Uyarı ( İlköğretim 2 ve 3 Sınıflar İçin İki Kişilik Skeç)
2 / 6 / 2008 Pazartesi tarihinde Fatma Çetin Kabadayı tarafından eklendi, 391 kez okundu...
“Oyunculardan biri (takım elbiseli olan) duvar dibinde ve iki eli başında düşünmektedir. Diğeri (Kot pantolon ve gömlekli, pantolonun kalça kısmı yağlı boya ile boyanmış olacak, gömleğinin birkaç düğmesi açık ve göğüs kılları çizilmiş) onu görür ve kendi kendine söylenir;Ş- Şu kara kara düşünen bizim Abuzittin değil mi yahu? O,O! (Biraz yüksek s...” Okuyucu Puanı ;
Uyarı ( İlköğretim 2 ve 3 Sınıflar İçin İki Kişilik Skeç)Oyunculardan biri (takım elbiseli olan) duvar dibinde ve iki eli başında düşünmektedir. Diğeri (Kot pantolon ve gömlekli, pantolonun kalça kısmı yağlı boya ile boyanmış olacak, gömleğinin birkaç düğmesi açık ve göğüs kılları çizilmiş) onu görür ve kendi kendine söylenir; Ş- Şu kara kara düşünen bizim Abuzittin değil mi yahu? O,O! (Biraz yüksek sesle) Abuzittin… Abuzittin… Gel hele gel… Ş- Hayrola? Neden böyle kara kara düşünüyorsun? A- Hiç sorma Şerafettin kardeş… Geçenlerde bir kitap okudum, çok etkilendim. Ş- Aman Abuzittin… Ne işin var kitapla mitapla? Gel akşamları kahvede oturalım diyorum gelmiyorsun. Yine ne okudun da etkilendin? Konu neydi? A - Çevre ve doğa bilinci. Ş- (Bir kahkaha atar) Aman ne gerekli bir konu. Ne işin var oğlum senin çevreyle doğayla… İşin mi yok abicim? A- Olur mu hiç? Bak şimdi… Sen evinin bahçesine fidan diktin diyelim. Mahallenin küçükleri de geldi ve o güzelim fidanlara sallamayı başladı ne yaparsın? Ş- Bu da soru mu şimdi? Hiç düşünmem bile. Yakaladığım gibi yer misin yemez misin? Yer misin yemez misin? A- Oldu mu hiç? Ş- Ya ne yapacaktım? Oturup onlara ağaçların önemini mi anlatacaktım? Gerçi sen öyle yapardın da. Hatta onlarla fidan dikmeye kalkarsın, tanırım seni. Geç ya geç… Hiç uğraşamam fidanla dalla. A- Peki bunda anlaşamadık. Diyelim ki caddede yürüyorsun. Birisi yola tükürdü. Üstelik tükürmek içinde sesli sesli hazırlık yaptı. Tam da senin yanına gelince yere yapıştırdı. Midenin durumunu bir tarafa koy ve bana ne diyeceğini söyle. Ş- Ohaaa! A- Olur mu hiç Şerafettin? Ş- O zaman… Hop hop… Hiç yakışıyor mu sana ulan… A- Bu da olmadı… Daha kibar olmalısın. Ş- O halde derim ki “Affedersiniz beyefendi kardeş… Bir şeyinizi düşürdünüz galiba… A- Niye dalga geçiyorsun canım adamla? Ş- Ya ne yapacaktım? Güzelim mendillerimden birini uzatıp al canım kardeşim bir daha ki sefere bunu dene sonrada lütfen çöpe at mı diyeceğim? A- Neden olmasın Şerafettinciğim? Onun toz haline dönüp ağzına girmesinden daha iyi değil mi? Ş- Ben de sokakta ağzımı kapatarak yürürüm abi… (kahkaha atar) A- Peki peki… Diyelim ki otobüstesin. Ağzında bir sakız cak cak cak çiğneyen birisi yanına oturdu. Çenesi yorulunca da çıkarıp otobüsün camına yapıştırdı. Ne yaparsın? Ş- Seninki de amma soru abi ya hemen onu oradan alırım tabi ki. A- Sen niye alıyorsun kardeşim? Kendisine söyle atsın. Ş- Ben atmak için değil çiğnemek için alacağım canım. A- Sende de amma mide varmış yani Şerafettin hani… Bravo! Ş- Mide ile ilgili değil ki Abuzittin. Bu tasarrufla ilgili. A-Ya? Demek tasarrufla bu kadar ilgileniyorsun söyle bakalım… Parkta otururken bir baktın ki gençler banklara bıçakla isimlerini kazıyorlar ne dersin? Ş- Hemen yanlarına giderim. A- Küfür mü edeceksin yoksa? Ş- Ne münasebet… Fikir vereceğim… Önce kibarca bir selam “Merhaba gençler” derim, “ben sizin yaşınızdayken kalp çizer içine de sevdiğimin ve benim adımı yazardım,” diyeceğim. A- Sağ ol Şerafettin. Bu muydu senin tasarrufun? Allah bilir ya sen parkta çekirdek yiyip yere atanlara da bir şey demiyorsundur. Ş- Demez miyim hiç Abuzittin? A- Ne dersin? Ş- Verin de iki de ben çiteyim derim. A- Offf… Şerafettin offf… Ben sana çevre bilincini anlatamayacağım. En iyisi boşa nefes tüketmeyim. Ş- Bence de öyle yap bende zaten kahveye geç kalıyorum. Hem bu işleri bir sen bir ben düzeltemeyiz. Sen o güzel kafanı boşuna böyle şeylere yorma. A- Zaten herkes öyle dediği için bu çevre bu halde değil mi? Ş- Ben gidiyorum kardeş… Hadi eyvallah… Bir daha doğru dürüst kitaplar oku kendini de yorma beni de. A-Güle güle… Güle güle… Bu arada arka tarafın tamamen yağlıboya olmuş… Ş-Hiç sorma… Parktaki bankları boyamışlar. Kimse de oturma diye uyarmadı ki ağabeyciğim… Ne duyarsız ne kadar vurdumduymaz insanlar var memlekette… Hadi eyvallah! (Son)
Tavsiye Et :
Birgül Akkurt yazıyı tebrik etti...
Mesut Gül yazıyı tebrik etti...
Cemal Çelik yazıyı tebrik etti...
Adem Efiloğlu yazıyı tebrik etti...
Edip Ayhan Balkaya yazıyı tebrik etti...
Eylül
4
Eylül
3
Ağustos
31
Her Şey Olabülü De Olmayabülü De
• Gürhan Gürses • Mizah Denemeleri • 51 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Ağustos
28
Ağustos
26
Şaka Gibi Telefonlar(4)kifayet Yenge
• Bahattin Gülyuva • Mizah Denemeleri • 103 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Ağustos
20
Ağustos
20
Ağustos
20
Ağustos
20
Temmuz
29
Yağmurda İslanmaya Hakkın Yok! (2) Son
• Fatma Çetin Kabadayı • Yaşamdan Hikayeler • 200 kez okundu. • 10 kez yorumlandı.
Mayıs
2
Mart
9
Nisan
27
Nisan
27
Mart
21
Affedilmeyen Adam
• Fatma Çetin Kabadayı • Yaşamdan Hikayeler • 465 kez okundu. • 12 kez yorumlandı. |
![]() |
|
||||||||||||||||||||||||||