aşkı bırakır geride. Onca yıkıntı arasından bir delik bulup uzanır kalem öykücüye. Tutar kalemi öykücü ve biter hikaye.



Hikaye bitmez halbuki. Başka bir hikaye başlasın diye nokta koyulur sadece.Kalemi tutan öykücü çokca hikaye yazacaktır belli ki. Fakat bir daha bir hikaye ile başka bir hikaye arasında bunca zaman olmayacaktır.Bir uyanışa tanık olmak için bir unutuşa gerek kalmayacaktır. Bir sonra ki hikaye bu hikayenin bittiği yerden başlasın diye yazılır tekrar sadece.



Onca yıkıntı arasından bir delik bulup uzanır kalem öykücüye. Tutar kalemi öykücü ve biter hikaye.


Mahmut Konukoğlu
2008 İstanbul


Unutulmuş Kelimeler Diyarı ve Suskun Öykücü
Yazı Sahibi
Mahmut Konukoglu
Mahmut Konukoglu tarafından 14.8.2008 tarihinde eklendi 265 kez okundu.

Etiketler

Yazı İşlemleri

Okuyucu Puanı



Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
tebrik Funda Çeliker yazıyı tebrik etti...
tebrik Tuba Bulgur yazıyı tebrik etti...
Mozan Aras yazıyı favori listesine aldı...
Birgül Erdoğan yazıyı favori listesine aldı...
Funda Çeliker yazıyı favori listesine aldı...
'' Bir isme çokca mana yüklemiştirde o isim gidince hayatından eksik kalmıştır. Ve bir kelime eksik kalınca hayat artık manasını dolduran bir kelime değildir.Dahası yitirilen kelimede onca kelime, onca kelimede onca anlam yitmişken. ''

Keyif verdi. Devamına geçiyorum.



16.11.2008 tarihinde yorumlandı.

Bu yazıyı bu kadar geç okuduğuma üzüldüm.Çok güzeldi ve favorime ekliyorum tekrar okumak için. saygılar ...


10.09.2008 tarihinde yorumlandı.

"Bir uyanışa tanık olmak için bir unutuşa gerek kalmayacaktır." seni okumayı özlemenin hhasretiyle boğuldum kelimelerinde. Bir de baktım ki zaten kelimelerde boğulmakmış zaten asıl işimiz. Az gittim uz gittim öykücünün kelimelerinde buldum kendimi. Tebrikler Sevgili Mahmut. Seni okumak yine bana çok iyi geldi Hem de çok:)


15.08.2008 tarihinde yorumlandı.

müthişsiniz elinize, duygularınıza sağlık...


15.08.2008 tarihinde yorumlandı.

Uzun zamandır beni bu denli etkileyen bir öykü yoktu. Hoşgeldi...


15.08.2008 tarihinde yorumlandı.

yazıyı favorilerime ekliyor ve tekrar tekrar okumak istiyorum izninizle...Suskun haliniz buysa...


14.08.2008 tarihinde yorumlandı.

Sevgili Öykücü, uzun zamandır kendi adıma beklediğim yazılardan sanırım bu ilki. Öylesine gelişmiş ki bu kalem, kendi yazacak kadar cesaretli, kalemi yeniden ele alacak kadar özlemli/istekli, dokunuşları duygusal, yine, yeniden hoşgeldin manası büyük kelimelerinle. Sevgi ve saygım, Yazar Mahmut Konukoğlu`na.


14.08.2008 tarihinde yorumlandı.


Kasım
30
Gereksiz İnsan
Hatice TaşdelenKişisel Hikayeler • 89 kez okundu. • 9 kez yorumlandı.
Kasım
25
Zencefil
Tuğba MartinKişisel Hikayeler • 92 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Kasım
20
Sevmeler Hep Ağır Gelir İnsana
Serpil EmirKişisel Hikayeler • 93 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Kasım
19
Big City Life(büyük Şehir Yaşamı)
Gökhan DemirağKişisel Hikayeler • 121 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
19
İnsanlar Hep Tersine Hep Tersine
Gökhan DemirağKişisel Hikayeler • 85 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
14
İki Tablo
Mahmut KonukogluYaşamdan Hikayeler • 41 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Kasım
9
Ağustos
14
Şubat
5
Zamansız Bir Hikaye
Mahmut KonukogluYaşamdan Hikayeler • 822 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Temmuz
1
Rulet
Mahmut KonukogluYaşamdan Hikayeler • 282 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Eylül
3
Her Yalnızlıkta Bir Keşke Vardır
Mahmut KonukogluAşk Hikayeleri • 1978 kez okundu. • 15 kez yorumlandı.
Mart
31
Bu Hikayenin Kahramanı Benim
Mahmut KonukogluTutku Denemeleri • 1255 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Mayıs
2
Son
Mahmut KonukogluAşk Hikayeleri • 1183 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Nisan
3
Bir Kız Kulesi Macerası
Mahmut KonukogluDüş Hikayeleri • 928 kez okundu. • 14 kez yorumlandı.
Mart
29
Satılık Hikaye
Mahmut KonukogluYaşamdan Hikayeler • 924 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Unutulmuş Kelimeler Diyarı ve Suskun Öykücü, Unutulmuş Kelimeler Diyarı ve Suskun Öykücü hikayesi, Unutulmuş Kelimeler Diyarı ve Suskun Öykücü hikaye, Unutulmuş Kelimeler Diyarı ve Suskun Öykücü nedir?, Unutulmuş Kelimeler Diyarı ve Suskun Öykücü hakkında bilgi, Unutulmuş Kelimeler Diyarı ve Suskun Öykücü hikayeleri, Mahmut Konukoglu hikayeleri, Unutulmuş nedir, Unutulmuş hikayesi, Unutulmuş hikayeleri, Kelimeler nedir, Kelimeler hikayesi, Kelimeler hikayeleri, Diyarı nedir, Diyarı hikayesi, Diyarı hikayeleri, Suskun nedir, Suskun hikayesi, Suskun hikayeleri, Öykücü nedir, Öykücü hikayesi, Öykücü hikayeleri,

edebiyat
Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi




ADnet Reklamları

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Minik Kuş

Erol Sunat
Bizi De Bu Hikayeler Hikaye Etti!

Sezer Nişancı
Kızıyorum Ama Bak

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?


Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | İletişim
Text Reklamlar : Free Ringtones | Credit Card | Debt Help | Mortgage Calculator | Credit Card | Gazlıgöl | Saat | Videolar Arkadaş Bul