Vahsi Orman MasaliVahsi Orman MasaliBir masal biliyorum.. Küçükler ve büyükler için bir masal. Herkes bu masaldan kendine bir pay çıkartsın, bana da; bu masalı sizlere anlatmak kalsın.Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde, ucu bucağı bulunmayacak kadar büyük bir orman varmış. Meşesi, çamı, gürgeni, söğüdü ve daha nice ağaç çeşidiyle; aslanından sincabına, serçesinden yılanına bin bir çeşit hayvanıyla cennet gibi bir ormanmış. Aslanlar, ceylan sürülerinin peşinden koşarmış, ama karınları tokken yanlarından geçip su içen aynı hayvanlara dönüp bakmazlarmış bile. Nehirlerde büyük balıklar küçük balıkları yutarmış, ama ne küçük balıkların nesli tükenirmiş, ne de büyük balıklar sırf küçük balık yutmak için aç değilken ava çıkarmış. Gel zaman git zaman, bu ormanın içine kötülük tohumları düşmeye başlamış. Ormanın dışındaki köylere gidip tavukları boğazlamayı marifet bilen tilkiler, orada insanlardan gördüklerini ve duyduklarını ormanda uygulamaya kalkmışlar. Ne mi yapmışlar? İnsanlardan duydukları "Burası benim. Şuraya kadar bana ait," veya "Buralar bize ait, bizden başkası giremez" gibi sözlerin cazibesine kapılıp ormanda bir "tilkiler diyarı" kurmaya karar vermişler. Ormanın daha yoğun yaşadıkları bir köşesini seçip: "İşte" demişler, "burası artık `Tilkistan`dır`. Tilkistan`da sadece tilkiler yaşar ve burası tilkilerindir." Sonra da sınır diye yere belirli belirsiz çizgiler çizmişler, fakat diğer hayvanların bu çizgileri pek de umursamadığını fark edince hemen tedbirler almışlar. "Tilkistan" ın sınırlarına güçlü-kuvvetli tilkileri nöbetçi olarak dikmişler. Bu tilkiler sınırdan geçmeye çalışan daha zayıf hayvanları yaka paça uzaklaştırmışlar. "Haddinizi bilin. Siz tilki değilsiniz. Öyleyse burada ne yaşayabilir, ne de izinsiz geçebilirsiniz" demişler. Egemenliklerini ilan ettikleri orman köşesinde yaşayan sincapları, fareleri, ceylanları, tavşanları vs. dışarı atmışlar. Bu olup bitenlerin haberi ormanda çabucak yayılıvermiş. Tilkiler, yaptıklarını meşrulaştırmak için, başkalarının da aynı şeyi yapmasını istemişler ve o yüzden de kurt, aslan, fil vs. gibi daha kuvvetli hayvan sürülerinin yanına gidip: "Bakın şu nehir kenarı tam size göre. Burası da sizin ülkeniz olsun." Veya: "Şurada çok güzel meyveli ağaçlar var, tam size lâyık" gibi sözler etmişler. Bu hayvanlar da "Bizim tilkilerden neyimiz eksik?" diye düşünüp ormanın büyükçe bir kısmını kendilerine ayırmışlar. Böylece ormanı "Aslanistan", "Gergedanistan", "Maymunistan" veya "Filistan" gibi bir sürü parçaya ayırmışlar. Ormanı bu şekilde paylaşma ve sahiplenme işi öyle bir çılgınca boyuta varmış ki, sincaplar ve tavşan gibi hayvancıklar bile "büyükler"den arta kalan bir-iki ağaçlık orman köşesini hemen "Tavşanistan" veya "Sincapistan" diye ilan edivermişler. Buna diğer kuvvetli hayvanların pek aldırdığı yokmuş gerçi; çünkü sanki kendilerininmiş gibi oralarda zaten yatıyor, uyuyor, avlanıyorlarmış. "Olsun" diyormuş sincaplar; "neticede bizim de kendimize ait cennet gibi bir beldemiz var." Bütün hayvan türleri, en güzel ve yüksek ağaçların, ormandan kaptıkları kendi köşelerinde bulunduğunu, en güzel ve lezzetli meyvelerin kendi ağaçlarında yetiştiğini; diğer hayvan gruplarının sırf bu yüzden gözlerini kendi beldelerine diktiğini düşünmeye başlamışlar. Bütün hayvan grupları topraklarının dört bir tarafının düşman hayvanlarla çevrili olduğunu, bu yüzden hep tetikte olmaları gerektiği fikrine de kapılmışlar. Kurtların arasındaki konuşmalara kulak verdiğinizde üç cümleden birisinin "Kurdun kurttan başka dostu yok" olduğunu duyarmışsınız. Fillere sorarsanız en kuvvetli hayvan türü filler, kurtlara sorarsanız en cesur hayvanlar kurtlar, tilkilere göre ise en zeki ve en yetenekli hayvan türü elbette ki kendileriymiş. Kısacası, hayvan türlerinin arasında sadece hayali sınırlar değil, rekabet ve kıskançlık uçurumları da girmiş. Fakat bu gidişatın acı meyvelerini tatmaları pek uzun sürmemiş. Hayvan sürüleri arasında önce sınır kavgaları başlamış. Aslanlar kurtlarla, filler kaplanlarla, tavşanlar sincaplarla sürüler halinde kavgaya tutuşmuşlar. "Tek bir ağaç dalımızı bile kimseye vermeyiz" diyormuş kimileri. "Siz bizim topraklarımızdan izinsiz geçtiniz, bunun cezasını çekeceksiniz" diyormuş bir başkası. Bazen kurtlarla tilkiler birleşip aslanlara saldırıp onların birkaç ağacını ele geçiriyorlarmış, ama aslanlar bir gece baskınıyla ağaçlarını tekrar kazanıp, üstüne üstlük bütün Tilkistanı istila ediyorlarmış. Bazen geyikler, tilkilerle meydan savaşına çıkıyormuş. Ama bu arada onlarca hayvan boş yere can veriyor, yüzlercesi yaralanıyormuş. Bu işten en çok zararı zayıf hayvanlar çekiyormuş. Ne geyikler, ne ceylanlar ormanın diğer köşelerine geçemedikleri için yeterli beslenemiyorlar ve aç kalıyorlarmış. Üstelik yırtıcı hayvanlar için diğer hayvanları avlamak artık bir beslenme yolu olmaktan çıkıp, öç ve zevk alma aracı haline gelmiş. Hiç aç olmadıkları halde geyik veya ceylan sürülerinin arasına dalıp onları öldürdükten sonra bırakıp gidiyorlarmış. Diğer taraftan aslanlar, Aslanistanı hemen kenarına kurdukları nehrin, sadece kendilerine ait olduğunu, başka hiçbir hayvan grubunun ondan su içemeyeceğini ilan etmişler. Bunun üzerine, başta çok sayıda ceylan, geyik ve zürafa gibi daha zayıf hayvanlar susuzluktan telef olmuş gitmiş. Nehirden gizlice su içmeye çalışan kimileri ise aslanların pençeleri altında can vermişler. Aslanlar, sadece kendilerine tabi ve yardımcı olacağına söz veren hayvanların nehirlerden yararlanmalarına izin vermişler. Kısacası bütün ormanı bir kargaşadır, bir kavga ve dirliksizliktir almış yürümüş. Bir zamanlar cennet gibi her şeyin ahenk ve huzur içinde sürüp gittiği, hayvanların kardeş kardeş yaşadığı orman artık cehennemden farksız hale gelmiş. Bütün hayvanlar anlamsız bir kavga ve kıskançlığa; asılsız ve dahası haksız bir paylaşım ve rekabete tutuşmuşlar. Tek bir istisnayla... Kuşlar bütün bu kavgaları yüksekten kimi zaman acı acı gülerek, kimi zaman üzülerek izliyorlarmış. Çünkü ulu çınarların tepesinden bakıldığında ormanın tamamı görülebiliyor; aşağıda ne Filistanın, ne Tavşanistanın ne de Aslanistanın sınırlarının gerçekte var olmadığını görebiliyorlarmış. Ve bu hayali sınırlar, kanatların kendilerine sağladığı özgürlükle ormanın istedikleri köşesine uçabilen kuşlar için hiçbir engel teşkil etmiyormuş. Kuş meclisinde bu işler müzakere edilirken kuşbaşı, bunları hayretle izleyen kuslarina şunları söylemiş: -Siz bu olup bitenlerin sadece bir paylaşım kavgası olduğunu biliyorsunuz. Eğer bu hayvanlar, Tanrının kendilerine verdiği nimetlerden onun kanunları çerçevesinde yararlansalardı, bu hayat böylesine zehir olmayacaktı. Ama siz ucabilirsiniz, dusunen beyinler icin sınırların onemi yoktur! Kuşlar, kuşbaşına hak vermişler ve özgürce uçmak için kanat çırpmışlar. Gökten üç elma düşmüş.. Biri ormandakilerin başına, biri benim başıma biri de siz dinleyicilerin başına.
Yazı Sahibi
Etiketler
vahsi+orman+masali , vahsi , orman , masali , ömer , faruk , yıldız , hayvanlara , ait , hikayeler ,
Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Güngör Demir yazıyı tebrik etti...
Nesrin Göçtürk Kaya yazıyı tebrik etti...
Başar Besimler yazıyı tebrik etti...
Baturhan Kezat yazıyı tebrik etti...
Buse Pala yazıyı tebrik etti...
Kasım
30
Yolda Olmak 2 (kedinin Yakin Dostu)
• Şerafettin Yılmaz • Hayvanlara Ait Hikayeler • 69 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
20
Yolda Olmak 1 [kedi Karar Verince]
• Şerafettin Yılmaz • Hayvanlara Ait Hikayeler • 180 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Kasım
15
Parktaki Kedicikler
• Zeynep Akıllı • Hayvanlara Ait Hikayeler • 280 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
12
Kasım
8
Pusulaya Sahip Olan Bal Arıları
• Zeynep Akıllı • Hayvanlara Ait Hikayeler • 184 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
14
Ekim
8
Sarılırım Düşüncelere
• Ömer Faruk Yıldız • Hayata Dair Denemeler • 124 kez okundu. • 8 kez yorumlandı.
Ekim
2
Anne Olmak mı? Ana Olmak mı?
• Ömer Faruk Yıldız • Sevgi ve Aşk Denemeleri • 143 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Eylül
30
Eylül
30
Gözlerimdeki Yaşam Ateşi
• Ömer Faruk Yıldız • Hayata Dair Denemeler • 85 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Mart
28
Padisahin İsi Ne? (ofy Vers)
• Ömer Faruk Yıldız • Efsane Hikayeler • 1559 kez okundu. • 9 kez yorumlandı.
Mayıs
11
Ağustos
15
Vahsi Orman Masali
• Ömer Faruk Yıldız • Hayvanlara Ait Hikayeler • 665 kez okundu. • 9 kez yorumlandı.
Nisan
7
Mart
28
Bugunlerde Sokaklardayim
• Ömer Faruk Yıldız • Toplumsal Hikayeler • 366 kez okundu. • 5 kez yorumlandı. |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||