kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Hayvanlara Ait Hikayeler

Vahsi Orman Masali


Vahsi Orman Masali

Bir masal biliyorum.. Küçükler ve büyükler için bir masal. Herkes bu masaldan kendine bir pay çıkartsın, bana da; bu masalı sizlere anlatmak kalsın.

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde, ucu bucağı bulunmayacak kadar büyük bir orman varmış. Meşesi, çamı, gürgeni, söğüdü ve daha nice ağaç çeşidiyle; aslanından sincabına, serçesinden yılanına bin bir çeşit hayvanıyla cennet gibi bir ormanmış. Aslanlar, ceylan sürülerinin peşinden koşarmış, ama karınları tokken yanlarından geçip su içen aynı hayvanlara dönüp bakmazlarmış bile. Nehirlerde büyük balıklar küçük balıkları yutarmış, ama ne küçük balıkların nesli tükenirmiş, ne de büyük balıklar sırf küçük balık yutmak için aç değilken ava çıkarmış.

Gel zaman git zaman, bu ormanın içine kötülük tohumları düşmeye başlamış. Ormanın dışındaki köylere gidip tavukları boğazlamayı marifet bilen tilkiler, orada insanlardan gördüklerini ve duyduklarını ormanda uygulamaya kalkmışlar. Ne mi yapmışlar? İnsanlardan duydukları "Burası benim. Şuraya kadar bana ait," veya "Buralar bize ait, bizden başkası giremez" gibi sözlerin cazibesine kapılıp ormanda bir "tilkiler diyarı" kurmaya karar vermişler.

Ormanın daha yoğun yaşadıkları bir köşesini seçip:
"İşte" demişler, "burası artık `Tilkistan`dır`. Tilkistan`da sadece tilkiler yaşar ve burası tilkilerindir." Sonra da sınır diye yere belirli belirsiz çizgiler çizmişler, fakat diğer hayvanların bu çizgileri pek de umursamadığını fark edince hemen tedbirler almışlar. "Tilkistan" ın sınırlarına güçlü-kuvvetli tilkileri nöbetçi olarak dikmişler. Bu tilkiler sınırdan geçmeye çalışan daha zayıf hayvanları yaka paça uzaklaştırmışlar. "Haddinizi bilin. Siz tilki değilsiniz. Öyleyse burada ne yaşayabilir, ne de izinsiz geçebilirsiniz" demişler.

Egemenliklerini ilan ettikleri orman köşesinde yaşayan sincapları, fareleri, ceylanları, tavşanları vs. dışarı atmışlar. Bu olup bitenlerin haberi ormanda çabucak yayılıvermiş. Tilkiler, yaptıklarını meşrulaştırmak için, başkalarının da aynı şeyi yapmasını istemişler ve o yüzden de kurt, aslan, fil vs. gibi daha kuvvetli hayvan sürülerinin yanına gidip: "Bakın şu nehir kenarı tam size göre. Burası da sizin ülkeniz olsun." Veya: "Şurada çok güzel meyveli ağaçlar var, tam size lâyık" gibi sözler etmişler.
Bu hayvanlar da "Bizim tilkilerden neyimiz eksik?" diye düşünüp ormanın büyükçe bir kısmını kendilerine ayırmışlar. Böylece ormanı "Aslanistan", "Gergedanistan", "Maymunistan" veya "Filistan" gibi bir sürü parçaya ayırmışlar.

Ormanı bu şekilde paylaşma ve sahiplenme işi öyle bir çılgınca boyuta varmış ki, sincaplar ve tavşan gibi hayvancıklar bile "büyükler"den arta kalan bir-iki ağaçlık orman köşesini hemen "Tavşanistan" veya
"Sincapistan" diye ilan edivermişler. Buna diğer kuvvetli hayvanların pek aldırdığı yokmuş gerçi; çünkü sanki kendilerininmiş gibi oralarda zaten yatıyor, uyuyor, avlanıyorlarmış. "Olsun" diyormuş sincaplar; "neticede bizim de kendimize ait cennet gibi bir beldemiz var."
Bütün hayvan türleri, en güzel ve yüksek ağaçların, ormandan kaptıkları kendi köşelerinde bulunduğunu, en güzel ve lezzetli meyvelerin kendi ağaçlarında yetiştiğini; diğer hayvan gruplarının sırf bu yüzden gözlerini kendi beldelerine diktiğini düşünmeye başlamışlar. Bütün hayvan grupları topraklarının dört bir tarafının düşman hayvanlarla çevrili olduğunu, bu yüzden hep tetikte olmaları gerektiği fikrine de kapılmışlar. Kurtların arasındaki konuşmalara kulak verdiğinizde üç cümleden birisinin "Kurdun kurttan başka dostu yok" olduğunu duyarmışsınız. Fillere sorarsanız en kuvvetli hayvan türü filler, kurtlara sorarsanız en cesur hayvanlar kurtlar, tilkilere göre ise en zeki ve en yetenekli hayvan türü elbette ki kendileriymiş. Kısacası, hayvan türlerinin arasında sadece hayali sınırlar değil, rekabet ve kıskançlık uçurumları da girmiş. Fakat bu gidişatın acı meyvelerini tatmaları pek uzun sürmemiş. Hayvan sürüleri arasında önce sınır kavgaları başlamış. Aslanlar kurtlarla, filler kaplanlarla, tavşanlar sincaplarla sürüler halinde kavgaya tutuşmuşlar. "Tek bir ağaç dalımızı bile kimseye vermeyiz" diyormuş kimileri. "Siz bizim topraklarımızdan izinsiz geçtiniz, bunun cezasını çekeceksiniz" diyormuş bir başkası.

Bazen kurtlarla tilkiler birleşip aslanlara saldırıp onların birkaç ağacını ele geçiriyorlarmış, ama aslanlar bir gece baskınıyla ağaçlarını tekrar kazanıp, üstüne üstlük bütün Tilkistanı istila ediyorlarmış. Bazen geyikler, tilkilerle meydan savaşına çıkıyormuş. Ama bu arada onlarca hayvan boş yere can veriyor, yüzlercesi yaralanıyormuş. Bu işten en çok zararı zayıf hayvanlar çekiyormuş. Ne geyikler, ne ceylanlar ormanın diğer köşelerine geçemedikleri için yeterli beslenemiyorlar ve aç kalıyorlarmış. Üstelik yırtıcı hayvanlar için diğer hayvanları avlamak artık bir beslenme yolu olmaktan çıkıp, öç ve zevk alma aracı haline gelmiş. Hiç aç olmadıkları halde geyik veya ceylan sürülerinin arasına dalıp onları öldürdükten sonra bırakıp gidiyorlarmış. Diğer taraftan aslanlar, Aslanistanı hemen kenarına kurdukları nehrin, sadece kendilerine ait olduğunu, başka hiçbir hayvan grubunun ondan su içemeyeceğini ilan etmişler. Bunun üzerine, başta çok sayıda ceylan, geyik ve zürafa gibi daha zayıf hayvanlar susuzluktan telef olmuş gitmiş. Nehirden gizlice su içmeye çalışan kimileri ise aslanların pençeleri altında can vermişler. Aslanlar, sadece kendilerine tabi ve yardımcı olacağına söz veren hayvanların nehirlerden yararlanmalarına izin vermişler.
Kısacası bütün ormanı bir kargaşadır, bir kavga ve dirliksizliktir almış yürümüş. Bir zamanlar cennet gibi her şeyin ahenk ve huzur içinde sürüp gittiği, hayvanların kardeş kardeş yaşadığı orman artık cehennemden farksız hale gelmiş. Bütün hayvanlar anlamsız bir kavga ve kıskançlığa; asılsız ve dahası haksız bir paylaşım ve rekabete tutuşmuşlar. Tek bir istisnayla...

Kuşlar bütün bu kavgaları yüksekten kimi zaman acı acı gülerek, kimi zaman üzülerek izliyorlarmış. Çünkü ulu çınarların tepesinden bakıldığında ormanın tamamı görülebiliyor; aşağıda ne Filistanın, ne Tavşanistanın ne de Aslanistanın sınırlarının gerçekte var olmadığını görebiliyorlarmış. Ve bu hayali sınırlar, kanatların kendilerine sağladığı özgürlükle ormanın istedikleri köşesine uçabilen kuşlar için hiçbir engel teşkil etmiyormuş. Kuş meclisinde bu işler müzakere edilirken kuşbaşı, bunları hayretle izleyen kuslarina şunları söylemiş:

-Siz bu olup bitenlerin sadece bir paylaşım kavgası olduğunu biliyorsunuz. Eğer bu hayvanlar, Tanrının kendilerine verdiği nimetlerden onun kanunları çerçevesinde yararlansalardı, bu hayat böylesine zehir olmayacaktı.
Ama siz ucabilirsiniz, dusunen beyinler icin sınırların onemi yoktur!

Kuşlar, kuşbaşına hak vermişler ve özgürce uçmak için kanat çırpmışlar.


Gökten üç elma düşmüş.. Biri ormandakilerin başına, biri benim başıma biri de siz dinleyicilerin başına.


Vahsi Orman Masali
Yazı Sahibi
Ömer Faruk Yıldız
Ömer Faruk Yıldız tarafından 15.8.2008 tarihinde eklendi 664 kez okundu.

Etiketler

Yazı İşlemleri

Okuyucu Puanı



Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
tebrik Güngör Demir yazıyı tebrik etti...
tebrik Nesrin Göçtürk Kaya yazıyı tebrik etti...
tebrik Başar Besimler yazıyı tebrik etti...
tebrik Baturhan Kezat yazıyı tebrik etti...
tebrik Buse Pala yazıyı tebrik etti...
hikayeniz çok uzun
eminim çok güzel
olmuştur



10.10.2008 tarihinde yorumlandı.

Çok ders çıkartılacak anlamlı bir yazı. Anlayana tabii ki. Ellerine ve aklına sağlık.


20.08.2008 tarihinde yorumlandı.

Çok hoş. İnsanistan`da yaşanılanları hayvanlar alemine uygulamışsınız. Tebrikler.


17.08.2008 tarihinde yorumlandı.

Sayfamı sizin gibi büyük bir aydının şereflendirmesi güzel. Ben sizin üslubunuza ayak uyduramayacağım ama müslümanlığın milliyetlere göre farklı olduğunu düşünen birine de saygı duymayacağım. Rica ederim bu hikayeyi bu tartışmayla ayaklar altına almayalım.


16.08.2008 tarihinde yorumlandı.

mus ta-fa hni ingiliz ajaını demiş ya benm bond sen kimsin tafa kim mustafa yazıyı beğendimde yorumunu beğenmedim sayfana girdim sorumlu yazar çok biliyorsun ya çok eleştiriyors ya senin gibi tosunlar bu ülkeyi allak bullkak ediyorlar.Yazdığın si......tiri boktasn eserleri gözden geçirecek göya yazılarında birilerine geçireceksin.Hayata dair adam olmanın şifresini ya bize biz salaklşara biz şertefsizlere biz< namussuzlara yaszacaksın ya hiç konuşmayacaksın.


16.08.2008 tarihinde yorumlandı.

gerçekten çok hoş bir hikaye olmuş içinde almamız gereken o kadar çok ders var ki böyle masallar anlatılmalı tebrikler


15.08.2008 tarihinde yorumlandı.

çocuğum için o kadar kaygılanıyorum ki ! kalemine sağlık.


15.08.2008 tarihinde yorumlandı.

Tüm insanların kuşlar gibi basiretli ve aydın fikirli olması ümidiyle yazınızı tebrik ederim. Ama tilkiler az ya da hep olacak aramızda değil mi:(


15.08.2008 tarihinde yorumlandı.

Gerçekten ellerine sağlık Ömer.Sanırım insanoğlunun bu yazıdan çıkartacak çok dersi var.Ama öyle olmuyor işte.Umarım ilerde insanlık tüm Dünya`yı bir ağaç ve kendilerini o ağaçta yaprak konumuna koyarlar.Biz görmesek de olur.En azından geleceğin çocuklarına lazım olacak.


15.08.2008 tarihinde yorumlandı.


Kasım
30
Yolda Olmak 2 (kedinin Yakin Dostu)
Şerafettin YılmazHayvanlara Ait Hikayeler • 69 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
20
Yolda Olmak 1 [kedi Karar Verince]
Şerafettin YılmazHayvanlara Ait Hikayeler • 180 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Kasım
15
Parktaki Kedicikler
Zeynep AkıllıHayvanlara Ait Hikayeler • 280 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
12
Anne Serçe
Sadi SaçakHayvanlara Ait Hikayeler • 383 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
8
Pusulaya Sahip Olan Bal Arıları
Zeynep AkıllıHayvanlara Ait Hikayeler • 184 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
14
Türkiye’m
Ömer Faruk YıldızGurbet Şiirleri • 109 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Ekim
8
Sarılırım Düşüncelere
Ömer Faruk YıldızHayata Dair Denemeler • 124 kez okundu. • 8 kez yorumlandı.
Ekim
2
Anne Olmak mı? Ana Olmak mı?
Ömer Faruk YıldızSevgi ve Aşk Denemeleri • 143 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Eylül
30
İyilerin İntikami
Ömer Faruk YıldızHayata Dair Denemeler • 95 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Eylül
30
Gözlerimdeki Yaşam Ateşi
Ömer Faruk YıldızHayata Dair Denemeler • 85 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Mart
28
Padisahin İsi Ne? (ofy Vers)
Ömer Faruk YıldızEfsane Hikayeler • 1559 kez okundu. • 9 kez yorumlandı.
Mayıs
11
Fani
Ömer Faruk YıldızToplumsal Hikayeler • 788 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Ağustos
15
Vahsi Orman Masali
Ömer Faruk YıldızHayvanlara Ait Hikayeler • 665 kez okundu. • 9 kez yorumlandı.
Nisan
7
Cinayetlerim
Ömer Faruk YıldızAnı Hikayeler • 504 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Mart
28
Bugunlerde Sokaklardayim
Ömer Faruk YıldızToplumsal Hikayeler • 366 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Vahsi Orman Masali, Vahsi Orman Masali hikayesi, Vahsi Orman Masali hikaye, Vahsi Orman Masali nedir?, Vahsi Orman Masali hakkında bilgi, Vahsi Orman Masali hikayeleri, Ömer Faruk Yıldız hikayeleri, Vahsi nedir, Vahsi hikayesi, Vahsi hikayeleri, Orman nedir, Orman hikayesi, Orman hikayeleri, Masali nedir, Masali hikayesi, Masali hikayeleri,

edebiyat
Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi




ADnet Reklamları

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Minik Kuş

Erol Sunat
Bizi De Bu Hikayeler Hikaye Etti!

Sezer Nişancı
Kızıyorum Ama Bak

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?


Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | İletişim
Text Reklamlar : Mortgage Calculator | Halloween Costume Ideas | The eBay Song | Credit Cards | Loans | Gazlıgöl | Saat | Videolar Arkadaş Bul