Üzümlü`de Üzüm Olmak(2)Üzümlü`de Üzüm Olmak(2)ÜZÜMLÜ’DE ÜZÜM OLMAK(2)Erken bir zamanın erken suskunluğu içinde,karanlık kendini gösterirken evlerde hanım dedikoduları,kahvehanelerde bey sohbetleri başlıyor.Meydan boş,sokaklar loş…Erken başlayan günü erken tamamlamanın laf koşuşturmacası limonlu ve açık kıtlama çayıyla ısıtılıyor.Ayak altı dolaşan çocuklar belki bir sohbetin kulak misafiri,belki de kendi oyun dünyalarında ağırlaşan göz kapaklarını yukarı kaldırmak için çaba gösteriyorlar.Gecenin sessizliği mekanlara yayıldıkça tüm ilçe deliksiz bir uykunun daimi misafirine dönüşüyor.Görülen mor düşler geceyi siyahtan kurtarıp, ona farklı bir renge dönüşmenin hazzını yaşatıyor.Kaç hanenin kaç üyesi bu mutluluğun renk kahramanı olur bilinmiyor ancak ,yıldızlar parıltılarıyla gecenin bu mutluluğuna ortak oluyorlar.Ta ki gece yüzünü gündüze gösterene kadar. Gece gündüz değişimini hiç kıpırdamadan yıllarca heybetiyle yaşayan dağlar karanlığın ve aydınlığın daimi şahidi,ilçenin daimi bekçisi olarak etrafı bir zırh gibi kuşatıyor.Daimi dostluğun muhabbet yaveri bulutlar bu zırhın en yumuşak halini gösteriyorlar. Dağlarla bulutların muhabbeti çoğu zaman bağlara nispet veriyor.Bir şemsiye edasıyla kuşattığı dağların gölge kahramanlarıdır bulutlar.Gölgenin en beyaz, en duru görüntüsü.Çıplaktır dağlar.Bulutların en yakın dostu.Beyaz bir kürk misali ısıttığı dağların giyinik duruşu.Dağların eteğine serpiştirilen bağlar ve evler bu muhabbeti hep kıskanıyorlar.Zirvenin daimi örtüsü kar parçası bile erimeme inadını buluta kullanmasına rağmen dağdan beklediği ilgiyi hiçbir zaman göremiyor.Ne dağa er olabiliyor, ne de eriyebiliyor.Renk kardeşine duyduğu kinle sadece dağın düşmanlığını kazanıyor.Halbuki hep beyaz bir dostluğu kendince yad eden etraf,dağı da bulutu da kendine dosttan öte dost biliyor.Etrafın bildiği bu dostluk sadece kendinde var oluyor.Var olmak bir duruşsa bu duruşun kahramanı dağlar oluyor.Bulutun gölgelediği heybet kahramanları… Dağların çevrelediği bağların,bağların çevrelediği çarşı meydanın tam ortasında merkez direği bulunuyor.Evler, bağlar ve dağlar bu merkez direğinden etrafa yayılıyor.Etrafın yayılışına cimin çayının sesi eşlik ediyor.Çay, bahar aylarında özgürlüğün tadını çıkarırken ,sessizliğin en derin halini yaz aylarında yaşıyor.Özgürlüğü dört mevsim yaşayan çayın kaynağı dere boğazı, akıttığı suyun hesabını vermeden en temiz ve en saf haliyle çaya hayat veriyor.Çay da varoluşuyla hayatlara,tarlalara,bağlara…Berraklığın altında net olarak görülen çakıl taşlarının meskeni dere boğazı,tepelerin arasında dar bir geçitten çaya karışıyor.Dar yolların sonunda kendini gizliyor, gizli bir düş gibi kendini gösteriyor.Düşler berrak bir görünüşe bürünürken su sesi eşliğinde ılık bir uyku beliriyor.Geriye kalan uğultu arasında sessizlik… Bir üzüm tanesi kadar dolgun bir hayatın hayalinin kurulduğu,umutların her mevsim döngüsünde uykudan uyandığı küçük sevimli bir diyardır Üzümlü. Cimin’dir kendisi aslında.Üzümün has diyarı sayılır ancak, üzüm isim önceliğini Cimin’e bırakır.Yılların cümbüşünün üstesinden her şeye rağmen Cimin gelir.Kararan,puslanan üzüm rengine inat buğday sarısıyla karayı kıskandırır.Kıskançlığı başa bela olan Cimin’in kıskançlığı etrafa da yayılır.Üstünlüğün en büyük hazzını üzüm yaşar.Kıskançlık doruğa Cimin’le ulaşır. Zordur Üzümlü(Cimin)’de üzüm olmak…Bir salkımın ucunda siyaha inat moruda içinde var etmeye çalışmak.Belki puslanmak çekilenlere,belki de puslanarak çekilenleri yok etmek…Var olduğu diyar Cimin’le anılsın diye kendi isminden fedakarlık etmek. Cimin diye anılan diyar, var git gidebildiğin kadar uzak etraflara. Peşinden sürükle birilerini Öyle bir türkü çığır ki Seni en çok üzüm kıskansın.
Telif Hakkı Uyarısı Üzümlü`de Üzüm Olmak(2) isimli yazı, Ayşenur Bakırhan tarafından 06.10.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Adem Efiloğlu yazıyı tebrik etti...
Hüseyin Durmuş yazıyı tebrik etti...
Kadir Bıyıklı yazıyı tebrik etti...
Aralık
4
Sevdanın Adı Lacivert Geçmişte Bildiğiniz Aslında Mavi`ydi Düşlediğiniz
• Dila Emral Aydın • Hayata Dair Denemeler • 19 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Aralık
4
Terk Edilen Sizsiniz!!!
• Dila Emral Aydın • Hayata Dair Denemeler • 27 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Aralık
4
Aralık
4
Kurtuluş Savaşı Öncesi Esnası ve Sonrası Duruma Kısa Bir Bakış 22
• Bayram Kaya • Hayata Dair Denemeler • 7 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
4
Kasım
1
Ekim
19
Ekim
14
Ekim
11
Ekim
8
Adımlar Yollar ve Kaldırımlar
• Ayşenur Bakırhan • Sevgi Şiirleri • 127 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Ağustos
17
Ekim
14
Ağustos
19
Eylül
23
Ağustos
17 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||