UstaUstaGenç adam iliklerine kadar soğuğu hissediyordu.Ustasının kapısının önüne her gelişinde ürperiyordu gerçi, ama bu sefer üstüne şaşkın ve huzursuzdu; merikhen bozulmuştu.Binyıllardır ustasının büyük büyük atalarının zamanından beri işleyen mekanizmaya onu gören herkes saygı duyardı.Kocaman saat, yıllar süren uzun tiktakların ardından gerçekten de ilk defa bozulmuştu, hem de onun çıraklık döneminde mi?Kendisini çok kötühissediyordu.Gerçektende şaşkın ve huzursuzdu.Kapıyı çaldı.Gerçi ustasına ne söyleyeceğini de bilmiyordu.Yıllardır ustanın evinde gelgit işleri yapardı.Ustanın evinde doğmuş olması muhtemeldi.Evde yaşayan birkaç tane daha adam vardı tabi ki ancak onlar çocukla hiç konuşmazlardı.Çocuk yıllarca dadısı olan ince yapılı yaşlı adamın verdiği derslerle haşırneşir olmuştu.Eskiden dadısıyla yaşadıkları yere ev diyordu.Dadısı bir gün ölmüştü ve eve bir adam gelmişti.Çocuk büyük bir evin bahçesindeki bir yerleşkede yaşamıştı yıllarca.Ona asıl “ev”de yaşayıp ustayla ilgileneceğini söylemişti yabancı.Evde geçirdiği sürede bu adam gibi giyinmiş adamlardan 5 tane saymıştı.Ancak usta sadece çocukla muhatap oluyordu ki, çocuk henüz kendisi burada değilken onun işini yapan adamın kim olduğunu , adamın başına neler geldiğini merak etmişti ancak evde konuşacak kimse olmadığı için bu sorulara cevap bulamamıştı. Kapıyı yavaşça itip içeri girdi.Usta kitaplara gömülmüştü.Bazen çocuk evin geniş avlusunda kıpırdamayan adamlar buluyordu.Daha ilk gün ustası ona söylemişti, bu adamları ustasına getirecekti.ustasının bu adamlara ne yaptığını bilmiyordu.Aslında ustasının ne yaptığını da genel olarak bilmiyordu.Eve çok sayıda adam gelip gidiyor, ustasına büyük hürmet gösterip gizli buyruklarla ayrılıyordu.Bu adamlar kimdi bilmiyordu.Bir ay kadar geçmişti.Evin dışındaki hayat ilgisini çekiyor sayılmazdı.Yakınlarda bir şehir olmaması da buna etkendi tabii.Yine de çocuk memnundu.Dadısının öğrettiği nefes egzersizi bazlı meditasyonlar ve etüdlerle vaktini harcıyordu.Reeniea tekniğini (yaygı ve bıçak orjinli bir dövüş sanatı) geliştirmiş ve ortalama bir seviye tutturmuştu.Köydeki tesiste ara sıra yerlilerle karşılaşıyordu.Teknik kullanan hiç görmemişti ama kendisi tekniğini haftadan haftaya geliştirmişti, hayatı boyunca bu işi yapabileceğini düşünüyordu.Belki de köyden öğrenciler bulur ve onlara bu tekniği öğretebilirdi. Ustasına baktı “Efendi?” Usta başını bile kaldırmadı “ Ne oldu , ne istiyorsun?” “Şey, usta, Merihken…” boğazı kurumuştu. “Sana söyledik ya , çok lazımsa kütüphaneye git,saatin tarihi oradaki kitaplarda vardır.İstediğin gibi detaylıdır hem.Yoksa da gizli kalması gerektiğindendir.” “Konu başka usta, nasıl söylesem?” Ustanın ses tonu sertleşti “Lafı geveleme be! Beni çalışmalarımdan ayırıyorsun.” “Usta merikhen çalışmıyor, durmuş…” Ustası kafasını kağıtlardan kaldırıp doğrudan çocuğun gözlerine bakınca susmak zorunda kalmıştı.“Sizden yemekten sonra ayrılınca merikhenin yanına inip odayı havalandırmak istedim usta, ancak saat durmuştu.11.37 de takılmış. Yemeğe inmeden çalışıyordu, herhalde arada durmuş.” Usta alaycı bakışlarıyla çocuğa baktı, kalktı ve kapıya doğru hamle yaptı.Merdivenlerden indi, çocuk arkasından geliyordu.Başına ne geleceğini bilmiyordu.Usta çok sert mizaçlı bir adamdı, alaycı ve ukala geliyordu çocuğa.Yine de saygıda kusur etmeyi aklının ucundan bile geçirmiyordu.Saatin yanında durdular.Saat hala 11:37 gözüküyordu. “Yemekten önce saat temizlenmedi mi?” diye çıkıştı usta. “ bir haltı beceremiyorsun herhalde , bi boka yaramayacak mısın bu evde?” Çocuk kendini berbat hissediyordu, aceleyle kekeledi “ te-temizledim ama, yemekten önce usta!” “ En son kaç gördün saati peki?” “Şeyy…” işinin bir kısmı da temizlediği saati bilmekti “11:24 usta” “Sonra yemek yedik senin dediğine göre.” “Evet usta.” Artık çocuk “ya kovulurum” diye düşünüyordu “ya da en kötüsü bir temiz dayak yerim.”.Ustasının egzersizlerini birkaç kez görmüştü, o seviye bir Rein için kendi Reenia tekniği bir boka yaramazdı. “Kaç saat geçmiş olabilir şimdi bu hesaba göre çırak?” Çocuk bir anda heycanlanmıştı.Usta ilk defa ona çırak diyordu.Şaşkın,korkulu,salak saçma bir durumda kalmıştı.Heyecan içerisinde kolundaki saate bakabildi “ bir buçuk saat kadar usta.” “Yemek dahil yani?” “Evet us..” çocuk bir anda kalmıştı. 11:37… yemek? Kan bir anda beynine hücum etmiş gibiydi.Bu saatte ne yemeğiydi ki bu?Yemek nerden çıkmıştı.Ustasının yine o alaycı bakışlarını yakaladı. “ ama … ama usta, sohbet ettik yemekte, size saati sordum…” “Sohbet ettik, hatırlıyorsun demek… iyi iyi, bazen onu da yapamazlar.” Yüzü küçümsemeyle dolu bir gülücük yakalamıştı ustasının suratında. “Saate bir daha bak istersen çırak” Çocuk anlamsızca Merikhen’e baktı.Baktı ve bakarken saatin 13:23 olduğunu fark etti. “Ama , usta.. ben ..” “Evet, seninle sohbet ettik biraz.” Dedi adam.Sesi çocuğa ilk defa sade ve yumuşak geliyordu “Saati sordun tabii ki… yemek ise , ehm, şey…” Usta artık resmen sırıtıyordu “ Sana insanların neden bana usta dediğini anlatmanın vakti geldi sanırım!” Devasa bir senaryonun ufacık bir öyküsü.Çizgi roman tarzına yakın özgün bir projemiz var bu sefer. 3 kişilik bir ekibiz (2 çizer, 1 yazar) Bilimkurgu, gerilim türlerinde yazmayı seven arkadaşların ilgisini bekliyoruz.
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Kasım
21
Kasım
20
Kasım
20
Kasım
20
Kasım
20
Eylül
25
Eylül
25
Eylül
16
Eylül
16
Eylül
25
Eylül
25 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||