Unutulmuş Kelimeler Diyarı ve Suskun ÖykücüUnutulmuş Kelimeler Diyarı ve Suskun ÖykücüSırrı kemale ermemiş bir hayattı benimkisi. O taşınamaz soru beynime ilk düştüğü andan beri bir lal taşı sessizliğine büründü kalemim. Çokca kelime kaybettim lugatimden. Çokca sevinç, çokca acı içinden geçerken ben ,geçtiğim her yerde bir kelime unuttum. Unutuşum uyanış, uyanışım unutuş. Önce kendim kabullendim kaybedişimi. Bir adım ötemde zaman ,bir adım gerimde hayat. Her adımda bir adı unuttumda o soruyu unutamadım işte...Her yalnızlıkta bir keşke olduğunu farkedip zamansız bir hikayede kendi içime kaçınca ben aradakileri bildinizde siz sonrası tuhaf bir hikaye oldu. Kendi hikayemin yazıcısıyla ters düştüğüm an kırıldı her hikayeye bir kahraman yazan kalemim.En çok onun canı acıdı bu hikayede.En çok o yandı ateşte belki. Tuttu, tuttu kendini de özünde kömür vardı neticede. Ateş kuvvetlendikçe köz oldu. Köz olgunlaştıkca kendi külünden doğan söz oldu. Öykücü kabullendi çekeceği acıyı. Aslına bakarsanız çokta seçeneği yoktu önünde. Elini köze sokup bir söz çıkardı can yangınıyla. İşte o söz önsöz oldu bu öyküye. Önsöz olsun istedi çünkü hayli uzun olacaktı bu hikaye... Bir sigaranın dumanında buğulandı herşey. Öykücünün gördüğünü göremediniz siz. Seyr-i diyar eyledi önce. Kaybettiğiniz her kelime gözünün önünde durduda onunkiler yoktu işte.Kolay olmayacağını anladı. Unutulmuş kelimeler diyarının kapısı açıldı ve hikaye başladı... Hiç bir tasvirin, hiç bir betimlemenin kar etmeyeceği muhakkak. Ne bir ayazma bulabildi öykücü anlatacak,ne bir taş ne de ağaç. Sözün öze, özün manaya dönüştüğü bir yer değildi burası. Mananın öze ,özün söze dönüşünü anlatabilirdi. Ancak ne kalem taşıyabilirdi bu yükü, ne de beyaz kağıt. Oysa kalem öykücünün elindeydi, kağıtta kalemin altında. İstese bir çırpıda kul edebilirdi onları da en çok yitirdiği kelimelerin intikamından korktu. Bu terki diyara ayağını ilk attığında görmüştü bir kelime ile başka bir kelime arasındaki uçurumu.En çok o uçurumlarda yitmekten korktu. Dahası yitmekten çok yitirmekten korktu yine. Her yitirişte bir anlam. Anlamın özü söz. Sözü yazan kalemdi de düşleyici öykücü değildi bu sefer. Düşlediği kelime kadar yazardı da öykücü, unuttuğu kelime kadar yazamazdı. Unutulmuş kelimeler diyarında bir kelimeden düşebilirdi de bir kelimeye tutunamayabilirdi.Tutunabilirdi belki ama tutunduğu kelime can acıtabilirdi. Bu yüzden kalemin esareti yoktu ve kağıdında. Bir esaretten bahsedilecekse illa öykücünün kendi hayatına esir oluşu anlatılabilirdi. Fakat gerek yoktu buna. Gözün özü değilde sözü gördüğü bir yerdi burası. En çok burayı yazarken zorlandı öykücü. Ağaç yoktu, ağaç sözdü. Taş yoktu, taş sözdü. Dağ, güneş,çiçek,böcek yoktu hepsi sözdü.Deniz,hava kuş,balık yokyu hepsi sözcüktü. Gözün gördüğü herşey bir sözcüktüde burada her sözün altında derin bir mana vardı. İşte tamda burda sadece bir kelime ile ne çok şey düşlenebileceğini farketti öykücü. Unuttuğu kelimeler en çok burda canını acıttı. Unutulmuş kelimeler değildi onlar. Unutulmuş yaşamlardı, unutulmuş hatıralardı, unutulmuş anlamlardı. Bir kelime bir şey değilmişti de meğer ne çok şeymişti. Çok şey vardı unuttuğu öykücünün.Hazırlıksız yakalanmıştı. Bir kelimeden ibaretti hayat. Hayat bir kelime idi de meğer içinde ne çok kelime vardı. Bir mezarlık düşledi öykücü, hayatını kaybedenleri. Meğer kaybedilen bir kelime değildi de ne çok kelime idi. Bir kelime kaybedilince ne çok şey kaybediliyordu. Ne çok kaybeden vardı o taş yığınlarınlarının altında. Üstünde bir isim, altında kaybedilmiş onca mana. Unutmak kaybetmenin özü, kaybetmek unutmanın. Meğer ne iç içe geçmişti kelimeler. Öykücü bu farkedişin ağırlığına dayanamadı ve burda duraksadı... Gözün gördüğü herşey bir kelimeydi de bu diyarda, kalbin hissettiği beynin algılayabildiği herşey de bir kelimeydi. Somutta bir kelimeydi, soyutta.Ne çok kelime vardı içlerinde onların. Nutku tutuldu öykücünün. Unuttuğu kelimeleri hatırlayışını anlatacaktı da bu öyküde kalemi neler yazıyordu şimdi. Dehşete kapıldı.Kalemi tutan kendi iradesiydi de , yazan kalemin iradesiydi. Besbelli bunca unutulmuşluğun acısını çıkarıyordu ondan. Bir terkedişin, bir unutuşun, bir umursamazlığın,bir vefasızlığın intikamını alıyordu. Terketmek,unutnak,umursamamak,vefa hepsi birer kelime idi. Meğer çok kelime birleşince bir kelime olabiliyor, tek bir manaya bürünebiliyordu. Acı olabiliyordu örneğin, intikam olabiliyordu. bir kelime fazla olunca acı intikama dönüşebiliyordu. Bu matematik, bu denklem kurgusu, bu kelimelerin birbiri içinden çıkışları, bu kelimelerin birleşip yeni kelime olmaları. Dahası iç içe geçişleri ve dönüşümleri. Bu nasıl bir dünya, bu nasıl bir diyar ? Öykücü kalemi bırakmak ister bırakamaz. Kalem öykücüye esir değil, öykücü kaleme esir.Konuşmak ister konuşamaz. susmak ister susamaz. yazmak ister yazamaz, durmak ister duramaz. Madde algıya yenik, algı manaya. Bir kelimeden türeyen kelimeler, onlardan türeyen başka kelimeler ve o kelimelerden türeyen daha başkaları. Öykücü unuttukça kelimeler çoğalır.Kelimeler çoğaldıkça öykücü ölür.Cellatken öykücü kurban olur bu hikayede. Bir sigara dumanında buğulanan herşey kılıç olurda, hiçbir kelime kalkan olmaz öykücüye.Ötesi her kelime şahit olur, yaşananlara tanık kılınır. Kendinden önce yazılanlardan habersiz tanık olması gereken bir olaya tanık olarak katılan hikaye kahramanını başka bir hikayede yazdığında öykücü ne de çok kelime kullanmıştır. Şimdi o kelimeler kendi kaybedişliğine tanık olmaktadır. Vesselam kafası karışmıştır öykücünün. Bir iken çok olmayı, çok iken bir olmayı becerebilirken kelimeler, öykücünün yükü ağır çözülür diz bağları. Çözülsede aramaya koyulur unuttuğu kelimeleri. Bir farkedilmişlikten olsa gerek ki unutulmuş kelimeler diyarında bulduğu her kelimeyi yanına alır öykücü. Değilmidir ki bir kelime başka bir kelimeye dönüşebilir ya da çok kelime bir kelimeye. Bunun sırrına vakıf olmuştur artık. Seçmez kelimeleri, doldurur heybesine. Buldukça kelimeler çoğalır avucunda. Onları birleştirir, ayrıştırır, süzer, damıtır. Kar etmez, merhem olmaz yarasına. Bir kelime fazla olunca acı intikama dönüşürde eksik olunca üzüntüye. Eksik kelimeler kalır, başka başka manalara dönüşür elindekiler. Unutulmuş bir kelimenin acısı yüreğinde öykücünün hep bir adım gerisinde kalır çıkardığı manalarla aradığının. Pes etmez, yenik düşmez, düşer, kalkar, sendeler, devrilir. Kazanmak zorda kaybetmek kolaydır belli ki. Bir kelimeye ulaşmak için öykücü başka bir kelimeye tutunduğu sırada kayar ayağı. Hikayenin başında işaret edilen kelimeden düşer de hiçbir kelimeye tutunamaz. Bir çığ gibi yıkılır kelimeler üzerine. Karışık,sırasız zamansız. Hepsinin ağırlığı farklıdır. Manası farklıdır. Ezer,kırar, can yakar öykücüde. Göçük altında kalır gibi kalır öykücü kelimelerin altında, kıpırdayamaz. Onca kelime etrafında birini çekse nefes alacak belki, yapamaz. Birkaç kelime ittirse dışarı kurtulacak, kurtulamaz. Öykücü öykünün burasında onca kelime altında kalırda kalem yazmaya devam eder. Kızgın olduğu kadar vefalıdır da kalem.Sırrı kemale ermemiş bir hayatın sahibi olan öykücünün kafasındaki soru, bir cevap için verilen onca yanıt,ya da yanıtlamak için kalemi bırakıp onca sevinç ve acıdan geçerken düşürdüğü kelimeleri toplar bir bir. Sıraya koyar onları. Öykücünün unutulmuş kelimeler diye bahsettiği kelimelerdir onlar. Her biri kendi içinde bir kaos, bir kavram kargaşası, bir kısır döngü , bir obsesyon belkide. Zordur toplamak. Ancak değilmidir ki sırrı kemale ermemiş bir kilidin anahtarı sırrı kelama ermiş bir kalemdedir.Bir yaşanmışlık değilmidir aslolan. Öykücüyü ters iken düz, düz iken ters yapan. En çok kalem bilmez mi bunu. Bir yaşanmışlığın neresinde kalmıştır öykücü.Ve dahası kendi hayatının neresindedir. Ve işte öykücünün beynine düşen o soru, hangi soruya verilmiş cevaptır onun hayatı ? Kalemi eline alma nedenide bırakma nedenide aynı. Bir isme çokca mana yüklemiştirde o isim gidince hayatından eksik kalmıştır. Ve bir kelime eksik kalınca hayat artık manasını dolduran bir kelime değildir.Dahası yitirilen kelimede onca kelime, onca kelimede onca anlam yitmişken. Elde avuçta kalan kelimeleri çoğaltamadığından öykücü, bunu beceremediğinden değilmidir unutmuşluğu. O bir isimde bu kadar çoğalmışken ve çoğalan yanı kopup gitmişken suskunluğu kaçınılmaz değilmidir. Kalem üzülür yazdıklarına. Öykücünün unuttuğu kelimeleri alır hafızasına unutulmuş kelimeler diyarından. Yalnız birini bırakır. Onca unutulmuşlukta hatırlansın istemez onu kalem. Yazılmasın daha üstüne. Her kelimeyi alırda yanına başkaları yazsın diye aşkı bırakır geride. Onca yıkıntı arasından bir delik bulup uzanır kalem öykücüye. Tutar kalemi öykücü ve biter hikaye. Hikaye bitmez halbuki. Başka bir hikaye başlasın diye nokta koyulur sadece.Kalemi tutan öykücü çokca hikaye yazacaktır belli ki. Fakat bir daha bir hikaye ile başka bir hikaye arasında bunca zaman olmayacaktır.Bir uyanışa tanık olmak için bir unutuşa gerek kalmayacaktır. Bir sonra ki hikaye bu hikayenin bittiği yerden başlasın diye yazılır tekrar sadece. Onca yıkıntı arasından bir delik bulup uzanır kalem öykücüye. Tutar kalemi öykücü ve biter hikaye. Mahmut Konukoğlu 2008 İstanbul
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
• Mozan Aras yazıyı favori listesine aldı...
• Birgül Erdoğan yazıyı favori listesine aldı... • Funda Çeliker yazıyı favori listesine aldı...
Kasım
30
Kasım
25
Kasım
20
Sevmeler Hep Ağır Gelir İnsana
• Serpil Emir • Kişisel Hikayeler • 93 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Kasım
19
Big City Life(büyük Şehir Yaşamı)
• Gökhan Demirağ • Kişisel Hikayeler • 121 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
19
İnsanlar Hep Tersine Hep Tersine
• Gökhan Demirağ • Kişisel Hikayeler • 85 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
14
Kasım
9
Unutulmuş Kelimeler Diyarı ve Suskun Öykücü 2
• Mahmut Konukoglu • Kişisel Hikayeler • 97 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ağustos
14
Unutulmuş Kelimeler Diyarı ve Suskun Öykücü
• Mahmut Konukoglu • Kişisel Hikayeler • 266 kez okundu. • 7 kez yorumlandı.
Şubat
5
Temmuz
1
Eylül
3
Her Yalnızlıkta Bir Keşke Vardır
• Mahmut Konukoglu • Aşk Hikayeleri • 1978 kez okundu. • 15 kez yorumlandı.
Mart
31
Bu Hikayenin Kahramanı Benim
• Mahmut Konukoglu • Tutku Denemeleri • 1255 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Mayıs
2
Nisan
3
Mart
29 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||